16 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
İKİ tUMHURlm 23 Ouk 1971 1.12.1975 tarihinde yürürlüğe giren 7/10986 saU Kurumlardan Hangilerinin Devlete Verümiş sli ve Sürekli Bir Kamu Hizmetini Genel İdare saslarına Göre Yürütmekle Yükümlü Olduklan:n, Hangilerinin Bu Nitelıkte Bulunmadıklarının esbitine Daır Kararname», kamu kesimınde raşmakta olan binlerce ınsanı kayguya düşürmüş ilunmaktadır. Her ne kadar, bahse konu Karaınamenin 2. adtiesi, kimlerin memur, kimlerin işçi statüsüne receğinin 1897 sayılı Yasa uyannca kurulacak smisyon tarafından tesbit edileceğini kurali ığlamış ise de. sokaklara dökülen bazı tutum ! davranışlar, uygulamadan kuşkulananları haklı karmaktadır. Güncel kaygıları dağıtmak için, hükümetin, lyın organlarından tekrar tekrar «Birincı liste; yer alan kurumlarda çahşanların tümünün emur, ikinci listede yer ahın kurumlarda çasanlarm tümünün işçi sayuması asla söz ko. JSU değikür» şeklinde bildirüer yayınlama geıği duyduğu da dikkate alınırsa, sonradan meyma gelen olaylar, konunun hafife alınmaması irektiği sonucunda birleşecektir. Kararname üzerinde daha değerli kalemler ı sayfalarda çeşitli görüşlerı dile getirmiş bunduklan için, biz, konuya, bir akademısyenin :diği gıbi polıtikososyal veya poiitiko jüridik :ıdan bakmak istemiyoruz. Cumhuriyet gazetesinde H), bir gün patlaası mukadder olan bu durumu, sosyal güvent açısından ilgiliiere ve yurttaşlanmıza bir kaç z duyurmuş idik. Bu kez de, günümüz insanın özellikle daha gerçekçi olan genç kuşağıızın, «memur >luğa karşı gösterdiği allerjinin •atik nedenleri Üzerinde duracağız. Çağımız enıekçisıni yararlı bir işleve yönelrken, hiç kuşkusuz geçmişte olduğu gibi: tumıraklı unvanlar (Titr), parlak kayışlı, düğmeli, ıritli giysiler, cafcaflı koltuklar, görkemli maım araçları yeterli olamamaktadır. Hangi çeşit zmet olursa olsun, bu işlevi yüklenecek hizletlinin ekonomik bilinci oranmda, emeği karlığında, istiyeceği şeylerin kapsamı, artık psikojik ve romantik etkilerden sıyrılnuş, giderek; ısanca yaşamanın koşullarını içermeye başlaıştır. Düne kadar soğuk kartvizit unvanlar ilo itinenler, günümüzde bordro rakamırun sıcakğını tercih eder olmuşlardır. Örneğin, şöyle bir kahve söyleşisi sadeliğinde Neden memur olmak istemiyorsun?) sorusunu melttiğiniz emekçi, matematiK kesinlikler içins, vürürlükteki mevzuata göre, size, kolayca şu inıtları ileriye sürebilecektir: «1 Sendika kurmak, üye olmak ve her türI haklanmı demokratik düzen içinde baskı unıru olmak niteliğini kullanarak elde etmek ve orumak olanaklarına sahibım. 2 Ülke için yararlı olacağını kabul ettiğim erhangi bir siyasal partiye üye olabiür, yönem görevine katılabilirim. 3 Hizmet bağıtı ile emeğimi değerlendirken, aynı zamanda us, fizik ve ekonomik gülimün yeterliği ölçüsünda her türlü ticareti yaıbilir veya başka işyerinde hizmet bağıtı ile de ılışabilir ve sigortalılığımı yineleyebilirim. 4 Dış ülkelere gezi için karar verdiğimde OLAYLAR VE GÖRÜSLER İŞÇİ Ml? MEMUR MU? Selâhattin TURLA SSK Genel Müdürlük Müşavıri bölgemin mülki arnirlerlnden, pasaportumdan gayri, izin istemeye gereksinmem yoktur. 5 Ülke ekonomik veya siyasal koşullan emeğimi aeğerlendiremiyor veya alın terimin tüm karşılığmı veremıyor ise, bu olanagı sağlayan, aym zamanda sosyal güvenlik haklanmı da güvence altına alan Batı ülkelerinden birinde çalışmamı sürdürebilirim. Ne «açığa almmak», ne «tezkiye varakası», ne «metazori emeklilik», ne de kışta kıyamette «istemediğim yere nakledilmek» gibi bir endişem vardır. 6 Yasal çalışmamın dışında fazla çalıştınldığım süreler için ayrıca fazla çalışma ücreti alırım. 7 Hizmet bağıtım feshedilince 8 haftaya kadar ihbar önellerine ait ücret alırım. Sendikaya üye olmamdan ötürü bağıtım feshedilmiş ise, ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat alabilirim. 8 İşe başladıgım tarihten itibaren hizmet bağıtımın devamı süresince her geçen tam yıl için 30 günlük son ücretim tutarında kıdem tazminatı alırım. 9 Sosyoekonomik gelişmişlik ve pahalılık durumları göz önüne alınarak yurt çapında asgari ücretim saptanmakta ve uzun yasal çalışmalara girilmeden, bu miktar, zaman zaman yükseltümektedir. 10 Sendikamın güçlülüğü oranında işverenle her hususta masa başına oturur, çatır çatır pazarlık ederek toplu sözleşmeler yapar veya ancak htlr demokrasilerde işlerlik kazanan grev hakkımı kullanabilirim. 11 Sosyal güvenliğime gelince: a) Iş Kazalariyle Meslek Hastabklan, Hastahk ve Analık hallerınden ötürü kısa vadeli tehlikelere, Malüllük. Yaşlılık ve Ölüm hallerınden ötürü de uzun vadeli tehlikelere karşı yasal güvence altındaki Sosyal Sigortalar kapsamı içinde bulunmaktayım. b) îşyerinde bulunduğum sırada veya servis aracı ile işyerıne gidipgelirken yolda meydana gelecek, beni bedence veya ruhça anzaya uğratacak kaza olaylanndan ötürü yurt içinde veya dışında tedavi ettirilebildiğim gibi, geçici veya sürekli işgöremezlik hallerinde odenekler alırım. o Alınterim karşılıgı ücretlerimden kesilen sigorta primleriyle yapılmış ve göğsümü gere gere başvurabueceğim hastanelerim, çeşitli tedavi olanaklarım vardır. d) Ölümüm halinde, eşım, çocuklanm, dulyetim aylıklan aldıkları gibi, eşim de ayrıca Sigorta veja Emekli Sandığına tabi Dir iş'te çalışıyor ise, kendi ücretini veya emekli aylığını da birlikte alacaktır. e) Bir limit tahdidi olmaksızın eş ve çocuklanm ile anababarmn tedavileri de benim hastanelerimde parasız yapıldığı gibi, emekliliğimde de aynı yardımlar bu sağlık kuruluşlarınca sağlanmaktadır. f) Beş yıl (1800 gün) prim ödemiş isem, sakatlandığım zaman °o 709 başka birinin devamlı bakımına muhtaç ısem °o O oranında /8 Malüllük aylığına hak kazanırım. g) Yaş sınırını (kadm 50 erkek 55) doldurmuş isem, sadece 5000 gün (= 13 yıl, 10 »y, 20 gün) prim ödemekle co70 oranı üzerinden Emekli aylığına hakkazanınm. Emekli aylığım oranına, bu yaşlardan sonra doldurduğum her tam yıl için • « zam yapılır. •1 h> Sigortalı işe 18 yaşından önce de girebilirim ve bu hizmetlerim de emeklilik süreme eklenir. ı) 25 yıllık sigortalılık sürem (tüm çalışma zorunluluğu da yoktur) içinde 5000 güncük prim ödemiş isem, kaç yaşımda bulunursam bulunayım, o'o7O oranı ile emekliye ayrılabilir ve bundan sonra canımın istediği bir yasamı izleyebilirim, deneyebilirim. i) Sigortalı işe geç girmiş isem yani trenl kaçırmış yaşlı bir emekçi isem, hakkımda, daha kısa çalışma koşullan ile emekli aylıgına hakkazandırıcı hükümler uygulanır. j) Beş vıl (1800 gün) prim ödedikten sonra, rahat döşeğinde veya işkazası sonucu hayatımı kaybedersem, eş ve çocuklarımla, anababama aylık bağlanmaktadır. k> ÖlümlU dünyada başımı sokacak bir mesken edinememişsem °i> 4 faizle ve 20 yılda ödenmek üzere, İ O O . lira konut kredisl «laO. O O bileceğim gibi, çocuguma, SSK"nin burslan ile yüksek eğitim de yaptırabilirim. 1) lşt«n ajmldıgım veya çıkarıldığım takdirde, dışandan '.'«15 prim ödemek suretiyle sigortalılıgımı devam ettirebilir, yine emekli aylığı alabilirim. m) Askerlik hizmetimi, bir başvurma süresi ile smırlı olmaksızın, işime geldiği takdirde, Kuruma borçlanabilir. böyleoe prim ödeme gün sayısı toplamını çoğaltabilirım. n> Yukarda sıraladığım bütün bu olanaklar karşılığında, SSK'na °i>5 Hastalık. o M thtiyarlık <> 7 olmak üzere. toplam olarak. sadece bl2 oramnda prim ödemekteyim. o) Çok önemli bir husus da: SSK bana, Malüllük, Yaşlılık ve Ö!üm hallerinde aylık bağlıyacağı zaman, sigorta primi ödediğim kazanç tutarlanmı esas kabul etmekte yani sigorta primini hangi kazancım üzerinden kesivor ise, Malüllük, Yaşlılık, Ölüm aylıklanm da o kazanç üzerinden hesap edip ödemektedir. 12 Kapsamına dahil bulunduğum SSK"nin her yılki Genel Kuruluna temsilcilerimle katılıyor. yönetimde ve denetimde söz sahibi olduğumun yasada kajntlı bulunduğunu biliyorum. 13 Öğretim formasyonum, diplomam bulunmadığı veya giriş sınavında başarı gösteremedifim için, yahutta «boş kadro yok!.» atlatmacası içinde kısır bir döngünün tutuklusu degilim. Yeteneklerim, sendikal özgürlüğüm ve toplu sözleşmem ölçüsünde bana verilmesl gerekeni alırım. Yukarıdanberi hemen hatıra gelebilecek bir sıralama ile bellrtilen bu haklar ve olanaklan, fantazilüks gibi görenler olsa da, kara kaplı kitaplarda yazıldıgı, okunduğu veya okutulduğu ölçüde yararlar sağlamasa da. hiç degilse temeli yasaya dajalı olup, sahip çıkıldıgında, gücünü yasalardan alan sosyal tüvenlik ve insanlık haktanm olduğunda kuşkum yoktur» diyecek ve memur olduğu takdirde elinden uçacak bütün bu haklann insan onuruna yakışırlığım kolay kolay unutamıyacaktır. 13 kalem halinde özetlediğimiz bu avantajlara, bugün memur statüsünde çahşmakta olan vatandaşlanmız, ağızlannm suyu akarak daha pek çogunu ekleyebilirler. Ortada hötzötle, suspusla geçiştiremiyeceğimiz önemli gerçekler vardır. 1975'lerin Türk Emekçisi, artık, kasketini önüne koyup bu matematik gerçekleri seçebilecek bilince ulaşmaya başlamıştır. Yüce din kitaplanmız, uygar Anayasamız, şirin politikacılarımız; emekçilerin hakkını, alın terini çok daha güzel ve daha anlamlı bir şekilde ortaya koyuyor ve dokunulmazlığında kutsal bir birlesime vanyor iseler, bugün, bu haklara sımsıkı yapışıp, titizlikle savunanlan kınamamak veya en azından güriiltüye getirmemek gerekir. (1) 11.1.1*73 .Sosyal Güvenllkte Birllk» 23.5.1S73 «IsçiMemur Ayınmı» 22.S.1913 «Aıuyasa ve Emekli Sandığı» 28.11.1973 «tsçiMemur Emeklisl Ayınmı» 16.2.1974 •Çalışan Emekliler» 314.1974 «Ulusal Sosyal Sigorta» Mahpushanelerden Çizgîler T utuklu ve Mahkumlarla Dayanışma Derneği blldiriyor: İstanbul Toptaşı Cezaevi... Adeta bir viraneyi andırmaktadır. Dışarda yağan yağmur içerde gtilcükler oluşturur. Pislik ve mikrop her yani kaplamıştır. Bulaşıcı hastahklann yayılması için elverişll bir ortara yaratümışUr. Bu türden hastalarla sağlıklı olanlar, aynı yerde, aynı şeyleri kullanarak yaşamaktadırlar. Hastalanan arkadaşlar, baftada bir kez cezaevine uğrayan doktor tarafmdan, bırakın tedavi edilmeyl, doğru düriist muayene bile edllmemekte, kaderlerine terkedilmektedir. Cezaevinde hastalanmak, mahkum ve tutuklular için en büyük felâketlerden biridir. Cesaevl yönetimlnin verdifi, gayrl sıhhi biçtmde, plsliğin ve mikrobun egemen olduğu sözde bir mutfakta pişirilmektedir. Yemekler besin yönünden çok yetersizdir. Aylarca bir gram et verilmemiştir. Devamlı olarak nohut fasulye çıkmaktadır. Bu yemekler de Rerekll malzemeden yoksnn olup, su diblne çökmüs fasulye ve nohut tanelerinden ibarettir. Ancak maddj tmkânları olanlar kendUeri için yemek pişirebtlmektedfr. Büyük çosunluk cezaevi yönetimlnin yemeğiyle yetinmek zorundadır. Ankara Merkez Cezaevi.7«8fl kişilik ranza bulunan koçuşlarda 1302M kişl kalmaktadır. Koğuşların genişliğine göre adam başına 2,5 metre küp hava düşmektedir. Oysa cezae%1 yanetmellğine gore adam başına 93 metre küp hava düsmesi gereklidir. Tutuklular gün batımından gün documuna değin bu havasız yerlerde kaimaktadırlar. Tutukluların çoğu beton yerlerde, çelik dolaplar üstünde, veya bir yatakta tkişer hatta üçer kişi yatmaktadır. Hamama nadiren ıridilmektedir. Hamamda çamaşır yıkamak yasaktır. Koğuşta vıkama olanağı da olmadığından herkes pislik içinde kalmakta, bitlenmenin önü alınamamaktadır. Dfsiplin cezasma çarptınlanlarm durumu daha fecidir. Bunlar penceresiz, havasız, ve bir köşeslnde lçlnde farelerin cirit attığı bir helâ çukurn olan rutubeUİ bficrelerde giinlerce bırakılmaktadır. Buralardan sağ ve saçlam çıkmak bir mucizedir. Yenemlyecek nitelikte vemek, çünde bir defa ve yiyen olsa kimseye yetmfyecek kadar çıkmaktadır. Yemek pişirmek isteyenler için de olanak varsayüamaz. Çünkü 2«0 kişilik koğuşa sadece bir ırazyağ] ocaği verilmektedir. Zaten sular sık sık kesildiğinden ne yiyecekleri, ne de kapları yıkama olanağuıdan sözedilebilir. Susuzluktan başts helâlar olmak üzere feci bir pislik hüküm sürmektedlr. Kadınlar bölümünde de dnrum aymdır. Burada mutfafa yukardan inen helâ borulanndan sızan snlar yemek teztâhına damlamaktadır. Artan ekmekler dağ gibl bir köşeye yığılnustır ve Içlerinde fareler kosusmaktadır. Karanlık, havasız, rutubetli koğuşlarda, betonlarda yatan tutuklular en çok ciğerlerinden hastalanmaktadır. Niğde Cetaeri, Bu cezaevinde başlıca sorun cezaevlnin tk) yanındaid fabrikalardan çıkan dumanlardır. Rüzgâr banei yönden eserse essin, çimento fabrikasmın tozlan ve kurumu daima cezaevlnin üzerine yağmaktadır. Tutuklu ve mahkumlann sağlıklannı tehlikeye sokan bu durum yetkililere duyurulduğn halde biçblr tedbir aluunamış, fabrika tevsi edllmiştir. i^ılan )yküsü Gibi! )KTAY AKBAL Evet Hayır NlÇİN LAYİK EĞİTİM on günlerde iki yasa, sayın Devlet Başkanı'mızca gert çevrüdi. Bu yasalardan biri, imamhatip okullan'nı bitirenlerin löğretmen ve öteki meslek okulu çıkışlüarla birlikte) doğrudan doğruya üniversite giriş sınavlanna katılabllmelerini sağlayacaktı. öteki yasa ise, imamhatip okullan'nın ortaokul yerine ilkokullara dayandınlmasını ön* gorüyorâu. Buna göre. glzli KuT an kurslarını da dikkate alırsak, fil ^S^ıirasını ifapBPyan tam bir dinsel eğitim düzeni gerçekleştirilmiş olacaktı. S DİNSEL EĞiTiMiN EGEMEN REJiMLERiN EGEMEN OLDUĞU TOPIUMLARDA, KONUSUDUR ÎOTALiTER OLMASI SÖZ VE YAZGIYA isantaşı Dis Hekimllğl Yüksek Okulundaki boykot, tüm rekorları kırdı. 30 hazıran 1975'te bu sütunda «Bir Boykotun İçyüzü»nU yazmıştım. O RÜn boykot yetnüş sekizinfünündeydi. Hesaplayın şimdi kaç rün oldu? Altı ay daha •ctl aradan. Boykot hep sürüp gidiyor. Sonu ne olacaU? Bi« yok, söyleyen yok... Ne Istlyor öğrenctler? Okullanmn îstarftuf llfftsaar'Ve"TU ıri İllmler Akademisinden ayrılıp İstanbııl Inlversitrsi Tıp akültesine bağlanmasını... Akademi Başkanı Sayın Prof. ihat Sayar yazun üzerine bana yolladığı bir açıklamada şöy> ! diyordu: «tstanbul tniversitcsi Rektörluğünden Akademilize bu yolda bir müracaat yapıldıgı takdirde, konuyu müıkere edilmek ve karara bağlanmak üzere yetklli kurull»rıııza götüreceğlm tabiidir.» Ekim 1975'te tst. tniversitesi Rektörü Prof. Haluk Alp, lillî Eğitim Bakanlığına gönderdlği bir yanda Nlşantaşı Diş [ekimliği Yüksek Okuluna ders veren öğretim Uyelerinin üni:rsitenin llgili fakültelerlne mensup kişiler olduğunu bildlrlis ve şöyle demiştir. «Kurulan komisyonumuzun hanrladığı ıpor Senatonun 16.10.1975 tarihli 53. toplantısında müzakere dilerek tstanbul İktisadi ve Ticarî tlimler Akademisine bağDiş Hekimliği ve Eczacüık Yüksek Okullanmn tasınır ve ışınmaz mallan ve kadrolarının üniversitemize intikali sarı ile kurulacak bir intibak komisyonunun intibak işlemlerini ona erdirtnesinden sonra tniversitemlzin Diş Heklmliği ve czacüık Fakültelerine katılmalarının temenni edllmesine ve u kararın Milli Eğitim Bakanlığına snnulmasına karar verüştir.» Aynı yazının sonunda ise şöyle denilmektedir: «Senaorauz, adı geçen yüksek okulların ünlversltelerimize Yüksek >kul veya Fakülteler taalinde katılması önerUerini ise uygun lulmamıştırj» Anlaşüan şudur, tstanbul tniversitesi Yüksek Disçilik Okuıınun olduğu gibi, kadrosuyla, taşınır tasınmaz mallariyle Ist. İniversitesî Fakültelerine katümasını istiyor, ayrı bir okul ya ıa fakülte olarak Üniverslteye bağlanmasını doğru görmüvor. .kademi ise bu öneriyi «red» saymaktadır. Akademi Senatosu 3 araUk 1975te yaptığı toplantıda şu karatı almıştır: «Istannıl Diş Hekimliği Yüksek Okulunun tst. l niversitesine bağtnması için Üniverslte Senatosunca olumlu bir karar alındıl, gerçeğe uymamaktadır. tst. tniversitesi Senatosu 16.10.1975 arlhli ve 53 sayılı toplantısında adı geçen Yüksek Okulun niversiteye yüksek okul veya fakülte halinde katılması öneUerini uygun bulnıamış ve bu karar tstanbul tniversitesi lektörlüğünün 13 kasun 1975 tarihli yazısı ile Akademi BaşLanlığına bildirilmiştir. Üniversite Senatosu adı geçen yükek okul öğrencilerinin kurulacak bir intibak komisyonunun ntibak işlemlerini sona erdirmesini müteakip, t'nlversitenin lişhekimliği Fakültesine katılmasının temenni edilmesine ve >u kararın M. Eğitim Bakanlığına sunulmasına karar verniştir. Bu karar üzerine M.E. Bakanlığı konuyu 23.11.1975 arihinde toplanan Koordinasyon Kurulu gündemine almış ise le Kurulca görüşülüp bir karara bağlanmamıştır.» Akademi Senatosunun bu kararında, Devlet Planlama reşkilâtuun 3. Beş Yıllık Planda öngörülen «Gelişmiş Akadeınllerin t'nirersite halinde örgütlenmesi» önerislne uyarak Marmara tniversitesi kanun tasarısının hazırlandığı ve yasama organlarına sunulmak üzere 24.11.1975 de hükümete verilıJIği yazılmaktadır. Yani, İstanbul Ticarî ve İktisadi İlimler \kademisi, işi bir Marmara tniversitesinin kurulnıasına bırakmaktadır. Böyle bir üniverslte adı geçen akaderainin çevresinde kurulacak, Diş Hekimliği Yüksek Okulu da o zaman bu üniversiteye bağlı bir fakülte haline gelecektir. Konu öncmlidir. Önce dokuz ayı aşkın bir boykot vardır ortada, yüzlerce genç bu sorunun bir sonuca ulaşmasını beklemektedir. Yüzlerce ana, baba da onlarla birlikte... Sayın Sayar, gönderdiği yanıtta Diş Hekimliği Yüksek Okulunun İst. t'niversitesine bağUnması yolunda bir jirişim olursa bu konuyu yetkili kurullara götüreceğinl, bildirmişti. tst. tniversitesi bu okulu kendi bünyesinde eritmek istiyor, öğrencileri de kendi Diş Hekimliği Fakültesine almayı kabul ediyor. Ama bu keı Akademi karşı çıkıyor. Hayal olmaktan ileri gitmenüş bir Marmara tniversitesi konusu ortaya atüıyor. Akademi, Marmara tiniversitesinin kurulmasını istiyor, yararlı buluyor. Ben de isterim, yararlı bulurum, Nişantaşı Diş Hekimliği Okulunun da bu yeni üniversiteye bağlı bir fakülte olmasım yararlı görürüm. Ama bu ne zaman olur, nasıl olur. Daha kaç ay, kaç yıl beklemek gereklidir? Oysa Prof. Alp'ın yazısında ileri sürdüğü vc ilgili Uomisyonca alınan temenni kararı daha gerçekçi, daha akla yakındır. O da, Yüksek Diş Hekimliği Okulunun tüm kadroları, taşınır tasınmaz mallariyle İst. tniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine katılması... Yılan öyküsüne döndü bu konu. Bir kez daha yazmakta yarar gördüm. Günler, aylar, belki de yıl geçecek, hiçbir şey değişmeyecek. Nedir işin içindeki hesaplar, istekler, özlemler? Biraz anlaşılıyor; Marmara tniversitesini kurmak. Ama bu zamana bağlı bir şey, o zamana dek ne olacak yüzlerce öğrenci? Bunu düşünen yok mudur? « ıNANAN, SÖMÜRÜLMEYE YATKIN İNSANLAR YARATIUR Sâti ERiŞEN mektir. 'ÜBPIrnaç, gerçekleşme yo luna gırmiş; imamhatip okulu çı kışlılar, kendi uğraş alanlarına yönelmedikten başka, polislik, öğ retmenlik, subaylık gibi genel hiz met kapılannı zorlayan büyük bir ?izilgüç (potansiyel) olusturmuşlardır. larken; dinsel etitim, Wr «bellek» eğitimi yapar. Bilindiği gibi, Batı dünyası, bellek eğitimi yapan, doğmatik Ortaçağ karanhğından, ancak, «us»un işletilmesine ve değerlendirilmesine dayanan bir «usçuluk»la kurtulmuş, aydınlığa çıkmış ve «çağdaş uygarhk» düzeyine ulaşmıştır. Batı dünyası bu süreci yasarken Osmanlı Imparatorluğu'nda «Medrese», giderak canülığım ve gelişme gücünü yitirmiş, doğmacı kafalarui oluştuğu salt dinsel okul durumuna dönüşmüştür. Bunun sonucu olarak da. Osmanlı İmparatorluğu, usçu Avrupa karşısında Viyana kapılarından ters yüzü dönerek gerilemeye başlamıştır. Tanzimat, usçu kafaların önemini kavramış, devletin kurtuluşunu bunda görmüş, bu yolda bir takım önlemler almıştır; ancak, dinsel egitimin yaşamasına göz yummak zorunda da kalmış tır. Bu tutum, usçu Avrupa karşısında Osmanlı devletinin Ankara kapılanna dek gerilemesine yol açmıştır. Öyleyse, salt usçu bir eğitim ve ögretim, bir ulusal sarunma ve bağımsızhk gere gidir. Atatürk, işte bu gerçegi görmüş; Cumhuriyet'ten hemen sonra, 3 mart 134O't« (1924'te) ilk iş olarak, Eğitim Birliği Yasası'm çıkartmış; dinsel okullan büsbU tün kaldırmıştır. İşte gene bunun için, son yıllardaki imamhatip okulu çıkışlüara genel hizmetler kapısını açma girişimleri, gerçek Atatürkçülerde ve dev rimcilerde bir kaygı yaratmaktadır. Bir de şu var: Her eğitim prog ram ve yöntemi, bir toplumsal yönetim biçimini oluşturur. Ortaçağ'm skolastik eğitimi, kişiliği gelişmemiş, sorun çözme gücünden yoksun kafalar yetiştirmiştir. Feodalite, ya da monarşi, bunun sonucudur. Üs eğitiminin sonucu olarak da, kisilikler geliş miş, kişi haklan savunulur olmuş, kişiler yönetime katılabilecek düzeye ulaşmış; bir Fransız devrimi gerçekleşmiş, uluslar gi derek demokrasiyle yönetilir olmuşlardır. Öyleyse, dinsel egitimin egemen olduğu toplumlarda totaliter rejimlerin egemen olması da söz konusudur. Ayrıca, dinsel eğitim, yazgıya inanan, dolayısiyle, sömürülmeye yatkın insan ömegini de yaratır. Görülüyor ki, layik eğitim; yalmz ve yalnız layik eğitim, devletimizin yaşaması, bağımsızlığımızın ve özgürlükçü rejimimizin korunması için gereklidir. Bundan dolayı, imam hatip okullan, artık, kendi görev sınırlan içine çekilmelidir. îmamhatip okulu çıkışlılann doğrudan üniversiteye alınmalannın bir anayasa gereği olduğunu savunanlar çıkabilir. Ancak, bu okullan biürenlerin, bütün DOKTOR Öteki meslek okulu çıkışlılar gibi, kendi öğrenimleri yönünde yüksek öğrenim yapabilecekleri, ya da fark sınavı vererek lise mezunu sayıldıktan sonra üniver site giriş sınavlarına katılabilecekleri, gözden uzak tutulmamahdır. Üniversiteye kabul sorununda, bğretmen okulu çıkışlılann imamhatip okulu çıkışlüarla aynı kefeye konmaları da . doğru değildir. Çünktl, bir kez, öğretmen okullarmda eğitim; program ve yöntem olarak, layik anlayışa oturtulmuştur. Orada çağdaş ka falar oluşturulmaya çalışılır. Mes lek okulu çıkışlılann üniversiteyi izleyebilmek için yetersiz olduklarım ileri sürenler bulunabilir. Ancak, öğretmen okulu çıkışlılar için belki öğrenim eksik liği söz konusu olabilir. Buna karşın, imamhatip okulu çıkışlılar için söz konusu olan, değişik kafa yapısı ve değişik dünya görüşüdür. Öğretmen okulu çıkışlüar, layik bir öğrenim görmüş olmaktan başka, geleceğin çağdaş kafalarmı yoğurup yaratma durumundadırlar da. Bu bakımdan, onların bir üniversite öğrenimi görmeleri, üniversite kafasma (üniversitaire zihniyete) sahip olarak yetişmeleri; ilkokul öğretmenlerinin bile en az iki yıllık bir yüksek öğrenimden geçmeleri, yurdun geleceği ile doğrudan doğruya ilgilidir. Varlığımız ve geleceğimizle ilgili bu konularda çok duyarlı olmalıyız. tmamhatip okulları, politik dalgalanmalara ve tutumlara koşut (paralel) bir gelişim göstermiştir. Dinsel okullar, ilk olarak, kurs niteliğinde olmak Uzere, Cumhuriyet Halk Partisi'nce, iktidarı elden kaçırmama telâşı içinde iken, 1949'da öğretime açılmıştır. Demokrat Parti ise, iktidara geldiğinin hemen ertesi yıl, 13 ekim 1951 günü, yedi ilde imamhatip okullan'nı açmıştır. İlk Yüksek îslâm Enstitüsü de, 27 mayıs öncesi, 19 kasım 1959 günü Istanbul'da öğretime başlamıştır. • Sağmalci Cezaevi... Adana Cezaevi.. ve daha bu köşeye giremiyecek sayıda cecaevi Çoğnnda İnsanlık koşullanna aykın bir yasavrs düzeni egemendir. Yurdumuzda suç işllyenlerin yüzde 9O'ı yoksul sınıfların eğttim görmemls insanlandır. Toplum hem bunlara yaşama olanaklan vermlyor, hem de mahpushaneye tıktıktan sonra cehennem bayatına mahkAm ediyor. Dışarda ise memleketin kaymağuu sömürenler kesiminde vur patlasın, çal oynasın... tşslzler, okulsuzlar, mesleksizler ordusunun neferleri, hayatın tnsafsız koşullannda isterlstemea suça itillrler. Artık demir kapılar kapanmıştır üstlerine Yarçıç yasalarda yazılı cezayı verir. Böylece adaleti yerine getirdiğinüzl sanırız; ve düsünmeyiz bir dakikacık: Niçin mahkum ve tutukluların çoğu yoksul ye o t a ' " mamıs kişîlerden oluşur? " : Zenginlef arasından da bazan suç lşleyenler çıkar; h»* pishaneye atıürlar; ama son gfinlerde oyİesfrie hekim rt" poru öyküleri, öylesine yurt dışına kaçma hikâyeleri işltillyor yi, şaşkmlıktan insan küçük dilinl yutar. Bir Türkiye ki, nereslnden tutsan dökülüyor. Çağdışı bir dünya görüşünün yö netime katılma ve giderek etken olma tehlikesi demek olan bu du rum, gerçek yurtseverlerde büyük bir kaygı uyandırmaktadır. Çünkü, bilindiği gibi, imamhatip okullarından göstermelik bir iki saatlik fizik, kimya, matema tik, biyoloji dersinin yanında öğ retim, bütün ağırhgıyle, Kur'an, Arapça, Akaid, Siyer ve Ahlâk, İmamhatip okullan'nın ama Tefsir, Kelâm, Fıkıh, İslâm Hucı, orta ögrenim görmüş din ada kuku, Hadis ve Usulü, Dinler Ta mı yetiştirmektir; bunlar, birer rihi, Din Psikolojisi, İslâm Felmeslek okuludur. Ancak, 1966 yı sefesı gibi dinl ve nakli, dolalında tutum değişmiştir. O yıl, yısıyle doğmacı derslere dayandızamanın hükümeti, bu okullar U Tilmıştır. Dinsel eğitim, prograzerine bir rapor hazırlanmasuıı mı ve yöntemiyle, yapısı gereği, istemiştir. «Millî Eğitim Bakan «inançna dayanır. Dinsel eğitimlığının Din Eğitimi Görüşü» a de «kusku», küfürdür. Oysaki, dıyle hazırlanan bu raporda, 26 layik efitimde çıkış noktası, «biimamhatip okulu'nun «orta bğ limsel kuşku»dur. Bunun için de, renim görmüş din adamı yetiştir ister toplumsal biUmlerde, ister me» amacını gerçekleştirmeye ye deneysel bilimlerde olsun, yönteceği belirtilmiştir. Ancak, hü tem, gözleme, deneye, kanıtlama kümetin isteği yönünde olmayan ya dayalıdır. Layik eğitim, çobu rapor, zamanın başbakanınca cuklann bilimsel düşünce yeteitibar görmemiştir. Bundan sonra, hükümet, hızla, gereğinden neklerini geliştirmeyi ister. Buçok sayıda imamhatip okulu aç nun sonucu olarak da, sorun çözme, neden sonuç ilişkilerine ma yoluna gitmiştir. varma, yeni durumlara uyma güBunda amaç, halkın din duygu cünde; yapıcı, yaratıcı, yeniliklere larını değerlendirerek politik ya açık kafalar oluşturmayı amaçla tırım yapmak gibi görünür. Ne mıştır. Dinsel eğitim ise, Tann var ki, vanlmak istenen, giderek buyruklarını, peygamber sözlerivarılan sonuç, çok daha değişik ni, hiç tartışmasız, öğrenip, sakve önemlidir. Aslmda, uygulama lavnp (hıfzedip) aktarma göreya konan plan, gittikçe artan sa vinde dolayısiyle durumkoruyuyıda imamhatip okulu açmak yo cu (statüKocu) kafalar yetiştiluyle, yüksek oranda dinsel eği rir. Layik eğitim, bir düşünce tim görmüş insan gücü yetiştir eğitimi, bir «us» eğitimi amaç îşçilerin köylülerin bağımsız ve demokratik Türkiyesi için HALKIN KURTULÜSÜ 2 SUBAT'ta CIKIYOR (Cumhuriyet: O' CAGDAS YAYINLARI Eklerle İkinci Baskısı ÇIKTI ÎLHAN SELÇUK TEKEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN Smavla Müfettiş Muavini Alınacaktır 1 Açık bulunan Müfettiş Muavinliklert İçin 28.2.1976 günü başlamak üzere tstanbul ve Ankara'da yarışma sınavı yapüacaktır. 2 Hukuk, tküsat, Sijasal Bilgiler, ODTÜ ldari tllmler ve Atatürk Üniversitesi Işletme Fakülteleriyle İktisadi ve Ticari İlimler Fakülte ve Akademılen veya bunlara denk yurt içi veya yurt dışı yüksek oKui mezunlannüan, Devlet Memurlan Kanununun 4». maddesinde yazılı sartlan taşıyıp sınav gününde 30 yaşını Ditirmemiş ve askerlik görevinl yapmış veya ertelenmiş oulunan ısteklüerin, sınav programmı ve diğer şartlan öğrenmek üzere; a) lstanbul'da Karaköy Bankalar Caddesı No. 48'deki Tekel Gene Müdürlüğü Teftiş Heyeti Başkanlıgına, b) Ankara, Izmlr, Bursa, Esklşehiı, Adana, Samsun, Erzurum ve Diyarbakır Tekel Başmüdürlüklerine, Bizzat veya mektupla başvurmalan ve lsterülen belgeleri en geç 13.2.1976 tarthine ıcadar Teftiş Heyeti Baskanlığına tevdı etmeleri gerekmektedir. 3 MUfettiş Muavınligine alınanlara Devlet Memurlan Kanumı ile Harcırah Kanununa göre Ucret ve yevmlye Odenir. Aynca, 3 yıllık stal aevresinın sonunda yapuacak yeterlik smavını müteakip Müfettışlığe atananlar wr süre sonra çeşitli dallarda ihtlsas yapmak Uzere yaöana ülkelere gönderilir. tlin olunur. Yeni Krallar.. Yeni Soylarılar Fiyatı 20 Lira Isteme adresi: ÇAĞDAŞ YAYİNLARİ Cağaloglu Hatkevi Sok. no: 3941 İSTANBUL KARA VE DENiZi ANCAK GÖKLER T AMAMLAR. Den, Saç ve ZUnren HastalUüar MUtehassısi Istuuü Cad. T A R I K Z. KIRBAKAN
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle