22 Ocak 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

rastlamadık. I·s¸te bir bugu¨n, bir salı. Ondan sonra sela^met. siyle tatlı sert eles¸ tirmis¸ ve bo¨ yle cezalandırmıs¸ tı” anlaşılan. kadınlar ko¨ ylerinde kalırlarmıs¸ . Erkeklerin memlekete do¨ n- Bilmedigˆimiz bir otel, adı Konfor Palas, karyolası gıcırdar, Şiirlerinin yanı sıra şiir çevirileri, antoloji çalışmala- meleri bazen c¸ ok uzarmıs¸ . ‘Agˆ am I· stanbul’u mesken mi tut- kapısı gıcırdar, musluk sabaha kadar s¸ıp s¸ıp damladı. rı ve denemeleri de olan Canberk’in tarihçi Ru¨ knu¨ Özko¨ k tun?/ Go¨ rdu¨ n gu¨ zelleri bizi unuttun’ tu¨ rku¨ su¨ Egˆ inli kadınla- Evden s¸as¸ma, otur kas¸ına kas¸ına. Nene gerek su¨tlu¨ bo¨rek. ile birlikte hazırladığı Ömu¨ r Biter I· stanbul Bitmez adlı ki- rın tu¨ rku¨ su¨ du¨ r.” Her s¸ey almıs¸ım da go¨mlegˆi unutmus¸um. Kalk yaz, otur yaz, tap 42 bölümlük bir belgesel olarak televizyona uyarlanmış, 2017 yılında Sivas’tan başlayarak Egˆ in’de noktaladığımız bu da unutulur yaz. Canberk’le Özko¨ k’ün tarihi yarımadanın eski semtlerini an- gezide hayran kaldığım yerlerin başındaydı Egˆ in. Dağların Neyse ki gnu¨ e s¸ atc¸ ı, geceki yamgˆ ur sru¨ seydi haraptı halimiz. lattıkları programlar ilgiyle karşılanmıştı. arasında küçük bir yerleşim, evleriyle, çağıldayan kaynak Pazartesi, Salı Canberk’in Aksaray semtinde doğup büyüdüğünü, 17 ya- sularıyla, yöreye özgü lök tatlısı satan dükkânları ve umutlu Bu da gec¸er yahu şından sonra Anadolu yakasına geçtiğini, Fener’e Giden Yol insanlarıyla umut veren, uygar ve çok sevimli bir ilçe... Masaya oturmalı.” Feneryolu adlı otobiyografik semt kitabın- Erkeklerini katır sırtında gurbete gön- da okumuştum. deren kadınların düzdüğü mânilerle beze- MAHMUT TEMİZYÜREK: ‘EN ÇARPICI Araştırmacı, incelemeci yönünü, tanık- li ünlü Ma^ ni Yolu’ndan geçerken fotoğrafı- HAYAT HİKÂYELERİNDEN BİRİ ERAY lıkları önemseyip kayıt altına alma çabası- nı çektiğim bir mâninin sözleri, Canberk’in CANBERK’E AİTTİR’ nı ise zamanla, farklı çalışmalarını okuduk- yazdıklarıyla bütünleşiyor şimdi: “Sabah- Mahmut Temizyu¨ rek, Abdalın Şiir Klinigˆ i adlı çalışmasın- ça ve izledikçe görecektim. tan kalktım ki go¨ lgeli dagˆ lar/ Katırcı gur- da Necatigil için “Sonunda bir ideolojiyi, asfalt ovalarda betc¸ i yu¨ ku¨ nu¨ bagˆ lar/ Elleri koynunda bir abdal olmayı yakıs¸ tırdı kendine” derken bir de not düşüyor: ‘FENER’E GİDEN YOL FENERYOLU’ gelin agˆ lar/ O gelin ya^ rini gurbete yollar”. “Asfaltın abdallıgˆ ını kendine yakıs¸ tırdıgˆ ı do¨ neme dair ta- Fener’e Giden Yol Feneryolu’nu arma- nıklıkların bu yo¨ ndeki en c¸ arpıcı hayat hika^ yelerinden biri ğan ederken “Feneryolu’ndan Necatigil de “BİR ‘KÖŞE’DEN DOSTLUKLA!” Eray Canberk’e aittir. gec¸ ti...” diye imzalamasına bir anlam ve- Canberk’in Bizim Gazete’de 2006-2007 Canberk, bir arkadas¸ ı daha, Necatigil ile gece yarısı mey- remeyip şaşırmıştım ama kitabı okuduktan yılları arasında yayımlanan köşe yazılarının haneden do¨ nerken bir lambanın dibinde, agˆ zından hic¸ du¨s¸ - sonra anladım neden böyle yazdığını. yer aldığı “Ne Yazar Kim Okur” adlı kita- meyen so¨ nmu¨s¸ birinciyle, cebinden c¸ ıkardıgˆ ı sayısız ku¨c¸u¨ k Canberk, 60’lı yılların başlarında evinin bını “Bir ‘ko¨s¸ e’den dostlukla!” diye imza- ka^gˆ ıtlardan birine yazdıgˆ ına go¨ zleriyle tanık olmus¸ , ben de balkonunda otururken uzaktan gördüğü ba- laması, köşe yazılarına göndermeydi büyük bu bulus¸ mayı ‘Hah!’ diye diye dinlemis¸ imdir.” bamın Feneryolu’ndan geçişini anlatıyordu olasılıkla ama bu sözler babamın çok sev- Notu okuyup Eray Canberk’in Ankara anısını dinlediğim- bu kitabında: diğim bir şiirini de hatırlatıyor bana. de merak etmiştim, bu tanıklık da Ankara’dan mı diye - ki “Bir ara bas¸ımı kaldırdıgˆımda, Bagˆdat Hem şiirlerindeki hem de kişiliğinde- babamla yaşadığımız yıllarda, ilk çocukluğumdan gençliği- Caddesi ile demiryolunu birbirine bagˆlayan ki dinginlikten, alçak gönüllülükten kay- me dek defalarca gözlediğim bir durumdu bu. ve evimizden rahatc¸a go¨ru¨len ‘aralık’tan bir bey, bir hanım naklanan bir çağrışım olsa gerek, Eray Canberk’in “ko¨s¸ e”si Sıcaktan bunaldığımız yaz geceleri biraz hava almak ve iki de ku¨c¸u¨k kızın gelmekte oldugˆunu go¨ru¨yorum. Beyi ta- “Do¨ nme Dolap” şiirinin “Benim tek du¨s¸u¨ ncem bu¨ zu¨ ldu¨gˆu¨ m için Beşiktaş sahilindeki çay bahçesine gidişlerimizde, nıyacak gibi oluyorum. Demiryoluna iyice yaklas¸tıklarında ko¨s¸ ede/ Nasıl c¸ ekip gidecegˆ im kalk git dediklerinde” dize- yazlık sinemalardan dönüşlerimizde aniden durup sokak s¸as¸kınlıkla ‘Aa, bu Behc¸et Hoca!’ diyorum kendi kendime. lerine uzanıyor, iki şairin de aynı “ko¨s¸ e”den baktığı duygu- lambalarının solgun ışığında küçük kâğıtlara bir şeyler ‘Yanındakiler de es¸i ve kızları olmalı’. sunu yaratıyor -bitmeyen bir çağrışımlar zinciri, edebiyatın karalamasını sabırsızlıkla beklerken bir şiirinin oluşumuna I·c¸ imden ‘Herhalde bize gelmiyorlar ama kime gidiyorlar mucizelerinden biri. tanıklık ettiğimizi bilmeden… acaba?’ diye gec¸ iriyorum. Behc¸ et Necatigil ile tanıs¸ ıklıgˆ ı- mız ve zaman zaman bulus¸ up go¨ ru¨s¸ mu¨s¸ lu¨gˆu¨ mu¨ z var ama o ‘BİR KİTABIN HAYATI’ BEHÇET NECATİGİL’İN UMUT BAĞLADIĞI kadar. Necatigiller buraların yabancısı olmadıklarını belli “Ne Yazar Kim Okur” kitabındaki “Bir Kitabın Hayatı” baş- GENÇ OZAN! eden bir rahatlıkla demiryolunu as¸ ıp gec¸ iyorlar…” lıklı yazısında, kitapsever bir dostundan söz ediyor Canberk. Babam, Edebiyatımızda I· simler So¨ zlu¨gˆu¨ adlı antolojisinin Canberk sonraki yıllarda babamla daha yakın olduğunda Kitapların da bir hayatı olduğu konusunda onunla aynı fikirde. sağlığındaki son baskısında (Ocak 1978) kısaca şu bilgileri da hep sormak isteyip bir türlü soramadığı “Acaba nereye Ancak kitapsever dostu kitapların doğum tarihlerinin bas- veriyor Eray Canberk için: gidiyorlar” sorusunun yanıtını, yıllar sonra tekrar karşılaştı- “Gu¨nu¨mu¨z s¸airlerinden, dogˆ. 1940, I·stanbul. kı tarihiyle sınırlı olmadığına, her kitabın her okunuşta yeni- ğı Türkçe öğretmeni Nezahat Somar’dan öğrenecekti. U¨niversitedeki Fransız dili ve edebiyatı o¨gˆrenimini yarıda den doğduğuna da inanıyor. Eşi felsefeci Ziya Somar ile babam Kabatas¸ Lisesi’nde bıraktı, ilkokul o¨gˆretmenligˆi yaptı, sonra yayıncı oldu. I·lk Bu görüşe tam olarak katılmasa da “U¨ stu¨ nde durulmaya birlikte; annemle Nezahat Hanım yakın arkadaş, ikiz s¸iiri Yelken dergisinde c¸ıkmıs¸tı (1963). Çeviri kitapları var, degˆ er bir du¨s¸u¨ nce” diyor Canberk. çocukları Gu¨ lderen ve Mustafa, ablamla yaşıttılar. deneme ve hika^yeler de yazıyor. Şiirlerinin bir kısmını Kuy- Hiç duraksamadan benimsediğim bu düşünceyle, onun eser- Feneryolu’ndan geçme nedenimiz, ailece görüştüğümüz So- tu Sular (1969)’da topladı.” lerinin de her gün yeni okurlarla buluşup yeniden doğmasını, marların evindeki buluşmalardan biriydi elbette! Ancak bu maddeye ilişkin bilmediğim bir ayrıntı var ki doğum günlerinin sayılamayacak kadar çok olmasını diliyorum. Canberk’in bu tanıklığı, çocukluğumda bana uçsuz bu- onu da Canberk’in ödül törenindeki konuşmasından öğreni- EDEBİYATIMIZA KATTIKLARI İÇİN caksız bir orman gibi görünen bahçenin, büyülü bir masal yorum: “Beni Edebiyatımızda I· simler So¨ zlu¨gˆu¨ ’ne alması, c¸ ı- TEŞEKKÜRLE, SEVGİ VE SAYGIYLA... karması ve tekrar alması…” mekânı gibi algıladığım evin silinmeye yüz tutmuş görün- Sıcak bir yazın ortasında yazdığım bu yazıyı bitirmek Ekim 1963’te Yelken dergisi için yapılan bir röportaj- tülerini bir anda canlandırmış, Somarlara ilişkin tüm anıları üzereyken sevdiğim dizeleri bir kez daha düşüyor önüme: da, “Umut bagˆ ladıgˆ ınız genc¸ ozanlar varsa kimler” soru- saklandıkları köşelerden çıkarıp önüme koyuvermişti. “iyimser olmalı yaz du¨s¸u¨ nceleri”. sunu yanıtlarken “Anladıgˆ ım ic¸ in, aydınlıklarından o¨ tu¨ - Aynı kitapta Canberk’in baba tarafının Rumelili (Şumnu), Çağrısına kulak verip bu toz duman ortamda da ru¨ ” açıklamasıyla Eray Canberk’in de adını veren, Temmuz anne tarafının Egˆ inli (Kemaliye), okumak ya da iş bulmak iyimserliğimi koruyor, iyi edebiyatın her koşulda var 1966’da Yeni Dergi’de, “Necatigil’in Sec¸ tikleri” bölümü- için İstanbul’a gelen gurbetçilerden olduğunu okumuştum. ne onun “Bos¸ ” adlı şiirini de alan Necatigil, önemsediği bu “Egˆ inliler, memleket ic¸ i, en eski gurbetc¸ ilerdendirler” di- olacağına ve karşılık bulacağına dair inancımı tazeliyorum. Edebiyatımıza kattıkları için teşekkürle, sevgi ve saygıyla. genç şairi, Canberk’in deyişiyle “s¸ iiri ihmal ettigˆ i du¨s¸u¨ nce- yordu Canberk. “Erkekler c¸ alıs¸ mak ic¸ in I· stanbul’a gelirler, n Neo İnsan 10.0 yolculuğu. Bedriye Korkankorkmaz’ın - Gelecek Nasıl Geçmişin İzinde Bir İlke’si içsel Şekillenecek? / Filiz bir hesaplaşma romanı. Yazarın Dağ / Üçüncü Göz adalet, merhamet, özgürlük, hiçlik ve Yay. / 136 s. gerçeklik gibi temaları şiirsel ve felsefi yetkin bir dille işlediği roman, yalnızca Filiz Dağ, Neo İnsan bir “düşüş” anlatısı değil, bir “diriliş” 10.0 - Gelecek Nasıl VİTRİNDEKİLER ve “arınma” çağrısı da. Şekillenecek? adlı kitabında, teknoloji İçimdeki Yuva / Gezen Tilki Yatan kardeşliği anlayışı hakim. alanında önde Binnur Yeşilyaprak / Aslan / Zeki Geçmişin İzinde gelen uzmanlarla Nobel Kültür / 184 s. Sarıhan / Kendi Bir İlke / Bedriye yaptığı söyleşilerde teknolojiye yay. / 308 s. Binnur Yeşilyaprak, Korkankorkmaz / ilişkin en güncel ve çarpıcı konuları İçimdeki Yuva adlı Gezen Tilki Yatan İzan Yay. / 164 s. masaya yatırıyor: Ölümsüzlük, yeni kitabında, Aslan, eğitimci, transhümanizm, humanoid robotlar, İlke’nin yaşamı zamansız yaşanan tarihçi ve yazar akıllı şehirler... Yalnızca bilgiyi değil, yalnızca onun değil; bir aşkın yarattığı Zeki Sarıhan’ın, merakı da paylaşan bir dille “Peki bir toplumun, bir hayal kırıklıkları, “Yatan aslandan sonra ne olacak” sorusunun peşine dönemin ve insan incinmeler düşüyor. Söyleşileri birer “gelecek gezen tilki yeğdir” olmanın yükünü ve sorgulamalarla süren bir iç atasözünden esinle kaleme aldığı arkeolojisi” gibi. Henüz yaşanmamış omuzlarında gezi yazılarından oluşan yeni kitabı. hesaplaşma sonucu yaşanan gerçek ama yaşanmakta olan bir dönemin taşıyan bir ruhun bir “dönüşüm”ü anlatıyor. İçimizdeki haritasını çıkarıyor. Ve soruyor / Sarıhan’ın yurt içi ve yurt dışı hikâyesi. Kendini kaybeden, sonra sorduruyor: “Teknoloji insan için gezilerinden on dokuzunun notlarından yuvada var olma serüvenin, size tekrar aramaya çıkan bir adamın; oluşan kitabındaki yazılarında güçlü de cesaret ve umut verebileceğini mi var, yoksa insan mı teknolojinin Hayat adında bir bilgenin aynasında yakıtına dönüşüyor?” bir yurt ve halk sevgisi, milletlerin parçalanarak yeniden doğma vurguluyor. 22 Ocak 2026 11
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear