Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
CMYB
C M Y B
SAYFA CUMHURİYET 10 EKİM 2009 CUMARTESİ
6 HABERLER
CUMARTESİ
YAZILARI
ATAOL BEHRAMOĞLU
Tayyip Erdoğan’ın
Ulusal Kimlik Sorunu
Günümüz Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Er-
doğan’ın ulusal kimlik konusunda kişisel bir so-
runu olduğu kanısındayım.
Buna “Türk”lükle ilgili bir sorun da denebilir.
Yazıya başlamadan önce internete girip “Tay-
yip Erdoğan ve Türklük” yazdığımda karşıma çı-
kan malzeme bolluğu beni şaşırtı.
Demek ki insanlarımız uyumuyor diye düşündüm.
Ya da bu uyur gezerler toplumunda uyuma-
yanlar da var.
Fakat şimdilik, internetteki malzeme bolluğunu
meraklısına duyurmuş olmakla yetinerek, ben ken-
di düşüncelerimi açıklamaya çalışayım.
Şunu öncelikle saptayalım.
Bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca “Türklük”
ve “alt kimlik” kavramlarını bir arada telaffuz eden
ilk ve tek kişi Tayyip Erdoğan’dır.
Benim kuşağım, bizden önce Cumhuriyetin ilk
kuşakları ve bizden sonrakiler, Türklüğü bir alt kim-
lik (etnik aidiyet) olarak değil, bir ulusa, bir tarihe,
bir kültüre aidiyet olarak öğrenmiştik.
Bu toplumu oluşturan bütün etnik aidiyetleri (et-
no-kültürel özellikleri koruyarak) ulusal bütünlük
içinde birleştiren bir kavramdı bu.
Şimdi eğer Tayyip Erdoğan’ın “tez”i kabul gö-
rür ve anayasadan başlayarak bütün ulusal bel-
gelere işlenecek olursa, ortaya yeni bir ulus tanımı
çıkmış olacak.
Ulusal eğitim felsefesi de buna göre biçimle-
necek.
Böylece Türkiye Cumhuriyeti (adının başında
Türkiye sözü hâlâ kalacaksa) ortak bir ulusal ai-
diyetin değil, tıpkı eski Yugoslavya gibi, farklı ulu-
sal aidiyetlerin gevşek dokulu birlikteliği olacak.
Gevşek dokulu, çünkü (Türklük de içinde olmak
üzere) etnik aidiyetler bu anlayışa göre tanım-
landığında, bu etnik topluluklardan (yeni adlarıy-
la “ulus”lardan) herhangi birinin, şu ya da bu ne-
denle bu “federasyon”dan istediği anda ayrılma-
ması için bir neden kalmayacak...
Dikkat edilecek olursa, bunun Osmanlı’ya bir dö-
nüş özlemini içerdiği de açıkça görülecektir.
Tayyip Erdoğan Türklüğü alt kimlik katego-
risine indirmekle ne yapmak istiyor?
Bence onun sorunu şu ya da bu etnisiteyle de-
ğil, laik Cumhuriyet’ledir.
Türklük kavramı birleştirici kimlik olmaktan çı-
karılıp alt kimliğe indirgendiğinde; yerine “ana-
yasal yurttaşlık” gibi (ulusal-kültürel aidiyetle ilgi-
si bulunmayan) “hukuksal” bir yurttaşlık kavramı
konulduğunda, Cumhuriyet Türkiyesi gerçekten
de (tasada ve kıvançta değil, ancak ve sadece çı-
kar amaçlı olarak bir arada bulunan ve böylece
de her an bozulabilecek) bir şirketler topluluğu-
na dönüşecek; modern anlamda ulus olmaktan
çıkan bu toplulukların yönlendirici (ve belki bu an-
lamda birleştirici!) ideolojisi ise, büyük çoğunlu-
ğun “din”i olan İslam başta gelmek üzere, dinsel
inançlar olacaktır...
Tayyip Erdoğan’ın “Türk”lükle ilgili olarak ortaya
attığı bu alt kimlik kavramı belli ki çok tartışılacak.
Benim kendisine ve yandaşlarına ve bu konu-
da zihni karışık olanlara şimdilik söyleyebile-
ceklerim şunlar olabilir:
Türkiye Cumhuriyeti’ni modern, laik bir devlet
olarak kuran ve farklı etnisitelerden bir ulus yaratan
düşünce, “Türk” dilinde oluşturuldu...
Bugün bir Türk edebiyatı, Türk felsefesi, Türk
bilimi, en çetrefil yazınsal ve bilimsel metinlerin çev-
rilmesine yetenekli bir Türk dili varsa, bütün
bunlar, hangi etnik kökenden gelirlerse gelsinler,
ortak iletişim ve kültür dilleri Türkçe olan bu in-
sanlarca oluşturuldu.
Başka türlü bu topraklarda bir ulusal devlet, la-
ik bir Cumhuriyet kurulamaz, belki en çok Os-
manlı’nın küçük ve komik bir taklidi yaratılır, o da
uzun ömürlü olamazdı...
Şimdi asıl sorun, yeni ulusal devletler ve dev-
letçikler kurma hırsı ve hevesiyle, bu büyük bir-
kimin feda edilip edilemeyeceği noktasında dü-
ğümleniyor...
Modern-laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuramı-
nı ulusal-kültürel bir kavram olarak oluşturan ve
pratikte gerçekleştiren Türkiye Türklüğü olgusu-
nu sadece ve dar bir etnik aidiyet ve bir alt kim-
lik düzeyine indirgemek isteyen eğilim, bu Cum-
huriyetin temellerine konulmuş tahrip gücü en yük-
sek bir bombadan farksızdır.
Ahlaki, insani, entelektüel sorumluluğunun al-
tından kalkmaya, başta Tayyip Erdoğan’ın ken-
disi olmak üzere, hiç kimsenin gücü yetmez.
ataolb@cumhuriyet.com.tr
Faks: (0212) 343 72 64
Biber gazı Meclis
gündeminde
ANKARA (AN-
KA) - DSP Denizli
Milletvekili Hasan Er-
çelebi, Karadeniz Tek-
nik Üniversitesi öğren-
cilerine özel güvenlik
elemanlarõ tarafõndan
“biber gazõ” sõkõlmasõ
olayõnõ TBMM günde-
mine taşõdõ. Erçelebi,
Başbakan Erdoğan tara-
fõndan yanõtlanmasõ is-
temiyle TBMM Baş-
kanlõğõ’na sunduğu ya-
zõlõ soru önergesinde,
“Özel güvenlik eleman-
larõnõn vatandaşa biber
gazõ sõkma hakkõ ve
güç kullanma haklarõ
var mõdõr? Öğrencilere
biber gazõ sõkan bu gü-
venlikçiler hakkõnda
hiçbir yasal işlem yapõl-
mõş mõdõr?” diye sordu.
Rüşveti ‘cep’e
kaydetti
EDİRNE (AA) -
Kapõkule Gümrük Mü-
dürlüğü’nde görevli
müdür yardõmcõsõ S.B.
ile memur N.C, Kapõ-
kule Sõnõr Kapõsõ’ndan
çõkõş yapan Alman-
ya’da işçi olarak çalõ-
şan A.Ş’den rüşvet ta-
lep etti. Rüşveti veren
A.Ş’nin bu olayõ cep
telefonuyla görüntüle-
mesi ve görüntüleri de
cumhuriyet savcõlõğõna
ileterek şikâyetçi olma-
sõ üzerine 2 gümrükçü
gözaltõna alõndõ. Gözal-
tõna alõnan iki kişi em-
niyetteki sorgusunun
ardõndan Edirne Adli-
yesi’ne sevk edildi.
MHP’nin mektup
yorumu
ANKARA (Cum-
huriyet Bürosu) -
MHP Grup Başkanveki-
li Oktay Vural, Başba-
kan Tayyip Erdoğan’õn,
CHP lideri Deniz Bay-
kal’a gönderdiği mektu-
bu, “Şimdi de mektup
geldi, gelmedi... Bir
platonik ilişkiden mek-
tup arkadaşlõğõna doğru
yönelme var. Bir mek-
tup arkadaşlõğõ dönemi
başlamak üzere mi? Biz
de gerçekten bunu me-
rak ediyoruz” sözleriyle
değerlendirdi.
Mehmet Faraç
Yalova’da
YALOVA (Cum-
huriyet) - Atatürkçü
Düşünce Derneği
(ADD) ve Yalova CU-
MOK tarafõndan düzen-
lenen “Ergenekon ve
Güneydoğu” konulu
söyleşi bugün saat
14.00’te Yalova Halk
Eğitim Merkezi Salo-
nu’nda yapõlacak. Ga-
zetemiz yazarõ Mehmet
Faraç ile Bahçeşehir
Üniversitesi Hukuk Fa-
kültesi Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Süheyl Ba-
tum’un katõlacağõ söy-
leşide, Kürt açõlõmõ tar-
tõşmalarõ, Güneydo-
ğu’daki terör olaylarõ-
nõn perde arkasõ, Erge-
nekon ve Türkiye’yi
meşgul eden güncel so-
runlar tartõşõlacak. 6 si-
yasi parti ve kitle örgü-
tünün de destek verdiği
söyleşinin ardõndan ya-
zarõmõz Mehmet Faraç
kitaplarõnõ imzalayacak.
Genelkurmay Başkanlõğõ C.Ö’nün ölümünün orduya karşõ propaganda aracõ olarak kullanõldõğõnõ belirtti
‘TSK’ye psikolojik harekât’
ANKARA (Cumhuriyet Büro-
su) - Genelkurmay Başkanlõğõ İle-
tişim Daire Başkanõ Tuğgeneral
Metin Gürak, C. Ö.’nün ölümü-
nün, Türk Silahlõ Kuvvetleri’ne
(TSK) karşõ bir propaganda malze-
mesi olarak kullanõlmaya çalõşõl-
dõğõnõ belirterek, “asimetrik,
kapsamlı ve organize bir psi-
kolojik harekât sürdürül-
düğünü” belirtti.
Gürak, Genelkurmay Baş-
kanlõğõ Karargâhõ’ndaki haf-
talõk basõn bilgilendirme top-
lantõsõnda yaptõğõ açõklama-
da, 28 Eylül 2009 tarihinde
Diyarbakõr’õn Lice ilçesine
bağlõ Şenlik köyü bölgesinde
çok üzücü bir olay meydana gel-
diğini ve 12 yaşõndaki C. Ö.’nün ya-
şamõnõ yitirdiğini anõmsattõ. Gü-
rak, bir olay meydana geldiğinde ko-
nunun tüm yönleriyle araştõrõlmasõ,
ast birliklerden konuya ilişkin ra-
porlarõn gelmesi, doğruluklarõnõn te-
yit edilmesi zarureti nedeniyle açõk-
lamalarõn zaman aldõğõnõ söyledi.
Gürak, TSK’nin, kurum olarak tam
ve doğru bilgilere ulaşmadan bir
açõklama yapmadõğõnõ kaydetti. Bu
durumun yanlõş değerlendirilerek,
kurumun sorumlu olduğu şeklinde
bir olgu yaratõlmaya çalõşõlmasõnõ da
haksõz bir yaklaşõm olarak değer-
lendirdiklerini söyleyen Gürak,
“Bazı durumlarda sabırlı olun-
ması mecburiyeti vardır” dedi.
Gürak, şunlarõ kaydetti:
“Ancak son yıllarda TSK’nin
bu özelliğinin yıpratılmasına yö-
nelik asimetrik, kapsamlı ve or-
ganize bir psikolojik harekât sür-
dürülmektedir. TSK’ye karşı yü-
rütülmekte olan bu savaşın mak-
sadı, kamuoyunu etki altına ala-
rak TSK aleyhine bir tutum ve
yanlış bir ‘algõ’ oluşturmaktır. Uy-
gulanmakta olan savaşın boyut-
larının tahmin edilenden çok da-
ha karmaşık ve büyük olduğunu
düşünüyoruz.”
‘HAVAN TOPUNUN
MENZİLİ DIŞINDA’
Olayõn yaşandõğõ bölgeye en ya-
kõn askeri birliklerin 8 ve 9 kilometre
uzaklõkta olduğunu haritalar eşli-
ğinde anlatan Gürak, havan topu
menzilinin bu mesafeye ulaşama-
yacağõna dikkat çekti. Gürak, böl-
gedeki askeri birliklerin silah kont-
rolleri ve kayõtlarõnda olay günü her-
hangi bir atõş gözükmediğini de di-
le getirdi. C. Ö.’nün yaşamõnõ yi-
tirdiği patlamada meydana gelen çu-
kurun atõş sonrasõ meydana gelebi-
lecek özellikler taşõmadõğõnõn tespit
edildiğini belirten Gürak, savcõlõk
soruşturmasõnõn beklenmesi gerek-
tiğini söyledi.
Olayõn meydana gelmesinden 2.5
saat sonra jandarma karakoluna ha-
ber verildiğini belirten Gürak, bil-
ginin derhal adli makamlara iletil-
diğini anlattõ. Bölücü örgütün bölgeyi
eylemleri için yoğun olarak kullan-
dõğõnõ kaydeden Gürak, “Konuyu
örnekle ifade etmek gerekirse, 29
Nisan 2009 tarihinde, aynı bölge-
de Abalı Jandarma Karakolu’na
2,5 kilometre mesafedeki Kılın-
evitepe’de, bölücü terör örgütü
tarafından döşenen 2 adet basma
düzenekli, amonyum nitratla kuv-
vetlendirilmiş el yapımı patlayıcı-
nın infilakı sonucunda, 9 perso-
nelimiz şehit olmuştur” dedi. Teh-
dit durumu göz önüne alõnarak böl-
geye intikal edildiğini ve yerinde in-
celeme yapõldõğõnõ belirten Gürak,
“Olay mahalline güvenlik kuv-
vetlerinin gitmemiş olması esa-
sen delillerin karartıldığı iddiala-
rını da geçersiz kılmaktadır” dedi.
Güler, Albay Dursun Çiçek’in de
çalõştõğõ Bilgi Destek Şubesi’nin lağ-
vedildiği yönündeki haberlerin anõm-
satõlmasõ üzerine, “Haberde belirtil-
diği şekilde herhangi bir özel teşki-
latlanma söz konusu değildir” dedi.
DİYARBAKIR (Cumhuriyet) - Diyarbakõr’õn Lice ilçesinde
meydana gelen patlamada ölen 12 yaşõndaki C. Ö. ile ilgili soruş-
turmada gizlilik kararõ alõnmasõna ailenin avukatlarõ itiraz etti. İHD
Diyarbakõr Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve C. Ö. ailesinin avu-
katõ Serdar Çelebi, C. Ö.’nün babasõ Raif Ö.’un talebi üzerine
Lice Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak usul ve yasalara ay-
kõrõ olduğu gerekçesiyle gizlilik kararõnõn kaldõrõlmasõnõ iste-
di. İtiraz dilekçesinde, gizlilik kararõna gerekçe olarak göste-
rilen 5271 sayõlõ CMY’nin 157. maddesinin taraflarõn dosyadaki
bilgi ve belgelere erişiminin önünü kapatmadõğõ vurgulandõ.
Avukat Çelebi, İnsan Haklarõ Heyeti tarafõndan olay yerinde
yapõlan inceleme sonucu elde edilen ve içerisinde şarapnel par-
çalarõ ve C. Ö.’nün giysilerinin bulunduğu bazõ bulgular ile olay
sonrasõ çekilen kamera görüntülerini de Lice Cumhuriyet
Başsavcõlõğõ’na sundu. Adalet Bakanlõğõ da olay yerine 3 gün
sonra giden Lice Cumhuriyet Savcõsõ Mustafa Kamil Çolak hak-
kõnda soruşturma başlatõlmasõna gerek görmedi. Adalet Bakanlõğõ’na
savcõnõn olay yerine gittiği şeklinde bilgi notlarõ gönderildiği belir-
tildi. Ancak bu notlarõn kimin imzasõnõ taşõdõğõ öğrenilemedi.
AİLEDEN GİZLİLİK KARARINA İTİRAZ
İstanbul Haber Servisi - Türki-
ye’nin toplumsal ve siyasal tarihine
“Bahçelievler Katliamı” olarak ge-
çen, TİP’li 7 öğrencinin katledilme-
sinin üzerinden tam 31 yõl geçti.
TİP üyesi Serdar Alten, Hürcan
Gürses, Efraim Ezgin, Latif Can ve
Osman Nuri Uzunlar, Faruk Er-
zan ve Salih Gevence 8 Ekim
1978’de Abdullah Çatlı, Haluk
Kırcı, Ünal Osmanağaoğlu, Bün-
yamin Adanalı, Ercüment Gedik-
li, Mahmut Korkmaz, Kadri Kür-
şat Poyraz tarafõndan katledildi.
Kõrcõ Ankara Sõkõyönetim Savcõ-
lõğõ’na verdiği tüyler ürperten ifa-
desinde katliamõ şöyle anlattõ: “Ka-
pı açılır açılmaz içeri girdik. Hep-
sini yere yatırdık. Ne yapacağımız
konusunda talimat almak için Ab-
dullah’a (Çatlı) birini gönderdik.
Abdullah eter ve pamuk vermiş
‘Hepsini teker teker bayõltõp öldüre-
lim’ demiş. Dışarı çıkıp arabada
bekleyen Abdullah’la konuştum.
‘Evde öldürmek zor olacak. İkişer
ikişer götürüp öldürelim’ dedim.
‘Olur’ dedi. İki kişiyi büyük reisin
arabasına bindirip Eskişehir yo-
luna götürdük. İkisini de yere ya-
tırıp kafalarına ateş ettik. Böyle zor
olacağını anlayınca Abdullah, ‘tek
tek boğalõm bunlarõ’ dedi. Bir ta-
nesini zorla boğdum, diğer dör-
dünü bu şekilde öldürmek zor
olacaktı. Arkadaşları gönderdim.
Sonra da sedirin üzerinde bulunan
dört kişiye yakın mesafeden ateş
ederek mermilerin hepsini bo-
şalttım. Silahı da götürüp Abdul-
lah’a verdim.”
Katliamla ilgili Ankara Sõkõyö-
netim Mahkemesi’nde dava açõldõ.
Yargõlama sonucu gözcülük yapan
Özcan ve Demirkan 28’er yõl ağõr ha-
pis cezasõna çarptõrõldõ. Ölüm ceza-
sõna çarptõrõlan Ercüment Gedikli
ise yurtdõşõna kaçtõ. Yõllar sonra ya-
kalanan Gedikli, aflardan yararlan-
dõrõlmasõ sonucu 10 yõl cezaevinde
yattõktan sonra serbest kaldõ. Yurt-
dõşõna kaçan Korkmaz ise 1987 yõ-
lõnda yakalandõ. 36 yõl hapis cezasõ-
na çarptõrõlan Korkmaz da aflardan
yararlanarak serbest kaldõ. Kürşat
Poyraz ise halen aranõyor. Kõrcõ ve
Osmanağaoğlu ise 7 kez ölüm ce-
zasõna çarptõrõldõ. Çõkarõlan aflar
kapsamõnda 10’ar tam yõla indirildi.
Kõrcõ, iki kez cezaevinde yattõktan
sonra “yanlışlıkla” tahliye edildi.
Kõrcõ son olarak Ukrayna’da yaka-
lanarak yeniden cezaevine konuldu.
Çatlõ ise Susurluk kazasõnda öldü.
DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Şõrnak’ta
1993-1995 yõllarõ arasõndaki faili meçhul cinayetler-
le ilgili eski Kayseri Jandarma Komutanõ Cemal Te-
mizöz’ün de yargõlandõğõ davada müdahil avukatla-
rõnõn talebi üzerine mahkeme heyeti davadan çekildi.
Şõrnak’ta işlenen faili meçhul cinayet nedeniyle Te-
mizöz, eski Cizre Belediye Başkanõ korucubaşõ Ka-
mil Atak, oğlu korucu Tamer Atak ile itirafçõlar Ab-
dülhakim Güven, Hıdır Altuğ ve Adem Yakın’õn
yargõlandõklarõ JİTEM davasõna dün Diyarbakõr 6.
Ağõr Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 1994 yõ-
lõnda öldürülen Ramazan Uykur’un oğlu İsmet Uy-
kur, tanõk sõfatõyla verdiği ifadede 1994’te sanõk Ta-
mer Atak’õn yanlarõna yanaştõğõnõ ve babasõnõ araca
binmeye zorladõğõnõ anlattõ. Babasõ araca binmeyin-
ce 50 metre ileride önlerinin kesildiğini belirten Atak,
“Tamer arabadan indi ve elinde tabanca vardı.
Aralarında boğuşma yaşandı. Bu arada araçtan
Kukel Atak indi. Babamı Kalaşnikofla taradı ve
oradan ayrıldılar. Araçta yüzünü göremediğim iki
kişi daha vardı” dedi. Cizre’de o dönemde insanlarõn
korkudan şikâyetçi olamadõğõnõ vurgulayarak “Sa-
nıkların korucu olduklarını biliyordum. Jandar-
mayla birlikte çalıştıklarını bildiğimiz için kor-
kuyorduk” diye konuştu.
DURUŞMADA GERGİNLİK
Sanõk avukatlarõndan Nail Karaarslan’õn, Uykur’a
soru sormasõ sõrasõnda itiraz eden mağdur avukatla-
rõna “sen” diye hitap etmesi üzerine tartõşma çõktõ.
Mağdur avukatlarõndan Sezgin Tanrıkulu, “Sen di-
ye hitap edemezsin terbiyesiz” diyerek sanõk avu-
katõna doğru yürüdü. Tanrıkulu, mahkeme başkanõna
da “Duruşmanın başından bu yana sanıklara
hoşgörü gösteriyorsunuz. Bize ve müştekilere bu
hoşgörüyü göstermiyorsunuz. Hepsini zapta ge-
çerek işlem yapın” dedi. Mağdur avukatlarõndan Ba-
hattin Özdemir de itirazõnõn tutanaklara geçmediğini
söyledi. Bunun üzerine mahkeme heyeti avukatlar
Tanrõkulu ve Özdemir’in salondan dõşarõ çõkarõlma-
sõna karar verdi.
Müdahil avukatlar, itirazlarõn mahkeme tutanakla-
rõna geçirilmediğine dikkat çekerek, “Tüm bu ne-
denlerle tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünüyoruz
ve davadan reddinizi ve çekilmenizi talep ediyoruz”
diye konuştular. Avukatlar, Jandarma Genel Komu-
tanlõğõ’nõn Temizöz’ün avukatlõk ücretini ödemesinin
devletin bu davada taraf olduğunu gösterdiğini vur-
guladõlar. Söz alan Temizöz “Ben komutanlık yap-
tığım dönemlerde de hiçbir şehit vermedim. Terör
örgütlerinin hedefi haline getirildim. Beni öldürmek
istemektedirler” dedi. Sanõklardan Atak da “Mağdur
biziz” diyerek tahliyesini talep etti. Mahkeme heye-
ti, sanõklarõn tutukluluk hallerinin devamõna karar ver-
di. Ayrõca reddi hâkim talebi de kabul edilerek dosya
Diyarbakõr 4. Ağõr Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Temizöz davasında hâkimler çekildi
Diyarbakõr’da devam eden davada gerginlik yaşandõ. Mahkeme heyeti avukatlarõ salondan çõkardõ
Katliamın
üzerinden
31 yıl geçti
7 TİP’Lİ HUNHARCA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ
İstanbul Haber Servisi - Yunanistan’õn yeni
Başbakanõ ve Dõşişleri Bakanõ Yorgo Papandreu
ilk yurtdõşõ gezisini Türkiye’ye yaptõ.
Güneydoğu Avrupa Süreci Dõşişleri Bakanlarõ
Toplantõsõ’na katõlmak için İstanbul’a gelen Pa-
pandreu’yu, Atatürk Havaalanõ’nda Dõşişleri Ba-
kanõ Ahmet Davutoğlu ve İstanbul Valisi Muam-
mer Güler karşõladõ. Papandreu, Davutoğlu ile 25
dakika basõna kapalõ görüştü. Ayağõnõn tozuyla Fe-
ner Rum Patrikhanesi’ni ziyaret eden Papandreu,
Fener-Rum Patrikhanesi’nde çan sesleriyle karşõ-
landõ. Papandreu, Fener-Rum Patriği Bartholome-
os’a, bir çift kol düğmesi hediye ederken, Patrik
Bartholomeos da konuk Başbakan’a kendi isminin
yazõlõ olduğu gümüş bir tepsi sundu. Yaklaşõk bir
saat süren görüşmenin ardõndan patrikhaneden ay-
rõlan Papandreu, gazetecilere yaptõğõ açõklamada,
10 yõl önce İsmail Cem ile sõkõ çalõşarak iki ülke
arasõnda anlaşmalarõ hayata geçirip işbirliğinde ye-
ni dönemi başlattõklarõnõ anõmsattõ. “10 yıl önce sı-
kı çalıştık. Türkiye, AB’ye aday ülke oldu” di-
yen Papandreu, “Kıbrıs konusunda çözüm bul-
mamız gerekiyor. Kıbrıs’ı bağımlılıklarından,
AB’de yeri olmayan bölünme ve duvarlardan
kurtarmamız gerekiyor. Sorunlarımızı barışçıl
tartışmalar yoluyla ve uluslararası hukuk çer-
çevesinde çözmeliyiz” dedi. Papandreu, daha son-
ra eski Dõşişleri Bakanõ İsmail Cem’in Zincirliku-
yu Mezarlõğõ’ndaki mezarõnõ ziyaret etti. Konuk
Başbakan, Cem ile Yunanistan’da birlikte ektikleri
ve barõşõ simgeleyen zeytin ağacõndan koparõlmõş
bir dalõ Cem’in mezarõna bõraktõ.
Papandreu’dan zeytin dalõ
Yunanistan’ın yeni Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Papandreu’yu, İsmail Cem’in mezarının başında,
Cem’in eşi Kadriye Elçin Cem, oğlu İhsan Kerim Cem, kızı İpek Cem Taha karşıladı. (AA)

