22 Ocak 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

( ) 1916 / 29 OCAK 1991 Tarihle siyaset bilimini bütünleştiren Cumhuriyet ve laiklik savunucusu anayasa hukukçusu: Tarık Zafer Tunaya! ayrıntılı bir biçimde ele aldı. ÖNER YAĞCI Osmanlı’nın girdiği çöküş sürecinden sonra attığı Lale Dev- ri, Nizamı Cedid, Batı’yı tanıma gidişine ilk barikat olan Pat- nayasa hukukunun, siyasetinin bilim insanı rona Halil Ayaklanması, Yeniçeriliğin kaldırılması, Senedi İt- olarak dünü araştırdı. Dünle bugünün Osmanlı- tifak, Gülhane Hattı Hümayunu, Tanzimat, Islahat Fermanı, A Cumhuriyet, Meşrutiyet-Cumhuriyet, imparatorluk- I. Meşrutiyet, Meclisi Mebusan adımlarını örneklerle anlattı: ulusal devlet ilişkilerini somutlaştırarak aktardı. İmparatorluğun yenileşme çabalarına en büyük engelin Uluslaşmayı, ulus-devleti hümanist bir açıdan çözümledi din kisvesi altında İslamlığı tümüyle statik bir hale getiren Tarık Zafer Tunaya (1916 / 29 Ocak 1991). ve modernleşme karşıtı çevrelerden geldiğini, son dönemle- Türkiye’nin sadece bir devlet düzeni değil devrimci bir rinde dinin siyasete ve toplum yaşamına artan müdahaleleri- ilke olan laiklik ilkesi üzerinden sağlam bir demokrasiye nin çok zararlı sonuçlar ortaya çıkardığını belirledi. sahip olması gerektiğini, laikliğin Türkiye’nin kuruluş ve Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde rejimlerin korunmasının kurtuluş yolu olduğunu savunduğu anayasa hukukçuluğunu garantisi olarak nitelendirilen laiklik ilkesinin en temel siyaset bilimi ve tarihle bütünleştirerek tarihi sevdirdi. amacının dinin, siyasete ve sosyal yaşama müdahalesini İstanbul Üniversitesi’nde 1942 yılında başladığı önlemek olduğunu vurguladı. hukuk fakültesi asistanlığındaki “Amme Hukukumuz Bakımından İkinci Meşrutiyet’in Fikir Cereyanları” TUNAYA: ‘DEVRİMCİ HAREKETLERLE TUTUCU konulu doçentlik tezini temel alarak özelikle Osmanlı’nın EYLEMLER TÜRKİYE’NİN YAKIN TARİHİNİ son dönemi, II. Meşrutiyet ve Atatürk dönemi üzerine BAŞTAN BAŞA KAPLAMIŞLARDIR!’ çalışmalarıyla ufuklar açtı. İkinci Meşrutiyet’in siyasi yaşamı boyunca gelişmesi ve bugüne bıraktığı meseleleri incelediği İslâmcılık 3 CİLTLİK ÖLÜMSÜZ YAPITI: ‘TÜRKİYE’DE Akımı’nda (1962; son basım Kronik , 2025), “en sert devrim SİYASİ PARTİLER (1859-1952)’ hareketlerinin bile kendilerinden önceki dönemden bir Türk siyasetinin ana yapıtlarından olan Türkiye’de şeyleri içinde barındırdıklarını ve bu unsurların kendilerini Siyasi Partiler 1859-1952’de (1952; 3 cilt, son basım yeni bir ortamda yaşatacak çevreyi ve eylemcileri Kronik, 2024), Türkiye’deki siyasi partilerin tarihini buldukları” düşüncesinden yola çıkarak saptadı: derinlemesine inceledi. “Devrimci hareketlerin karşısına dikilen muhafazakâr Düşünce ve siyasal tarihçiliğimizin bu örnek ve öncü (tutucu) oluşların sinsi gelişmelerini saptamanın en çalışmasında Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete isabetli yolu böyle bir yöntemde saklı olabilirdi. Devrimci tüm ideolojileri ve siyasi yapıları merceğine aldı. hareketlerle tutucu eylemler Türkiye’nin yakın tarihini Kitabın ilk cildinde “Laboratuvar... Bugünün kapılarını ‘HÜRRİYETİN İLANI / İKİNCİ MEŞRUTİYET’İN baştan başa kaplamışlardır.” açan anahtarları verecek özlü bir devre... Türkleri SİYASAL HAYATINA BAKIŞLAR’ İkinci Meşrutiyet’le ortaya çıkan İslamcılık düşüncesini; imparatorluk formülünden demokratik bir Cumhuriyet Hürriyetin İlânı / İkinci Meşrutiyet’in Siyasal Hayatına ana çizgileri, devlet anlayışı, hükümet biçimleri içindeki formülüne iletmiş bir köprü” kabul ettiği İkinci Meşrutiyet Bakışlar’da (1959; Kronik, 2023), 24 Temmuz 1908’de Ka- yeri, siyasal iktidarla ilişkisi ve laiklik karşısındaki dönemini inceledi. nunu Esasi ile başlayan İkinci Meşrutiyet döneminin diğer konumuyla değerlendirdi. Devrim tarihimizin köklerine inmek için İttihat ve bir adının “Bahtsız demokrasi denemesi olan hürriyetin ila- 31 Mart Vakası’ndan Şeyh Sait isyanına, çok partili dü- Terakki’yi ve bu dönemde kurulan diğer parti, cemiyet, zenden 1961 Anayasası’na geniş bir yelpazede Cumhuriyet nı” olduğunu söyleyerek dönemin toplumunu, olaylarını, dernekleri her yönüyle değerlendirdi. devrimleri ve laiklik mücadelesi temelinde dönemin siyasal düşünce akımlarını ve öne çıkan insanlarını inceledi: İkinci ciltte, adını Mondros Mütarekesi’nden alan ortamını akımın düşünce önderleriyle birlikte ele aldı: “İkinci Meşrutiyet bugünün kapılarını açan anahtarları dönemin (Mütareke Dönemi: 1918-1922) olaylarını verecek özlü bir devredir. Osmanlı İmparatorluğu, tarihinin “1908’den beri girişilen hareketlerin, ister ideolojik, ister “Şimdi mikroskopunuzu 1918’in ekim sonuna yaklaştırınız. bu sayfasında en kritik anlarını yaşamış, bu devrede tarihe eylemsel olsunlar, nasıl gerçekleştiklerini ve koca bir kaya Perişan bir tablo seyredeceksiniz” diyerek birçok dernek, karışmıştır. Fakat yeni bir Türkiye’nin doğum sancıları da parçasını çatlatmak için onun nerelerine hücum ettiklerini fırka ve cemiyetiyle birlikte aktardı: İkinci Meşrutiyet yılları içindedir.” saptamak istedim.” “Osmanlı ülkesi siyasal ve sosyal bir yıkıntı halinde. İkinci ‘Meşrutiyet’ dediğimiz o ünlü siyaset laboratuvarında ‘TÜRKİYE’NİN SİYASİ HAYATINDA TUNAYA: ‘ATATÜRK, HER SÖZÜ VE TUTUMU her şey yüzüstü ve karmaşa içinde. Her şey paramparça...” İLE HER ZAMAN DEVRİMCİ VE GERÇEKÇİ BATILILAŞMA HAREKETLERİ’ Üçüncü ciltte (Bir Çağın, Bir Kuşağın, Bir Partinin Türkiye’nin Siyasi Hayatında Batılılaşma Hareketleri’nde KALMASINI BİLMİŞTİR’ Tarihi) üç imparatorluğun parçalandığı dünyanın önemli (1960; İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., 2004) Türkiye’nin Türkiye’de Siyasal Gelişmeler’de (1970; son basım 2 cilt, aktörlerinden İttihat ve Terakki’yi tüm yönleriyle anlattı. 18. yüzyılın ilk yarısında başlayan Batılılaşma hareketlerini İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay.-2001), Kanunu Esasi’den, >> 4 22 Ocak 2026
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear