Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
özgü olması” yani herkesin yaşamının
‘UÇMAK İÇİN TAKTIĞIM
kendine ait olmasıdır.
KANAT,/ SAVAŞMAK İÇİN
KUŞANDIĞIM TÜFEKSİN’...
HAMZATOV’DAN İSTANBUL’A:
Şiirle anlatır her düşüncesini, duygu-
‘İYİ GÜNLER İSTANBUL’
sunu, algıladığını. “Şiir” başlıklı şii-
“İyi Günler İstanbul” şiirinde, kentin
rindeki şu dizelerinde de iç dünyasına,
tarihi yerlerini, atmosferini, Süleymani-
“çetin emeğe” saygısı nasıl da içten!
ye Camisi ve sokak manzaraları eşliğin-
“İş vardır, işten sonra gelir,
de yoksul yaşam sahneleriyle gerçekçi
dinlenmedir./ Uzun yürüyüş vardır, on
bir dille yansıtır.
dakikalık molası olur./ Sen benim uzun
Şair, bu şiirinde kendi ülkesinin doğa-
yürüyüşüm ve on dakikalık molamsın/
sıyla İstanbul’u karşılaştırarak yoksul ço-
Sen benim çetin emeğim, soluk
cukların ayakkabı boyaması, kahvehane
almamsın ey şiir.
kültürü gibi ayrıntıları ele alır.
Bir beşik türküsüydün başucunda
“Güneş kayboluyor, gün bitiyor,/
yatağımın,/ Kahramanlık düşlerimdin,
Bosforlu sularsa rengârenk./
ilkyaz düşlerimdin./ Aşkımla birlikte
Yoksul Türkiye ikindi namazına/
doğdun içimde,/ Ama bu aşkı yaratan
Görkemli minarelerden sesleniyor.//
yine sendin.
Niçin yabancı ülke! Düşüncemde/
Çocukken annem sanırdım seni,/
Giden gemiyi görüyorum./ Onların
Şimdi sevgilimsin, yaşlandığımda yarın/
bayraklarındaki gibi/ Yarılmış ay gökte
Kızım olacaksın, koruyacaksın yaşlı
yüzüyor.
dostunu,/ Öleceğim, anım olacaksın.
İyi günler İstanbul, Sultan’ın şehri,/
Kimileyin geçit vermez bir dağ
Süleymaniye Camii ve yoksul ülke,/
sanırım seni/ Uysal, ele alışmış bir kuş
Gümüş dükkânların yanı başında/
kimileyin de.
Gelen gidenlere açılmış eller.
Uçmak için taktığım kanat,/
İyi günler sokakta kahve içip/ Kâğıt
Savaşmak için kuşandığım tüfeksin,/ İyi
oynayarak zaman öldürenler/ Bilinmez
mi kötü mü bu bilmem/ Ama sana bağlı,
kâğıtların talihi kime/ Ve amma Türkiye
senin hizmetindeyim ben.”
Resul Hamzatov, Patimat Hamzatov / Fotoğraf: rasulgamzatov.ru
sıkıntıda/.../ İyi günler toprağa dayalı
Bu “Şiir”in tüm dizeleri şiire övgüdür,
dizler,/ Göğe kaldırılmış zayıf eller./
onsuz yapamamanın dile getirilişidir ama
“sık sık tür değiştiren yazara” şöyle seslenir:
Bin yıllar namaz kıldınız,/ Allah sizi nasıl bıraktı böyle?”
ilk ve son dörtlük şiir, şair ilişkisini nasıl da tekrar vurgulaya-
“Bir komşum vardı, o da öyle yapardı:/ Neredeyse her yıl
İlk şiirlerinde “söz çok, düşünce az”dır o “uzunca bir
rak unutulmaz kılıyor!
yeni bir evlilik.../ Nedeni şu: ‘Efendim, bir yıllık bir bera-
süre -tâ nehre kavuşana dek küçük bir dere gibi ürkek
“İş nerede biter, dinlenme nerede başlar?/ Uzun
berlik/ Hanımdan henüz tek bir çocuk görmedik’
ürkek” ilerler “çakıllar üzerinde”.
yürüyüş nerdedir, on dakikalık mola nerde?/ Sen benim
Öyle sık tür değiştiriyorsun ki dostum sen de/ Komşunun
uzun yürüyüşüm, on dakikalık molamsın./ Sen benim çetin Acemilik, deneysizlik örnekleriyle yola çıksa da kendi topra-
karı değiştirmesi gibi habire./ Karın değil belki suçlu olan
emeğim, soluk almamsın.” ğına bağlılık, daha sonra yazdığı iyice olgunlaşan ve sesini bu-
kim bilir./ Çocuk olmuyorsa sen bir görün hekime.”
lan onca şiirin onu nerelerden alıp nerelere getirdiği ortada!
n
RESUL HAMZATOV’UN BİLDİĞİ ÜÇ YOL: Resul Hamzatov, “Bütün yollar içinde üç yol” bilirmiş.
‘ŞİİR’, ‘ÖLÜM’, ‘ÖZGÜNLÜK’ Bu üç yoldan onu kimse ayıramazmış: Bu yollardan ilki Şiirler / Resul Hamzatov / Çeviren: Mazlum
Yer yer şiirlerinde eleştiriler de yapar Hamzatov. Örneğin “şiir”dir, ötekisi “ölüm”. Üçüncü yol ise “herkesin kendine Beyhan / Kalem Ajans / 1986.
Halkçı Eğitim
Ancak Mustafa Bey gibiler, gittikleri yere
Yazıları / Zeki
yalnızca valizlerini değil, hırslarını da ta-
Sarıhan / Gufo Yay.
şır; her devrin adamı, her devrin kazana-
/ 150 s.
nı olmayı başarır. Servetini büyütür, ar-
dında kırılmış yaşamlar bırakarak yükse-
Öğretmen ve araştır-
lir. Yıllar geçer; sömürülen insanlar, sus-
macı-yazar Zeki Sarı-
turulan vicdanlar ve unutulduğu sanılan
VİTRİNDEKİLER
han (Fatsa-1944) tarih
hikâyeler geçmişin karanlığında kaybol-
çalışmalarının yanında,
muş gibi görünür. Ta ki bir gün, unuttu-
uzun yıllar Öğretmen
Rauf’un ise geçirdiği trafik kazasının ar- te yol açan Manifest Destiny temelli poli-
ğunu sandığı herkes yeniden karşısına çı-
Dünyası dergisi, Eğitim
tikalar daha sonra denizaşırı bölgelere de
dından zaman içinde algılarındaki gözle-
kana kadar... Ölüler ve yaşayanlar, dost-
Hakkını Savunma Komitesi, Ulusal Eğitim
yayıldı. Emperyalist yayılmacılığı meşru-
nen değişim bazen yavaş bazen de hızlı
lar ve düşmanlar, göçmenler, âşıklar, an-
Derneği’nin yöneticiliklerini yaparken ulu-
laştıran din temelli bir kavram olarak Ma-
bir ritimle işleniyor. 2025’te başlayıp geri-
neler ve çocuklar, hepsi tek tek geri dö-
sal ve halkçı eğitimi savunan birçok yazı-
nifest Destiny, temel felsefesi değişme-
ye gidip tekrar 2025’in son günlerine uza-
ner. Çünkü bazı hesaplar mahkemelerde
ya imza attı. Türk burjuvazisinin ülke eko-
den hedefleri farklılaşarak günümüzde
nan bu dokunaklı öykü olayların insan ya-
değil, insanın kendi vicdanında görülür.
nomisi gibi eğitimini de emperyalist ül-
de sürüyor. Manifest Destiny - ABD’nin
şamını nasıl iniş-çıkışlara sürüklediği-
Mehmet Ali Aracı’nın, Veda Mevsimi ad-
kelerin hedeflerine eklemlemek isteyen
Kutsal Doktrini: Başlangıcından Trump’a
ni gösterirken kaybetme, direnme ve tek-
lı romanı kuşaklar boyunca taşınan sırlar,
programlarına karşı koydu. Eğitimde sı-
Kadar adlı incelemesinde, Manifest
rar ayağa kalkabilmenin önemini vurgulu-
dostluklar, ihanetler ve geç de olsa ge-
nıf bakış açısını kullanarak emekçi sınıfla-
Destiny’nin, bugün de daha azgın emper-
yor. Bunu yaparken toplumsal yozlaşma-
len yüzleşmeler üzerine Bulgaristan’dan
rın eğitim hedeflerini yazdı. 58. kitabı olan
yalist bir içerikle ABD dış politikasının kı-
yı, günümüz Türkiye’sinin sosyal ve eko-
Türkiye’ye uzanan bir göç hikâyesi.
Halkçı Eğitim Yazıları’nda, bağımsızlıkçı,
lavuzu durumunda olduğunu vurgulayan
nomik yapısına değinerek sınıf farklılıkla-
Aydınlanmacı, halkçı eğitimi hedefleyen
gazeteci yazar Mustafa K. Erdemol, “Ta-
Balamir Düşler
rına ilişkin okuyucuyu eleştirel bir bakışla
yazılarından beşini bir araya getiriyor.
bii ki 19. yüzyılın dilinden çok farklı biçim-
/ Hikmet Nazlı /
da buluşturuyor.
lerde ifade ediliyor artık. Manifest Destiny
Yaşam Notaları Liman Yay. / 192 s.
Manifest Destiny bilinmeden ABD gerçeği doğru anlaşıla-
/ Mehmet Yusuf
“Olsun. Etrafımda sü-
- ABD’nin maz” diyor.
Yahyagil / Mythos
rüp gitti bir telaş. Ben
Kutsal Doktrini:
Kitap / 139 s.
Veda Mevsimi /
Başlangıcından duygularda kaybo-
Mehmet Ali Aracı /
Mehmet Yusuf Yahya- Trump’a Kadar / luyordum sahici, iç-
Mona Kitap / 424 s.
gil, Yaşam Notaları ro- Mustafa K. Erdemol sel. Hâlâ şiirler yazı-
manında, Birgen ve Ra- / Yazılama Yay. / 1950’li yılların başı... yordum çarnaçar.”
135 s.
uf adlı iki ana karakterin Bir gecede bavullarını Hikmet Nazlı. Bala-
düşünce dünyalarını, iç toplamak zorunda ka- mir Düşler, Hikmet Nazlı’dan aşkın içten
19. yüzyılda ortaya atı-
çatışmalarını ve yaşam lan insanlar, kök saldık- yanışıyla belleğin ağır sorumluluğunu ay-
lan Manifest Destiny,
ları topraklarla vedala-
sorgulamalarını sade, akıcı ve günlük ko- nı çizgide buluşturan bir şiir kitabı. Nazlı,
ABD’ye sonradan gelen sömürgeci yer-
nuşma diliyle kaleme alıyor. Arkadaşlık ve şarak Bulgaristan’dan hece vezninin köklü ritmi ile serbest şiirin
leşimcilerin, doğudan batı kıyısına kadar
aşk arasındaki ince çizgiyi Birgen ve Rauf Türkiye’ye doğru uzun içe dönük sesini bir araya getirerek sev-
yerlilerle Meksikalılara ait toprakları işgal
arasındaki ilişkiyi her ikisinin aile yapıları bir yolculuğa çıkarlar. Şafak sökene dek dayı, karakteri ve direnci aynı yürüyüş-
yoluyla ele geçirmeyi “Tanrı’nın kendileri-
ve kültürel değerlerine dokunuşlarla geç- aynı istasyonda bekleyen bu yolcuların te işliyor kitabında. Sayfalarda bir kalbin
ne verdiği bir hak” olarak görmeleri inan-
miş ve günümüzden kısa örneklerle su- her biri günün ilk ışıklarıyla farklı yönlere yangını da var, bir milletin emaneti de. Şi-
cıdır. “Tanrı’nın verdiği” bu “hak” sonu-
nuyor. Romanda Birgen’in cinsel şidde- savrulacak; kimi yoksullukla kimi hasret- ir burada yalnızca duygu değil iz, yalnızca
cu binlerce yerli topraklarından edildi, aç
te uğraması, bir de anevrizma geçirmesi, bırakıldı, öldürüldü. “İçeride” bu vahşe- le kimi de geçmişin yüküyle sınanacaktır. hatıra değil duruş.
10 Eylül 2026 5

