22 Ekim 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

Bir oda romanı: ‘Yüreğin Kabarmış’ Roman, “dış”tan herhangi “müdahale” gerektirmeden evreni kişileri, yazınsal zorunluluk bağlarıyla bütünlenebiliyorsa kendi iç çeperlerinde döngülenen bu kült yapısıyla adeta parçalanmaz bütünlük sergiler. Bu yolla çatılandırılan roman, serpantin benzeri çevrimsel halkalılık yansıtıp birbiri üzerine yığılsa da müthiş uyumuyla dikkati çeker, okuru da böyle sarmalar. on çeyrek yüzyılda ilkin tiyatro gerçeklik içindeki yaşam da kendi hükmünü sürdüre- sanatının rahminde beslenip, cek; aile, o ağırlığını yine duyuracaktır alabildiğine. S derken bu yoldan ulaştıkları Bu çerçevede bir dönme dolap sinerjisiyle çatıladığı sanatsal birikimle, pişmeyle öykü- romanda Nazlı, kimi okurun, dıştan bakıldığında roman türündeki yazınsal verimleriyle hep aynı döngüdeymiş havasında algılayacağı apansız boy gösteriveren öyle çok imza anlatısını, aslında dönen dolaplardaki her bir özneyle oldu ki hani bu kalemlerin yer aldığı nesnenin yarattığı yüksek enerjiyle, müthiş bir seçki düzenlense kuşkum yok oylumlu eylemlilikle donatıyor. bir kitap çıkabilir pekâlâ ortaya. Her bir dolapla, ev içi aile serüveni de önümüze ge- Sözünü ettiğim imzalarca verimlen- liyor canlı sinema halinde. miş oyunlardan hiç söz etmiyorum. Roman zamanında Defne, yirmi yedi yaşında olsa Bir yandan eylemli tiyatronun içinden da anımsamadığı bebekliğine, ilk ameliyatı kadar gelenler öte yandan disiplin anlamında doğumuna, bunu annesinin anlatımına, çocukluğuna dramatik yazarlık, dramaturji vb. kö- dek iner. kenlere yaslanan kuramsal tiyatrocular Çünkü, “çocukluğunu nereye saklarsa (.) sakla(sın) öykü roman türündeki yapıtlarıyla çıkacak bir yer bul(acaktır) kendine.” (104) Hele “kimin yazınımıza değerli katkılar sundu, böy- kimi yaralayacağı da kimin kimi iyileştireceği de belli lelikle alana alabildiğine zengin çeşitlilik olm(ayan)” bu evde. (161) kazandırdı. BİREYİ ÇEVRELEYEN AİLE DÜĞÜMÜ... Kendi payıma bugüne dek azımsanmayacak ya- “Tiyatro” değil, “sinema” dedim; neden? zımda bu olgunun altını hep çizdim, bunun önemini Çünkü bu dönme dolabın her bir kutusunu ya da vurguladım sürekli. bölümünü yazar, öylesine zengin ayrıntı işleviyle Kuşkusuz bu olgu, sanat dalları arasında türsel keskin- besleyip çok sayıda öyle renkli etmen (efekt) liğin yumuşaması kadar sanatçıların resimden müziğe, kullanıyor ki bu eylemliliğe bakarak sahnede değil tiyatrodan sinemaya ilgisinden, bu çok yönlü çabasından de bir sinemada, sette yaşanabilecek karmaşa beslenen tutumlarının da bir göstergesiydi. duygusunun yansıdığı bir filmi içinizden izlercesine Ancak şu soruyu hep aklımın bir köşesinde tuttu- akıtıyorsunuz görüntüleri. ğumu da ekleyeyim. Okumaya yöneldiğinizde bir oda tiyatrosu edası Tiyatrodan edebiyata geçen pek çok gencin, asıl yaydığı için de “oda romanı” olarak anıyorum yapıtı. yönelimleri yoksa edebiyat mıydı acaba, olur a, öykü- Gelelim aileye; insan, anne karnından aile romanda bunun bir türlü fırsatını yakalayamamışlardı örgütünün eline geçen bir varlık; bu nedenle, Anlatıcının yaşantısına dönük bu aşamaya gelene da sonradan tiyatro aracılığıyla çıkış arayışları bun- başlangıcından günümüze kalan ilk metinlerden bu dandı belki, bu olasılığın da dikkate alınması gereki- dek romandaki gelişim eğrisine de kısaca göz atmak yana “aile”, anlatılarda bulunmaz kaynak halinde yordur kim bilir. gerekiyor. önümüze geliyor. Yaşamöyküsünde yine böyle bir kaynaktan geldiği- Defne, başlangıçta ailesiyle yaşarken sonradan Nitekim bugüne dek milyar milyar insan, her biri ni okuduğumuz yeni bir yazar daha katıldı alana: Nazlı durum değişir. Geri sarışlar eşliğinde akış sürerken bu bulunmaz kaynağın milyonlarca değişkesinden Doğan Özsöz. Tiyatro kökenli Nazlı’nın dikkat çekici yaşadığı olay genç kadının adımlarını karıştırmasına biri halinde kim bilir kaç roman okudu, okumayı ilk romanıyla tanışmak, sevindirdi beni: Yüreğin Ka- yol açar. sürdürüyor; çünkü okur, romanda kendisini, ailesini barmış (Alakarga, 2025). Çünkü bir derin yarılmanın ardından beş yıl önce de görebiliyor. aileden kopan genç kadın, hem kendi düzenini kur- NAZLI DOĞAN ÖZSÖZ’LE ROMANA GİRİŞ... Elbet aile de devlet benzeri bir toplumsal örgütlen- muş hem çalışmaya koyulduğu otel restoranında, İnsanların kahve falında sıklıkla, biraz da gizem me, devlet gibi de şiddet üretebiliyor. “saat gibi işleyen sisteminin mimarı” (30) olarak yerini katarak söylediği tılsımlı bir deyiştir o; “yüreğin ka- Özellikle toplumsal yaşamda babaya özgülenen sağlamlaştırıp yükselmiştir de. barmış”. Nazlı, romanı bu adla açarken işin başında “kutsallık”la dinlerdeki kutsallığın örtüşmesi, Tanrı’dan Ancak günün birinde yalnızken “bir buçuk yaşında” dedikodu çalımını buna katacağını yansıtıyor enikonu. alınarak babaya yüklenen “sahiplik” niteliği, olguyu geçirdiği “açık kalp ameliyatı”ndan (14) yıllar sonra Gizem, dedikodu, bizi kapalı aile ortamına taşıdı- göstermeye yetiyor. “yorulan kalbi” (12) fenalaşacak, o sıra kocasının şid- ğında ne olur? Babadaki eril gücün, görece devlet gücüyle özdeş- detinden kaçan komşusu Gülçiçek’i tam eve aldığı Hele çekirdek ailede, aile bireylerinin bu türde geç- lemesi sonucu, “baba” ailede kendi hukukuna göre anda da salonun ortasına yığılıp öylece kalacaktır. mişten roman zamanına dek kapalılığa yönelik duya- şiddet üretmenin kaynağı haline geçebilir. Hastane sürecinde ailesiyle ilişkisini yeniden teyel- bileceği gereksinim, roman evrenini, kişilerin iç dün- Demek ki sözgelimi Engels’in sınıfsal temelli ünlü leyen de Gülçiçek’tir zaten, sonrasında taburcu edilip yasını daha da karmaşıklaştırır; yer yer sözler kısalır, toplumbilimsel yapıtı Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Dev- çıktığında anne babasıyla bir araya gelecek, ancak beden dilinin de görünürleştiği simgesel göndermeler letin Kökeni’ni (Çev. Kenan Somer, Sol, 1978 -Ah bütün bu süreçlerde geçmiş yaşantısını gözden ge- bile öne çıkar. Kenan Somer, anımsayan kaldı mı acaba seni?-) ka- çirmeyi hep sürdürecektir. Şuraya geliyoruz; bu hesapla Nazlı’nın romanı, rıştırmak gerekmiyor ille. Kaldı ki Defne için hastane günlerinin, yaşamını ye- döngünün salt aralarında yani kendi içlerinde tamam- Nazlı da roman boyunca bu şiddeti, bunu ortaya niden gözden geçirmenin fırsatına dönüştüğü bellidir. landığı aile yumağının, dışa açılmaksızın gereksindiği çıkaran koşulları, ince bir çizgide işleyip yansıtırken Defne, bir an geri sarma, sonra bir an ileri sıçrama kapalı bir evrene yaslanmış halde kurulup gelişecek bu doğrultuda okuru da düşünsel kavrama olgusunun benzeri kaygan zeminde dinamik akışla sürdürür bunu. demektir biraz da. derinlikli eşiği önüne çıkarıyor aynı zamanda. Nitekim anlatıcı Defne, çocukluğundan başlayıp Yapıtı iki bölümde çatılayan yazar, ilk bölümde Biz burada aileyi bir anlatı yerlemi (koordinatı) ola- Defne’nin, daha çok belleğindekilerin dökümüne da- anne babasıyla birlikte her birinin yaşamaya koyuldu- rak “evren” bağlamında alıyoruz. yalı hesaplaşmayla yol alıyor, sonraki bölümde artık ğu kırılmaları geçerken anlatının neden bir kahve falı Bunun yanında aile bireyleri arasında yaşanan kıs- gizemi taşıyabileceği, taşıması gerektiği gerçeği de hastaneden çıkmış, anne babayla evde yeni bir ya- kançlık, kin, husumet, ihtiras, öç, tutku, vasiyet, miras ortalığa dökülüyor böylece. şam için ilmek atmıştır. vb. pek çok izlek, farklı sorunlara yol açan pek çok alt Ancak yapıt, hemen bu açılımla başlıyor değil tabii. Anımsayışlar yine yoğundur kuşkusuz, ancak dış konu da sıralanabilir ayrıca pek çok farklı romanda >> 1 Ekim 2026 13
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear