07 Mayıs 2024 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Yaşar Kemal’den “Tek Kanatlı Bir Kuş” Korku korku Anadolu Yaşar Kemal, kırk yıl boyunca çekmecesinde tuttuğu bir romanını okuyucu karşısına çıkardı: “Tek Kanatlı Bir Kuş”. Usta yazar romanında, içine kimsenin girmeye cesaret edemediği, gerçek ile düş arasında yaşayan küçük bir kara parçası olan Yokuşlu’ya oturtmuş hikâyesini. Yokuşlu ise korkunun bir başka türlüsünün yaşandığı yerin adı olacaktır roman boyunca. r Eray AK demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o zaman çekin gidin derdim. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim.” KORKUDAN KORKMAK Korkudan korkmak, korkmaların en beteri, en katlanılmaz olanı belki de. Yaşar Kemal de böylesi bir korkuyu dillendirmeye çalışıyor Tek Kanatlı Bir Kuş’ta. Yaşar Kemal’in dillendirmeye çalıştığı korkunun sabiti belli ekseni ise dağınık. Aslında anlatılan hikâyenin başından beri tüm kahramanlar asla “giremeyeceklerini” bildiği kasabadır yazarın korku sabiti ancak bu temel izleğini yalnız bırakmıyor Yaşar Kemal. Yardımcı unsurlarla beslediği bu korku dünyasını, yarattığı kasabanın merkezine oturtuyor ve kahramanlarına bu korkuyu, sadece uzaktan izleterek bile duyumsatmayı başarıyor. Çevrenin kendi yarattığı bir korku bu. Kasabanın kendi laneti ya da farklı bir durum söz konusu değil. Sadece orada bir “şey”in olduğunu biliyoruz biz okuyucu olarak. Gerisi ise hikâyede yaşayanların bildiği... Zaten bu “tedirgin” hal sağlıyor hikâyenin gerçek kimliğini bulmasını. Bu romanın anahtarını bize veren kelime de “korku”dan çok bu olsa gerek: “Tedirgin”. Çünkü hikâyenin korkuya kanlı canlı unsurlarıyla bire bir maruz kalan sadece bir karakteri var. Geri kalanlar sadece duydukları, cesaret edemedikleri ve birbirinden etkileşimleriyle yarattıkları, hatta sadece yazarın hayal gücünde var olan bir korkunun esiri oluyorlar. Klasik Yaşar Kemal çizgilerini de bulabiliyoruz elbette romanda. Halka dönük politik bir yüz hâkimdir Yaşar Kemal’in çoğu romanına. Halk şiiri ve destanlarda olduğu gibi insani değerlerden kopmamaya çalışan bir yan hep vardır. Destansılık ve halk şiirinin o kendine has havasıyla dilini de beslemiştir aynı zamanda Yaşar Kemal. Siyasi görüşü ve sanatı ise hep eşgüdümle ilerler. Bunun yanında doğa ise yapıtlarının vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Tek Kanatlı Bir Kuş’ta bunların hepsinden parça parça yakalamak mümkün ancak romanın kendine has büyülü bir dünyası var. YOKUŞLU’NUN YOLLARI YOKUŞ Gerçek ile düş arasında yaşayan küçük bir kara parçası olan Yokuşlu’ya oturtmuş hikâyesini yazar. Tek Kanatlı Bir Kuş, halkı tarafından terk edilmiş Yokuşlu kasabasına tayini çıkan, bunun üzerine eşi Melek Tavdemir Hanım’ı da yanına alıp yola koyulan posta müdürü Remzi Tavdemir Bey’in hikâyesi aslında. Romanda her şey bir tren yolculuğu ile başlıyor. Üç günlük zorlu bir yolculuk ve ardından tayin olunan Yokuşlu’nun garı karşılarındadır. Ancak gariplik daha bu garda başlamıştır. Ortalık ıssız, sessiz ve yaşam belirtisi göstermemektedir. Gözle görülen tek canlı istasyon şefi Laz Sadrettin’dir. O da garip davranışları ve söyledikleriyle Remzi Bey ve Melek Hanım’ı daha da tedirgin etmekten başka bir yapmaz: “ (…) sen Yokuşlu’ya gitme. Gidemezsin. Gidemeyeceksin. (…) doğru buradan Ankara’ya git.” Tek güzelliği Yokuşlu’ya “gidemeyen” otobüslerin nereden geçtiğini göstermek ve güzel, kaçak çay ikram etmek olur istasyon şefi Sadrettin’in. Ancak o otobüsler de Fotoğraflar: Hakan Ezilmez Korkudan korkmak, korkmaların en beteri, en katlanılmaz olanı belki de. Yaşar Kemal de böylesi bir korkuyu dillendirmeye çalışıyor Tek Kanatlı Bir Kuş’ta. 952’de yayımladığı ilk öykü kitabı Sarı Sıcak’tan beri edebiyat dünyamızda Yaşar