Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
ENİS BATUR’DAN
( )
‘Yazı-Hane üstiçbükeyler ’
eleştirel yaklaşıyor. Ancak bu yaklaşımı onu daha çok
üretmeye, farklı şeyler yazmaya yöneltiyor olmalı ki
son derece olumlu sonuçlar çıkıyor ortaya.
GÖRÜNÜR DEĞİL OKUNUR OLMAK...
Sık sık söylediği “Okur sayım azdır ama iyi okur-
dur bana yeten” söylemini Yazı-Hane’de tekrarlasa da
“Yazdıklarım beni okunurluğumun çok üstünde tanınır-
lığa ulaştırdı” ifadesi, bu çelişik duyguyu zihninin bir
köşesinde egonun arkasına sakladığını düşündürtüyor.
Aslında kitaplarını okuyan okur sayısının az olma-
sını dert etmiyor görünse de “görünür değil de oku-
nur olmak” isteğini bir şekilde dile getiriyor ve bunu
yazılarında sıklıkla tekrarlıyor.
Enis Batur’un bu iç çelişkisi hep var oldu yazın ya-
şamında; iyi ki böyle olmuş, yoksa bu kadar üretken
olamazdı kanısındayım.
yöneltir yazarı, sorun şurada
İÇ SÖYLEŞİLER...
ki insan inşa edileni kafa yor-
Yazmak, okumak, yazdığını yayımlamak, yayım-
madan kullanır, edebiyata ge-
landıktan sonraki süreci beklemek, yazıp da yayımla-
lince o insan yani okur bazen
mamak ve nihayetinde yazmak istediğini yazamamak,
canına okur yazarın” diyerek
yazmak istediklerini yazmak istememek (durayaz-
okura yöneltiyor oklarını.
mak) üzerinde kendisiyle yaptığı iç söyleşileri oku-
Bir kitap yazmaya başladı-
ruyla paylaşıyor.
ğında okurlarla geçinmeyi ak-
Batur tam “festina lente” yani “ağır ağır acele et-
lından geçirmediğini, öncelik-
mek” ruh halinde. Bu dönemi kendisi “Nigredo” dö-
li kaygısının kendisini ikna et-
neminin kapanması ve “Post Opus Nigredo”ya geçiş
mek olduğunu belirtiyor.
olarak nitelendiriyor.
Bu nedenle “Okur içtenlik-
“Nigredo” bir simya terimi aslında ancak burada
ten sapmayarak dilediği çıka-
bir metafor olarak insan yaşamının uzun sürecek belki
rımlara varabilir” dedikten
de hiç tamamlanmayacak dönemini, buradan olgunlu-
sonra, “İçtenlikten sapma, be-
ğa geçişin başladığını ifade ediyor.
FAİK ÇELİK
nim gözümde çizmeyi aşmakla birdir” diye mesaj ver-
Bu ruh durumuna bağlı olarak belirgin bir endişe ve
mekten de çekinmiyor.
telaş içinde olduğunu saklamıyor, hâlâ tasarladıkla-
ürk edebiyatının en üretken yazarlarından Enis Ba-
ENİS BATUR’U SEVENLER VE SEVMEYENLER! rının gerçekleştirdiklerinden fazla olduğunu, yazmak
tur; şiir, deneme, eleştiri, roman, anlatı, gezi yazı-
Burada Türkiye’de okuryazarların “Enis Batur’u
istediklerini yazamadan çekip gitmek kaygısını taşıdı-
T sı gibi edebiyatın birçok türünde yapıt vermiştir.
sevenler ve sevmeyenler” olarak ikiye ayrıldığı yargı-
ğını hissettiriyor.
Sadece edebiyat sahasında değil; kültür, felsefe, si-
sının, kendisine ait olmasa da geniş çapta doğru oldu-
Sağlığın bir anda bozulabileceğini, başta Bilge Ka-
yaset, sanat konularında kalem oynatan Batur, Do-
ğunu söylüyor. Ortalama okur sayısının 1500 olduğu-
rasu ve Samih Rifat olmak üzere çok yakın dostları-
ğu-Batı gibi temalar üzerine yazdıklarıyla, fikirleriy-
nu sıkça vurguluyor.
nın bir gün içinde takvimin son yapraklarına yaklaş-
le eleştirmen, düşünür ve entelektüel olarak da dikkat
Usta yazara katılmıyorum, Batur sadece övülme-
tıklarını öğrendiklerini anımsatarak bitmemiş, yarıda
çekmektedir.
yi kabul ederek eleştiriye sert tepki verdiğinden bence
kalacak çok sayıda tasarıya biçim biçecek vakit kal-
Oblomov Yayınları tarafından kısa süre önce ya-
okurlarla arasında şöyle bir ayrım oluşmuştur:
madığından korktuğunu aktarıyor.
yımlanan Yazı-Hane (üstiçbükeyler) adlı kitabında,
İki grup da Enis Batur’u sever (sevmezse kitabını
İşte tam burada, şimdiye dek kendimi “sadık, so-
yazmaya başladığı ve ilk kitaplarını verdiği 1973’ten
alıp okumaz), bir grup onu eleştirmeden olduğu gibi
kulgan ve çizmeyi aşmamaya çalışan bir okuru” ola-
sonrasına ait olgunluk ya da ustalık dönemleri sayı-
kabul eder ki bu yazara göre sadık okurdur; diğer
rak konumlandırmışken alanımın çağrışımlarıyla içim
lan 1984’ten sonra yazdıklarından oluşan, otuza yakın
grup da kendi içinde ikiye ayrılır, ilk grup koşulsuz
kımıldanarak bu yazının “yazar”lığına kanatlanmış
ana başlık altında yüze yakın deneme yer alıyor.
sever ve övgüler sunar (ki bu Enis Batur’un sokulgan
halde buluyorum.
Genel olarak yazmayı, kendisinin yazma yolcu-
okurudur), diğeri de onu terk etmeme koşuluyla sever
Sonuçta bu durumu da -Enis Batur düzeyindeki- bir
luğunu, yaratma sürecini, yapıtını kurma biçimleri-
ama eleştirir (bunlar Enis Batur’un çizmeyi aşan
yazarın, okuruna verdiği bir tür “reçete” olarak oku-
ni, yayımlandıktan sonrası beklentilerini, kitabın öm-
okurlarıdır) ve okuyucusunun kendi tahminlerinin çok
yamaz mıyız?
rü ile ilgili düşüncelerini, okurdan beklentilerini ve-
çok üzerinde olduğunu düşünüyorum.
“Günden güne, yıldan yıla, kalan vaktim ne kadar-
ya beklemediklerini, konuların etrafında dolaşmadan
sa, yeni kitaplarım ilerleyedursun, arada eskilerine
doğrudan iletmiş Batur.
MESLEKTAŞLARINA SİTEM...
konmak, onlarda kısalı uzunlu konaklamak” isteğini
“Benimle söyleşi yapmaya gelen herkes ‘kaç’ kita-
DENEMENİN ‘UÇ BEY’İ!
“Kişi kendisine yetişebilir mi(ydi)?” diye sorarak di-
bım olduğunu soruyor, yetmiyor, verimliliğimin sır-
1970’li yılların başında yurtdışına gitmesi, Batı’da-
le getiren Enis Batur’un “Gündefterleri”ni bitirmesi
rı hakkında tamamlayıcı bir soru yöneltiyorlar” diyor
ki edebiyat ve sanat ortamı içinde yaşaması edebi ki-
beklentisi içinde sağlıklı ve verimli uzun yıllar geçir-
ve bu “şehir efsanesinden” bıktığını belirtiyor. Hak-
şiliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.
mesi dileklerimle...
lı mı? Okurların bunları merak etmesinden daha do- n
Kendisini “edebiyat insanı” olarak tanımlayan,
ğal ne olabilir?
Yararlanılan Kaynaklar
edebiyata şiir ile giren ve tanınan Enis Batur aslında
Ama Enis Batur böyle bakmıyor olaylara, arkasın-
Akaş, Cem (1993). belkienisbatur. İstanbul:
denemeci olarak daha çok üretmiştir. Kendi deyimiy-
n
da bıraktığı veya bekleyen binlerce sayfalık “ano-
Altıkırkbeş Yayınları.
le -bence de- denemenin “uç beyi”dir.
nim” üretimi ve üretim çizgisini bütünlük kaygısıy-
Denemelerinde “kültür”ü bir sorun olarak ele alan Aynur, Hatice (1997). Enis Batur Bibliyog-
n
la sürdürmek için neler yaptığını görmezden gelmek
yazar, ele aldığı konulara eleştirel, şüpheci ve sorgu- rafyası İçin Bir Deneme. 1970-1995. İstanbul: Al-
olarak değerlendirip içerlediğini söylüyor.
layıcı yaklaşımıyla sessizce eğitici konumuna geçer. tıkırkbeş Yayınları.
Meslektaşlarına da sitem ediyor: “Yıllardır yayıncı-
2000’li yıllarda şehirler ile ilgili yazılara ve kişisel
Erdem, Ömer (2018). “Enis Batur ile Söyle-
n
lık alanında çalıştım, sayısız yerli yabancı yazarla di-
gezi notlarına yönelmiştir.
şi: ‘Vaktim Git Gide Azalmakta ve Yetişemeye-
yalog kurdum, bizdeki kadar ‘edebiyat’ın genel tablo-
ceklerimin Yetişebileceklerimden Daha Fazla Ol-
sundan habersiz, geçmişin birikiminden ve şimdiki za-
ENİS BATUR: ‘İÇTENLİKTEN SAPMA, BENİM
ması, Bana Bir Çeşit Hüzün Veriyor.’” Yüz Yüze
manın açılımlarından uzak, yaratma sorunlarına ka-
GÖZÜMDE ÇİZMEYİ AŞMAKLA BİRDİR!’
Konuşmalar/Yaşayan Edebiyat – I. Ed. *Abdür-
yıtsız ‘edip’le hiçbir ortamda karşılaşmadım, bu ise
Kitabında kendi sorup yanıtladığı bir “içbükey”
rahim Karadeniz. İstanbul: MG Yayınevi.
kafamda bir soru doğurdu; yoksa edebiyatçılarımız
söyleşi bölümü var Batur’un.
‘edebiyatı’ sevmiyor muydu?”
“Şiir çatmak, öykü kurmak, denemeye girişmek, sıkı Yazı-Hane (üstiçbükeyler) / Enis Batur /
Görüldüğü gibi okura da kalem arkadaşlarına da
edebiyat metinleri kaleme almak bir inşa çalışmasına Oblomov Yayınları / 236 s. / 2026.
16 24 Eylül 2026
VEDAT ARIK

