Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
ANDREÏ MAKİNE’DEN
‘Sibirya Bavulundaki Sır’
babasının doktor olarak görev yaptığı Rusya’ya taşınmış, ço- ğinden, yalnızlığından adım
İBRAHİM BERKSOY
cukluğu Paris ile Rusya arasında geçmiştir. adım uzaklaşır.
1917 Ekim Devrimi günlerinde Kızılhaç görevlisi olarak Oysa romanın ana taşıyı-
957’de Sovyetler Birliği’nde doğmuş, Moskova
Rusya’ya gelip burada kalmıştır. Sibirya’da geçirdikleri yaz
cısı büyükanne gençliğin-
Üniversitesi’nde eğitim görmüş, eğitimini tamamladıktan
günlerinde torunlarına 20. yüzyılın başlarındaki Paris’e ilişkin
de ışıltılı Paris’i ve etkile-
1 sonra 1987’de Fransa’ya göç etmiş, Fransızca yazdığı ro-
büyüleyici hikâyeler anlatır. Bu fantastik hikâyeler çocukta ge-
yici Paris hikâyelerini ge-
manlarla tanınan Andreï Makine, günümüz Fransız edebiyatının
niş bir hayal dünyasının kapılarını aralar.
ride bırakıp annesiyle bir-
önde gelen temsilcilerinden biri.
likte olmak için Rusya’ya,
Yazarın Fransa’da kariyer basamaklarını tırmanması hiç de
BÜYÜKANNENİN ANLATTIĞI HİKÂYELER
Sibirya’ya gelmiştir.
kolay olmamıştır. Romanlarını Fransızca yazsa da siyasal sı-
Büyükannenin torununa anlattığı hikâyeler arasında yer alan
O yıllarda (30’lu ve 40’lı
ğınmacı statüsünde bir Rus göçmen olması Fransız yayınevle-
Rus Çarı II. Nikolay ve eşi Aleksandra’nın 1896 yılındaki Pa-
yıllar, öncesi ve sonrasıyla
ri tarafından kabul görmesini güçleştirmiştir. O da kabul görene
ris ziyareti, bir bakıma, 20. yüzyılın başlarındaki Paris’i yüzyı-
İkinci Dünya Savaşı yılları) Rusya’da kıtlık vardır, uzun süren
kadar çareyi kendisini yazar olarak değil de Rusçadan çeviriler
lın son çeyreğindeki Sovyet Rusya’ya bağlayan bir köprü göre-
dondurucu Sibirya soğukları vardır; mimarisiyle, büyük altya-
yapan bir çevirmen olarak tanıtmakta bulmuştur.
vi görür. Roman boyunca yeri geldikçe bu ziyarete geri dönül-
pı ve üstyapı yatırımlarıyla, merkezi şehir yaşamıyla, metrola-
mesi yazarın bu bağ kurma çabasına katkıda bulunur.
YAŞAMINDAN İZLER TAŞIYAN BİR ROMAN
rıyla, büyük meydanlarıyla, eğitim sistemiyle, ideolojisiyle, üst
Büyükannenin anlattığı hikâyeler arasında yüzyılın başların-
Yayımlanışından 30 yıl sonra 2025’te, Yasemin Çalıkır tarafın-
yapı kurumlarıyla, endüstriyel tesisleriyle görünür hale gelen
da Fransa’yı derinden etkilemiş pek çok olay (1910 yılındaki
dan Fransızca aslından dilimize Sibirya Bavulundaki Sır adıyla
Stalinizmin ağır baskı rejimi vardır, savaş vardır.
sel felaketi, cumhurbaşkanının tuhaf ölümü vb.) ile birlikte ai-
çevrilen ve yazarın Sovyet Rusya dönemindeki yaşamından derin
Kısacası bir yanda terk ettiği Paris’teki ışıltılı hayat, öte yan-
lenin tarihine ilişkin kişisel hikâyeler de yer alır.
izler taşıyan romanın Fransa’da yayımlanması hiç de kolay olmadı.
da hiç de Paris’e benzemeyen ağır, kasvetli bir Sovyet rejimi.
Yıllar içinde Fransa’nın en saygın ödüllerini alacak olan ro-
SIR BAVULU!
Yazarın temel meselesi, kendi yaşamından da hareketle, önce
man, yayınevi tarafından önce reddedildi, daha sonra yazarın
Büyükannenin torununa anlattığı hikâyelere ilişkin dönemin
bir çocuğun, daha sonra da bir ergenin gözünden bu derin ikile-
Rusçadan Fransızcaya çevirisi olarak yayımlandı.
gazete kesikleri, fotoğraflar, anılarla yüklü biblolar, o dönem-
mi görünür ve anlaşılır hale getirebilmektir. Romanın ilerleyen
1995’te roman “Le Testament Français” adıyla yayımlandı-
de gündelik yaşamda kullanılan kimi eşyalar, yıllar boyunca bir
bölümlerinde (2. kısım, 3. bölüm, s. 141 vd.) büyükannenin to-
ğı yıl Fransa’nın en prestijli iki ödülünü (Prix Concourt ve Prix
“sır bavulu”nun içinde özenle saklanmıştır.
runu anlatıcı çocuğu bir yetişkin olarak Paris’te görürüz.
Médicis) birden almıştır. Roman 2000 yılında Grande Médaille İçindekilerle bu sır bavulu, bir metafor olarak büyükannenin
de la Francophonie ödülüne de değer görülmüştür. Fransa’dan Sovyet Rusya’ya uzanan belleğini simgelemektedir.
GÜÇLÜ BİR ANLATIM...
Yazarın kendi adıyla yayımladığı Bir Sovyet Kahramanının
Sanırım bavulun romanda oynadığı rol göz önüne alına- Büyük ölçüde otobiyografik öğeler barındıran bu bölümde
Kızı ve Son Söz adlı kitapları ile Gabriel Osmonde takma adıy-
rak kitap dilimizde Sibirya Bavulundaki Sır adıyla yayımlan- anlatıcı çocuk, artık bir yetişkin olarak kendisini büyükannesi-
la yayımladığı Yaşlanmaktan Korkmayan Bir Kadının Yolculu-
mış. Bu arada roman her ülkede başka adlarla yayımlanmış-
nin Fransa’sını keşfetmeye adar.
ğu adlı kitabı daha önce dilimize çevrilmişti.
tır (ABD’de Dreams of My Russian Summers, İngiltere’de ise
Kütüphanelerde Fransa hakkında ne varsa okur. Yazar olma
Sibirya Bavulundaki Sır yazarın dördüncü romanıdır. Yaza-
Fransızcadaki özgün adıyla Le Testament Français vb).
uğraşındaki ergen birinin Paris’i anlama ve bu ışıltılı şehirde
rın özellikle Sovyet Rusya’da geçen yaşamından derin izler ta- Büyükannenin anlattığı hikâyelerin etkisinde kalıp o hikâyelerdeki
tutunma çabasının anlatıldığı bu otobiyografik bölüm romanın
şıdığı izlenimi uyandıran roman, on yaşlarında bir çocuğun gö- hayalin peşinde koşturarak ergenliğe ulaşan çocuk, hayal ile ger-
en parlak bölümlerindendir.
zünden 1960’lı yıllara, sonrasında da aynı çocuğun ergenlik dö- çeğin birbirine karıştığı, kimi zaman yer değiştirdiği, “zamanın
Şehir ve çevre betimlemeleriyle, insan ve toplum analizleriy-
nemindeki 70’li yıllara odaklanır. Atlantis’i yuttuğu” karmakarışık bir hayal dünyasında kendisini
le, zengin imgeleriyle, güçlü edebi anlatım özellikleriyle bir er-
Roman boyunca Sovyet toplumundaki gündelik yaşam, şehir- bir anda derin bir sessizliğin, ıssızlığın, yalnızlığın ortasında bulur.
genin gözünden yazarın Paris’teki günlerinin anlatıldığı bölüm-
ler, köyler, bireyin kolektif yaşamdaki yeri, doğa betimlemele- 1910’da Paris’te bir sel felaketi olur. Seine Nehri adeta bir
lerde roman gerçek bir okuma keyfi vaat ediyor.
riyle zenginleştirilmiş, çağrışımlara açık edebi bir dille anlatılır.
denize dönmüştür. Çocuk, anneannesinden ödünç aldığı dille o
Andreï Makine’in Sibirya Bavulundaki Sır romanı, belleğin
Roman kahramanı çocuk (roman boyunca bir anlatıcı günleri şöyle dile getirir: “Anneannemin Fransa’sı, puslu bir
ve hayal gücünün birbirini harekete geçirdiği, unutuş ve hatırla-
olarak karşımıza çıkacak çocuğun bir adı yoktur, romanın so- Atlantis gibi dalgaların arasından yükseliyordu.” (s. 24)
yışların belirleyici olduğu, imge ve çağrışımlarla bezeli incelik-
nunda yalnızca bir yerde Alexey’in sevecen bir kısaltması olan Çocuk, büyüyüp büyükanneden uzaklaştıkça Moskova’ya gide
li dille yazılmış etkileyici bir roman.
n
“Alyoşa” adıyla söz edilir), yaz tatillerini Fransız asıllı büyü- gele oradaki şehir yaşamına karıştıkça, orada arkadaşlarıyla yeni
kannesi ile Sibirya bozkırında bir kasabada geçirmektedir. maceralara atıldıkça, ergenlik arzusuyla aşkı tanıdıkça Sibirya’da Sibirya Bavulundaki Sır / Andreï Makine / Çeviren:
Büyükanne, 1900’lerin başında Fransa’da doğmuş, çocukken büyükannesiyle birlikte yaşadığı günlerin ıssızlığından, sessizli- Yasemin Çalıkır / Eriken Yayınları / 304 s. / 2025.
Uykusuz Yüzyıllar Kendi Adımıza ve
/ Bedriye Konuşamayanlar
Korkankorkmaz / Adına Konuşmalıyız
İzan Yay. / 170 s. / Mert Bayram /
Fabrik Kitap / 48 s.
“Yaralı bir çağın uyku-
suz vicdanından, karan-
“Beni doğrultma,/ doğ-
lıkta titreyen bir mum gi-
rultuma doğru doğrul-
VİTRİNDEKİLER
bi doğdu bu şiirler. Her
mam için/ biraz inan
dizesi yitirilmiş bir ço-
bana/ biraz şüphe
cuğun sessiz çığlığı, her
duy,/ azıcık yaklaş/ az
lerini içeriyor. Hepsi de otobüste, metro- ni çözümleyebilmek. Kitabın dördüncü
kıtası savaş meydanla-
uzaklaş sonra,/ gidilmemiş yolların/ hük-
da, pazar yerlerinde karşılaştığınız ama baskısına eklenen ve her biri farklı tarih-
rında unutulmuş bir insan kalbinin ağıdı-
mü olmayacağı için/ adımlarımın söyle-
tanımadığınız insanların tanıdık öyküle- sel, coğrafi ve kültürel bağlamların üret-
dır.” diyen Bedriye Korkankorkmaz’ın Uy-
ri. Belki üst katlardaki komşunuzun belki diğini dinle,/ eşiğinde durduklarıma kar-
tiği özgün sesler olarak ele alınan Nesi-
kusuz Yüzyıllar’ı yalnızca bir şiir kitabı de-
de iş arkadaşınızın ya da sizin öykünüz. şı/ adımlarınla uyar beni// Çırpılmış kanat-
mi Çimen, Muharrem Ertaş ve Âşık Da-
ğil; adaletin, merhametin ve direnen insan
lar,/ bende ondan yok;/ ilk insanı ayakla-
Engin’in usta kaleminden sıradan insan- imi yazıları, bu yaklaşımı daha da görü-
ruhunun haykırışı. Yoksulluğun terini, sür-
rı üzerine/ yerküreye atan Çalap,/ beni de
ların içimizden öyküleri. nür kılıyor. Kitabın bir özelliği de halk kül-
günlerin gözyaşını, barışa aç çocuk yü-
onun peşinden attı” Kitaptan... Kendi Adı-
türünü ayrımlar ve çoğulluklar üzerinden
reklerin özlemini taşıyor dürüst ve yürek- Avludaki Ses / Metin
mıza ve Konuşamayanlar Adına Konuş-
okuması. Anadolu halk şiiri, Alevi-Bektaşi
li dizeleri.
Turan / Ürün Yay. /
malıyız, Adsız (2021) ve Aynanın Ön Yü-
nefesleri, âşık icraları ve müzik pratikle-
231 s.
Çıngıraklı Şerife /
ri, Âşık Veysel, Ruhi Su, Feyzullah Çınar, zü (2022) isimli iki şiir kitabı daha bulunan
Gülseren Ünsün Engin
Mert Bayram’ın üçüncü şiir kitabı. Kitap-
Metin Turan, Avluda- Neşet Ertaş kendi iç mantığı, dili ve tarih-
/ İzan Yay. / 112 s.
taki altı şiiri daha önce dergi ve fanzinler-
ki Ses’le, halk kültürü- sel deneyimi içinde değerlendiriliyor. Kül-
ne ilişkin yerleşik kabul- tür alanındaki çözümlemelerinde folkloru de yayımlanmış, on şiiri ise ilk kez bu ki-
Gülseren Ünsün
leri yeniden düşünmeye farklı seslerin, inançların, yaşam biçim- tapta yayımlanan toplam on altı şiirinden
Engin’in Çıngıraklı Şe-
çağırıyor. Turan’ın srar- oluşuyor. Yalın şiirleri bireyin kendisiy-
lerinin kesişim alanı olarak düşünen Tu-
rife kitabı, kent insa-
la vurguladığı gelene-
ran, Avludaki Ses’te de yalnızca “neyin le ve toplumla ilişkisine, varoluşsal sancı-
nının; dar sokaklarda,
ği anlamak, onu bugü-
korunduğu” ile ilgilenmiyor; nasıl oluştu- lardan modern yaşamın getirdiği yaban-
gecekondularda, kala-
ne “taşımak” değil; ge- ğu, hangi koşullarda biçimlendiği, hangi cılaşmaya kadar geniş bir konu yelpaze-
balık caddelerde, sıkı-
leneği özümsemek, iç dinamiklerini kav-
şık apartmanlarda ya- müdahalelerle dönüştürüldüğü sorularını sine sahip şair, uzun şiir başlıklarıyla da
ramak ve onu var eden düşünsel evre-
şayan insanların öykü- merkeze alıyor. dikkat çekiyor.
4 29 Ocak 2026