Kemal. Yapıtları ise kırk dilde yankı buluyor. Nobel edebiyat ödülüne Türkiye’den aday gösterilen ilk yazar aynı zamanda. Bu bağlamda Yaşar Kemal, sadece Türkçe edebiyat için değil, dünya edebiyatı için de çok şey. O yüzden kendisi ve dünyadaki yankısı hakkında çok konuşmaya, onun kim olduğundan uzun uzadıya bahsetmeye gerek yok. Adı yeter derler ya hani, Yaşar Kemal de öyle işte. Adı duyulduğunda yazarlığının yanında sosyalist duruşu ve barış yanlısı tutumu başta olmak üzere daha birçok şey de akla geliyor tabii ama o başlı başına bir yazı konusu. Bu yazının konusu ise Yaşar Kemal’in kırk yıl aradan sonra yayımlamaya karar verdiği romanı “Tek Kanatlı Bir Kuş”. İlerlemiş yaşına rağmen hâlâ verimlerine devam ediyor Yaşar Kemal. Daha geçen yıl Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinin son kitabı “Çıplak Deniz Çıplak Ada”yı okuyucularına sunmuştu yazar. Şimdi ise Tek Kanatlı Bir Kuş’la çıktı karşımıza. Hoş, az önce de dediğim gibi kırk yıllık bir roman aslında elimizdeki ama yazarın, edebiyat dünyasında, şimdi ortaya çıkardığı yapıtlarla da olsa hâlâ varlığını devam ettirmesi üzerine ayrıca düşünülmesi gerekir. 1969’da kaleme almış henüz yayımlanan romanı Tek Kanatlı Bir Kuş’u Yaşar Kemal. Romanda genel çerçevede yapmak istediklerini ise şöyle anlatıyor: “Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu kitapta da korkuyu anlattım. Kayseri’de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerilerine düşeceğinden korkuyor, düşmesin diye taşı S A Y F A 4 n 2 6 1 Yokuşlu’ya hâkim bir tepede oraya gidecek yolcuları bırakmaktan fazlasını yapmazlar. Yani, Yokuşlu’nun yolları gerçekten yokuştur. Kimse giremez. Yaşar Kemal’in kelimelere döktüğü bu korku ve tedirginlik hali, posta müdürü Remzi Bey ve eşi Melek Hanım’ın daha trenden inişlerinden itibaren çevre tarafından maruz bırakıldıkları söylenti ağı ile yaratılıyor. Üstelik Remzi Bey’in memur olarak tayin oldukları her yeni yerde yaşadığı o tarif edilemez tedirginlik de romanın daha ilk sayfalarından, yazarın yaratmak istediği korku tüneli halkalarının oluşmaya başladığını görüyoruz. Yokuşlu’nun neden terk edildiği, neden hiçbir arabanın, otobüsün ya da yayanın oraya çıkamadığı, en korkusuz görünen şoförlerin bile neden Yokuşlu’ya gitmekten çekindiği ise romanın sonuna kadar, her satırda akla gelececk en önemli soru. Romanın gizemini, gerçekle düş arasında gezinen düzlemini de bu belirsiz hal meydana getiriyor zaten. Hikâyenin gidişi boyunca da bununla ilgili söylentiler etraftan, zaman zaman uğrayan misafirlerden sürekli duyuluyor. Bu söylenti ağı ise tam da Anadolu coğrafyasının kalbinden akan sesleri dillendiriyor sanki. Batıl ve safça inanışların gölgesinde kalır Remzi Bey, Melek Hanım ve Yokuşlu kasabası. Melek Hanım ve Remzi Bey’in bu Yokuşlu’ya girme çabalarına, “Alamancı” Zeliha ve kocası Hüsam ile bir sıkıntısı olduğu belli olan ama bir türlü dile getiremeyen Yanıkoğlu Hüseyin de katılıyor hikâyenin ilerleyen bölümlerinde. Romanın içinde yaşayan tüm bu karakterler ise romanın da her aşamasında ortak nokta olan “korku” atmosferinde birleşiyorlar. Yaşar Kemal’in Tek Kanatlı Bir Kuş’ta yapmaya çalıştığı şey aslında hayalgücü canavarını ortaya çıkarmak. Yazarın böylesi güçlü bir hikâyeyi bugüne kadar saklaması ise üzerine düşünülmesi gereken bir durum. Usta yazarın çekmecesinde daha neler var bilinmez ama Tek Kanatlı Bir Kuş gibi güçlü metinleri kırk yıl sonra da olsa okumuş olmak ciddi bir mutluluk sebebi. Yaşar Kemal’in çekmecesini biraz daha karışn tırması umuduyla... [email protected] Tek Kanatlı Bir Kuş/ Yaşar Kemal/ Yapı Kredi Yayınları/ 72 s. E Y L Ü L 2 0 1 3 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1232
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle