10 Mayıs 2026 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CMYB C M Y B 10 EKİM 2009 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA DİZİ 9 Ü rdün gezisinde sokaktan insanlarla, sanatçõlarla, Ortadoğu’daki geliş- meleri yakõndan izleyen bazõ Türk- lerle yaptõğõm görüşmelerde ortaya iki ilginç tez çõktõ... Bunlardan biri, Ortadoğu’nun de- ğişmeyen tek kuralõ “belirsizlik”ti... Dolayõ- sõyla Ortadoğu’da “barış her an olabilir de, olmayabilir de”... İkinci tez ise şu an ipuç- larõ net biçimde ortaya çõkan Filistin’de çözüm önerisi “tek millet iki devlet”ti. Konuyla il- gili notlarõn önemli noktalarõ şöyle: İki yõl öncesine değin Arap’tan başka kimse yok derlerdi. Ürdün bir karõşsa pa- ramparça olacağõ için şimdi kültürel haklara saygõ ve mozaik politikasõnõ geliştirdiler. Şu anda emperyalizmin Balkanizm po- litikasõ etkin olsa da Büyük Suriye Filistin’i, Büyük Filistin de Suriye’yi kapsõyor, Ortadoğu her zaman karõşmaya gebedir. Batõ Şeria Ürdün toprağõydõ, son savaş- ta İsrail tarafõndan işgal edildi. Ürdün, buna göz yumdu. Çünkü, Ürdün’de çok sayõda, kral- lõğõ devirecek kadar Filistinli radikal örgüt var- dõ. Bunlar, Ürdün’ü Filistin’e dahil etmek is- tiyorlardõ. Ürdün, biraz da bu nedenle Batõ Şe- ria’nõn işgaline göz yumarken Ürdün’deki Fi- listinlileri de ‘Büyük Filistin’ hayalinden vaz- geçirmiş, dolayõsõyla Ürdün’ün bütünlüğünü korumuş oldu. Bu politikanõn gereği olarak İsrail’i tanõdõ. Filistinliler daha çok İrbid, Ceraş, Karak, Mefrak gibi kentlerde yaşõyor. Bu Filistinli- ler, oralarda yaşayan, kimi çiftçi, kimi yerli halka da zor kullanmaya başlamõşlardõ. Filis- tinliler o kadar güçlendiler ki yerlileri sindi- recek duruma gelmişlerdi. Kral (Hüseyin) bunlara gücünün yetmeye- ceğini anlayõnca Kraliyet yönetimi İsrail’e is- tihbarat verdi. İsrail uçaklarõ böylece Filis- tinlileri vurdu. Beklenmedik bir anda Ortadoğu’da ba- rõş olabilir; olmayabilir de... Ortadoğu bura- sõ... Kimi gelişmeler barõşõ gösteriyor. Bir kez İsrail, ‘Büyük İsrail’ politikasõndan vazgeç- miş görünüyor. Mõsõr İsrail’i tanõdõ, Ürdün de tanõdõ... İsrail’in bu konudaki politikasõ etki- li oldu. Önce Sina’yõ işgal etti, çekildi böylece Mõsõr’la, sonra Ürdün nehrini işgal edip Yer- muk nehrine çekilerek Ürdün’le sõnõrlarõnõ pe- kiştirdi. Şimdi aynõ politikayõ uyguladõğõ Go- lan bölgesi için Suriye’yle görüşmelerini sür- dürüyor. Bu görüşmeler de barõşla sonuçlanõrsa İsrail sõnõrlarõnõ pekiştirmiş olacak. Filistin’de ise durumun, Gazze’de Hamas, Batõ Şeria’da El Fetih yönetiminde kurulacak iki bölgeli tek devlet formülüyle çözülmesi bekleniyor; yani Türkiye’de dillere persenk olan biçimiyle söylersek çözüm formülü “Tek millet, iki devlet” biçiminde. B iri Ürdünlü, Ürdün Yazarlar Birliği Başkanõ-öykücü Suud Kubaylet, biri Filistinli-şair-gazeteci Musa Ha- wamdeh ile öbürü anne tarafõndan İstanbul- lu, Suudi Arabistan uyruklu şair Abir Zaki ol- mak üzere üç Arap aydõnõyla Amman’daki Fe- ner Otel’de Ürdün, İsrail, Filistin, Arap mil- liyetçiliği, Ortadoğu ve barõş üzerine bir söy- leşi yaptõk. MUSA- Ürdün coğrafi açõdan Şam’õn bir parçasõdõr. 1. Dünya Savaşõ’nda Sykes-Picot Antlaşmasõ’yla Arap dünyasõ paramparça edildi. Daha önce tek bir Şam vardõ. Arap dün- yasõna bir bütün, tek parça, tek halk gözüyle bakan Osmanlõ’nõn tersine, İngiltere ile Fran- sa’nõn başõnõ çektiği emperyalist güçler tara- fõndan bu topraklar önce 4 parçaya bölündü. İngilizler Ürdün, Irak, Mõsõr ve Sudan’õ, Fransa da Suriye’yle Lübnan’õ denetimi altõ- na aldõ. SUUD- İşte o dönemde İngilizler, en büyük musibetimiz olan İsrail’i bölgenin başõna be- la etti. Bu durumdan en çok Filistin’le Ürdün etkilendi. 1948’deki savaştan sonra Filistin- lilerin çoğu Ürdün’e sõğõndõ. Şu anda Ürdün nüfusunun yüzde 60’tan çoğu Filistinlidir. Oy- sa 1948’den önce İsrail’in işgal ettiği top- raklardaki nüfusun yüzde 60’õ Filistinliydi. 1951’de Şeria’nõn iki yakasõnõ birleştirdiler. Böylece bugünkü Ürdün ortaya çõkarken Fi- listin de parçalanmõş oldu. Gazze’deki Filis- tinliler Mõsõr’õn, Kudüs’le Batõ Şeria’daki Fi- listinliler de sözümona Ürdün’ün korumasõ- na verildi. Ama asõl korunmak istenen İsrail’di. ‘Ürdün tampon konumunda’ ABİR- Bu büyük bir politik hileydi. Ürdün yaratõlõyor denilirken aslõnda yapõlmak iste- nen, Araplardan gelecek saldõrõlarõ önlemek amacõyla İsrail’in doğusuna Çin Seddi gibi bir koruma duvarõ çekmekti. Batõ yanlõsõ Şerif ailesinin yönetiminde kurulan Ürdün’le gerçekleştirildi bu politika. Ürdün, İsrail’le Araplar arasõnda tam bir tampon konumunda oldu. Daha doğrusu, İs- rail’in korunmasõ, güvenliği için Ürdün diye bir ülke yaratõldõ. Daha önce Ürdün diye bir ülke, bir devlet yoktu, sadece Şam vardõ. 1967 savaşõnda İsrail bu kez Batõ Şeria’yõ Ürdün’den geri aldõ. Bunun üzerine, savaştan kaçan Batõ Şeria ile Kudüs’teki Filistinliler sa- vaş mağduru mülteci olarak Ürdün’e sõğõndõlar. Böylece, şu anda 5.5 milyon olan Ürdün nü- fusunun yüzde 60’õnõ Filistinliler oluşturdu. MUSA- İngilizler, o dönemde Şerif ailesi- ni bütün Arap dünyasõnõn kralõ yapmayõ dü- şünüyorlardõ. Şerif ailesi, yani peygamber so- yundan gelen Haşimiler, İngiliz politikasõ ge- reğince Ürdün’e, Suriye’ye, Irak’a yerleşti- rildiler. Zamanla Suriye ile Irak’ta tasfiye edil- seler de Ürdün’de iktidarda kalmayõ başardõ- lar. ABİR- İsrail kolayca yutsun diye bölgeyi küçük parçalara böldüler. Filistin’i de bu amaçla İsrail’e vermek istediler. Küçük par- çalara bölmenin bir başka amacõ ise Arapla- rõn büyük bir güç oluşturmasõnõ önlemekti. ‘İlişkiler hâlâ gergin’ MUSA- Ortadoğu’nun bu kõsa tarihinde ya- şananlar günümüzü de etkiliyor. Bu bölünmüş topraklarõn halklarõ arasõnda ilişkiler hâlâ gergin ve herkes korku içinde. Hepsi tek bir halkõn mensubu, ama ayrõ halklarmõş gibi dav- ranõyorlar. Aralarõnda çõkan çelişkiler gitgide derinleşiyor. 1970’lere kadar Ürdün’deki büyük devlet adamlarõnõn kökeni Suriye’ye, Suriye’dekilerin de Ürdün’e dayanõyordu. Ne de olsa hepsi aynõ halkõn mensubuydu. Suriye’deki Baas Partisi’nde Ürdünlüler de vardõ. Ürdün’ün ilk başbakanõ Lübnanlõydõ. Ür- dün’deki politik hareketler Filistinlilerle, Fi- listin politikasõyla bağlantõlõ yürütülürdü. Ür- dün’de sol siyaset izleyen Ürdün Sosyalist Par- tisi’nin yarõsõ Ürdün’de, yarõsõ Filistin’deydi, ama tek partiydi. 1981’de ayrõldõlar. ABİR- Önce topraklarõmõzõ, sonra halkõmõzõ, en sonunda partilerimizi de böldüler. SUUD- Biz Ürdün olarak küçük bir ülke- yiz, ama çevremizde çok güçlü ülkeler var. Su- riye, Irak, Suudi Arabistan gibi. Güç, ekonomik güç mü? SUUD- Her yönden... Peki, bu durumda Ürdün’ü nereye oturt- mamız gerekiyor? SUUD- Ürdün, bu zengin ve güçlü ülkeler gibi değil. Ürdün, uzun süre dõş yardõmlarla yaşadõ. ABD’den, AB’den, Irak’tan, Suudi Arabistan’dan uzun yõllar yardõm geldi. Irak’tan sõnõrsõz petrol yardõmõ yapõldõ. Hiç zenginliği, geliri yok mu bu ülkenin? ABİR- Yok yok, zeytininden başka hiçbir şeyi yok. Dõş yardõmlara bağõmlõ bir ülke. SUUD- Ürdün’ün en önemli gelir kaynağõ emek ve beyin göçüdür. Halkõn eğitim düze- yi çok yüksektir. Ürdün’ün yetişmiş insanlarõ, bilim adamlarõ, mühendisleri, teknik adamlarõ başta Körfez ve Arap ülkeleri olmak üzere dünyanõn birçok ye- rine giderek çalõşõyorlar ve oradan ülkelerine döviz gönderiyorlar, bu azõmsanacak gibi değil. MUSA- Ürdün’ün gelirlerine son zaman- lardaki turizm açõlõmõnõ da eklemeliyiz. SUUD- Turizm açõsõndan başta Petra, Ölü- deniz (Lut Gölü) önemli bölgeler. Bunda geçen yıl Petra’nın Çin Sed- di’nden sonra dünyanın ikinci harikası ilan edilmesinin rolü var mı? ABİR- Evet, ama yine de gerek tesis, ge- rekse hizmet kalitesi açõsõndan yeterli değil. Sektörde nitelikli eleman sõkõntõsõ çekiliyor. Her ne kadar turizm açõlõmõ deseler de hâlâ göçmen psikolojisiyle yaklaşõyorlar konuya. SUUD- Bunda Arap dünyasõnõn demokra- siden uzak yapõsõnõn da rolü var. Bu her şeyi etkiliyor, doğal olarak turizmi de... Arap ül- kelerinde demokrasi yok. Demokrasi olmaz, çünkü İsrail’le savaş ha- lindeyiz. Bu nedenle Arap ülkelerinde de- mokrasi diye bir şey olamaz. - S Ü R E C E K - FİLİSTİN’DE ÇÖZÜM: ‘TEK MİLLET, İKİ DEVLET’ G erek Ortadoğu sorunları, gerekse neoliberalglobalizmsürecindeTür- kiye Ürdün’den nasıl görünüyor? SUUD- Son yõllarda Türkiye’nin Arap dünya- sõna karşõ daha sõcak bir yaklaşõmõ söz konusu. Bence Türk-Arap Birliği kaçõnõlmazdõr. Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerini na- sıl değerlendiriyorsunuz? SUUD- İki ülkenin ilişkisi gereklidir. Ama Türkiye kendi gücünün farkõnda değilmiş gibi hareket ediyor. Bir de AB ya da ABD ne isti- yor Türklerin bunu iyi analiz etmesi gerekiyor. AB’ye bu kadar çok taviz vermeli mi, yoksa ta- rihsel, kültürel geçmişi olan Ortadoğu ülkele- rine daha çok yanaşmasõ mõ lazõm? Hangisi da- ha önemli buna iyi karar vermeli! Biz Araplar Türkleri ciddiye alõyoruz. Ancak Türklerin bize yaklaşõmõ ve davranõşõ açõsõndan çelişkiye düşüyoruz. Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri konusunda ne düşünüyorsunuz? MUSA- Türkiye’nin AB’ye girmesi duru- munda kendi özlerini kaybetmelerinden kor- kuyoruz.Budurumdaİsrail’edahaçoködünver- mek zorunda kalacaklar. O zaman ABD’ye de dahaçoködünverecekler.Benşahsenbunudoğ- ru bulmuyorum. AKP’yi de onaylamõyorum. AKP’nin popülist politikalarõ halk kesiminde sempatizan bulabiliyor. Arap dünyasõndaki ga- zeteler de bu popülist politikaya övgü düzüyor. Ama aydõn Arap kesimi onlarõn takõyye yap- tõğõnõn farkõnda. Benim de AKP’ye karşõ ol- mamõn nedenlerinden biri bu. BaşbakanErdoğan’õnDavosçõkõşõçokgürültü kopardõ. Ama Erdoğan Davos’ta elde ettiği sem- patiyi o çõkõştan sonra Türkiye’de Amerikan İs- lamõnõ (õlõmlõ İslam) geliştirici politikalara yön- lendirdi. Tipik Amerikan politikasõ uyguladõ. ‘Ilımlı İslam ABD çıkarlarına hizmet ediyor’ Amerikan İslamı nasıl bir şey, açar mısı- nız? MUSA- Amerikan İslamõ, dõşa dönük yü- zünde İslam gibi görünen, ama ABD çõkarla- rõna hizmet eden bir İslamdõr, Suudi Arabistan İslamõ gibi. Bu sadece Türkiye’de geçerli de- ğil, çoğu Arap ülkesinde de uygulanõyor. Tür- kiye, örneğin Gazze’ye yardõm etmek, müda- hale etmek istedi, ama politikasõ Amerikan İs- lamõ olduğu için etkili olamadõ. Erdoğan, Hamas’la birlikte hareket etti, ama aynõ anda Suriye ile İsrail arasõnda arabulucu- luğa da soyundu. Peki, sonuçta ne amaçla niçin yaptõ bütün bun- larõ, çõkarõ ne? Tarihsel bağlarõ dolayõsõyla Suriye’ye yakõn durmasõ gerekirken ABD’nin güdümünde böy- le bir politika uygulamasõnda ne çõkarõ var Tür- kiye’nin? Bir Filistinli kendisiyle İsrail arasõnda bir Türk’ün arabuluculuk yapmasõnõ kabul et- mez. Çünkü, Türkiye ile aramõzda çok büyük bir tarihsel, kültürel, dilsel ortaklõk, geçmiş var. Ama bunu Amerikan İslamõna hizmet ederek harcamamak gerekir. Çoğu Arap’a göre Osmanlõ, İsrail’in kurul- masõ uğruna yõkõldõ. İsrail’in kuruluşu Os- manlõ’nõn sonunu hazõrladõ. Unutulmasõn, biz Filistinliler Türkleri çok severiz... Amerikan İslamının Ürdün’deki yansı- maları neler acaba? MUSA- Hamburgerle başlayan bir gelişme bu. Kuşkusuz Ürdün’de de Amerikan İslamõ var. Belki tuhaf gelecek, ama Ürdün’deki İslamcõ partiler hükümete yaklaşamadõ. Hükümet izin vermedi buna. İslamcõlarõn etkisi sadece mil- letvekili çizgisinde kalõyor. Yönetime giremi- yor. Seçimler olur, milletvekilleri seçilir, ama hükümeti kral atar. Peki İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) du- rumu ne? MUSA- Politik güç olarak dev bir parti, en büyük parti, ama o da yönetimin dõşõnda. Sõnõrlõ da olsa zaman zaman hükümetle işbirliği yapar. Kubaylet: Türkiye kendi gücünün farkõnda değil ‘İsrail tam bir din devleti oldu’ Abir Zaki Suud Kubaylet Musa Hawamdeh ‘Küreselleşmenin bedelini, Ürdün, Araplar ve Ortadoğu ülkeleri ödüyor’ Küreselleşme, BOP ve Irak savaşının etkilerini, son dö- nemdeki Obama unsuruyla birlikte değerlendirir misiniz? SUUD- Önce küreselleşme- nin ne olduğuna bir bakmalõ. Küreselleşmenin o kadar çok ta- nõmõ var ki... Kimi, sadece bir ko- münikasyon olayõ gibi bakõyor buna. Benim anladõğõm ÇUŞ (çokuluslu şirketler) bütün dev- letleri, ülkeleri çağdõşõna iterek 19. yy koşullarõnda yaşamaya zorlayarak bir ahtapot gibi sarõp sömürmesidir. Böylece dünyanõn bütün nimetleri onlara sunulma- ya başladõ. Sürecin Ortadoğu’ya etkile- rini sizden dinlesek biraz da... SUUD- Ortadoğu tümden ÇUŞ’larõn egemenliğine girmiş durumda. Küreselleşmede en ağõr bedeli Ürdün dahil Araplar ve Ortadoğu ülkeleri ödüyor. Arap ülkeleri gerek siyasal, ge- rekse ekonomik ve toplumsal açõdan çok kötü durumdalar. Kültürel açõdan da çok kötü du- rumdalar. Küreselleşme kültürel açõdan da vurdu onlarõ. Eskiden bu kadar yoksulluk yoktu. Bu kriz tuz biber oldu. İnsanlar dibe vur- du. Irak savaşının Ürdün’e etki- leri neler oldu? SUUD- Çok olumsuz etkileri oldu. Ne kadar göçmen geldi Irak’tan? ABİR- Galiba 2 mil- yon. Benim bildiğim ka- darõyla çoğunlukla zen- gin Iraklõlar geldi Ür- dün’e. Yoksullar Suri- ye’ye gittiler. Hemen her Arap aileye bir Irak göçmen ailesi konuk ol- du. Bugün dünyanõn birçok ülkesinde Irak göçmeni var. ABD’den, AB’den gelen yardımlara ne oldu peki? Hâlâ geliyor mu? ABİR- Eskisi kadar gelmiyor. SUUD- Ürdün savaş mağdurudur. Son sa- vaşta Irak’tan sonra en büyük zararõ Ürdün gör- dü. 1. Körfez Sava- şõ’nda da en büyük za- rarõ gören ülke Ürdün olmuştu. Saddam Ku- veyt’e girince Kuveyt’te çalõşan 500 bin Ürdün- lü ülkeye dönmek zo- runda kaldõ. Lübnan iç savaşõndan da en çok et- kilenen ülkelerden biri yine Ürdün oldu. Lüb- nanlõlar da göçmen ola- rak Ürdün’e geldiler. Yani Ortadoğu’da ne- rede savaş olursa savaş mağ- durlarõ göçmen olarak Ürdün’ün kapõsõnõ çalõyor. Bu kadar göçmen, artan nüfus, beslen- meyi bir yana bıra- kalım, en azından su gereksinimi bile bü- yük sorun yaratmış olmalı... MUSA- Bu Ür- dün’ün en hassas ko- nusudur. En büyük so- runu sudur. Arap birli- ği konusunun bile te- melini oluşturur. Yani, Ortadoğu’da barışın da temelinde bu yatıyor, diyorsu- nuz. Nedenlerini an- latır mısınız? SUUD- İsrail, su ko- nusunu da baskõ ge- rekçesi olarak kullanõ- yor. Barõş yaparsa su sorununun da çözüle- ceğini biliyor. Özellik- le barõşa yanaşmõyor. Aslõnda üzerinde du- rulmasõ gereken İsra- il’in barõşa ne kadar uzak durduğudur. İs- rail’in barõş falan iste- diği yok. Bu insanlar ne zaman yok olursa o za- man barõş olur. MUSA- Aslõnda ne Batõ ne de İsrail barõş is- tiyorlar. İnanmayõn söyledikleri- ne. Sadece Filistinlileri oyalõ- yorlar. Zaten Ürdün’ü de İsrail’in bir parçasõ olarak görüyorlar. Bir İsrail partisinin bir sloganõ var: “Batı Şeria bizim, öbür tarafı da...” Öbür taraf Ürdün... Ürdün Filistin’in bir parçasõ olduğuna göre böyle düşünüyorlar. Bu açõ- dan yaklaştõklarõ için barõş diye bir şey olmaz. SUUD- Barõş projesi gün- demde olmasõna karşõn bizden çok uzakta duruyor. Barõşa en çok Arafat döneminde yaklaş- tõk, ama olmadõ. Filistin davasõ daha da geriledi. İsrail’de yaşa- yan Filistinlilerin yaşamõ daha da kötüye gitti. Oslo’dan sonra ol- du bunlar. Kentler arasõna bari- katlar kondu. Birkaç metrelik yerde saatlerce bekletilmeye başlandõ insanlar. Gazze’yi Şeria’dan tamamen ayõrdõlar. Son bir iki yõlda İsra- il daha da Musevileşti. Batõ, Arap ülkelerini laikleştirmeye çalõşõrken İsrail tam bir din dev- leti oldu. ABD, İsrail’de radikal Museviliği özendirdi. Musevi- leşme bu ivmeyle sürerse orada yaşayan Filistinlilere hiçbir ya- şam hakkõ kalmayacak. MUSA- İsrail’in istediği ba- rõş Şimon Peres’in “Yeni Or- tadoğu” isimli kitabõnda an- lattõğõ gibidir. Araplar, İsrail’in sadece işçisi olmalõ; tek sõnõr çizilmeli; bir de Araplarõn pet- rolü gelmeli. Abir Zaki Musa Hawamdeh Suud Kubaylet Barışın önündeki engelleri açsak, ko- nuşsak biraz... SUUD- Açõk açõk konuşulmasa da çoğu Arap ülkesindeki yönetim İsrail politikasõn- dan besleniyor. El altõndan alõnan yardõm gi- bi bir durum bu. İsrail’in sert, uzlaşmaz po- litikasõ Arap ülkelerindeki yönetimlerin mil- liyetçi politikalarõnõ besliyor. Arap Birliği, panarabizm politikaları ne- reye yöneliyor bu durumda? ABİR- Panarabizmi bir yana bõrakõn, Arap Birliği söylemleri bile sözde var. Ger- çekte her Arap ülkesinin kendi ulusalcõ, üniter yapõsõ, bütünlüğü korunup kollanõyor bu Arap milliyetçiliği söylemleriyle. MUSA- İsrail demekle hedef küçültülmüş olur, asõl sorumlular ABD ile AB ülkeleri- dir. Avrupalõlar, tarih boyunca Arap ülkele- rinde demokrasiye karşõydõlar. Araplarõn hep kendilerine bağlõ ve bağõmlõ olmasõnõ is- tediler. Peki, bu gelişmeler karşısında sizce gerçek bir Arap Birliği gerçekleştirilebi- lir mi, yoksa bir düş mü bu? MUSA- Olanaksõz değil, ama Arap Birliği çok uzak bir olasõlõk, ama buna ihtiyaç var. Peki, Arap Birliği, neden olanaksız, neden gerçekleşmiyor? MUSA- Doğrusunu söylemek gerekirse her Arap ülkesi kendi güdümünde bir Arap Birliği istiyor, bu nedenle çõkmaza giriyor bir- lik çabalarõ. Bakõn, Mõsõr sanayi devrimini Ja- ponya’dan önce gerçekleştirerek burjuvasi- ni oluşturmuştu. Buna karşõn bugün çok ge- ri durumda. Bugün her Arap ülkesi Batõlõ bir ülkenin himayesine girmiş durumda; Örne- ğin körfez ülkeleri Amerikancõ... Bu ba- ğõmlõlõk ve geri kalmõşlõk en önemli iki et- men. Bu durumda aydõnlarõn çabalarõ da bir işe yaramõyor. Obama’dan yana umutlu musunuz? SUUD / MUSA / ABİR - Hayõr. SUUD- ABD ekonomik açõdan çok kötü durumda. Irak’la Afganistan savaşlarõ ade- ta belini büktü. Böyle bir ortamda yeni bir yüz olarak siyahi Obama öne sürüldü vitrine... Ancak, õrkçõlõğa yaklaşõmlarõ konusunda samimi olduklarõnõ sanmõyorum. MUSA- Obama yeni bir kukla, Kahire’de Araplara yaptõğõ ballõ-kaymaklõ konuşmada geleceğe dönük yeni hiçbir şey söylemedi. Dahasõ, İsrail, Obama’nõn konuşmasõndan sonra Kudüs’te yaşayan Filistinlilere baskõ- larõnõ daha da arttõrdõ. ABİR- Filistinliler İsrail tarafõndan evle- rinden atõlmaya başlandõ. Oysa Obama tam tersi şeyler söylemişti. Sözleri havada kaldõ. İsrail bildiğini okumaya devam ediyor. Bu- na karşõn ABD, İsrail’e herhangi bir yaptõ- rõmda da bulunmuyor. ‘ARAP BİRLİĞİ’NE İHTİYAÇ VAR’
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle