12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CUMHURtYET 25 tkincikânun 1937 tlk Mısır medenîvetî Dil ve yazı Sümer dili ve yazısının aynıdır Son tetkikler ilk yazı sisteminin Mısıra Türkler elile girdiğini isbat ediyor 2 Yapılan uzun tetkikat neticesinde, Mısıra ilk gelen halkların Asyai halk olduğu tebeyyün etmekte, fakat nedense, birçok garb müellifleri, insaflılan müstesna bu halkın Asyadaki hangi ırka mensub olduğunu tayin etmek hususunda arifane bir tecahül göstermektedirler. Mezopotamya ve Mısırda yapılan hafriyatta elde edilen en cski medeniyete aid abidelerde, bütün arkeologlar, tam ve sıkı bir müşabehet görmüşlerdir. Daha 1890 senesinde Heuzey bir kitabe hakkında neşriyatta bulunduğu zaman, Mısır archai'que san'atile, Sümer archaique san'atırun en yakın derecesini göstermişti. Bilâhare bunu takib eden diğer buluşlar, tezi tekid eden vesikalardan başka birşey olmamışlar, filologlar da bu iki lisan arasındaki büyük karabeü gözönüne tamamile koymuşlardı. Bu sebebden biz Mısırdaki ilk medeniyetin Türk eseri olduğunu lisan, yazı, dın, san'at, kiremidcilik gibi hususlan tetkik ederek göstermek istiyeceğiz. Bazı müdekkiklere göre faraza Ed. Meyer'e nazaran, Sümer ve Mısır medeniyeti, yekdiğerinden tamamile ayn bir medeniyet olmakla beraber, Mısır medeniyeti de daha eski, daha yaşlıdır. Fakat müdekkik, bunu hangi esaslara istinaden yaptığmı, ilmin istediği derecede bir vuzuhla ortaya koymağa muvaffak olamamıştır. Ne lisanî, ne dinî, ne sınaî tetkikatta müdekkikin bu fikrini tekid edecek edille yoktur. Şu halde bu, indî ve şahsî bir nazariyeden başka birşey olamaz. Diğer taraftan, bunun aksine olarak, büyük alim Hommel, Mezopotamya medeniyetile Mısır medeniyeti arasında tam bir veraset görür. Yani ya Mısır medeniyetini Sümerden, yahud da Sümer Mısırdan medeniyetini almıştır. Diğer alimler de, bu iki medeniyet arasmdaki birliği kabul ve tasvib ehnekle beraber, bunlann yekdiğerile olan alâkasının ticaret ve saire neticesi husule geldiği kanaatini beslemektedirler. Meyer'in nazariyesini bir tarafa attıktan sonra, geride kalan iki telâkkiyi tetkik etmek bu hakitati meydana çıkaracak yegâne vasıtadır. Hommel'e nazaran Mısır ve Sümer medeniyeti aynidir. Yalnız alimin bilmediği birşey varsa, o da hangisinin bu medeniyeti hangisine verdiğidir. Bunun tetkiki ise gayet basittir. İki medeniyetin ilk devirlerdeki lisanî hususiyetlerini karıştırmak bize vazıh fikirler verebilir. Mısır, iki lisan grupu ile sıhriyete maliktir. Birisi Afrika lisanıdır ki, şimalden Berberî, şarktan da Galla ve Somalidir. Bunu; de Rochemontaix Esscti sur les rapports gramaiicaux qui existent entre Vegyptien et le berbere namındaki eserinde pek güzel göstermiştir ( 1 ) . Fakat halihazırda bizim bildiğimize ve dendiğine göre bu lisan semetik lisanlarla münasebettardır ( 2 ) . Fakat biz ayni lisanda, birçok kaide ve kelimeleri, ayni kaidelerle ayni kelimelerle Akadlann, Sümerlerin Hsanlannda da görmekteyiz. Meselâ Mısır lisanmda (em) dahilde, içinde manasını ifade eder. Akadcada da ayni manayı ifade eden (ina) vardır. Bu kelimeler ayni zamanda her iki lisanda da, (onun dışında, ondan gelen gibi) manaları da ifade etmektedirler. Bu her iki lisanda da ayni kelimenin, ayni şerait dahilinde kullanıldığını gösterir. Diğer taraftan, en eski devirlerde Sümer ve Mısır lisanlarında cemilerin taz'if usulile yapıldığı da görülmektedir. Daha garibi bu taz'ifte tesadüf ettiğimiz kelimelerin de her iki lisanda müşterek olmasıdır. Biz en eski Mısır lisanında (kur) kelimesini dağ olarak görüyoruz. Gene bu lisanda dağlar denmek istendiği vakit (kur kur) deniyor. Ayni kelime Sümer lisanında da dağ ifade ettiği gibi, o lisanda da dağlar (kur kur) olarak ifade ediliyor. Gene her iki lisanda da gitmek manasına olarak (gin) buluyoruz ve her iki lisanda da gidip gelmek (gin gin) suretile ifade ediliyor. Bu müşabehet yalnız grafık şekilde değil, mana ve meal cihetile de aynidir ( 3 ) . Şu halde gö'zümüzün önünde bir nokta belirir. Bütün bu usul ve kelimeleri, Sümer Türkleri mi Mısırlılara vermiştir, yoksa Mısırlılar mı Sümerlilere vermıştir? Mısırın en eski lisanına aid kelimeler, o kadar mebzul bir surette elimizde yoksa da, tesadüf ettiğimiz ufaktefek cümleler, kelimeler, kaideler, bize bu husustaki kanaatimizi tenvire yardım edecek parlak, ve açık noktalardır. Karakış bütün şiddetile devam ediyor [Baştaraft 1 tnci sahifede\ Yeni mukavele Cenevrede hazırlanıyor IBaştarafı 1 inci sahifede] Fransız Başvekilinin dünkü mühim nutku Fransa, Almanya ile her hususta anlaşmaya daima hazır [Baştarafı ı inci sahifedej Bir Mısır abidesinde hiyeroglifler Yukanda da görmüştük ki biz her iki lisanda da dağ manasma olarak (kur) kelimesini buluyoruz. Daha ilk nazarda bu kelime bize ne semetik, ne de berberî şekilde gözükmüyor. Eğer bu kelime, Sümer Türklerine Mısırlılar vasıtasile girmiş olsaydı, ayni kelimenin Sibir, Orta Asya ve bugünkü Kazagistan mmtakalannda bulunmaması icab ederdi. Sümer yakınlığı dolayısile belki Mısınn tesiri altmda kalmış olabilir, fakat (Balhaş), (Baykal) Yenisey ve civan, hiçbir vakitte Mısınn tesiri altına girmemiş olduğuna göre bizim buralarda da (kur) kelimesini, ayni manada dağ olarak bulmamız kuvvetli bir delildir. Hâfâ bu kelime Kazagistan ve havalisinde, ayni iptidaî şekille bakidir. Sonra (kur gan) dağ mezarlan demektir. Gitmek manasma olan (gin) kelimesine gelince, bu kelime bütün Türk lisanlarında müşterekrir. İklim veya diğer tesirler dolayısile ve küçük bir tebeddül ile bü tün Türk lisanlarında baki kalmıştır. (Gin), (git) kelimelerinde (t) nin (n) e münkalib olması birşey ifade et mez; menşe, kök aynidir. Yani etimolojok bir surette (gin), (git) tir. Ve bütün Türk lisanlannda ayni manayı ifade eder. Şu halde, bu küçük misal bile, Mısı nn Sümer üzerinde değil, fakat Sümer Türklerinin Mısır üzerindeki tesirlerini gösterir. Daha doğru bir tabirle, Mısırın ilk lisanî Türk lisanıdır. Bunu; içinde kalan sarfî kaideler bağırmaktadır. Şu neticeyi, herhangi ticarî alâkalara atfetmek te doğru olamaz. Alâkaların lisanlar üzerinde getireceği tahavvül, tebeddül, onun esas ve menşeine kadar nüfuz edemez. Yeni kelimeler iktıbas edilebilir amma bu kelimeler de, en ziyade ticarî ve fennî olan kısma aiddir. Halk lisanındaki dağ, gitmek ve sair kelimelerine kadar bir nüfuz ve tesir tasavvur edilemez. Lisanî bir tarafa bırakarak yazı meselesine gelecek olursak, bunda da Türklerin, Mısırlıların Hiyeroglif dediğimiz yazıları üzerindeki tesirlerini en bahir bir surette görmemize hiçbir mâni yoktur. Mezopotamyadaki yazınm da ilk men şeinde Mısır yazısı gibi pictographique bir yazı olduğunu (4) istidlâl etmek için zîhin sarfetmek bile zahmete değer bir iş değildir. İptidaî yazılar; pictographique veya ideographiques olup, fikirleri ve düşü nüşleri temsil ederlerdi. İptidaî medeniyetin ilk yazısı bu yazı olmuştu. En eski zamanlarda garbî Asyada bu yazı için iki sistem mevcuddu. Birisi proto elamite sistemi, diğeri de Sümer sistemi idi. Proto elamite sisteminin de Sümer sisteminden alınma bir usul ol duğundan bahsi başka bir makaleye bırakarak, tuttuğumuz yol üzerinde yürü yeceğiz. Bu her iki sistemi Mısır sistemile mu kayese ettiğimiz vakit proto elamite ile Mısır sistemi arasında hiçbir münasebet bulmadığımız halde Sümer sistemile Mısır yazısı arasındaki büyük karabet gö zümüze çarpar. Yani Mısır Hiyeroglifile Sümer Hiyeroglih" arasında büyük müşabehetler vardır ( 5 ) . Her iki Hiyeroglifte de ferdin münacak ve niyazda bulunması tamamile aynidir. Mısırlılarda bu, bir dizi yarı yere çökmüş olduğu halde ve yahud da ayakta kollan yarı kalkmış bir şekilde göste rilir. Sümerlerde de aynidir. Fakat bu müşabehet bu şekilde de kalmıyor. Hürmet için kullanılan cümlelerde, ismin evvelıne yazılan yazılarda her iki kavim de tam bir birlik gösteriyor. Tipi yüzünden Boğaz ve Akay va purlannın seferlerinde ufaktefek anzalar olmuş, fakat hiçbir inkıtaa meydan verilmemiştir. Karadenizden gelen haberlere göre, burada fırtına bütün şiddetile devam etmektedir. Karadenizde vapur seferleri tamamen durmuş gibidir. Boğazdan dün de hiçbir gemi çıkmamıştrr. Birçok va purlar Büyükdere önünde fırtmanın dinmesini beklemektedirler. Anlaşmayla neticelenen Fırtına yüzünden Sinob limanma sı müzakereler ğınmış olan Vatan vapurunun bugün liCenevre 24 (A.A.) Anadolu amanımıza gelmesine intizar edilmekte jansmm hususî muhabiri bildiriyor: dir. Bu sabahki Journal de Geneve gazeGeçen perşembe günü limanımızdan tesi İskenderun meselesi hakkında şun kalkan İzmir vapuru da fırtına yüzün lan yazryor: den limanı olmıyan iskelelere uğnyamaDünkü cumartesi günkü Konsey iç mış, doğru Sinoba giderek orada kal tima devresinin belki de en mühim günü miştir. Anafarta vapuru da fırtma yü olmuştur. Müzakerelerde bir dönüm zünden Amasraya iltica etmiştir. noktası teşkil etmiştir Sancak meselesi Dünkü hava vaziyetine gelince hava hakikî bir terakki göstermiştir. Türkler tazyikı 768 idi. Hararet derecesi sıfırdan ve Fransızlar dün gece 19 da mütekabil aşağı üç buçuktur. Rüzgâr yıldız poyraz anlaşma projeleri teati eylemişlerdir. îki olarak saniyede 12 metro süratle esmiş heyeti murahhasa sonra saat 21,30 da tir. mezkur iki projeyi telif etmek üzere Soğuktan her taraf donmuştur. Danv Milletler Cemiyeti Genel Sekreterliğin lardan, saçaklardan sarkan buzlar teh de bir toplanh yapmışlardır. Isveç Hariciye Bakanı Sandler ve Inlikeli bir hal almıştır. giliz Hariciye Bakanı Eden'in de hazır Bir Rumen vapuru karaya otarda bulunduğu bu toplantıda esas itibarile Fırtma ve kar tipisi yüzünden evvelki bir anlaşma elde edilmiştir: gece Karadeniz boğazında bir kaza ol Delbos ile Vienot tarafından tevdi omuş, Romanya bandrralı Karmen Silva lunan metinler Ankara hükumetinin tasisminde büyük bir şilep Kızılbaj mevki vibine arzedilmek üzere bir anlaşma çer inde karaya oturmuştur. çevesi yapacak surette tevhid olunmuş • Romanya vapuru fırtınaya rağmen lardır: yoluna devam etmek istemiş, fakat mütMetin hazırlanıyor Cenevre24 (A.A.) Fransa Ha hiş tipidc yolunu kaybederek bajma bu riciye Bakanı ve Müsteşan Delbos ile kaza gelmiştir. Vapur, telsizle etraftan imdad istemiş Vienot Başbakan Blume mülâki olmak üzere Lyon'a gitmişlerdir. Akşam tek ve Gemi Kurtarma Şirketi hâdiseden harar Cenevreye döneceklerdir. berdar edilmiştir. Şirketrn Çanakkalede Türk ve Fransız heyetjeri eksperleri bulunan Saroz tahlisiye gemisi Roman elde edilen anlaşmanın metnini tanzimle ya vapurunu kurtarmak için hareket et meşgul olmaktadırlar. Çünkü halli icab miştir. eden fer'î daha birçok mühim noktalar Diğer taraftan geçenlerde gene fırü vardır. na yüzünden Çanakkale Boğazında kaHukuki teferruat raya oturmuş olan İtalyan bandırah şi Cenevre 24 (A.A.) D. N. B. lep Saroz ve Alemdar tahlisiye gemileri bildiriyor: Türk ve Fransa mümessilleri tarafından kurtanlmıştır. İsveç Hariciye Bakanı ve Konsey ra portö'rü Sandler de hazır olduğu halde tzmirde de bir vapur uzun bir müzakerede bulunmuşlardır. " "' karaya oturdu İskenderun meselesinde esas itibarile Istanbul 24 (A.A.) Izmirde Çejbir anlaşmaya vanlmıştır. me civannda Amerikan bandırah Ex İskenderun Sancağma Milletler Ce moor vapurunun fırtma ve tipiden karamiyetinin nezareri altında idarî bir muhya oturduğu haber alınmışhr. Gemi Kurtariyet verilmektedir. Hukukî teferruat tarma şirketinin kazazede gemiye mua hemen tesbit olunacaktır. venete amade olduğuna dair telsizle * * * vaki olan teklifine gemi henüz cevab mın müdafaası hususatı da tetkik ve müzakere edilmiştir. Bütün teferruatm tes bitinden sonra anlaşma yann son defa olarak Türk ve Fransız murahhaslnnın iştirkile yapılacak toplantıda parafe edi lecek ve anlaşmanın kat'î şekli sah günü Milletler Cemiyeti Konseyine tevdi edilecektir. Sancak meselesinin muslihane bir su rette halli Cenevre muhitinde umumî biı sevinc uyandırmıştır. « Avam kamarasmda Edenin nutku ferdasında ve Hitlerin söyliyeceği nutkun arifesinde Fransız hükumetinin daimî düşüncesini bir defa daha hatırlatmak faydasız değildir. İki komşu memleketin gündelik te maslarmdan doğan meseleleri halletmek ve ayni zamanda iki büyük devletin u mumî siyasî hayatlanna müteallik diğer işleri tam bir hulusu kalble ele almak için azamî samimiyeri ve liberalliği göstermiye daima amade olduk ve olacağız.» Blum, iki memleket arasında doğrudan doğruya yapılacak konuşmaların ekseri yetle ancak münferid bir sureti halle müncer olduğunu kaydetmiş ve demiştir ki: « Bir devletin kendisine mücavir olan veya onu alâkadar eden devletlerden her birile ayn ayn iki tarafh paktlar yapmak yolunda Hitlerin iltizam ve tatbik ettiği metoda bu zihniyetin tamamile uygun olduğunda şüphe yoktur. Bu gibi paktlar müzakerelerde olduğu gibi tesir lerinde de birbirlerinden münferid kal maktadırlar. Bu usul Fransız hükumetinin iltizam ve tatbik ettiği usul değildir. Bunu söylemekle her hangi bir nazariye hakkında rüchan göstermek fikrinde deği lim. Fakat, Fransanm emniyetini bir Avrupa sulhu sisteminden dışarıda bırak mak istemediğimizi çünkü bunu yapamıyacağımızı söylemekle bir hakikati ifade etmekten başka bir şey yapmıyorum. Ekseriya yanlış anlaşılan «Gayri kabili taksim sulh» formülü işte bu kanaatimizin bir ifadesidir.» bmda ona riayet ettirmek azmimiz o kadar kuvvetlidir ki diğer devletlerin de şeref ve haysiyetlerin* karşı riayetsizlik göstermeyiz. Almanyanm iktısadî müşkülâtının vahimleşerek onu nihayet yardım talebine ve şartlar kabülüne mecbur ede ceğine dair bazılannm beslediği fikirleri reddederim.» Blum, Hitlerin sulh arzusunu tebcil etmiş ve şunu söylemiştir: «Fakat kendi kendime şunu soruyo rum: Silâh yanşmın devam ettiği bugünkü Avrupa hakkında siyasî bir sureti hal bulumnadan nasıl ekonomik anlaşmalar elde edilebilir? Filhakika, diğer birisile kredi veya kolaylık göstermek suretile teşriki mesaide bulunan bir devlete yardım ettiği devletin askerî kuvvet ve kudretini artırdığı endişesinin doğmasından daha tabiî birşey olamaz. İyi çalışabilmek, sulh için çalışabilmek için bu ayni silâhlan ma Avrupayı silâhsızlanma meselesinî yeniden tetkik etmiye mecbur eyliye cektir. Silâhlann tedricen tahdidi v« tenzili mukavelesi Avrupa meselelerinin umumî hallinin ayrılmaz bir parçası olmahdır. Belki de bugün, ekonomik teşebbüslere ve işsiz ameleye mahreç temin eden bir beynelmilel ekonomik mukavele ile ta mamlandığı takdirde bir silâhlanma mu kavelesini derpişe imkân yoktur. Fransız Alman meselesi, Avrupanın, ekonomik teşriki mesaisi ve sulhun bir teşkilâta bağlanması meselelerile sıkı sıkıya alâkadardır. îşte benim kanaatim budur ve Avnrpaya hakikî emniyeti ver Blum, Fransız Alman meselelerinin mek için harekete geçmiye hazınm.» hallini bütün Avrupa meselelerinin heyeKomünistler Bluma taraftar ti mecmuasile halli için istediğini hatırlatMontreuil 24 (A. A.) Komünist mış ve Almanyaya Avrupanın siyaseten partisinin millî konferansı Blum hükumeteskini işine iştirakine karşılık olmak üze rine müzaherete devam etmektedir. re iktısadî yardımda bulunulması yolunÖğleden sonra aktedilen nihaî celsede da ileri sürülen fikre telmih ederek de komünist gencliğinin murahhası bu te miştir ki: şekkülün yüz binden fazla azası olduğu «Bir pazarlığa benziyecek hiç bir nu söyliyerek bunlann faşist düşmanı teklifte bulunmayacağım. Biz kendi millî gencliğile birleşerek bir tek cephe teşkil şerefimiz hakkmdaki duygumuz ve ica etmelerini teklif etmiştir. Antakyada tevkif edilen Türkler [Baştarafı l inci sahifede] Yugoslav Bulgar paktı imzalandı IBaştarafı 1 inci sahtfedei vermemiş olmakla beraber şirket Alem Şamda çıkan Les Echos de Syrie gadar kurtarma vapurunu Çanakkaleden zetesi, «Suriye hududlannda haydud Çeşmeye göndermiştir. luk» başlığı altmda neşrettiği bir haber de diyor ki: «Şimalden gelen telefon haTouthmes'in bir ismin de Men khper berleri, tanınmış sabıkalı haydudlardan ra'dır. Bu Ra men kheper diye yazıhr. îbrahim Nazifin sevk ve idaresi altmda İlk sülâlede buna aid birçok misaller bir haydud çetesinin, Cebeli Akrad vardır. Ayni kaide en eski Sümerlerde mmtakasmda, hududlanmız yakınında mevcuddu. Ve bilâhare kayboldu. Buna birdenbire meydana çıktığını bildirmeken bahir bir misal Our Nina yazısıdır. tedir. Bu çetenin vücudu haber alınır alınBu, kelime bekelime tercüme edildiği zaman, (Ninanm hizmetkân) demektir. maz jandarmalar derhal seferber edilmiş Fakat Kral ismi kısaca Nina our diye ve birkaç musademeden sonra, çete efradından beşi tevkif olunmuştur. Bunlar yazıhr. adliyeye teslim edilecektir. Our Ninanın en eski tektlerinde ilâh Hudud yakınında, Morkos kasabası Nin gir sou; Nin sou gir diye önünde de bir haydud çetesi görülmüş yazılmaktadır. Kezalik ey Allah sin de tür. Bu çete bir hayvan sürüsüne hücum En zou olduğu halde kısaca zou in etrrnş ve bir miktar hayvan götürmüştür. şeklinde yazıhr. Bu vaziyet, vaktile Makedonyada göGörülüyor ki her iki memlekette de ay rülen ve eski efendilerimizin, teşkilinde ni usul cari imiş. üstad tanındıklan nevinden «komitacı» Bu en ilk iptidaî yazı sisteminin Türk Iar karşısında bulunduğumuzu tahmin lerle meskun Ural ve Altay havalisinde ettiriyor.» doğduğuna dair de elimizde birçok bür[CUMHURÎYET Galiba Su hanlar mevcuddur. Lenormant bunu Manuel d'hisiaire andenne de Torient nam eserinin ikinci cildinde pek güzel göstermeğe muvaffak olmuştur. Türklere aid bu ilk pictographique yazı sisteminin, Mısırda olduğu kadar, Çinde de ayni rehberliği ifa ettiğini görürüz. Ayni yazı, Dzavidiyenler vasıtasile Hindistanda da kendisini göstermiş, orada da bir yazı sistemi olmuştur. Bütün bunlar, Mısırdaki ilk yazı sisteminin, Türkler elile buraya girdiğini gösteren en canlı misallerdir. Mısırdaki iptidaî yazmın şekli bir daha gözümüzün önünde, Çin iddialannı teyid ve tevsik eden bir husus oluyor. O da bu topraklara ilk defa Türklerin medeniyeti getirmesidir. Bir Suriye gazeterinin hezeyam Mahallî hükumetm gittikçe artan tazyiki Türkleri birbirine daha ziyade bağlamaktan ve istiklâl idealine daha ziyade sanlmalannı temin etmekten başka hiçbir işe yaramamaktadır. Zabıta Türk olmaktan başka hiçbir kabahatleri olmı yan birçok kimseleri tevkif etmiştir. Birçok kimseleri de tevkif etmek için ara maktadır. Arananlar arasında Bahri, Nuri, Ragıb, Reşid İhsan, Ahmed İhsan, Abdur rahman İhsan, Mehmed Ağa, Altınlı, Mehmed İbiş, Çerkes Reşid, Subhi Sıtkı (Türk tebaasından), Çerkes Mustafa Hayri, Çerkes Musa, Ömer, Ke mal Musal, Reşid Aziz, Hasan Baha* dırh, belediye kâtibi Hasan, Süleyman Halil, Mehmed Bahadırlı, Rifat, Müm taz Abdurrahman, Şevket Aslan, Meh di, Nuri Talib, Emin Rıza, Seydi, Sıtkı ve sair birçok kimeselr vardır. askerî merasim yapılmışbr. Yollan dolduran halk Bulgar ve Yugoslav hükumet reislerini geçerken şiddetle alkışlamış tır. Muahede imzalandı Belgrad 24 (A.A.) Yugoslavya Bulgar dostluk muahedesi bugün saat 11 de Yugoslavya namına Stoyadinoviç ve Bulgaristan namına da J^öse îvanof ta afmdan fmzalanmışhr. İmzaja müteakıb Köse îvanof « iki Slav milletinin yeni tarihinde yeni bir tarihî gün» olan bu muahedenin akdinden dolayı memnuniyetini beyan etmiştir. Muahedenin metni Belgrad 24 (A.A.) îmzalanan Yugoslav Bulgar dostluk mukavelesi iki maddeden ibaretrir. Birinci madde Yugoslavya ve Bulgar Krallan arasında samimî ve bozulmaz tam bir dostluk hüküm süreceğini mü riyeli gazete Sancak hududlarında müs beyyindir. îkinci maddede bu muahedetemleek memurlan ve Suriyelilerin, bir nin tasdik tarihinden itibaren meriyete giiş yapmış olduklan zannile, teşkil ettik receği hakkmdadır. leri çetelerden bahsetmek istiyor. Maa Yunan gazetlerinde müsbet haza bu gazete, eski efendilerinin çete neşriyat ler değil, ordu ve ordular teşkilinde üsAtina 24 (A.A.) Gazeteier Bultad olduklarmı hatırlasa daha isabet e gar Yugoslavya dostluk muahedesinin derdi.] imzası etrafında tafsilât vermekte ve Balkan Paktmın tamamile baki kaldığını ve kalacağını ehemmiyetle kaydetmektedirler. Katemerini diyor ki: «Bulgar Yugoslavya anlasması sulh davası için bir muvaffakiyettir. Esasen Yugoslavya bu davada samimî ve faal bir âmil olduğunu ötedenberi göstermiştir.» Poria gazetesi de şöyle yazıyor: «Bu muahedenin Balkan statükosuna müstenid olarak Balkanlarda hir sulh vesikası olduğuna daır Sofya ve Belgrad tarafından yapılan tavzihlerden sonra bütün Balkan milletleri bundan ancak memnun olabilirler.» Dağcılık kulübünün kongresi Rıza Çavdarlı (1) Bunun için şu eseri de okuyunuz: Lexa ; comınent se revelent les rapports entre les langues hamitiques, sim6tiques et la langue egyptienne. (2) Recueil de travaux relatifs h la philologie et a l'archeologie âgyptiennes et assyriennes. XL p. 64. (3) G. Coutenau ; Manuel d'arch6ologie orientale t. III p. 1583. (4) Coutenau; Manuel d'ArchĞologie o rientale t. III. p. 1584. (5) Manuel d'Archeologie; t. ni, p. 1584. Prens Pol Bulgar Başvekilini kabul etti Belgrad 24 (A.A.) Bulgar Paşbakanı Köse İvanof, Bulgar Yugoslav Dağcılık kulübünün kongresinde bulunanlar muahedesinin imzasından sonra Naib Dağcılık ve Yürüyücülük kulübünün verilen teklifler üzerinde müzakereler ce Prens Pol tarafından kabu] erlilmiştir. senelik kongresi dün kulübün Taksimde reyan etmiş, en sonra da yeni idare he ki merkezinde toplanmıştır. Kongrede yeti şu şekilde seçilmiştir. Bir Leh hapisanesinde grev eski idare heyetinin senelik mesai ve muReis Halid Kaynar, muhasebeci AvVarşova 24 (A.A.) Randon hapisa hasebe raporları okunarak tasvib edil ni Şaşar, aza Memduh Moran, îlhami nesindeki mahpuslar, kendılerine pa miştir. Raporlardan sonra esas nizamna Polater, Nejad Arak, Hikmet Üstün ket ve kitab verilmesinin men'i üzerina açlık grevine başlamışlardır. mede bazı maddelerin tadili hakkında dağ, Ali Sermed, Kenan Anyal.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle