Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Months
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Ehrenburg’un yaşamında önemli bir gelişmedir Stalin’in likte çok sayıda Sovyet gazeteci, yazar tarafından oluşturulur.
İLYA EHRENBURG, NÂZIM HİKMET DOSTLUĞU:
ölümünden sonraki Sovyetler Birliği’ndeki iç huzursuzluk. Katledilen milyonlarca kadın, yaşlı, çocuğun, masum in-
‘ÖZGÜR HİSSEDİYORDU AMA TÜRKİYE’NİN
sanların anıt mezarını simgeliyor Kara Kitap. Günümüzde,
1954’te yazdığı Buzlar Çözülürken’de, Kruşçev dönemi-
ÖZLEMİNİ ÇEKİYORDU’
dünya çapındaki faşist suçların en büyük incelemelerinden
ni ele alan İlya Ehrenburg, Paris Düşerken, Fırtına, Dipten
Anılarında yazarlar, şairler, ressamlar, politikacılar da var.
biri olarak kabul edilir bu kitap; hayatta kalan Yahudilerin
Gelen Dalga’dan oluşan o müthiş üçlemeye kaldığı yerden
Nâzım Hikmet’le de dosttur İlya Ehrenburg. Nâzım Hikmet’i
yaşadıklarını, çektikleri acıları, vahşet tanıklıklarını, Alman
devam ediyor. Savaş öncesi, savaş, II. Dünya Savaşı, em-
şöyle betimliyor: “Dış görünüşüyle kuzeyli bir kişiye
emirlerini, cellatların notlarını, sığınaklardaki insanların
peryalist saldırıya karşı zafer, özgürlük yılları, kahraman-
benziyordu: Çok uzun boylu, mavi gözlü, açık sarı saçlı idi.
günlüklerini, ölüme mahkûm edilenlerin mektuplarını içerir.
lar… 1945-1954 yılları arası: O yıkıcı savaştan sonra Sov-
Kendisini her yerde; Moskova’da, Roma’da, Varşova’da,
yetler Birliği yeniden kuruluyor.
Paris’te özgür hissediyordu. Ama Türkiye’nin özlemini
‘İNSANLAR, YILLAR, HAYATLAR’
Ehrenburg için sosyalizm bir planlama değil, gündelik ya-
çekiyordu. Divanını Türk kumaşıyla örtmüştü…”
İlya Ehrenburg, tarafsız bir yazar değildir. Yazdıkları bi-
şamın yeniden “kurulmasıyla” ilgilidir: Bu romanda da in- Hasan İzzettin Dinamo’nun çevirdiği şiirin başlığı “Elde
rer “portre” denemesidir kendi deyimiyle, anılarını içeriyor
sanların gündelik yaşamlarını kurmalarıyla birlikte Sovyet-
Değil, Unutmak”. İlya Ehrenburg savaşı, acıları, tanık oldu-
İnsanlar, Yıllar, Hayatlar (1968). O, “geçmişi tutarlı bir bi-
ler Birliği’nin savaş sonrası yeniden kuruluşu anlatılır. ğu olayları, tanıdığı kişileri, mekânları hiç unutmaz:
çimde yazmak niyetinde” değildir. Yazdıklarında “gerçek
Evet, Buzlar Çözülürken bir “kuruluş romanı”dır. Sovyet in- “Hayır, unutmak elde değil Madrid, döktüğün kanları/ Ve
geçmişle uydurma geçmişi karıştırmaktan” kaçınır.
sanının gündelik yaşamı, çalışma koşulları anlarla, özverilerle
Üstelik o “kişisel anıları, çeşitli tahminler için materyal bu sana yapılanları.”
işlenir. Ayrıca Soğuk Savaş’ın getirdikleri, partideki hatalar, olarak kullandığı birçok roman” da yazmıştır. O, “geçmiş- Romanlarının tamamı dilimize kazandırılan İlya Eh-
bürokrasideki yalpalamalar, sanayileşme, partinin ülkedeki re- le ilgili” aklında kalan “düşüncelerin yardımıyla, ayrı ayrı renburg yaşamının sonlarında şiire daha çok ağırlık ve-
kişilerden, çeşitli yıllardan” söz eder. Bu, “çağı anlatan bir rir. Aşka, savaşa dair şiirler yazmayı sürdürür. Mezar taşına
fahın artması için çabaları günlük yaşam çerçevesinde anlatılır.
kitap olmaktan çok” kendisini anlatan bir kitap olur.
Picasso’nun yapmış olduğu portresi işlenmiştir.
SOYKIRIMIN, FAŞİST SUÇLARIN EN BÜYÜK
Yaşamında hiç günlük tutmaz. Yaşamı daha çok huzursuz
“Oğullarımızın Oğulları”* şiirinden şu dizeler de: “Üzüldüm
İNCELEMELERİNDEN BİRİ: ‘KARA KİTAP’
geçmiştir. “Her kitap bir günah çıkarmadır” onda. Bu anı
bizim zamanımızda yaşamadınız diye,/ Biz gece yatısına gelmiştik
Kara Kitap, İlya Ehrenburg’un farklı bir çalışması. İkin-
portrelerle günah çıkarır. Hasan Ali Ediz’in altı ciltten se-
bu dünyaya/ Sevdik, yıkık, yaşadık - ölüm saatimizde.”
n
ci Dünya Savaşı sırasında Rusya’da, Polonya’da Yahudilere
çerek dilimize çevirdiği İnsanlar, Yıllar, Hayatlar’da ailesi,
* Atillâ Tokatlı’nın hazırladığı Sovyet Şairleri Antolojisi’nde
uygulanan soykırımı içeren belgesel bir kitap.
Bolşevik gençlik örgütünde çalışması, tutuklanması, Paris’e
Görgü tanığı ifadelerinin de yer aldığı bir arşiv çalışması. Ki- (Öncü Kitabevi, 1968) yer alan, Ülkü Tamer’in çevirdiği
gidişi, oradaki yaşamı, ülkesine dönüşü, savaş yılları, gaze-
tap, 1940’larda, kendisi de Yahudi olan İlya Ehrenburg’la bir- teciliği, şiir dünyası kapsamlı olarak yer alır. “Oğullarımızın Oğulları” adlı şiirden...
MAX FRISCH’TEN ‘BİN YA DA PEKİN’E YOLCULUK’
Düşsel bir seyahat!
sinde olduğumu, ne zaman olduğumu bilmediğim- nelerin eksik olduğunu
DENİZ YILMAZ
de, sırtüstü yatıp ellerimi ensemin altına koy-
düşünüyor:
mak hoşuma gidiyor; insan ağırlığını his- “Karıncalar gibi
ax Frisch, birer anlatı ya da an-
sediyor. Ötede bulutlar usul usul,
yaşıyoruz, Batı’da. Oysa
latım mimarisi örneği olan me-
aydınlık ve sessizce geçiyor,
sizler gibi muhteşem
M tinleriyle tanınmış, doğanın
üstlerinde güneş, sadece gü-
insanlar olabilirdik...
ve çağrışımların sesini işiten ve oku-
neş kalıyor, hızla akıp ge-
Bir zamanlar,
run da işitmesini sağlayan bir usta.
çen bulutların içinde ışıltı-
düşünsenize, çocuktuk
Frisch’in bir başka özelliği de oyun-
lı bir ada olarak.”
biz! Bizim orada da
bazlığı. Kurguladığı metinlerdeki geçişler,
Anlatıcı ile Bin’in ilişkisi,
kopuşlar ve akış bunu belirginleştiriyor. kelebekler görürdük,
yalnızca bir yol arkadaşlığı de-
İlknur Özdemir’in çevirisiyle Yapı Kre- gümüş bir çağlayanın altında dururduk, değerli resminizdeki
ğil, fikir alışverişini de kapsayan
di Yayınları tarafından yayımlanan Bin ya da
iki bilge gibi.
bir yakınlığa karşılık geliyor.
Pekin’e Yolculuk, yazarın edebi mimarisinin
Sizin gibi bizim de zamanımız olurdu, boş zamanımız,
Bu anlamda felsefi bir dostluk
ve oyunbazlığının bir yansıması.
neşeyle fışkıran sulara sokardık kolumuzu, tıpkı böyle.
da diyebiliriz ikilinin yaşadığına.
Bugün olsa olsa duvarda bir resim o. Deniz kabuğunun
FELSEFİ BİR DOSTLUK
Anlatıcı, Bin ile yoldayken etrafında
içinde süzülen pırıltıyı görürdük. Her şeyi görürdük. Deniz
Metnin anlatıcısı, sıradan bir akşamda işinden
olupbiteni izliyor, bununla birlikte zama-
kabuğunu kulağımıza dayardık; denizin sesini duyardık.
evine dönerken önce bir ormana, ardından
nın kendisine hissettirdiği pişmanlıkların
Zamanımız vardı! Onu bizden kimin aldığını bilmiyorum.
Çin Seddi’ne varıyor. Frisch’in “düzyazı
muhasebesini yapıyor.
Kimlerin kölesi olduğumuzu bilmiyorum. Ötede, Batı’da
düşler” dediği anlatıdaki oyun ve kopuş,
Sadece onunla sınırlı kalmıyor yaşananlar:
hem günlük koşturmaca hem de yaşam karıncalar gibi yaşarız biz.”
“Ara sıra Bin’i yine unuttuğum oluyordu,
yürüyüşündeki sapmaya denk geliyor. Geçip giden zamanı anlamlandırmaya uğraşan anlatıcı,
haftalarca, belki yıllarca. Zamanı gerçekten yaşa-
Metnin önemli karakteri Bin ise bazen yol
hikâyeler dinlediği ve öğrendiği gibi kendi hikâyesini de ya-
madığı için kim bilebilir ki bunu?
gösterici bazen de kafa karıştırıcı olarak çıkıyor
zıyor. Bunlar gerçek ve rüya, gerçeklik ve düş sınırında nefes
Çalar saat kurulur, yıkanılır, tırnaklar kesilir, çalışılır,
karşımıza.
alıp veriyor. Hikâyenin özünü ise asla varılamayan ve varıla-
yemek yenir, para kazanılır. Sürekli yapılması gereken, yap-
Çin Seddi’ne gelen ve Bin mihmandarlığında Pekin’e gitme-
mayacak Pekin’e doğru bir yolculuk oluşturuyor.
mak zorunda olduğumuz o kadar çok şey var ki...
ye niyetlenen anlatıcı, şaşkınlıkla etrafı izlerken her dağda ve
Uzun sözün kısası Frisch, okuyucuya uzun yürüyüş şeklinde
Bin, bir ruh. Ruhun işi kolaydır. Her sabah giyinmesi gerek-
geçtiği noktalarda farklı bir mevsime tanık oluyor.
bir oyun kurguluyor; bunun içinden gerçeği ve kurmacayı, ger-
mez, her sabah tıraş bıçağını bilemesi gerekmez.”
Uzun bir seyahatin ve zihinsel yolculuğun anlatımına girişen
çekliği ve rüyayı seçmeyi yine ona bırakıyor.
n
UZUN YÜRÜYÜŞ MİSALİ BİR OYUN
Frisch, Bin ve anlatıcı aracılığıyla hem bir arayışa hem de yol-
Anlatıcının düşsel gezintisi, kendisiyle uzun bir konuşma Bin ya da Pekin’e Yolculuk / Max Frisch /
da olmaya ilişkin hikâyeyle selamlıyor okuyucuyu.
Anlatıcının sözleri bu durumu pekiştiriyor: “Hayatımın nere- aynı zamanda. Bu konuşma sırasında yaşamında ve etrafında Çeviren: İlknur Özdemir / YKY / 80 s.
22 Ocak 2026
14

