10 Mayıs 2026 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 10 EKİM 2009 CUMARTESİ 6 HABERLER CUMARTESİ YAZILARI ATAOL BEHRAMOĞLU Tayyip Erdoğan’ın Ulusal Kimlik Sorunu Günümüz Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Er- doğan’ın ulusal kimlik konusunda kişisel bir so- runu olduğu kanısındayım. Buna “Türk”lükle ilgili bir sorun da denebilir. Yazıya başlamadan önce internete girip “Tay- yip Erdoğan ve Türklük” yazdığımda karşıma çı- kan malzeme bolluğu beni şaşırtı. Demek ki insanlarımız uyumuyor diye düşündüm. Ya da bu uyur gezerler toplumunda uyuma- yanlar da var. Fakat şimdilik, internetteki malzeme bolluğunu meraklısına duyurmuş olmakla yetinerek, ben ken- di düşüncelerimi açıklamaya çalışayım. Şunu öncelikle saptayalım. Bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca “Türklük” ve “alt kimlik” kavramlarını bir arada telaffuz eden ilk ve tek kişi Tayyip Erdoğan’dır. Benim kuşağım, bizden önce Cumhuriyetin ilk kuşakları ve bizden sonrakiler, Türklüğü bir alt kim- lik (etnik aidiyet) olarak değil, bir ulusa, bir tarihe, bir kültüre aidiyet olarak öğrenmiştik. Bu toplumu oluşturan bütün etnik aidiyetleri (et- no-kültürel özellikleri koruyarak) ulusal bütünlük içinde birleştiren bir kavramdı bu. Şimdi eğer Tayyip Erdoğan’ın “tez”i kabul gö- rür ve anayasadan başlayarak bütün ulusal bel- gelere işlenecek olursa, ortaya yeni bir ulus tanımı çıkmış olacak. Ulusal eğitim felsefesi de buna göre biçimle- necek. Böylece Türkiye Cumhuriyeti (adının başında Türkiye sözü hâlâ kalacaksa) ortak bir ulusal ai- diyetin değil, tıpkı eski Yugoslavya gibi, farklı ulu- sal aidiyetlerin gevşek dokulu birlikteliği olacak. Gevşek dokulu, çünkü (Türklük de içinde olmak üzere) etnik aidiyetler bu anlayışa göre tanım- landığında, bu etnik topluluklardan (yeni adlarıy- la “ulus”lardan) herhangi birinin, şu ya da bu ne- denle bu “federasyon”dan istediği anda ayrılma- ması için bir neden kalmayacak... Dikkat edilecek olursa, bunun Osmanlı’ya bir dö- nüş özlemini içerdiği de açıkça görülecektir. Tayyip Erdoğan Türklüğü alt kimlik katego- risine indirmekle ne yapmak istiyor? Bence onun sorunu şu ya da bu etnisiteyle de- ğil, laik Cumhuriyet’ledir. Türklük kavramı birleştirici kimlik olmaktan çı- karılıp alt kimliğe indirgendiğinde; yerine “ana- yasal yurttaşlık” gibi (ulusal-kültürel aidiyetle ilgi- si bulunmayan) “hukuksal” bir yurttaşlık kavramı konulduğunda, Cumhuriyet Türkiyesi gerçekten de (tasada ve kıvançta değil, ancak ve sadece çı- kar amaçlı olarak bir arada bulunan ve böylece de her an bozulabilecek) bir şirketler topluluğu- na dönüşecek; modern anlamda ulus olmaktan çıkan bu toplulukların yönlendirici (ve belki bu an- lamda birleştirici!) ideolojisi ise, büyük çoğunlu- ğun “din”i olan İslam başta gelmek üzere, dinsel inançlar olacaktır... Tayyip Erdoğan’ın “Türk”lükle ilgili olarak ortaya attığı bu alt kimlik kavramı belli ki çok tartışılacak. Benim kendisine ve yandaşlarına ve bu konu- da zihni karışık olanlara şimdilik söyleyebile- ceklerim şunlar olabilir: Türkiye Cumhuriyeti’ni modern, laik bir devlet olarak kuran ve farklı etnisitelerden bir ulus yaratan düşünce, “Türk” dilinde oluşturuldu... Bugün bir Türk edebiyatı, Türk felsefesi, Türk bilimi, en çetrefil yazınsal ve bilimsel metinlerin çev- rilmesine yetenekli bir Türk dili varsa, bütün bunlar, hangi etnik kökenden gelirlerse gelsinler, ortak iletişim ve kültür dilleri Türkçe olan bu in- sanlarca oluşturuldu. Başka türlü bu topraklarda bir ulusal devlet, la- ik bir Cumhuriyet kurulamaz, belki en çok Os- manlı’nın küçük ve komik bir taklidi yaratılır, o da uzun ömürlü olamazdı... Şimdi asıl sorun, yeni ulusal devletler ve dev- letçikler kurma hırsı ve hevesiyle, bu büyük bir- kimin feda edilip edilemeyeceği noktasında dü- ğümleniyor... Modern-laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuramı- nı ulusal-kültürel bir kavram olarak oluşturan ve pratikte gerçekleştiren Türkiye Türklüğü olgusu- nu sadece ve dar bir etnik aidiyet ve bir alt kim- lik düzeyine indirgemek isteyen eğilim, bu Cum- huriyetin temellerine konulmuş tahrip gücü en yük- sek bir bombadan farksızdır. Ahlaki, insani, entelektüel sorumluluğunun al- tından kalkmaya, başta Tayyip Erdoğan’ın ken- disi olmak üzere, hiç kimsenin gücü yetmez. ataolb@cumhuriyet.com.tr Faks: (0212) 343 72 64 Biber gazı Meclis gündeminde ANKARA (AN- KA) - DSP Denizli Milletvekili Hasan Er- çelebi, Karadeniz Tek- nik Üniversitesi öğren- cilerine özel güvenlik elemanlarõ tarafõndan “biber gazõ” sõkõlmasõ olayõnõ TBMM günde- mine taşõdõ. Erçelebi, Başbakan Erdoğan tara- fõndan yanõtlanmasõ is- temiyle TBMM Baş- kanlõğõ’na sunduğu ya- zõlõ soru önergesinde, “Özel güvenlik eleman- larõnõn vatandaşa biber gazõ sõkma hakkõ ve güç kullanma haklarõ var mõdõr? Öğrencilere biber gazõ sõkan bu gü- venlikçiler hakkõnda hiçbir yasal işlem yapõl- mõş mõdõr?” diye sordu. Rüşveti ‘cep’e kaydetti EDİRNE (AA) - Kapõkule Gümrük Mü- dürlüğü’nde görevli müdür yardõmcõsõ S.B. ile memur N.C, Kapõ- kule Sõnõr Kapõsõ’ndan çõkõş yapan Alman- ya’da işçi olarak çalõ- şan A.Ş’den rüşvet ta- lep etti. Rüşveti veren A.Ş’nin bu olayõ cep telefonuyla görüntüle- mesi ve görüntüleri de cumhuriyet savcõlõğõna ileterek şikâyetçi olma- sõ üzerine 2 gümrükçü gözaltõna alõndõ. Gözal- tõna alõnan iki kişi em- niyetteki sorgusunun ardõndan Edirne Adli- yesi’ne sevk edildi. MHP’nin mektup yorumu ANKARA (Cum- huriyet Bürosu) - MHP Grup Başkanveki- li Oktay Vural, Başba- kan Tayyip Erdoğan’õn, CHP lideri Deniz Bay- kal’a gönderdiği mektu- bu, “Şimdi de mektup geldi, gelmedi... Bir platonik ilişkiden mek- tup arkadaşlõğõna doğru yönelme var. Bir mek- tup arkadaşlõğõ dönemi başlamak üzere mi? Biz de gerçekten bunu me- rak ediyoruz” sözleriyle değerlendirdi. Mehmet Faraç Yalova’da YALOVA (Cum- huriyet) - Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Yalova CU- MOK tarafõndan düzen- lenen “Ergenekon ve Güneydoğu” konulu söyleşi bugün saat 14.00’te Yalova Halk Eğitim Merkezi Salo- nu’nda yapõlacak. Ga- zetemiz yazarõ Mehmet Faraç ile Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fa- kültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Süheyl Ba- tum’un katõlacağõ söy- leşide, Kürt açõlõmõ tar- tõşmalarõ, Güneydo- ğu’daki terör olaylarõ- nõn perde arkasõ, Erge- nekon ve Türkiye’yi meşgul eden güncel so- runlar tartõşõlacak. 6 si- yasi parti ve kitle örgü- tünün de destek verdiği söyleşinin ardõndan ya- zarõmõz Mehmet Faraç kitaplarõnõ imzalayacak. Genelkurmay Başkanlõğõ C.Ö’nün ölümünün orduya karşõ propaganda aracõ olarak kullanõldõğõnõ belirtti ‘TSK’ye psikolojik harekât’ ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Genelkurmay Başkanlõğõ İle- tişim Daire Başkanõ Tuğgeneral Metin Gürak, C. Ö.’nün ölümü- nün, Türk Silahlõ Kuvvetleri’ne (TSK) karşõ bir propaganda malze- mesi olarak kullanõlmaya çalõşõl- dõğõnõ belirterek, “asimetrik, kapsamlı ve organize bir psi- kolojik harekât sürdürül- düğünü” belirtti. Gürak, Genelkurmay Baş- kanlõğõ Karargâhõ’ndaki haf- talõk basõn bilgilendirme top- lantõsõnda yaptõğõ açõklama- da, 28 Eylül 2009 tarihinde Diyarbakõr’õn Lice ilçesine bağlõ Şenlik köyü bölgesinde çok üzücü bir olay meydana gel- diğini ve 12 yaşõndaki C. Ö.’nün ya- şamõnõ yitirdiğini anõmsattõ. Gü- rak, bir olay meydana geldiğinde ko- nunun tüm yönleriyle araştõrõlmasõ, ast birliklerden konuya ilişkin ra- porlarõn gelmesi, doğruluklarõnõn te- yit edilmesi zarureti nedeniyle açõk- lamalarõn zaman aldõğõnõ söyledi. Gürak, TSK’nin, kurum olarak tam ve doğru bilgilere ulaşmadan bir açõklama yapmadõğõnõ kaydetti. Bu durumun yanlõş değerlendirilerek, kurumun sorumlu olduğu şeklinde bir olgu yaratõlmaya çalõşõlmasõnõ da haksõz bir yaklaşõm olarak değer- lendirdiklerini söyleyen Gürak, “Bazı durumlarda sabırlı olun- ması mecburiyeti vardır” dedi. Gürak, şunlarõ kaydetti: “Ancak son yıllarda TSK’nin bu özelliğinin yıpratılmasına yö- nelik asimetrik, kapsamlı ve or- ganize bir psikolojik harekât sür- dürülmektedir. TSK’ye karşı yü- rütülmekte olan bu savaşın mak- sadı, kamuoyunu etki altına ala- rak TSK aleyhine bir tutum ve yanlış bir ‘algõ’ oluşturmaktır. Uy- gulanmakta olan savaşın boyut- larının tahmin edilenden çok da- ha karmaşık ve büyük olduğunu düşünüyoruz.” ‘HAVAN TOPUNUN MENZİLİ DIŞINDA’ Olayõn yaşandõğõ bölgeye en ya- kõn askeri birliklerin 8 ve 9 kilometre uzaklõkta olduğunu haritalar eşli- ğinde anlatan Gürak, havan topu menzilinin bu mesafeye ulaşama- yacağõna dikkat çekti. Gürak, böl- gedeki askeri birliklerin silah kont- rolleri ve kayõtlarõnda olay günü her- hangi bir atõş gözükmediğini de di- le getirdi. C. Ö.’nün yaşamõnõ yi- tirdiği patlamada meydana gelen çu- kurun atõş sonrasõ meydana gelebi- lecek özellikler taşõmadõğõnõn tespit edildiğini belirten Gürak, savcõlõk soruşturmasõnõn beklenmesi gerek- tiğini söyledi. Olayõn meydana gelmesinden 2.5 saat sonra jandarma karakoluna ha- ber verildiğini belirten Gürak, bil- ginin derhal adli makamlara iletil- diğini anlattõ. Bölücü örgütün bölgeyi eylemleri için yoğun olarak kullan- dõğõnõ kaydeden Gürak, “Konuyu örnekle ifade etmek gerekirse, 29 Nisan 2009 tarihinde, aynı bölge- de Abalı Jandarma Karakolu’na 2,5 kilometre mesafedeki Kılın- evitepe’de, bölücü terör örgütü tarafından döşenen 2 adet basma düzenekli, amonyum nitratla kuv- vetlendirilmiş el yapımı patlayıcı- nın infilakı sonucunda, 9 perso- nelimiz şehit olmuştur” dedi. Teh- dit durumu göz önüne alõnarak böl- geye intikal edildiğini ve yerinde in- celeme yapõldõğõnõ belirten Gürak, “Olay mahalline güvenlik kuv- vetlerinin gitmemiş olması esa- sen delillerin karartıldığı iddiala- rını da geçersiz kılmaktadır” dedi. Güler, Albay Dursun Çiçek’in de çalõştõğõ Bilgi Destek Şubesi’nin lağ- vedildiği yönündeki haberlerin anõm- satõlmasõ üzerine, “Haberde belirtil- diği şekilde herhangi bir özel teşki- latlanma söz konusu değildir” dedi. DİYARBAKIR (Cumhuriyet) - Diyarbakõr’õn Lice ilçesinde meydana gelen patlamada ölen 12 yaşõndaki C. Ö. ile ilgili soruş- turmada gizlilik kararõ alõnmasõna ailenin avukatlarõ itiraz etti. İHD Diyarbakõr Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve C. Ö. ailesinin avu- katõ Serdar Çelebi, C. Ö.’nün babasõ Raif Ö.’un talebi üzerine Lice Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak usul ve yasalara ay- kõrõ olduğu gerekçesiyle gizlilik kararõnõn kaldõrõlmasõnõ iste- di. İtiraz dilekçesinde, gizlilik kararõna gerekçe olarak göste- rilen 5271 sayõlõ CMY’nin 157. maddesinin taraflarõn dosyadaki bilgi ve belgelere erişiminin önünü kapatmadõğõ vurgulandõ. Avukat Çelebi, İnsan Haklarõ Heyeti tarafõndan olay yerinde yapõlan inceleme sonucu elde edilen ve içerisinde şarapnel par- çalarõ ve C. Ö.’nün giysilerinin bulunduğu bazõ bulgular ile olay sonrasõ çekilen kamera görüntülerini de Lice Cumhuriyet Başsavcõlõğõ’na sundu. Adalet Bakanlõğõ da olay yerine 3 gün sonra giden Lice Cumhuriyet Savcõsõ Mustafa Kamil Çolak hak- kõnda soruşturma başlatõlmasõna gerek görmedi. Adalet Bakanlõğõ’na savcõnõn olay yerine gittiği şeklinde bilgi notlarõ gönderildiği belir- tildi. Ancak bu notlarõn kimin imzasõnõ taşõdõğõ öğrenilemedi. AİLEDEN GİZLİLİK KARARINA İTİRAZ İstanbul Haber Servisi - Türki- ye’nin toplumsal ve siyasal tarihine “Bahçelievler Katliamı” olarak ge- çen, TİP’li 7 öğrencinin katledilme- sinin üzerinden tam 31 yõl geçti. TİP üyesi Serdar Alten, Hürcan Gürses, Efraim Ezgin, Latif Can ve Osman Nuri Uzunlar, Faruk Er- zan ve Salih Gevence 8 Ekim 1978’de Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Ünal Osmanağaoğlu, Bün- yamin Adanalı, Ercüment Gedik- li, Mahmut Korkmaz, Kadri Kür- şat Poyraz tarafõndan katledildi. Kõrcõ Ankara Sõkõyönetim Savcõ- lõğõ’na verdiği tüyler ürperten ifa- desinde katliamõ şöyle anlattõ: “Ka- pı açılır açılmaz içeri girdik. Hep- sini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Ab- dullah’a (Çatlı) birini gönderdik. Abdullah eter ve pamuk vermiş ‘Hepsini teker teker bayõltõp öldüre- lim’ demiş. Dışarı çıkıp arabada bekleyen Abdullah’la konuştum. ‘Evde öldürmek zor olacak. İkişer ikişer götürüp öldürelim’ dedim. ‘Olur’ dedi. İki kişiyi büyük reisin arabasına bindirip Eskişehir yo- luna götürdük. İkisini de yere ya- tırıp kafalarına ateş ettik. Böyle zor olacağını anlayınca Abdullah, ‘tek tek boğalõm bunlarõ’ dedi. Bir ta- nesini zorla boğdum, diğer dör- dünü bu şekilde öldürmek zor olacaktı. Arkadaşları gönderdim. Sonra da sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin hepsini bo- şalttım. Silahı da götürüp Abdul- lah’a verdim.” Katliamla ilgili Ankara Sõkõyö- netim Mahkemesi’nde dava açõldõ. Yargõlama sonucu gözcülük yapan Özcan ve Demirkan 28’er yõl ağõr ha- pis cezasõna çarptõrõldõ. Ölüm ceza- sõna çarptõrõlan Ercüment Gedikli ise yurtdõşõna kaçtõ. Yõllar sonra ya- kalanan Gedikli, aflardan yararlan- dõrõlmasõ sonucu 10 yõl cezaevinde yattõktan sonra serbest kaldõ. Yurt- dõşõna kaçan Korkmaz ise 1987 yõ- lõnda yakalandõ. 36 yõl hapis cezasõ- na çarptõrõlan Korkmaz da aflardan yararlanarak serbest kaldõ. Kürşat Poyraz ise halen aranõyor. Kõrcõ ve Osmanağaoğlu ise 7 kez ölüm ce- zasõna çarptõrõldõ. Çõkarõlan aflar kapsamõnda 10’ar tam yõla indirildi. Kõrcõ, iki kez cezaevinde yattõktan sonra “yanlışlıkla” tahliye edildi. Kõrcõ son olarak Ukrayna’da yaka- lanarak yeniden cezaevine konuldu. Çatlõ ise Susurluk kazasõnda öldü. DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Şõrnak’ta 1993-1995 yõllarõ arasõndaki faili meçhul cinayetler- le ilgili eski Kayseri Jandarma Komutanõ Cemal Te- mizöz’ün de yargõlandõğõ davada müdahil avukatla- rõnõn talebi üzerine mahkeme heyeti davadan çekildi. Şõrnak’ta işlenen faili meçhul cinayet nedeniyle Te- mizöz, eski Cizre Belediye Başkanõ korucubaşõ Ka- mil Atak, oğlu korucu Tamer Atak ile itirafçõlar Ab- dülhakim Güven, Hıdır Altuğ ve Adem Yakın’õn yargõlandõklarõ JİTEM davasõna dün Diyarbakõr 6. Ağõr Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 1994 yõ- lõnda öldürülen Ramazan Uykur’un oğlu İsmet Uy- kur, tanõk sõfatõyla verdiği ifadede 1994’te sanõk Ta- mer Atak’õn yanlarõna yanaştõğõnõ ve babasõnõ araca binmeye zorladõğõnõ anlattõ. Babasõ araca binmeyin- ce 50 metre ileride önlerinin kesildiğini belirten Atak, “Tamer arabadan indi ve elinde tabanca vardı. Aralarında boğuşma yaşandı. Bu arada araçtan Kukel Atak indi. Babamı Kalaşnikofla taradı ve oradan ayrıldılar. Araçta yüzünü göremediğim iki kişi daha vardı” dedi. Cizre’de o dönemde insanlarõn korkudan şikâyetçi olamadõğõnõ vurgulayarak “Sa- nıkların korucu olduklarını biliyordum. Jandar- mayla birlikte çalıştıklarını bildiğimiz için kor- kuyorduk” diye konuştu. DURUŞMADA GERGİNLİK Sanõk avukatlarõndan Nail Karaarslan’õn, Uykur’a soru sormasõ sõrasõnda itiraz eden mağdur avukatla- rõna “sen” diye hitap etmesi üzerine tartõşma çõktõ. Mağdur avukatlarõndan Sezgin Tanrıkulu, “Sen di- ye hitap edemezsin terbiyesiz” diyerek sanõk avu- katõna doğru yürüdü. Tanrıkulu, mahkeme başkanõna da “Duruşmanın başından bu yana sanıklara hoşgörü gösteriyorsunuz. Bize ve müştekilere bu hoşgörüyü göstermiyorsunuz. Hepsini zapta ge- çerek işlem yapın” dedi. Mağdur avukatlarõndan Ba- hattin Özdemir de itirazõnõn tutanaklara geçmediğini söyledi. Bunun üzerine mahkeme heyeti avukatlar Tanrõkulu ve Özdemir’in salondan dõşarõ çõkarõlma- sõna karar verdi. Müdahil avukatlar, itirazlarõn mahkeme tutanakla- rõna geçirilmediğine dikkat çekerek, “Tüm bu ne- denlerle tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünüyoruz ve davadan reddinizi ve çekilmenizi talep ediyoruz” diye konuştular. Avukatlar, Jandarma Genel Komu- tanlõğõ’nõn Temizöz’ün avukatlõk ücretini ödemesinin devletin bu davada taraf olduğunu gösterdiğini vur- guladõlar. Söz alan Temizöz “Ben komutanlık yap- tığım dönemlerde de hiçbir şehit vermedim. Terör örgütlerinin hedefi haline getirildim. Beni öldürmek istemektedirler” dedi. Sanõklardan Atak da “Mağdur biziz” diyerek tahliyesini talep etti. Mahkeme heye- ti, sanõklarõn tutukluluk hallerinin devamõna karar ver- di. Ayrõca reddi hâkim talebi de kabul edilerek dosya Diyarbakõr 4. Ağõr Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Temizöz davasında hâkimler çekildi Diyarbakõr’da devam eden davada gerginlik yaşandõ. Mahkeme heyeti avukatlarõ salondan çõkardõ Katliamın üzerinden 31 yıl geçti 7 TİP’Lİ HUNHARCA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ İstanbul Haber Servisi - Yunanistan’õn yeni Başbakanõ ve Dõşişleri Bakanõ Yorgo Papandreu ilk yurtdõşõ gezisini Türkiye’ye yaptõ. Güneydoğu Avrupa Süreci Dõşişleri Bakanlarõ Toplantõsõ’na katõlmak için İstanbul’a gelen Pa- pandreu’yu, Atatürk Havaalanõ’nda Dõşişleri Ba- kanõ Ahmet Davutoğlu ve İstanbul Valisi Muam- mer Güler karşõladõ. Papandreu, Davutoğlu ile 25 dakika basõna kapalõ görüştü. Ayağõnõn tozuyla Fe- ner Rum Patrikhanesi’ni ziyaret eden Papandreu, Fener-Rum Patrikhanesi’nde çan sesleriyle karşõ- landõ. Papandreu, Fener-Rum Patriği Bartholome- os’a, bir çift kol düğmesi hediye ederken, Patrik Bartholomeos da konuk Başbakan’a kendi isminin yazõlõ olduğu gümüş bir tepsi sundu. Yaklaşõk bir saat süren görüşmenin ardõndan patrikhaneden ay- rõlan Papandreu, gazetecilere yaptõğõ açõklamada, 10 yõl önce İsmail Cem ile sõkõ çalõşarak iki ülke arasõnda anlaşmalarõ hayata geçirip işbirliğinde ye- ni dönemi başlattõklarõnõ anõmsattõ. “10 yıl önce sı- kı çalıştık. Türkiye, AB’ye aday ülke oldu” di- yen Papandreu, “Kıbrıs konusunda çözüm bul- mamız gerekiyor. Kıbrıs’ı bağımlılıklarından, AB’de yeri olmayan bölünme ve duvarlardan kurtarmamız gerekiyor. Sorunlarımızı barışçıl tartışmalar yoluyla ve uluslararası hukuk çer- çevesinde çözmeliyiz” dedi. Papandreu, daha son- ra eski Dõşişleri Bakanõ İsmail Cem’in Zincirliku- yu Mezarlõğõ’ndaki mezarõnõ ziyaret etti. Konuk Başbakan, Cem ile Yunanistan’da birlikte ektikleri ve barõşõ simgeleyen zeytin ağacõndan koparõlmõş bir dalõ Cem’in mezarõna bõraktõ. Papandreu’dan zeytin dalõ Yunanistan’ın yeni Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Papandreu’yu, İsmail Cem’in mezarının başında, Cem’in eşi Kadriye Elçin Cem, oğlu İhsan Kerim Cem, kızı İpek Cem Taha karşıladı. (AA)
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle