Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
CMYB
C M Y B
SAYFA CUMHURİYET 11 KASIM 2009 ÇARŞAMBA
6 HABERLER
AVRUPA
GÜRAY ÖZ
‘Öfkeli Yıllar’
Altan Öymen ustamızın genç bir gazeteci
olarak yaşadığı, zamanın iç ve dış koşullarıyla
birlikte, kapsamlı bir şekilde anlattığı o yıllar
benim de içine doğduğum yıllardır. Önceleri
öfkenin pek farkında değildim ben, sonradan,
öfkenin bir ölçüde yatıştığı yıllarda anladım,
ama babam fena halde farkındaydı. Kahveler
bölünmüştü, kaldırımlar paylaşılmıştı.
Çiftçilere kredi vermekle yükümlü bir
kurumun yöneticisi olan babam kahveye
gitmezdi de, DP’nin kodamanlar kahvesi ona
gelirdi. Gelirlerdi ve usulsüz istekleri kabul
edilmediği için, nasıl sürgüne gönderileceğini
anlatırlardı babama.
Sonunda bir başka ilin bir başka köyüne
gönderdiler bizi.
Bu anlattığım, o yılların en minik öfkesinin
hikâyesidir.
Asıl öfkeler daha büyük ve yakıcıydı.
50’li yılların zorba, kendisinden, Meclis’teki
ve seçmen katındaki gücüne rağmen emin
olamayan iktidarı, her şeyi daha keskin bir
şekilde güvenceye alabilmek için muhalefeti
bire kadar kırmaya yemin etmişti. Muhalefet
edenlerin başına olmadık işler geliyordu. Oy
vermeyen iller ilçe yapılıyor, muhalefet
partisinin mallarına el konuyor, lideri
taşlanıyor, Vatan Cephesi’ne habire üye
kaydediliyordu.
Devlet eliyle kurulan düzenler 6-7 Eylül’de
olduğu gibi tekleyince komünistler gözaltına
alınıyor, “işte yapanlar bunlardır”
deniliyordu. Komünist tevkifatları iktidar
terörünün her zaman geçerli araçlarıydı.
Öfkeden burnundan soluyordu iktidar.
Gazeteler ve gazeteciler baskı altındaydı.
Sık sık tutuklanıyor, soruşturmaya uğruyor,
kâğıt tahsisi gazete patronlarının canını
sıkıyor, muhalefetin gazetelerine el konuyor,
onlar da isimlerinin başına bir “yeni” ekleyip
yeniden çıkmayı deniyorlar, Marko Paşa’lar
Malum Paşa’lara dönüşüyordu..
Bütün, bu öfkeli yılları ustamız Altan
Öymen‘in bir tür tarih kitabı olan anılarından
(Öfkeli Yıllar- Doğan Kitap) okuyabilirsiniz.
Okudukça yaşadığımız günleri düşünecek,
aklınıza “acaba tarih yineleniyor mu,
tekerrür mü ediyor” sorusu takılacaktır.
Hayır tarih tekerrür etmiyor. Benim kişisel
kanım iktidarda olanların tarihten ders
aldıkları yönündedir. Öfkeyi yaydıkları
kesimlerin verdiği güçle, muhayyel bir askeri
darbe, askeri vesayet korkusunu sürekli canlı
tutarak, tarihin bir kısmı, yalnızca kendilerine
ait olan kısmı yinelensin istiyorlar.
Menderes iktidarının yapamadığını yapmak
niyetindedirler.
Medya baskı altındadır, Medya patronları
sindirilmiştir. Bizim gazetenin yazdığı gibi
itiraz edenin başı derde girmekte, “dokunan
yanmaktadır”. Belgeyle kanıtladığınız, aynı
belgeyle “yalanlanmakta”, yalanlanırken
doğrulansa da ne gam, ustalıkla yaratılmış
olan yandaş basın gereğini yapmaktadır.
Tutukevleri aydınları, gazetecileri
ağırlamaktadır. Yargıyla kavga en üst
düzeydedir.
Öfke zirveye çıkmıştır.
Bu kör gidişe muhalif olanların öfkesi değil
bu, iktidarda olanların planlı, programlı
öfkesidir.
“Bütün bu olup bitenlerin ülkeye
demokrasi getirmek için olduğunu”
propaganda eden, çoğunluğunu eski
zamanların solcularından, demokratlarından
alan bir yandaşlar ordusu da, öfkenin
çoğaltılmasından, yönetilmesinden,
yönlendirilmesinden sorumlu sayıyor
kendisini ve el hak görevini başarıyla yerine
getiriyor.
Bütün bu olup bitenlerin sonunda öfkeli bir
“demokrasi” memleketimizin ufkunu tümüyle
karartacak gibidir. Bu öfkeli demokraside
sesinizi çıkarmayacak, kaderinize razı olacak,
kederinizle yaşayacak, başınıza gelene boyun
eğeceksiniz.
Peki, tarihin aynıyla yinelenmemesi için
gereken önlemleri alanlar, yalnızca kendileri
için bir tarih yazmaya girişenler bütün
zamanların tarihini biliyorlar mı?
Sanmıyorum.
Onlar martlardan, eylüllerden çok çekmiş
insanları böyle bir korkuyla sindirebilir, öfkeyi
bir zaman için yönetebilirler. Ama zamanın
öfkesi üniformalı değildir. Tarih, sahte
demokrasilerin yıkılıp gittiğini, muhafazakâr
diktaların da günün birinde yenilgiyi
tattıklarını gösteren örneklerle doludur.
Tarih tekerrür etmiyor, kendini hep bir üst
düzeyde yeniden var ediyor.
Buna da tarihin diyalektiği deniliyor kitapta.
e-posta: guray@cumhuriyet.com.tr
İLHAN TAŞCI
ANKARA - Adalet Bakanlõ-
ğõ’nõn müfettişlere, suçlama ve
isim belirtmeksizin Hâkimler ve
Savcõlar Yasasõ kapsamõndaki tüm
başsavcõ, savcõ ve hâkimleri de
içine alabilecek şekilde “ucu açık
soruşturma” izni verdiği ortaya
çõktõ.
Ergenekon soruşturmasõnõ yürü-
ten İstanbul Özel Yetkili Başsav-
cõvekilliği, şüphelilerden elde edi-
len bazõ notlar ve CD’lerde adõ geç-
tiği belirtilen 10 yargõç ve savcõ ile
ilgili Adalet Bakanlõğõ’na “ihbar”
yazõsõ gönderdi. Ergenekon savcõ-
lõğõnõn ihbar yazõsõnda, listede adõ
yer alan yargõçlar ile savcõlarõn te-
rör ve çete suçundan soruşturul-
mayacağõ da vurgulandõ. Bakan-
lõk, savcõlõğõn bu yazõsõ üzerine,
ihbara konu olay ve kişiler dõ-
şõndaki tüm yargõç ve savcõlarõ
kapsayabilecek nitelikteki ince-
leme ve soruşturmaya izin verdi.
Adalet müfettişleri tarafõndan yü-
rütülecek inceleme ve soruşturma-
da, hangi yargõçlar ile savcõlarõn so-
ruşturulacağõnõn ise açõkça belirtil-
memesi dikkat çekti.
Adalet Bakanlõğõ Müsteşarõ Ah-
met Kahraman’õn uygun görüşü,
dönemin Adalet Bakanõ Mehmet
Ali Şahin’in de oluruyla müfettiş-
lerin Hâkimler ve Savcõlar Kanunu
kapsamõndaki yargõç ve savcõlarõ so-
ruşturmasõna ilişkin “ucu açık so-
ruşturma” yolu açõlmõş oldu. Ba-
kanlõğõn izin yazõsõnda, Ergene-
kon adõyla bilinen soruşturma sõra-
sõnda, mahkeme kararlarõna daya-
lõ teknik takiplerde hâkim ve savcõ
sõnõfõndan bazõ kişiler hakkõnda da
bilgilere ulaşõldõğõ ve isimlerinin
geçtiği belirtildi. Yazõda, “Gizli
tanık ifade tutanakları, Osman
Akyõldõz adıyla gönderilen elek-
tronik posta mesajı ve CD’lerde
yapılan incelemelerde bazı yargıç
ve savcıların isminin geçtiği” be-
lirtildi.
‘Bakanın genel izni’
Adalet Bakanlõğõ’nõn izin yazõ-
sõyla, kimlerin soruşturulacağõnõn
açõkça belirtilmemesi nedeniyle is-
tenilmesi halinde 11 bin yargõç
hakkõnda soruşturma açõlmasõ gün-
deme gelebilecek. Adalet Baka-
nõ’nõn olurunu taşõyan izin yazõ-
sõnda, “CD’lerde adı geçen ve
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar
Kanuna tabi bulunan cumhuriyet
başsavcısı, cumhuriyet savcısı ve
hâkimler hakkında ihbar yazıla-
rı ve ekinde belirtilen konularla
ve inceleme sırasında ortaya çı-
kabilecek hususlarla ilgili olmak
üzere keyfiyetin adalet müfettişi
tarafından incelenmesi ve delil el-
de edildiğinde soruşturmaya ge-
çilmesi düşünülmüştür” denildi.
Bakanõn bu oluru hâkim ve sav-
cõlar hakkõnda “genel izin” anla-
mõna da gelebiliyor. Çünkü, Adalet
Bakanlõğõ’nõn hakkõnda soruşturma
izni verdiği hâkim ve savcõlarla il-
gili olarak incelemeye başlanmasõ-
nõn ardõndan yeni bir iddia daha
gündeme geldiğinde bakandan ye-
niden izin alõnmaksõzõn ilk verilen
izinle soruşturmaya devam edile-
biliyor. Adalet Bakanõ’nõn olurunu
taşõyan inceleme ve gerektiğinde so-
ruşturma izni, bu yönüyle tüm yar-
gõç ve savcõlar hakkõnda uygulana-
bilecek.
Adalet Bakanlõğõ’ndan, Hâkimler ve Savcõlar Yasasõ kapsamõndakilere soruşturma izni verildiği ortaya çõktõ
Ucu açõk soruşturma belgesiAdalet Bakanlõğõ’nõn izin yazõsõyla, kimlerin
soruşturulacağõnõn açõkça belirtilmemesi nedeniyle
istenilmesi halinde 11 bin yargõç hakkõnda soruşturma
açõlmasõ gündeme gelebilecek.
ANKARA (Cumhuriyet Büro-
su) - YARSAV Başkanõ Ömer Fa-
ruk Eminağaoğlu, hak arama öz-
gürlüğünü kullandõğõ için meslekten
ihraç istemiyle karşõ karşõya kaldõ-
ğõnõ vurgulayarak, “‘Cumhuriyet
mitinglerine neden katõldõn’ deni-
liyor. Bir Cumhuriyet savcısı,
Cumhuriyet mitingine katılma-
yacak da nereye katılacaktır?
Cumhuriyet savcısı olarak bir
cemaatin toplantısına katılmam
beklenen bir şey değildir. Ama
bugün cemaatleri soruşturan
Cumhuriyet savcıları soruştu-
rulmaktadır” dedi.
Eminağaoğlu, YARSAV Genel
Merkezi’nde düzenlediği basõn top-
lantõsõnda, Adalet Bakanlõğõ’nõn
hakkõnda talep ettiği ihraç istemine
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hakkõndaki soruşturmanõn sonuç-
landõrõlmasõnõn zamanlama açõsõn-
dan son derece ilginç olduğunu be-
lirten Eminağaoğlu, 15 Kasõm 2009
tarihinde YARSAV’õn ikinci seçimli
genel kurulu olduğunu ve genel
kurul öncesinde YARSAV aleyhi-
ne gündem oluşturulmak için so-
ruşturmanõn sonuçlandõrõldõğõnõ söyledi. Emi-
nağaoğlu, “Siyasi iradenin hukuk dışı gerek-
çelerle 70 milyon insanın telefonlarının Mil-
li İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Mü-
dürlüğü’nce dinlenmesine izin vermesine” ses-
siz kalamadõğõnõ ve konuya ilişkin yapõlan iş-
lemler nedeniyle YARSAV hakkõnda soruştur-
ma açõldõğõnõ belirterek, Adalet Bakanlõğõ’nõn söz
konusu işlemine ilişkin tek suç duyurusunda bu-
lunan örgütün YARSAV olduğunu kaydetti. Ba-
kanlõğõn ve Telekomünikasyon İdaresi Baş-
kanlõğõ’nõn (TİB) soruşturmayõ etkilemek için her
türlü iş ve işleme başvurduğunu dile getiren Emi-
nağaoğlu, TİB’de Sincan 1. Ağõr Ceza Mahke-
mesi’nin verdiği karar doğrultusunda tespit
yaptõrõldõğõnõ söyledi. TİB’deki tespitin ardõndan
Adalet Bakanlõğõ’nõn suç duyurusunda bulunduğu
için kendisi, tespit kararõnõ verdiği için de Sin-
can 1. Ağõr Ceza Mahkemesi Başkanõ Hâkim Os-
man Kaçmaz hakkõnda ihraç isteminde bulun-
duğunu kaydeden Eminağaoğlu, “Hak arama
özgürlüğümüz nedeniyle ihraç ile karşı kar-
şıya kalıyoruz” dedi.
Yargı zatürree oluyor
Hakkõndaki soruşturmalara gerekçe olarak
Cumhuriyet mitinglerine katõlõmõnõn gösteril-
diğini belirten Eminağaoğlu, şu değerlendirmeyi
yaptõ:
“‘Cumhuriyet mitinglerine neden katõldõn’ de-
niliyor. Bir Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet
mitingine katılmayacak da nereye katıla-
caktır? Cumhuriyet savcısı olarak bir ce-
maatin toplantısına katılmam beklenen bir
şey değildir. Ama bugün cemaatleri soruş-
turan Cumhuriyet savcıları soruşturulmak-
tadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde yargıçlar
şüphelilerin huzuruna çıkmamıştır. Bugün
Türkiye’de bu tersine dönmüştür. Şüpheli-
ler yargıçların huzuruna çıkarılamamakta-
dır. Yargıçlar şüphelilerin huzuruna çıka-
rılmıştır. Yargı bu noktaya itilmiştir. Siya-
si irade hapşırdığı zaman, yargıda zatürree
ortaya çıkıyor.”
Türkiye’de yargõç güvencesinin ortadan kal-
dõrõldõğõnõ vurgulayan Eminağaoğlu, Adalet
Bakanlõğõ’nõn dinlemelere ilişkin kararõnõn yar-
gõdan kaçõrõldõğõnõ, kararlarõn yargõ denetimine
tabi tutulmadõğõnõ ve “faili meçhul” dinleme ka-
rarlarõ alõndõğõnõ anlattõ. Eminağaoğlu, “Dün-
yanın hangi ülkesinde Adalet Bakanlığı, yar-
gıç ve savcıların telefonlarını dinler. Adalet
Bakanlığı elinde evrak olmadan dinlemeye de-
vam ediyor. Yargı baskı altında. Adalet Ba-
kanlığı, yargıç ve savcıları dinleme noktasında
mahkemelerden karar almaktadır. Tedbir sü-
resi sona erdiği halde dinleme kararları ilgi-
lisine iletilmemekte” diye konuştu.
“Adalet Bakanlığı’nın bir soruşturmayı da-
yanak göstererek 11 bin yargıç ve savcı hak-
kında terör soruşturması yapılmasına izin ver-
diğine” dikkat çeken Eminağaoğlu, Adalet Ba-
kanlõğõ’nõn işleminin iptali için dava açtõğõnõ an-
cak Adalet Bakanlõğõ’nõn “Senin adın yok, ne-
den dava açıyorsun” şeklinde savunma yaptõ-
ğõnõ belirtti.
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -
Adalet Bakanlõğõ, YARSAV Başkanõ ve
Yargõtay Cumhuriyet Savcõsõ Ömer Faruk
Eminağaoğlu ile Sincan 1. Ağõr Ceza
Mahkemesi Başkanõ Osman Kaçmaz hak-
kõndaki soruşturmanõn, Cumhurbaşkanõ
Abdullah Gül’ün Kayõp Trilyon davasõn-
dan yargõlanmasõ ve telefon dinleme mer-
kezindeki arama kararõyla ilgisi olmadõğõnõ
savundu.
Adalet Bakanlõğõ’ndan yapõlan yazõlõ
açõklamada, Türkiye genelinde adli ve idari
yargõda bugün itibarõyla 11 bin 206 hâkim
ve Cumhuriyet savcõsõnõn görev yaptõğõ
anõmsatõlarak, yasa uyarõnca hâkimler ve
savcõlar hakkõnda inceleme ve soruşturma
yapõlmasõnõn Adalet Bakanlõğõ’nõn iznine
bağlõ olduğu belirtildi.
Yargõtay Cumhuriyet Savcõsõ Eminağa-
oğlu ve Sincan 1. Ağõr Ceza Mahkemesi
Başkanõ Kaçmaz hakkõndaki soruşturmanõn
da bu kapsamda gerçekleştirildiği savunu-
larak açõklamada şöyle denildi:
“Adı geçen Cumhuriyet Savcısı ve
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında
2008 yılında başlatılan soruşturmanın,
güncel olaylarla, özellikle de incelemenin
başlamasından çok daha sonra 15 Mayıs
2009 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı-
mız hakkında (Kayıp Trilyon davasın-
dan yargılanma) Sincan Ağır Ceza Mah-
kemesi Başkanı tarafından verilen karar
ve 5 Kasım 2009’da Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığı’nda yapılan tespit iş-
lemiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.”
Açõklamada, bakanlõğõn inceleme ve so-
ruşturma görevini “yargı bağımsızlığı il-
kesi” çerçevesinde, hiçbir ayrõm gözetmek-
sizin yerine getirmeye devam edeceği savu-
nuldu.
YARSAVBaşkanõEminağaoğlu,‘Cumhuriyetsavcõsõ,Cumhuriyetmitinginekatõlõr.Cemaattoplantõsõnadeğil’dedi
‘Cumhuriyet savcısı’ vurgusu
Bakanlõktan
tuhafsavunma
SORUŞTURMA AÇIKLAMASI
İstanbul Barosu: Toplum
cemaatleşmeye zorlanıyor
İstanbul Haber Servisi - İs-
tanbul Barosu’nun 10 Kasõm
nedeniyle yayõmladõğõ mesaj-
da, “Atatürk Türkiye’sinin
inandırıcı olmayan, samimi-
yetten uzak bir demokratik-
leşme ve sivilleşme söylemiy-
le hukuk birikimi, demokra-
si kültürü yok edilerek, top-
lumun itaat kültürü eksenin-
de cemaatleşmeye zorlandı-
ğı, Cumhuriyetin özgür yurt-
taşı yerine tebaalık dayatıl-
dığı” belirtildi. İstanbul Baro-
su’nun yayõmladõğõ mesaj
özetle şöyle:
“Atatürk, resimleriyle,
heykelleriyle, söylemleriyle,
geride bıraktığı manevi mi-
rasıyla sistemi rahatsız et-
mektedir. Sistemi rahatsız
eden her şey içerdeki yandaş-
ları da rahatsız etmektedir.
İnandırıcı olmayan, samimi-
yetten uzak bir demokratik-
leşme ve sivilleşme söylemiy-
le Atatürk Türkiye’sinin hu-
kuk birikimi, demokrasi kül-
türü yok edilerek, toplum
itaat kültürü ekseninde ce-
maatleşmeye zorlanmakta-
dır. Cumhuriyetin özgür
yurttaşı yerine tebaalık daya-
tılmaktadır. Atatürk tasfiye
edilmeden Türkiye’nin tasfi-
ye edilemeyeceğini bilenler
bu nedenle ara vermeksizin
Atatürk’e saldırmaktadırlar.
İstanbul Barosu olarak Ata-
türk devrimlerinin mirası
çağdaş hukuk düzenini, de-
mokratik değerleri savunma-
ya bundan sonra da aynı ka-
rarlılıkla devam edeceğiz.”
‘Tarihinçakışmasıtesadüfmü?’
OsmanKaçmaz’õnavukatõ,müvekkilihakkõndasoruşturmaaçõlmatarihiile
CumhurbaşkanõGülhakkõndaverilenkararõnaynõtarihedenkgelmesinisorguladõ
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -
Sincan 1. Ağõr Ceza Mahkemesi Baş-
kanõ Hâkim Osman Kaçmaz’õn avukatõ
Baykal Doğan, Adalet Bakanõ Sadul-
lah Ergin’in, müvekkili hakkõnda so-
ruşturma açma gerekçesini açõklamasõ
gerektiğini belirterek, “Kaçmaz hak-
kındaki soruşturmanın açılma tari-
hi ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
hakkında verilen kararın aynı tarihe
denk gelmesinin tesadüf mü, yoksa
planlı mı” olduğunu sordu.
Doğan yaptõğõ yazõlõ açõklamada,
şunlarõ kaydetti:
“Bu dosyanın karar verilmek üze-
re müvekkilimin mahkemesine gel-
diği tarih 31 Temmuz 2008’dir. Bu
dosyayla ilgili müvekkilim tarafından
14 Ağustos 2008 tarihinde eksik ev-
rak nedeni ile Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı’na iade kararı verilmiş ve
bu iade kararını takiben dosya, An-
kara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
ikmal edilerek tekrar müvekkilim
Kaçmaz’a gönderilmiştir. Adalet Ba-
kanı Sayın Sadullah Ergin tarafından
yapılan açıklamada, Osman Kaç-
maz ile ilgili soruşturma onayının 5
Eylül 2008 tarihinde verildiğini ifa-
de ederek aslında bahse konu dos-
yayla ilgili müvekkil Osman Kaç-
maz’ın vereceği karara göre seyir de-
ğiştirecek bir soruşturma açılarak
müvekkilin baskı altına alınmasının
amaçlandığı gerçeği ortaya çıkmıştır.
Sayın Bakan’ın tam da Cumhur-
başkanı ile ilgili dosyanın karar ve-
rilmek üzere Osman Kaçmaz’a gel-
diği tarihten hemen sonra müvekkil
Osman Kaçmaz aleyhinde soruştur-
ma açılmasının gerekçesini açıklaması
gerekmektedir. Bu soruşturmanın
açıldığı tarihin bahse konu dosyanın
müvekkile geldiği tarihe denk gelmesi
bir tesadüf müdür, yoksa planlı mı-
dır?”
YARSAV Başkanı Ömer Faruk
Eminağaoğlu, hakkındaki ihraç
istemiyle ilgili basın toplantısı
düzenledi. (AA)
5. Ceza Dairesi’ne Tuğrul seçildi
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -
Yargõtay 5. Ceza Dairesi Başkanlõğõ’na
Ahmet Ceylani Tuğrul seçildi. Hayrettin
Cevheroğlu’nun yaş haddinden emekliye
ayrõlmasõ dolayõsõyla açõk bulunan 5. Ceza
Dairesi Başkanlõğõ’na, Yargõtay Büyük
Genel Kurulu’nca dün yapõlan seçimde
aynõ dairenin üyesi Tuğrul seçildi. Tuğrul,
21 Aralõk 1950 tarihinde Anamur’da
doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nden 1973 yõlõnda mezun olarn
Tuğrul, Sarõcakaya, Kadirli, Kars ve
Gaziantep Cumhuriyet Savcõlõğõ, Kadirli,
Akşehir, Tarsus Cumhuriyet Başsavcõlõğõ,
Adalet Müfettişliği, Adana ve Aydõn
Cumhuriyet Başsavcõlõğõ görevlerinde
bulundu. Tuğrul, 21 Mart 2000 tarihinde
Yargõtay üyeliğine seçildi.
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)
- Adalet Bakanlõğõ’nca hakkõnda bir
kez meslekten ihraç, 2 kez yer de-
ğiştirme, 4 kez de adli soruşturma is-
teminde bulunulan Sincan 1. Ağõr Ce-
za Mahkemesi Başkanõ Osman Kaç-
maz dün Ankara Adliyesi’ne gitti. Çõ-
kõşta gazetecilerin sorularõnõ yanõt-
layan Kaçmaz, Hâkimler ve Savcõlar
Yüksek Kurulu’na güvenip güven-
mediği sorusuna, “Ben herkese gü-
veniyorum” yanõtõnõ verdi.
OSMAN KAÇMAZ ANKARA ADLİYESİ’NE GİTTİ

