20 Mayıs 2024 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
ALİ DENİZ USLU em Süer, asimetrinin köşe kapmaca oynadığı kesimler, ikinci bir ten niteliği taşıyan deriden geliştirilen tasarımlar, renk skalasının en soft tonlarının el yapımı dekoratif aksesuarlarla hareketlendirildiği neo - romantik bir şehirli kadın tasarlıyor. • CumhuriyeC HAFTA "gONU • 26 EYLÜL 2009 CUMARTESİ 7 Modanın b m m • • ır derdı vesöyleyecekleri Moda marazlı bir iş. Detaylara bağımlı. Modacı Özlem Süer de ayrıntıları seviyor ama takıntılı değil. Septik yanları olsa da tasarımlarında zamanın akışına izin veriyor. Modayı da hayatı da farklı algılıyor. O yüzden çok bilerek değil, çok sorarak yaşıyor. Modacı olma modasından uzak. Onun için önemli oîan herkesin "ben ne istiyorum?" sorunu sorabilmesi. o Modacı özlem Süer dünyada 100'ü aşkın noktada markasım satıyor. Müşteri yclpazesi kraliyet ailelerinden sinema oyuncularına, caz ve pop yıldızlanndan seçkin birçok kişiye uzanıyor. Ayııı zamanda akademisyen. Süer yaptığı Avant-garde Couture tarzına bu koleksiyonuyla yeni kazandırdığı Urban Chic teması ile dc kent yaşamını yansıtıyor. Onun için sürdürülebilir tasarım, kendine ait olma ve zamansızhk belirleyici. Aslında "kendine ait olmayı" sürdürmek ciddi bir çıkmaz. Hepsi birbirine organik bir şekilde bağlı. Süer, kendine ait olmanın başlangıcını geçen yüzyıla tarihliyor. Kitlesel üretimin, insanlann çoklu tüketime gimıesiyle birlikte Kafka'nın söylediği gibi bir yabancılaşmayı getirdiğini anlatıyor. lşte tüm bu bütüne karşı duyarhlığı yitirme haline tepki olarak kişiselleşmc ön plana cıkıyor. Bireyin kendini ifade etme çabası da yeni hareketler başlatıyor. Süer'e göre bu radikal tavır, dünyanın bir anda üretim, dolayısıyla tüketim hızını arttınp Avrupa ve Amerika'nın üçüncü dünya ülkelerini ucuz birer fabrika gibi gönnesiyle, yani çelişkilerle büyümeye başladı. Elbette bu büyüme tasanma olumlu yansıdı. Tasanm, tekellerden bireysel atölyelere ve evlere kadar yol buldu. Tasarlayabilen herkes kendi dükkânını açtı. lnternetteki bloglar sonsuz seçenekler sundu ve "kendi olmayı" bilenler arttı. Süer'in deyişiyle "kendi olmayı seçen her insana, kendi olarak hizmet verme devrindeyiz". Tasarım lüks değil Kuzey Avrupa modayı, kendi içindeki küçük hareketleri şahane moda sokaklan yaparak bireyselleştirdi. Zaten tasanm, bir ülkcnin endüstrisinin hcmen yanmda çok tacizkâr bir şekilde duruyor. Evet, belki tasarım yarı endüstriyel. Ama pek çok kapılar açmaya gebe. Hem artık insanlar özgün tasarımlan daha kolay bir şekilde alabiliyor. Kişiliğin yarattığı farklıhğı öne çıkarmak ve istediği gibi yaşamak önemli. Belli bir ekonomiyi sağlamış insanlar tasaruncıdan ahşverişi, özgünlüğü tercih ediyor. Süer, işte bu yüzden tasanmın artık lüks bir tüketim olmadığını düşünüyor. Faydanın tanımı değişti Henry Ford, "dostlarımı dinleseydim şimdi daha hızlı atlara biııiyör olurduk" diyordu. Haklı, endüstriyel ve kitlesel üretimin kapısımn onun arabası sayesinde açıldığını hatırlarsak bu yüzyıldaki sıçramalann aynı zamanda çok da depresif bir süreç olduğunu anlayabiliriz. Süer, şekerleme gibi depresyon ilacı satıhnasını da bu hıza ayak uyduramayan insanlann yarattığını söylüyor. "Yaşamı hafifletmck, yavaşlatmak önemli. 'Yavaş hareket' diye bir akını başladı. Şimdiyi yaşamak adına bu çok önemli bir adım. Faydanın da tanımı artık değişti. Hatta bilim insanları bir ömre tek evlilik sığdıramıyorlar, üç evliliği uygun buluyorlar" diyor. Peki, ya moda bu hız karmaşasından nasibini nasıl alıyor? Süer anlatıyor; "modanın ivmesi çok hızlı. tki yıl sonrasını bile rahat konuşamıyoruz. Yeni dünya insanının hareket alanını tahmin etmek çok zor. Değişime yetişemiyoruz. lyi tahmininin gerekliliği kadar başarısı da çok önemli. Radikal, entelektüel ve sokak modası kapitalizmin popüler modasının önüne geçmek üzere, hatta geçti bile. Defileler sanatsal performanslara dönüştü. Moda yalnızca 'güzel kadın', 'salon adamı' ve 'kostüm' demek değil. Yani moda sözünü, derdini söyleyen insanlar yaratıyor. Bloggerler modayı yönetiyor. Dünyada özgürleşen bir grup var. Bu da çok heyecan verici". Japonya geleneklerini çok iyi satıyor Hep merak ettiğim Türkiye'nin, bu topraklann modasında gelenekten, coğrafyadan temel alaıı ama yine de fazla oryantalist işlerin çıkmasmın çelişkisi. Süer de pek farklı düşünmüyor çünkü diyor, "Keşke oryantalizmi doğru algılasak ve uygulasak. Bu topraklardan fazla arabesk işler çıkıyor. Kendi topraklarından temel almak çok önemli ama yeni nesil dünya modasına çalışıyor. Bizden beklenen de şalvar ve fesi yorumlamamız. Yokmuş, yaşamamışız gibi de yaşanmamalı. 16. yüzyılda Avrupa modasının yönünü dcğiştircn ciddi bir Osmanlı, saray moda kültürü var. Gelenek bir değerdir. Bu konuda Japonya muhteşem. Tüm gelenekleri dünyaya pazarhyor, taşıyor, ritüellerini yayıyor. Biz de yapabilsek! O kadar malzememiz var ki!" sürükleyicidir" diyor. Süer ciddi bir Nietzsche okuyucusu. Nedeni detaycılık, yani hiçlik. Yokluğun ve hiçliğin varlığma dair sorularına en iyi o cevap veriyor. tnsanlann yaşama tutunduklan şeyler farklı. Asıl olan, bağlandığınız tarafın tümleyenini de bilmek. lşte Süer de sanatın soyutlaştıkça yükseldiğini düşünenlerden. Onun için edebiyatın görsel anlamda değeri büyük. Nietzsche'nin sorgulan ve çelişkileri, onun kendisini modayla ifade etmesinde anahtarlar yaratıyor. Süer modayı farklı algılıyor belli. Konuşmasmda da bunu görmek mümkün. "Bir yanıt isterseniz soru sorarım. Ne kadar soru sorarsak o kadar iyi. Ama çok bilerek yaşamak insanları tehlikeli yerlere götürebilir. O yüzden çok bilerek değil çok sorarak yaşamalı" diyor. Haklı da, hayatın tadını kaçıracak kadar çok şey bilmenin anlamı yok. Detay sürükler Moda marazlı bir iş. Detaylara bağımlı gibi. özlem Süer de detaycı ama takıntılı değil. Şirketini tipik başak burcu olarak görüyor. Septik yanları çok. "Bir yanım zamana ve akışa izin verir, bir yanım da fazla kurcalıyor işlcri. Detaylar, hayal dünyası, kahramanlar, görmek istediğim bir şeye takılırım. Her koleksiyon için bir resim çizer, ona ulaşmaya çalışırım. Bu hastahklı bir şcy olsa da doğru yolu bulmamızı sağlıyor. Çünkü detaycılık "Ben ne istiyorum?7 ' Süer ile modadan çok onun değişkenlerinden konuştuk. Yani "bu yıl ne moda?" gibi sorulardan sanki özenle kaçtık. Zira bunlar pazann değişkenleri. Hem kadın modası, magazinle birlikte ürkütücü bir boyuta geldi. Süer'e göre modacı olmak moda. Orta halli bir ekonomi ile medyada yer edinmek çok kolay. Modacılar polemik yapıyor, tartışma başhyor, insanlar bunu seyrediyor falan füan... Elbette bazen yanlış yapmadan doğruyu bulmak mümkün olmuyor. Modayı sanatın içinde görmek gerekli. Bu farkındalık zamanla sokaktaki insana yayılıyor ve tercihler, moda-magazin zincirini germeye başladı. Çünkü insanlar "ben ne istiyorum?" sorusunu sormaktan daha az çekiniyor. .
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle