Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Çılgın bir çağda yaşıyoruz, bir yanda yapay YAĞCI - Efsaneler, senfonileri, konçer-
zekâ, bir yanda binlerce yıldır süregelen ka-
tolarıyla müzikler, tablolar, uygarlık kalıntı-
ranlık inanç sistemleri ve insanlığın acımasız
ları, arkeoloji, simgeler, ritüeller, heykeller,
bencilliği ki bu bencillik teknolojiyi de en yı-
binalar, sokaklar, yemekler, içeceklerle dolu
kıcı biçimde kullanmaktan çekinmiyor.
tarihi bir sofrada ağırlıyorsun okuru.
Yapay zekâ insanlığın yardımına koşacak,
“Sanat olmasa hayat yaşamaya değmez-
refah sağlayacak bir dijital devrim olmaktan
di” diyorsun ve edebiyatı ihmal etmiyorsun
çıkıyor, azgın kapitalizmin emrinde insanlığı
elbette; Vergilius’tan Shakespeare, Dante,
yok edebilecek bir silaha dönüşebiliyor.
Schiller, Jack London’a uzanıyorsun. Edebi-
O zaman yazarın, geçmişten günümüze uza-
yatsız olmuyor mu?
nan bir perspektifi insanın yarattığı bütün kül-
ÜMİT - İnsanlığın en yüksek etkinliğinin
türü gözler önüne sermesi kaçınılmaz oluyor.
sanat olduğunu düşünüyorum. Sanatın temeli
Elbette bu, yazdığımız romanın kurgusu
ise edebiyattır. Çünkü bütün sanat dalları an-
bağlamında gerçekleşiyor.
latı üzerine kuruludur.
Roma’nın kurucuları olan Romulus’la
Sözcüklerle, renklerle, çizimlerle, seslerle,
Remus’tan günümüze insanoğlunun serüveni-
bedenlerle, görüntülerle hep bir şeyler anlatı-
ni bir kurgunun içinde roman olarak okura an-
rız. Anlattığımız şey aslında insandır. Adına
latarak...
yaşam desek de onun altından hep insan çıkar.
Ve insanı öteki canlılardan ayıran en önemli
‘BAŞKOMİSER NEVZAT HEP
niteliği yaratıcılığıdır ama kendi türünü yeni-
YILDIZ’IN YANINDA OLACAK.
den yaratmak değil, yaşamı yeniden yaratmak.
BELKİ BİR GÜN İKİSİNİN DE ANA
İnsanın yarattığı doğaya kültür diyoruz. İşte
KARAKTER OLDUĞU BİR ROMAN
bu kültürün temelinde de sanat yatar.
DA YAZABİLİRİM!’
Çünkü insan sanat aracılığıyla alternatif baş-
YAĞCI - Kayıp Tanrılar Ülkesi’nde, Ber-
ka bir yaşam sunar. Doğanın kendisine sundu-
lin Emniyeti’nin dedektifi Yıldız Karasu
ğuna karşı başka bir yaşam. Üstelik sadece do-
ve yardımcısı Tobias Becker’in günümüz-
ğanın sunduğu yaşamı değil kendi yaşamını da
‘İSTANBUL’U ANLAMAK ROMA’YI
den mitolojik dönemlere, Berlin sokaklarından Bergama, Ze-
kendini de acımasızca eleştirebilen kurgusal bir yaşam.
ANLAMAKTAN GEÇİYOR!’
us Altarı ve Pergamon Tapınağı’na ritüellerle yüklü cinayet-
İnsan eğer insanlaşabilecekse hiç kuşku yok ki bunu daha
leri çözmesini anlatmıştın ve Yıldız’la Tobias Roma’nın Beş
YAĞCI - Dünyanın en eski kentlerinden İstanbul’la Roma’nın
çok sanat sayesinde yapabilecektir. Cesur, eleştirel, dinamik,
Günü’nde yine çıktı karşımıza.
tarihini karşılaştırır mısın? Roma’nın Beş Günü’nü yazarken
bağımsız ve yaşamı savunan sanat sayesinde...
senin İstanbul’unla Roma’nın ortak özelliklerini keşfettin mi?
Romandaki cinayetlerin sayısının çokluğunu ve Yıldız’ın ara-
‘GÜNÜMÜZ İNSANI UMUDUNU YİTİRMİŞ
yıp konuşmasını da düşününce Başkomiser Nevzat’la ekibi- ÜMİT - İstanbul’u anlamak Roma’yı anlamaktan geçiyor.
GÖRÜNÜYOR. DEĞER YARGILARI YERİNİ,
ne yeni bir taze kan gelecek diye bir beklentiye girebilir miyiz? İki şehir birçok açıdan birbirlerine benziyorlar. Dünya uzunca
‘NE YAPARSAN YAP HAYATTA KAL’
ÜMİT - Yıldız Başkomiser’i Türkiye dışındaki kentle- yıllar bu iki görkemli kent tarafından yönetildi.
DÜŞÜNCESİNE BIRAKIYOR!’
ri yazarken göreve çağırmak için yarattım. Kayıp Tanrılar Roma bir imparatorluğa, İstanbul iki imparatorluğa başkent-
YAĞCI - “İnsanı tanımadan nasıl kuracaksın geleceği?”
Ülkesi’nde Berlin’i anlattım, bu romanda ise Roma’yı. Yabancı lik yaptı. Yüzyıllarca dünyanın kalbi bu iki şehirde attı.
diyorsun romanın bir yerinde ve edebiyatta “suç”a eğilirken
ülkelerdeki yaşam çok ilgimi çekiyor. Bu iki kentte büyük ayaklanmalar yaşandı, kanlı katliamlar
insanlığın en eski dününden en yeni bugününe geziye çıkmak
Çağımızı anlamak için başka şehirlerdeki kültürleri tanımak oldu, muhteşem binalar yapıldı, harika sanat eserleri üretildi.
yorucu olmuyor mu, zaman konusunda ne düşünüyorsun?
ve yazmak çok anlamlı geliyor bana. İstanbul doğa olarak Roma’dan çok daha güzel, bunu tartış-
Belki beş altı yıl sonra Yıldız ile Tobias’ı Kahire’ye yollarım. maya bile gerek yok ama Roma çok iyi korunmuş bir şehir. Ne
ÜMİT - Aslolan yaşamı olumlu yönde dönüştürmek, çünkü
Çünkü hep Avrupa başkentlerini yazmak istemiyorum. Dünya yazık ki biz İstanbul’u koruyamadık.
acımasız, adaletsiz ve yanlış bir çağda yaşıyoruz. Ama bu çağı
onlardan ibaret değil, üstelik Mısır muhteşem bir kültüre ve bi- Bugünkü Roma’ya bakarken hem hayranlık duyuyorum hem
olumlu yönde dönüştürmek için insanı değiştirmek gerekiyor.
zimle de ortak bir tarihe sahip.
de çok üzülüyorum. İnsanı değiştirmenin temelinde ise onu tanımak var. Çün-
Ama Başkomiser Nevzat hep Yıldız’ın yanında olacak, soruş-
Hayranlık duyuyorum çünkü tarihini bugüne kadar taşıyabil- kü gerek sosyoekonomik yapılar gerek politik sistemler gerek
turmanın Türkiye ayağında destek olmayı sürdürecek. miş bir kent var karşımızda, üzülüyorum çünkü biz İstanbul’da inanç biçimleri insanın omuzları üzerinde yükseliyor. Yani bu
Belki bir gün ikisinin de ana karakter olduğu bir roman da aynısını yapamamışız. Eğer yapabilseydik hiç kuşkusuz yeryü- yanlışı değiştirebilecek olan da insandan başkası değil.
yazabilirim. Türkiye’de ve Almanya’da eşzamanlı geçen bir zünün kültür başkentini yaratmış olurduk. Ama ne yazık ki günümüz insanı umudunu yitirmiş görünü-
kurguda bu iki polisi buluşturabilirim. Açıkça söylemek gerekir ki doğanın ve tarihin bize sunduğu yor, değer yargıları yerini, “Ne yaparsan yap hayatta kal” dü-
Çünkü ikisi harikalar yaratabilirler. Üstelik ne yazık ki onlar bu hazinenin kıymetini bilemedik, açgözlülükle yağmalanması- şüncesine bırakıyor. İnsanlar örgütlülükten kaçıyor, dünyayı
gibi namuslu polislerin sayısı oldukça azaldı. na izin verdik. Açıkçası kendi şehrimize ihanet ettik. değiştirmeyi olanaksız bir ihtimal olarak görüyor.
>>
8 1 Ekim 2026

