Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Months
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Öykü tombala…
Kaleme getirdiği öyküleriyle alanda tombala yapmak için didinen, bunun düşünü kuran, yazına aşkla tutkun herkes, günün birinde gönlünce
bunu başarabilir elbet. Bu niyette, kararlılıkta öykü disiplini sergileyen kim olursa olsun her kalem, böylesi bir ip göğüslemeyi başarabilir. Nitekim
azımsanmayacak yazarımız tombalasıyla bu geniş yelpazede yerini alıyor.
üzlerce değil neredeyse binlerce yazar kalem okurken Ziya Osman Saba anlatılarını da anımsamadan kırtı çıkabiliyor. Ama yaydığı sıcaklık, yansıttığı incelik
oynatıyor öyküde. Bir bölük şair de bunlar ara- edemedim, hele sıcacık hüzün sarmalaması kuşattığında tül olup bütün bunların üzerini örtüyor.
Y sında. Onlardan söz etmemin nedeni, öykünün
ya da düşlerde gezinen güzelliklere geldiğinde sıra.
ENGİN KÜKRER: ‘KULÜBEDEKİLER’
nasıl da ilgi odağı oluşturduğunu vurgulamak.
Yazar, öykü başlığına çıkararak bütün öykülerini bir
Engin Kükrer (d. 1980), ilkine oranla ikinci öykü kitabı
Şiiri öyküyü birlikte götüren kalemlerden söz etmiyorum,
tür buna yer açma metnine dönüştürüp Mario Levi’den
Kulübedekiler’de (Kırmızı Kalem, 2025) bir uzun atlama
yazın tarihimiz içinde bunun pek çok örneğini biliyoruz.
hareketle “herkesin anlatılmaya değer hikâyesi”ne yo-
yapmış bana göre. Çünkü bütün öykülerini, gerçekliğe
Burada önemli olan, 1950 öykücülüğü sonrasında yaşanan
ğunlaşıyor diyebiliriz.
dönük yaklaşımındaki farklı biçemle, üstelik fantastik
öyküye dönük ilgi artışının, 1990 öykücülüğü sonrasında
Böylelikle geleneksel öykümüzün ardılı halinde adeta
temelde yeniden yapılandırıp öyle kurgulamış.
da gözlenmesi, bunun güçlü bir biçimde sürmesi.
bütün bu yelpazeden anıştırmalar getirerek yaşamın bir
Pek çok yazarın böyle açılımlarla geliştirdiği öyküleri
Gerçekten binlerce kalem tombala için kâğıt başına
tür öykü atlıkarıncası bağlamında geçtiğini bize sezin-
yanında Engin, onlardan farklı olarak apaçık, yapyalın
geçmiş harıl harıl öykü yazıyormuşçasına bir izlenim
letiyor diyebiliriz rahatlıkla.
bir gerçekçiliğe yönelmiş; ne ki bu tutumunun kaba bir
yaratıyor uzaktan bakıldığında bugün.
gerçekçiliğe dönüştüğünü gözlemiyoruz asla. Başka şair-
A. ÇİĞDEM ÖZERDOĞAN:
Her yazar, kişisel verim dağarında vasatla vasat üstü
yazarlar ya da yapıtları aracılığıyla sürdürüyor bunu çünkü.
‘BEN SENİN SAHİBİN MİYİM ROZBAT?’
arasında bir dizi öykü kaleme alıyor yaşamında.
Farklı bir toplumsal gerçekçilik algısı diyebiliriz yazar
A. Çiğdem Özerdoğan (d. 1966), Ben Senin Sahibin
Yazında karar vericilerin farklı yazarlardan belirlediği
tutumu için. Bu fantastik yönelimde, gerçeküstüne yö-
miyim Rozbat? (Sözcükler; 2025) adlı ilk öyküler topla-
“yetkin öykü” örneklerinin o yazarı simgelediği kestiri-
nelişi de dikkati çekiyor ayrıca onun.
mında, soyutlamalarındaki düzeyiyle dikkati çekmekle
lebilir. Ama siz tombala niyetine oturmuşsunuzdur da
Görece epik biçem izlenimi veren tutumdan söz etsek
çinko bile çıkmamıştır bahtınıza, o da var. birlikte karşıtlıkları, bunu besleyecek gerekli ayrıntılara
de bu, tam olarak bizi böyle bir yargıya taşımıyor yine de.
Önemli olan gerekirlikleri yerinde, doygunluğu tam, gereğince yer açmadığından, alabildiğince sert tutumla
Sonuçta bu yapıtıyla Engin, iki kitabı arasında fark sergi-
olgunlaştırılmış öykü, gerisi zamanın işi. yerleştiriyor öykü evrenlerine.
leyerek bir yazardan beklenebilecek düzey çıkışını imliyor.
Bırakalım bunları, bu yazıdaki öykücülere geçelim biz… Öyle olduğu için de iyi / kötü, ak / kara vb. ikili yaklaşıma
dayalı bir yapılandırma çıkıyor karşımıza. Ne ki bu geçişsiz
DUYGU HARMANCI: ‘DOĞURMA BENİ NAİME’
İSA KÜÇÜK: ‘O GÜZEL KADIN’
evren, öyküdeki gerçektenliği zorlayıp zedeliyor ama.
Duygu Harmancı (d. 1987), ilk öykü kitabı Doğurma
İsa Küçük (d. 1950), şiir, roman daha başka alanlar-
Bu kadar değil elbet. Çiğdem’in biçemsel açıdan
Beni Naime’de (Alakarga, 2025), gerçekçilikle bağını
da yayımladığı kitaplar sonrasında bu kez ilk öyküler
şiirden yararlanışı, boşluk yerleştirerek öyküyü ilerletişi,
sıkı sıkıya koruyan bir kalem izlenimi bırakıp öyle geli-
toplamıyla okur önüne geliyor: O Güzel Kadın (Cumhu-
iç içe katmanlı geçişlerle anlatısını örgüleyişi, bu yanla-
yor okur önüne.
riyet, 2025).
rıyla öykülerine apayrı bir dinamizm kazandırıyor.
Kendi seçimine göre kulvarına aldığı toplumsal olun-
Geleneksel anlatı kalıbında, hüzünlü dokunuşlarla
Öyküleminde gerçektenlik duygusunu baskılamayla
tulardaki gerçekliği, buna bağlı koşullar çerçevesinde
kardığı gülümseyişler eşliğinde bunu evrenine yerleşti-
zorladığı halde, anlatısına kazandırdığı ivmeden ötürü
alıp işlerken yer yer çerçevesini kendisinin çizdiği farklı
rip memur bakış açısıyla yaşantı kesitlerini bu çerçeve-
de bu ilk öykü kitabıyla okunurluk kazanmayı başarıyor
türde bir toplumcu gerçeklik dönencesi getirdiği öne
de dolantılara dönüştürerek önümüze getiriyor.
doğrusu.
sürülebilir Duygu’nun.
Bunları okurken Erhan Bener öyküleri de şöyle bir
Şu da var; koşullarını kendisinin belirlediği öykü ev-
çalım geldi geçti belleğimden. Şakacı, neşeli tutum,
MİNE ÖLCE: ‘OYSA HİÇ KARŞILAŞMAMIŞTIK’
renlerinde bu nedenle gerçektenlik duygusu zedelen-
bungunlaşabilecek havayı dağıtabiliyor kolayca.
Mine Ölce’yi (d. 1971), tiyatro dünyasından biliyor-
miyor ancak Duygu, anlatısında olan bitenleri öyle bir
Yazar, öykü kişilerini, kurduğu bu anlatı evreninde
dum, ilk öykü kitabı Oysa Hiç Karşılaşmamıştık (Potkal,
büyü harmanıyla sarmalıyor ki gerçekliğin yazar tara-
olanı biteni, doğrudan eylem tümceleriyle aktararak
2025) çıkagelince masama şaşırmadım; bir yazar kale-
fından böyle konulduğu neredeyse fark edilmiyor.
yapılandırıyor. Buna eklediği cinliklerle örülü renkli do-
me soyunmuşsa, türlerin tümünde rol alabilir, öyle ya.
Böylece şu yaşamın boğuntusunda pek göremediği-
kunuşların parlattığı anlatısı, okuru peşine takabilme
Nitekim Mine’nin bu ilk öykü kitabı için alacağı yolu
miz, belki de görüp yüzleşmekten kaçındığımız nesnel
olanağı kazandırıyor aynı zamanda İsa’ya.
önceden öngördüğü, işin başında kararlı bir yazar
gerçekliği üstelik hiç de zorlanmadan kavratıyor bize
Böylece güzel bir başlangıçla öykü dünyasına adım
portresi ortaya koyduğu anlaşılıyor.
enikonu. Bu ilk öyküler toplamıyla dikkat çekici bir çıkış
atıyor diyebiliriz yazar için, öteki alanların yanında.
Tiyatrodan beslediği epik anlatı düzleminde yaban-
yakalıyor böylece.
cılaştırma ağırlıklı öykülem getiren yazar, kara anlatıya
AKIN ERSÖZ: ‘ALLI GÜLLÜ PERDELER’
pek de yüz vermeden, bir yanıyla uyumsuz denebile- GİZEM PINAR KARABOĞA:
Akın Ersöz, Allı Güllü Perdeler (Mühür, 2023) adlı yeni
cek anlatı damarıyla kol kola yüksek düzeyli alaysama,
öykü kitabında, yaşantısal olanla kurduğu, aynı zaman- ‘MAVİ NASIL ESERSE’
da buna eklediği duyarlı tutuma dayalı duygudaşlık buna eş gerçektenlik duygusuyla dikkati çekiyor. Gizem Pınar Karaboğa (d. 1987), yaşamöyküsünden
paydaşlığında yaklaşım içeren öyküler getiriyor okurun Açık biçimli anlatımını kendine özgü dil anlayışına ilk öykü kitabı olduğu izlenimi edindiğim Mavi Nasıl
yaslamaya çalışsa, kimi sözcük fışkırmaları eşliğinde Eserse (Vapur, 2025) başlıklı öyküler demetinde
önüne, bu yüzden tüm yaşantı anlarından süzdüğü sı-
bunları çağıltılı sözdizimlerine yerleştirmeye çabalasa genelde artalan beslemeleriyle kurduğu öykü
cak etkilenmelerin de önünü açıyor.
Özellikle geçmişe dönük anımsayışlarda Akın’ın öykülerini da Mine, kimi sözcük, sözdizimi ilmeklemelerinde ta- evrenleriyle geliyor okur karşısına. Bu tutumuyla
>>
18 22 Ocak 2026

