11 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Salı 12 Eylül 2017 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: EMİNE BİLGET Yüce Divan istemişti haber 5 Bahçeli, Zafer Çağlayan hakkında ABD’de açılan davaya karşı hükümete destek verirken; MHP, Soruşturma Komisyonu’nun aklama raporuna muhalefet etmişti MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hak kında ABD’de açılan dava ve tutuk lama kararına karşı hükümete des tek verirken; MHP, TBMM Soruştur ma Komisyonu raporuna verdiği mu halefet şerhinde Çağlayan’ın Rıza Sarraf’tan yüksek miktarda maddi ka zanç sağlamak, “resmi belgede sahte cilik, rüşvet, nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanmak”tan Yüce Divan’a sevki ni istemişti. Şerhte, Çağlayan’ın Sarraf’tan aldığı rüşvet miktarları da tek tek sıralanmıştı. EMİNE KAPLAN MHP Genel Başkanı Bahçeli, bir grup gaze teciye yaptığı açıklama da, Çağlayan hakkında ABD’deki tu tuklama kararının anımsatılması üze rine “ABD, Türkiye ile dost ve mütte fik ilişkisinin çok çok ötesinde Türki ye aleyhine gelişebilecek olaylara se bebiyet veren bir tavır ve politika izli yor. Öyle bir politikanın içerisinde de ğişik unsurları uyandırma arzusu da taşıyabilir. O konuda bilgi sahibi deği liz. Fakat ABD ve Almanya, buna ben zer ülkeler bir anlamıyla Türkiye’nin geleceğini karartabilecek politikala rı izlemeyi alışkanlık haline getirdi. Amaçlarının ne olduğu tahmin edili yor ve Türkiye onlara müsaade etme yecektir” dedi. Oysa MHP, 4 eski ba kanla ilgili kurulan TBMM Soruştur ma Komisyonu’nun aklama yönünde ki raporuna muhalefet şerhi vermişti, Şerhte şöyle denmişti: l Çağlayan yöneticiliğinde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman As lan, Özel Kalem Müdürü Onur Ka ya, Mustafa Behçet ve oğlu Salih Ka an Çağlayan’dan oluşan bu grupların Rıza Sarraf’a menfaat karşılığı çeşitli imtiyazlar sağladığı, l Gana’dan kaçak yollarla ülkeye sokulmak istenen 1.5 ton altın ile ilgili idari ve adli soruşturmaların engellendiği ve altınların Dubai’ye Bahçeli Çağlayan ‘ÜZERİNE TAVİZSİZ GİDİLSİN’ MHP lideri Bahçeli, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından koalisyon görüşmeleriyle ilgili olarak “Çözülme süreci kapsamında bizim hükümet ortağı olmamız bir defa kendimizi inkârdır. İkinci olarak 1725 Aralık rüşvet ve yolsuzluk karanlığının üzerine tavizsiz şekilde gidilmelidir. Bu konuda hiç kimse ayrıcalıklı görülmemelidir. Rüşvet ve yolsuzluk soruşturması tekrar açılmalı, ucu kime dayanırsa dayansın, hukuk kimi hedefine alırsa alsın tam bir arınma, tam bir mıntıka temizliği yapılmalıdır. Mesele sadece 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmesiyle sınırlı olmayacaktır” demişti. gidişi ve girişi sağlandığı, l Rıza Sarraf tarafından şirket he sabına gelen paraların (döviz veya Türk parası) yüzde 0.4 ve yüzde 0.5’inin Çağlayan’a ödendiği, l Rıza Sarraf tarafından Çağlayan’a değişik tarihlerde 32 milyon 53 bin euro, 6 milyon 766 bin 750 dolar ve 3 milyon 460 bin TL verildiği, l Rıza Sarraf tarafından Çağlayan’a 300 bin İsviçre Frangı (700 bin TL) değerinde saat verildiği, l Çağlayan’ın 106 bin 400 TL değerindeki piyano’nun mal bildiriminde bulunulmadığı, l Çağlayan’ın, bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası) hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında tutarsızlıklar olduğu, l Çağlayan’ın bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu, bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında tutarsızlıklar olduğu, l Çağlayan’ın Türk Ceza Yasası’nın 204. maddesi ‘resmi belgede sahtecilik’, 252. maddesi ‘rüşvet’, 255. maddesine göre ‘nüfuz ticareti’, 257. maddesine göre ‘görevi kötüye kullanmak’tan Yüce Divan’a sevki gerekmektedir. l ANKARA Saatin yazısını MHP duyurdu Çağlayan’ın 700 bin TL değerindeki saatin parasını Sarraf’a elden verdiğine ilişkin bir otelin antetli kâğıda yazılı belgesi, MHP’nin muhalefet şerhine koyduğu ek belgeler sayesinde ortaya çıkmıştı. Çağlayan’ın komisyona gönderdiği yanıtlar arasında yer alan otel antetli kâğıdın fotokopisinde Sarraf’ın el yazısıyla “Saat bedeli olan 240 bin euroyu Zafer Çağlayan’dan teslim aldım” ifadesi yer almıştı. MHP: Erdoğan biliyordu Yine MHP’nin muhalefet şerhinde, MİT’in Sarraf’ın ilişkileri konusunda dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ı uyardığı vurgulanarak, şöyle dendi: “Bebek Zencani ile ilişkili olan ve Türk vatandaşlığına geçen Sarraf’ın Türkiye’deki faaliyetleri MASAK, MİT ve Emniyet birimleri tarafından takip edilmiştir. MİT’in çalışmaları sonucunda elde edilen bilgiler o dönemde Başbakan olan Tayyip Erdoğan’a rapor olarak 2013 yılının Mart ayında 45650928 sayılı yazı ile bildirilmiştir. MİT’in bu yazısı, Başbakan Erdoğan’ın bilgisi dahilindedir.” Bahçeli’ye bir istifa şoku daha MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, eski Özel Kalem Müdürü Ömer Karakaş partisinden istifa etti. 4 yıl Alparslan Türkeş’in Özel Kalem Müdürlüğü görevinde bulunan Karakaş, 19972011 arasında ise Bahçeli’nin özel kalem müdürlüğünü yaptı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulmak üzere Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na dilekçe veren Karakaş’ın Meral Akşener’in yeni kurulacak partisine katılacağı iddia edildi. Sarraf BİR KEZ DAHA HÂKİM KARŞISINA ÇIKTI ABD’de tutuklu bulunan ve önceki gün mahkum kayıt sisteminde “salıverildi” şeklinde gösterilince kamuoyunda tartışmaya konu olan Rıza Sarraf, dün New York’ta mahkemeye çıkarıldı. Sarraf, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da dahil edildiği yeni iddianamedeki suçlamaları reddetti. New York Güney Bölge Başsavcı Vekili Joon H. Kim, içine eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan gibi isimlerin de sanık olarak eklendiği yeni bir iddianame hazırlayarak, Sarraf’a yönelik suçlamaların da kapsamını genişletmişti. Dün New York’ta, Sarraf’ın bu iddianamedeki suçlamaları kabul edip etmediği konuları üzerine bir duruşma gerçekleşti. Duruşmaya katılan CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, mahkemeye ayakları zincirli getirilen Sarraf’ın tüm suçlamaları reddettiğini belirtti. Erteleme talep edildi Özcan mahkemeden şu bilgileri paylaştı: “Yeni iddianamenin merkezinde artık Halkbank’ın olduğunu söyleyen Brafman, dosyanın daha da genişletilme si, isnat edilen suçların ve istenen hapis cezasının artması dolayısıyla savun ‘YENİ İSİMLER EKLENEBİLİR’ ma hazırlığı yapmak için zamana ihtiyacı olabileceğini iletti. Halkbank’ın Avukatı Victor Rokko kalp ameliyatı geçirmiş. ABD’de tutuklu yargılanan Rıza Sarraf’ın davasını izlemek için Hem Sarraf hem de Halkbank tarafından ABD’ye giden CHP Genel Başkan Yar esastan yargılamanın ileri bir tarihe atıl dıncısı Erdal Aksünger, Sarraf’ın Ame masıyla ilgili bir talep var.” rika Federal Hapishane Bürosu’nun in Yaklaşık 10 dakika süren oturumda tarafları izlenecek takvimi belirlemek üzere 25 Eylül’de mahkemeye çağıran hâkim Richard Berman, 30 Ekim jürili duruşma tarihine şimdilik sadık kalınmasını ternet sitesinden yayımlanan tahliye edildiğine dair iddiaya tepki göstererek, “Aksine dava dosyasında daha açılmamış bölümler var, açıldığında Çağlayan’ın yanına on kişi daha ekle istedi. l Haber Merkezi nebilir” dedi. l ANKARA /Cumhuriyet ‘3 ayrı suç işlediler’ Kırsal Çevre Derneği ve ODTÜ’den öğretim görevlilerinin oluşturduğu uzman ekip talan edilen ormanı inceledi. Ekibin izlenimlerine göre her şey yasadışı OZAN ÇEPNİ ODTÜ’de orman talanının boyutunun zannedilenden 3 kat büyük olduğu ortaya çıktı. Yol alanında incelemelerde bulunan uzman grubu, ODTÜ’nün 38 metrelik yol için izin verdiği alanda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in gece baskını ile 100 metreye varan bir çevrede ormanın katlettiğini ve talanın boyutlarının 100 hektarı bulduğu belirledi. Uzman grubundan Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş, hukuksuzlukların üniversitebelediye ve valilik arasında imzalanan protokolden başladığını belirterek “ODTÜ ormanı daraltılmış ve ekosistemi parçalanmış durumda. Toplam orman talanı 45 hektar, bütünlüğü bozulan orman alanı ise en az 90 hektar büyüklüğünde” dedi. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği (Kırsal Çevre Derneği) üyeleri ve ODTÜ’den öğretim görevlilerinin oluşturduğu yedi kişilik bir uzman grubun ODTÜ ormanında yaptığı incelemeler katledilen ormandaki hasarı da gözler önüne serdi. İncelemelerde bulunan grupta yer alan Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş’ın ilk izlenimleri ve sürece ilişkin değerlendirmeleri şöyle: Protokolün hukuksal bir değeri yok: ODTÜ ile belediye arasında imza Rektörden savunMA ODTÜ’ RektörÜ Mustafa Verşan Kök, “arazi bütünlüğünü ve kamu yararını gözeten titiz bir yaklaşım içinde” olduklarını belirterek valilik, belediye ve ODTÜ arasındaki protokolü savundu. 38 metrelik yol için izin veren ODTÜ rektörü, belediye çalışmalarına ilişkin ise “Açılan yüzeyin genişliği; yol yapım teknikleri, yol kenarındaki sanat yapıları ve çevre düzenlemeleri gereği, bazı yerlerde en fazla 75 metre olup, iki noktada Udönüşü yapılacağı için sadece bu bölümlerde genişlik 135 metreye ulaşmıştır. Yol bandı toplam 40 metre genişliğinde olacaktır” bilgisini verdi. Ankara Büyükşehir Belediyesi bir gece baskınıyla ODTÜ ormanını tahrip etti. lanan protokolün hukuksal bir değeri yok. Protokol bir işin yapılıp yapılmamasına, başlanıp başlanmayacağına ilişkin anlaşma metnidir. Ama bu iki yolun geçirileceği yer, hukuksal olarak ormandır. ODTÜ’ye ait özel orman statüsündedir. Anayasaya ve kanunlara göre bu tür ormanlara ‘hükmü şahsiyete ait özel orman’ deniliyor. ODTÜ ormanı 1957 yılında Türkiye Ormancılar Derneği tarafından projesi yapılmış ve sonrasında çeşitli yıllarda ağaçlandırılarak orman ekosistemi yapısını kazanmış. 2001 yılında da hukuk sal olarak orman olduğu tespit edilmiş. Buradan yol geçirilebilmesi için, ormanın gerçek sahibi ODTÜ’nün ve Orman Genel Müdürlüğü’nün onayı gerekmektedir. Ortada böyle bir olur süreci yok. Mülkiyetini veremezler: Böyle bir alan için ‘kamu yararı var’ denilerek olur verilse bile, devlet ormanı veya özel orman yapısından çıkarıp başkasının mülkiyetine olarak verilmesi olanak dışıdır. Hatta özel ormanlar 500 hektardan daha küçük mirasçılara bile paylaştırılamaz. ODTÜ ve Or man Genel Müdürlüğü onay vermişse yol geçirilecek güzergâh önce işaretlenir, bu alandaki ağaç ve ne varsa tek tek raporda belirtilir. Daha sonra ODTÜ Orman Şefliği ile Ankara Orman Bölge Müdürlüğü elemanları ağaçları tek tek işaretleyip damgalarlar. Damgalandıktan sonra ağaçların kesilmesi olanaklıdır. Ağaçlar işaretlenip damgalanmadan ormandan hiçbir ağaca dokunulamaz. 3 tane suç itirafı var: Bu yolu açarken rekor kırdıklarını söylediler ancak burada 3 tane suç itirafı var. Anayasaya ve yasalardaki yaptırımlar yerine getirilmemiş. Oradaki ağaçlar kesildikten sonra ancak ‘nakliye tezkeresi’ dediğimiz resmi bir belge doldurularak ve ağaçlardan çıkarılacak odun ve tomruklar başka bir yere taşınabilir. 3 suç var burada. Alan işaretlenmemiş, ağaçlar damgalanmamış, belgeler doldurulmamış. Devir teslim tutanağı gerekir böyle bir durumda ancak bu alan yolu yapacak kuruma resmi belgelerle de teslim edilmemiş durumda. Göz yumanlar da suç işledi: ODTÜ kendi ormanına sahip çıkmadığı ve buna göz yumduğu için suç işlemiştir. Büyükşehir Belediyesi damgasız ağaçları kesip başka yere taşıyarak suç işlemiştir. Orman Genel Müdürlüğü de kendi görevini yerine getirmeyerek ve görmezden gelerek suç işlemiştir. l ANKARA Yazarımız Hikmet Çetinkaya, Silivri’de dün görülen Cumhuriyet davasını izlediği için bugünkü yazısını yazamamıştır. BOZDAĞ SAVUNDU Zafer Çağlayan Türkiye’nin çıkarını korumuş Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcü sü Bekir Bozdağ, ABD’deki Rıza Sarraf davasına iliş kin “FETÖ’nün başaramadı ğı darbe teşebbüsünün ABD yargısını kullanarak tekra rından başka bir şey değil dir” dedi. Türkiye ile İran arasındaki ticari ilişkile Bekir Bozdağ rin hepsinin hukuka uygun olduğunu savu nan Bozdağ “Suç olan bir iş yok. ABD’de Rı za Sarraf üzerinden yapılmak istenen, sa yın bakanımız üzerinden yapılmak istenenin özü, FETÖ’nün başaramadığı darbe teşeb büsünün ABD yargısını kullanarak tekrarın dan başka bir şey değildir. New York Böl ge Eyalet Savcısı Bharara elindeki tüm bel geleri FETÖ üyelerinden almıştır. Zafer Çağ layan Ekonomi Bakanı Türkiye Cumhuriye ti devletinin çıkarlarını korumuştur. Bunu yaparken de ulusal ve uluslararası hukuka uygun görev yapmıştır” diye konuştu. Ba kanlar Kurulu’nun ardından açıklama yapan Bozdağ’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: Kılıçdaroğlu’nun terörü bitir me sözü: Önce işe bakmak lazım. 4 yıl içinde terörü bitirecekse koluna taktığı kişi lerden başlaması lazım. HDP PKK’nın siya sal bir uzantısı. Adalet Yürüyüşü’nde nasıl bir dayanışma içinde olduğunu gördük. Sez gin Tanrıkulu da SİHA’ların kullanılmasını al çaklık olarak nitelendirdi. Sen terörden mi yanasın, Türkiye Cumhuriyeti’nden mi yana sın diye hesap sorması lazım. Silahlı İHA’lar güvenlik güçlerimizin teröre karşı kullandığı önemli bir enstrümandır. ‘çağın çağdaş gericileri’: Burada bir yol ihtiyacı var mı, var. Yapılan iş bu ihti yacı karşılamaktan ibarettir. Bunlar her şeye karşı. Ne yaptıysak milletin hayrına karşı çık tılar. Bunlar çağımızın çağdaş gericileri. ‘Almanya terör örgütleri ne vatan gibi’: Almanya teröre des tek verenlere kol kanat geriyor. PKK bu gün Almanya’da serbest, DHKPC serbest, FETÖ serbest daha da ötesi himaye görü yorlar. Almanya terör örgütlerine karşı bir özgürlük alanı özgür bir vatan gibi. Ama Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na Almanya ka palı. Hangi düşünce özgürlüğünden bahse diyorsunuz siz? Teröristlere verilen kendi ni ifade etme hakkını Türkiye Cumhuriye ti Cumhurbaşkanı’na neden vermiyorsu nuz? Türkiye ülke güvenliğini ilgilendiren ko nularda tehditlerle alacağı kararlardan vaz geçmesi mümkün değildir. Almanya kendi sini AB’nin patronu gibi görüyor. Bir ülke ile AB arasında yaşanacak bir sorun birden AB üyesi ülkelerle Türkiye arasındaki bir soruna dönüşürse bunun altından hiçbir ülke kalka maz. l ANKARA / Cumhuriyet KILIÇDAROĞLU: YSK’nin yaptığı vahamet İKLİM ÖNGEL CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Yargıtay Başkanı Prof. Sami Selçuk’un görüşlerinin yer aldığı “16 Nisan 2017 Halkoylamasına İlişkin Bilimsel Görüş” adıyla dört dilde basılan kitabın önsözünü yazdı. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), gözetim ve denetim görevini vahamet boyutunda savsamaya başladığını belirten Kılıçdaroğlu, “Mühürsüz seçime karşı her türlü hukuki mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız” dedi. Kılıçdaroğlu Selçuk’un kitabının önsözünde özetle şunları kaydetti: YSK meşruluğu tekelden sarstı: 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ortaya çıkan süreçte YSK, gözetim ve denetim görevini vahamet boyutunda savsamaya başlamıştır. YSK, ilk olarak anayasada tarafsız olması emredilmiş olan Cumhurbaşkanının kampanyalara müdahalelerini denetlememiş, ardından OHAL kanun hükmünde kararnameleri ile seçimlerin yapılmasına olanak tanımış, son olarak da mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayarak, halk oylamasının meşruluğunu temelden sarsmıştır. Seçim güvenliği öncelikli konu: Seçim adaleti ve özel olarak seçim güvenliğinin önümüzdeki yıllarda da öncelikli konu olarak gündemi işgal edeceği görünüyor. 16 Nisan halk oylaması tarihe ‘mühürsüz seçim’ adıyla geçmiştir. Mühürsüz seçime karşı her türlü hukuki mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Bu sadece ‘hayır’ diyenlerin hukukunu değil, ‘evet’ diyenler de dâhil olmak üzere, oy kullanan 49 milyon 798 bin 855 seçmenin her birinin hukukunu koruma çabasıdır. l ANKARA C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle