Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Bir oda romanı: ‘Yüreğin Kabarmış’
Roman, “dış”tan herhangi “müdahale” gerektirmeden evreni kişileri, yazınsal zorunluluk bağlarıyla bütünlenebiliyorsa kendi iç çeperlerinde
döngülenen bu kült yapısıyla adeta parçalanmaz bütünlük sergiler. Bu yolla çatılandırılan roman, serpantin benzeri çevrimsel halkalılık yansıtıp
birbiri üzerine yığılsa da müthiş uyumuyla dikkati çeker, okuru da böyle sarmalar.
on çeyrek yüzyılda ilkin tiyatro gerçeklik içindeki yaşam da kendi hükmünü sürdüre-
sanatının rahminde beslenip, cek; aile, o ağırlığını yine duyuracaktır alabildiğine.
S derken bu yoldan ulaştıkları Bu çerçevede bir dönme dolap sinerjisiyle çatıladığı
sanatsal birikimle, pişmeyle öykü-
romanda Nazlı, kimi okurun, dıştan bakıldığında
roman türündeki yazınsal verimleriyle
hep aynı döngüdeymiş havasında algılayacağı
apansız boy gösteriveren öyle çok imza anlatısını, aslında dönen dolaplardaki her bir özneyle
oldu ki hani bu kalemlerin yer aldığı nesnenin yarattığı yüksek enerjiyle, müthiş bir
seçki düzenlense kuşkum yok oylumlu eylemlilikle donatıyor.
bir kitap çıkabilir pekâlâ ortaya. Her bir dolapla, ev içi aile serüveni de önümüze ge-
Sözünü ettiğim imzalarca verimlen- liyor canlı sinema halinde.
miş oyunlardan hiç söz etmiyorum. Roman zamanında Defne, yirmi yedi yaşında olsa
Bir yandan eylemli tiyatronun içinden
da anımsamadığı bebekliğine, ilk ameliyatı kadar
gelenler öte yandan disiplin anlamında
doğumuna, bunu annesinin anlatımına, çocukluğuna
dramatik yazarlık, dramaturji vb. kö- dek iner.
kenlere yaslanan kuramsal tiyatrocular Çünkü, “çocukluğunu nereye saklarsa (.) sakla(sın)
öykü roman türündeki yapıtlarıyla çıkacak bir yer bul(acaktır) kendine.” (104) Hele “kimin
yazınımıza değerli katkılar sundu, böy- kimi yaralayacağı da kimin kimi iyileştireceği de belli
lelikle alana alabildiğine zengin çeşitlilik olm(ayan)” bu evde. (161)
kazandırdı.
BİREYİ ÇEVRELEYEN AİLE DÜĞÜMÜ...
Kendi payıma bugüne dek azımsanmayacak ya-
“Tiyatro” değil, “sinema” dedim; neden?
zımda bu olgunun altını hep çizdim, bunun önemini
Çünkü bu dönme dolabın her bir kutusunu ya da
vurguladım sürekli.
bölümünü yazar, öylesine zengin ayrıntı işleviyle
Kuşkusuz bu olgu, sanat dalları arasında türsel keskin-
besleyip çok sayıda öyle renkli etmen (efekt)
liğin yumuşaması kadar sanatçıların resimden müziğe,
kullanıyor ki bu eylemliliğe bakarak sahnede değil
tiyatrodan sinemaya ilgisinden, bu çok yönlü çabasından
de bir sinemada, sette yaşanabilecek karmaşa
beslenen tutumlarının da bir göstergesiydi.
duygusunun yansıdığı bir filmi içinizden izlercesine
Ancak şu soruyu hep aklımın bir köşesinde tuttu-
akıtıyorsunuz görüntüleri.
ğumu da ekleyeyim.
Okumaya yöneldiğinizde bir oda tiyatrosu edası
Tiyatrodan edebiyata geçen pek çok gencin, asıl
yaydığı için de “oda romanı” olarak anıyorum yapıtı.
yönelimleri yoksa edebiyat mıydı acaba, olur a, öykü-
Gelelim aileye; insan, anne karnından aile
romanda bunun bir türlü fırsatını yakalayamamışlardı
örgütünün eline geçen bir varlık; bu nedenle,
Anlatıcının yaşantısına dönük bu aşamaya gelene
da sonradan tiyatro aracılığıyla çıkış arayışları bun-
başlangıcından günümüze kalan ilk metinlerden bu
dandı belki, bu olasılığın da dikkate alınması gereki- dek romandaki gelişim eğrisine de kısaca göz atmak
yana “aile”, anlatılarda bulunmaz kaynak halinde
yordur kim bilir. gerekiyor.
önümüze geliyor.
Yaşamöyküsünde yine böyle bir kaynaktan geldiği- Defne, başlangıçta ailesiyle yaşarken sonradan
Nitekim bugüne dek milyar milyar insan, her biri
ni okuduğumuz yeni bir yazar daha katıldı alana: Nazlı
durum değişir. Geri sarışlar eşliğinde akış sürerken
bu bulunmaz kaynağın milyonlarca değişkesinden
Doğan Özsöz. Tiyatro kökenli Nazlı’nın dikkat çekici
yaşadığı olay genç kadının adımlarını karıştırmasına
biri halinde kim bilir kaç roman okudu, okumayı
ilk romanıyla tanışmak, sevindirdi beni: Yüreğin Ka-
yol açar.
sürdürüyor; çünkü okur, romanda kendisini, ailesini
barmış (Alakarga, 2025).
Çünkü bir derin yarılmanın ardından beş yıl önce
de görebiliyor.
aileden kopan genç kadın, hem kendi düzenini kur-
NAZLI DOĞAN ÖZSÖZ’LE ROMANA GİRİŞ... Elbet aile de devlet benzeri bir toplumsal örgütlen-
muş hem çalışmaya koyulduğu otel restoranında,
İnsanların kahve falında sıklıkla, biraz da gizem
me, devlet gibi de şiddet üretebiliyor.
“saat gibi işleyen sisteminin mimarı” (30) olarak yerini
katarak söylediği tılsımlı bir deyiştir o; “yüreğin ka- Özellikle toplumsal yaşamda babaya özgülenen
sağlamlaştırıp yükselmiştir de.
barmış”. Nazlı, romanı bu adla açarken işin başında “kutsallık”la dinlerdeki kutsallığın örtüşmesi, Tanrı’dan
Ancak günün birinde yalnızken “bir buçuk yaşında”
dedikodu çalımını buna katacağını yansıtıyor enikonu. alınarak babaya yüklenen “sahiplik” niteliği, olguyu
geçirdiği “açık kalp ameliyatı”ndan (14) yıllar sonra
Gizem, dedikodu, bizi kapalı aile ortamına taşıdı- göstermeye yetiyor.
“yorulan kalbi” (12) fenalaşacak, o sıra kocasının şid-
ğında ne olur? Babadaki eril gücün, görece devlet gücüyle özdeş-
detinden kaçan komşusu Gülçiçek’i tam eve aldığı
Hele çekirdek ailede, aile bireylerinin bu türde geç- lemesi sonucu, “baba” ailede kendi hukukuna göre
anda da salonun ortasına yığılıp öylece kalacaktır.
mişten roman zamanına dek kapalılığa yönelik duya- şiddet üretmenin kaynağı haline geçebilir.
Hastane sürecinde ailesiyle ilişkisini yeniden teyel-
bileceği gereksinim, roman evrenini, kişilerin iç dün-
Demek ki sözgelimi Engels’in sınıfsal temelli ünlü
leyen de Gülçiçek’tir zaten, sonrasında taburcu edilip
yasını daha da karmaşıklaştırır; yer yer sözler kısalır, toplumbilimsel yapıtı Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Dev-
çıktığında anne babasıyla bir araya gelecek, ancak
beden dilinin de görünürleştiği simgesel göndermeler letin Kökeni’ni (Çev. Kenan Somer, Sol, 1978 -Ah
bütün bu süreçlerde geçmiş yaşantısını gözden ge-
bile öne çıkar. Kenan Somer, anımsayan kaldı mı acaba seni?-) ka-
çirmeyi hep sürdürecektir.
Şuraya geliyoruz; bu hesapla Nazlı’nın romanı, rıştırmak gerekmiyor ille.
Kaldı ki Defne için hastane günlerinin, yaşamını ye-
döngünün salt aralarında yani kendi içlerinde tamam- Nazlı da roman boyunca bu şiddeti, bunu ortaya
niden gözden geçirmenin fırsatına dönüştüğü bellidir.
landığı aile yumağının, dışa açılmaksızın gereksindiği çıkaran koşulları, ince bir çizgide işleyip yansıtırken
Defne, bir an geri sarma, sonra bir an ileri sıçrama
kapalı bir evrene yaslanmış halde kurulup gelişecek bu doğrultuda okuru da düşünsel kavrama olgusunun
benzeri kaygan zeminde dinamik akışla sürdürür bunu.
demektir biraz da. derinlikli eşiği önüne çıkarıyor aynı zamanda.
Nitekim anlatıcı Defne, çocukluğundan başlayıp Yapıtı iki bölümde çatılayan yazar, ilk bölümde
Biz burada aileyi bir anlatı yerlemi (koordinatı) ola-
Defne’nin, daha çok belleğindekilerin dökümüne da-
anne babasıyla birlikte her birinin yaşamaya koyuldu- rak “evren” bağlamında alıyoruz.
yalı hesaplaşmayla yol alıyor, sonraki bölümde artık
ğu kırılmaları geçerken anlatının neden bir kahve falı Bunun yanında aile bireyleri arasında yaşanan kıs-
gizemi taşıyabileceği, taşıması gerektiği gerçeği de hastaneden çıkmış, anne babayla evde yeni bir ya- kançlık, kin, husumet, ihtiras, öç, tutku, vasiyet, miras
ortalığa dökülüyor böylece. şam için ilmek atmıştır. vb. pek çok izlek, farklı sorunlara yol açan pek çok alt
Ancak yapıt, hemen bu açılımla başlıyor değil tabii. Anımsayışlar yine yoğundur kuşkusuz, ancak dış konu da sıralanabilir ayrıca pek çok farklı romanda
>>
1 Ekim 2026 13

