29 Eylül 2026 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

“bir davaya adanmış bir ömür, belki de zaman zaman kocaman bir ‘yalnızlık’ ve derin bir hüzün” MUHSİNE HELİMOĞLU YAVUZ olarak nitelediğiniz sayın Cumhur- başkanı Rauf Denktaş’ı da yüreği- 1972’de Ankara Üniversitesi Dil ve zony Török Nepmesek adıyla 2011’de nize giderek daha yakın bulu- Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türkoloji Budapeşte’de yayımlandı) yorsunuz çünkü? Bölümü’nü bitirdi. 5. İlahır Çarşambalar - Nevruz Tö- YAVUZ- Lefke’deki alan Halkbilimi alanında “Diyarbakır renleri (Azericeden ve Kiril alfabe- araştırmalarım sırasında haf- Efsaneleri-Motif-Index” teziyle yük- sinden çeviri), 1997, Doruk Yay. ta sonları Girne’de Denktaş’la sek lisans, “Masalların Eğitimsel İş- 6. Şahmaran-Masallar, 1994, Do- ve Mümtaz Hoca’yla (Soy- levleri ve Mesaj-Index” teziyle de ruk Yay. sal) yaptığımız çok uzun ve doktora yaparak bilim doktoru oldu. 7. Arada Bir, 1994, Doruk Yay. verimli söyleşiler sırasında “Sözlü Halk Anlatılarının Mesaj- 8. Masallar ve Eğitimsel İşlevle- sayın Cumhurbaşkanı Rauf İndeksi”ni ilk kez hazırlayarak halk- ri, 1997, 2. baskı 1999, Ürün Yay.; Denktaş’ın “Kıbrıs dava”sına bilimi literatürüne “Helimoğlu Yavuz 3.baskı 2002, Kültür Bak.Yay. (“Ma- yüreğiyle ve bilinciyle inanmış Mesaj İndeks” olarak geçiren Muh- sallar ve Eğitimsel İşlevleri Mesaj- bir vatansever olduğuna tanık- sine Helimoğlu Yavuz, “Diyarba- Index” kitabından seçilmiş masal ve lık ettim. kır Efsaneleri-Motif Index” adlı ese- tekerleme metinleri, Pertev Naili Bo- Bu hüzünlü insanı, bu adan- riyle İsveç-Stockholm Culture Hou- ratav Arşivi’nden alınmış bazı ma- mış yaşamı, Mümtaz Sosyal se Research Reward’u, “Masallar ve sallarla birlikte Fransızcaya çevrile- Hoca’nın deyişiyle, çalışma Eğitimsel İşlevleri Mesaj-Index” ad- rek Neuf de l’ecole des loisirs Yayı- konusunda bir “Gargantua” lı eseri ile de Pertev Naili Boratav nevi tarafından Contes Turcs adıyla, olan, olağanüstü iç disipline sa- Halkbilimi Ödülü’nü aldı. 2008’de Paris’te yayımlandı). hip bu cumhurbaşkanını, özel- Bunların dışında yurtiçinde ve dı- 9. Düş Düşün ve Gerçek, 1998, likle Kıbrıs’ta yaşadığım bu za- şında aldığı altı ödülü daha vardır. Ürün Yay. man diliminden sonra, yüreği- Yurtiçinde Dicle, Bilkent, Mimar 10. Uçar Leyli-Boratav Arşivinden me daha bir yakın buluyorum. Sinan üniversitelerinde öğretim üyesi Masallar-1, 2001, Türkiye Ekonomik Bu düşünce ve duygularla, olarak çalıştı. ve Toplumsal Tarih Vakfı Yay. Kıbrıs’ta bir üniversitede yaptı- Yurtdışında da Varşova, Bakü, Ki- 11. Esil ile Yesil, 2006, Cumhuri- ğım konuşmamın sonunu, salo- ev, Kişinev, Bükreş, Lefke-Avrupa, yet Kitapları nun en önünde oturan Denktaş’a Budapeşte-Elte, İsveç-Stockholm, 12. Bir Varmış Bin Yokmuş, 2007, bakarak “Denktaş Kıbrıs demek- Çin-Pekin-BFSU üniversitelerinde Cumhuriyet Kitapları kadınların, içtenlik yüklü merhabaları... Giderek dillerini çöz- tir” cümlesiyle bitirdim. konuk öğretim üyesi olarak dersler 13. Zamanlardan Birinde, 2008, meye başladığım bu evlerin bahçelerinde, sanki bir “Çehov öy- Müthiş bir alkış koptu elbet- ve konferanslar verdi. Cumhuriyet Kitapları küsünün dingin dekoru” içinde oturup söyleştiğimiz insanları te ve çok duygulanarak gözleri Şu anda “halk anlatılarının ör- 14. Dünyanın Bir Yerinde, 2010, dinleyince evet, onların sorunlarının da Türkiye’deki sorunlar- dolan Denktaş kürsüye gelip ba- tük transaksiyon yoluyla psikotera- Cumhuriyet Kitapları dan pek farklı olmadığı görülüyor. na sarıldı. pi aracı olarak kullanılması” ve “an- 15. Kürt Masalları, 2010, Can Yay. Özellikle işsizlikten yakınan, çeşitli üniversiteleri bitirmiş genç- Evet. Eski Fransa Cumhur- latı-masal çözümlemeleri” konusun- 16. İlyada ve Odise, 2010, Cumhu- lere, keşke elimden, yalnızca “sözlü terapi” yapmaktan başka şey- başkanı Charles de Gaulle’ün da çalışmakta ve yayınlarını bu alan- riyet Kitapları ler de gelse, sorunlarına somut çözümler üretebilsem... “Sartre Fransa’dır” sözünden da sürdürmektedir. 17. Olimpos Dağı Tanrıları, 2010, Kıbrıs’tan üniversitedeki derslerimi ve bir halkbilimci olarak “mülhemle” bir kez daha yine- Yayımlanmış 24 kitabı, 58 bildirisi Cumhuriyet Kitapları alan araştırmalarımı tamamlayarak kadın-erkek, çocuk-yetişkin liyorum ki “Denktaş Kıbrıs de- ve 66 makalesi vardır. 18. Evvel Zaman İçinde - Anadolu hemen hemen bütün Lefkelilerin katkısız, yalansız, yürek dolu- mektir”. Masalları 1, 2011, Can Yay. KİTAPLARI: su sevgileri ile uğurlanıp ayrıldım. ‘DENİZLERİN İDAMI, HİÇ 19. Gel Zaman Git Zaman - Ana- 1. Diyarbakır Efsaneleri, 2 cilt, Çoğu yaşlılardan oluşan Lefke halkı (çünkü gençler işsizlik KAPANMADAN dolu Masalları 2, 2011, Can Yay. 1989-1990, San Yay.; 2. baskı 1993, nedeniyle ülke dışına çıkıyorlar) kendilerine uzatılan bir dost KANAYAN YÜREK 20. Zaman Zaman İçinde - Anado- Doruk Yay.; 3. baskı 2007, Cumhuri- elini bin canla karşılıyorlar. Son derece vericiler. Sevdikleri za- YARAMIZ’ lu Masalları 3, 2011, Can Yay. yet Kitapları. man maddi-manevi her şeylerini paylaşmak istiyorlar. 21. Az Gidenler Uz Gidenler, 2014 AKDEMİR- Deniz’ler ile bizzat 2. Azerbaycan Halk Edebiyatı ile İçtenlikten uzak, hesaplı, hor gören, aşağılayıcı, kaba tavırlara Kaynak Yay. anılarınız ve tanıklıklarınıza iliş- Türkiye Halk Edebiyatı Arasındaki karşı ise yine ateşe dönmüş, dayanışma içinde olan bin yürekle ya- 22. Kaf Dağının Ardında Ne Var, kin neler söylemek istersiniz? Benzerlikler, 1991, An Yay. nıt veriyorlar ve öylelere asla yüz verip içlerinde barındırmıyorlar. 2026, h2o kitap 3. Kim Uyur Kim Uyanık, 1992, YAVUZ- Bu konuyu kitabın ‘KERVANLAR MASALLARI, EFSANELERİ, 23. Zümrüdü Anka Nereye Uçar, Utku Yay. 705. sayfasında yer alan “Aşk Ol- DESTANLARI, HALK HİKÂYELERİNİ DE TAŞIR’ 2026, h2o kitap 4. Cigaramın Üstünde Bir To- sun Sana Çocuk, Aşk Olsun” baş- Dünya halk anlatıları ve özellikle masallar evrensel ortak mo- pal Karınca-Masallar, 1992, Do- 24. Konuştum ve Ruhumu Kurtar- lığındaki yazımda ayrıntılarıyla iş- tifler üzerine kuruludur ve ortak mesajlar içerir. Bu ortaklıkla- ruk Yay. (Magyar Naplo Yayınevi ta- dım - Dixi Et Salvavi Animam Me- ledim. Burada yalnızca Deniz’lerin rın temel nedeni insanların dünyayı ortak algılamalarında yatar. rafından A Szarvas-Szultan kisass- am, 2026, Akademisyen Yay. idam edildiği 6 Mayıs 1972 sabahı- Ayrıca savaşlar, ticaret yolları, hac yolları, genel geçerli yaşam nı anlatmak istiyorum: gereksinimleri de bu nedenlerden bazılarını oluşturur. Çünkü ker- “Bu kez, üstümüzden bir buldo- vanlar yalnızca ipek ve yalnızca baharat taşımazlar. Masalları, ef- tam o sırada, erkek yurdundan koşarak yanımıza gelen bir ar- zer gibi geçen 12 Mart darbesinden saneleri, destanları, halk hikâyelerini de taşırlar. kadaşımız ağlayarak ‘Arkadaşlar, Deniz’leri asmışlar!’ diye sonra, yeniden açılan Beşevler’deki öğrenci yurdundayız… Örneğin, Geoffrey Chaucer’ın Canterbury Masalları bir hac bağırdı. Önce ortalık taş kesildi. Söyleneni bir süre kavraya- Sabah erkenden kalkıp dışarı çıkmaya hazırlandığımızda, yolculuğundan, 1001 Gece Masalları ise büyük ölçüde kervan- madık, anlayamadık. yurdun etrafının, iki sıra polis kordonuyla sarıldığını gördük. ların konakladıkları han ve kervansaraylarda, geceleri kervan- Sonra o güne kadar hiç duymadığım, tüyleri diken diken O zamanki adıyla ‘toplum polisleri’ (ya da furukolar) yan yana cıbaşlarının kendi ülkelerinin en güzel masallarını birbirlerine eden bir ‘çığlık korosu’ yükseldi. durarak iki sıra halinde etten bir duvar oluşturmuşlardı. anlatma geleneğinden doğar. Yurttan çıkış yasaktı. Önce uyku sersemliğiyle ne olduğunu Hiçbir eski Yunan tragedya korosu, bu gerçek çığlıktaki acı- anlayamadığımız bu durum karşısında hiçbir şey düşünemiyor yı yansıtamaz. LEFKELİLERDEN MUHSİNE HOCA’YA: ‘SEN KENDİ ve fikir yürütemiyorduk. İçimizden birileri en yakındaki polisle- Durumu henüz kavrıyor ve yaşadığımız bu derin travma kar- GELEN DEĞİLSİN, SEN ARTIK BİZDEN BİRİSİN!’ re ne olduğunu sorunca da hiçbir cevap alamamıştık. şısında yalnızca bağırabiliyorduk. Eskiden Lefke’de, dışarıdan gelen görevlilere “kendi gelen” Bu aynı zamanda, ölüm karşısında korkan çocukların çığlı- Hepimiz, yurdun giriş katındaki salona toplanmış bekliyor- derlermiş: Çok anlamlar yüklenebilen bu deyiş onlarla aramız- ğıydı. Ölüm, bütün gerçekliği ve acımasızlığıyla bir kurşun gi- duk. Sıkıntımız giderek büyüyordu. Çünkü bu durum hiç de da bir parola oldu. bi kalbimize çarpmış ve bizi yerle bir etmişti. Sonra yine bağı- hayra alâmet değildi. Herhangi bir kapıyı çaldığımda, işittiğim “Kimdir?” sorusu- rarak dışarı çıktık. Öğleye kadar süren bu sıkıntılı bilinmezlik karşısında, pek na karşılık olarak “kendi gelen” dediğimde hemen açılan ka- çok komplo teorisi üretiyor ama Deniz’lerin idamına hiç ihti- O zaman anladık ki Ankara’daki bütün öğrenci yurtları öğle- pının ardından görünen güler bir yüz, her seferinde “Sen kendi mal vermiyorduk. Daha doğrusu bu ihtimali düşünmek bile is- ye kadar kuşatma altında tutulmuş ve sabah çok erken uygula- gelen değilsin, sen artık bizden birisin” diyordu. temiyorduk. nan bu infazın ilk şokuna, gençlerin tepkisi kısa bir zaman için Bu da beni mutlu ediyordu çünkü bir halkbilimcinin aşma- Öyle ya, bizim ‘büyükler’ onları niçin öldürsünler? Onlar de olsa geciktirilmek istenmişti. sı gereken en “güç eşik”, kültürünü araştırdığı halkın gözünde bağımsız, aydınlık bir ülke istemekten başka ne yaptılar ki öl- Polis kuşatması kalkınca her taraftan sokağa fırlayan genç- “kendi gelen” olmaktan çıkıp onlardan biri, içlerinden biri ola- dürülsünler? (Oysa işte tam da bunun için öldürülmüşlerdi...) ler acılı haykırışlarla çaresizce birbirlerine sarılıp ağlıyorlar- bilmektir. Ondan sonra açılmayacak kapı yoktur, artık her eşiği Hem biz ‘nasıl ölebiliriz, yaşamak bu kadar güzelken’ diye dü- dı. Ve o günden sonra da bu ‘uzun süren ve daha da çok uzun güven içinde atlayabilirsiniz. şünüyorduk. ‘Büyük’lerin, ne kadar acımasız olabileceğinin ve süreceğe benzeyen yasımız’, her 6 Mayıs’ta tepe yaparak yü- ‘DENKTAŞ KIBRIS DEMEKTİR’ bu oyunun tüm dünyada, böyle bir acımasızlık kuralıyla oynan- reklerimizi kanatıp duracak diye düşünüyorum. Hiç kapanma- AKDEMİR- Ve elbette yazılarınızda ve yapıtlarınızda da- dığının, henüz farkında değildik. dan kanayan bir yürek yarası olarak... ima duyumsanan yetkin edebi biçeminizle kaleme aldığınız, Öğle olduğunda polisler çekilmeye başladı ve Yazmakta oldukça zorlandığım ve yazarken o günleri >> 8 24 Eylül 2026 VEDAT ARIK
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear