Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
SİBEL ÖZ’DEN
‘Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit’
“Gökteki yıldızlar”dan biri değil, bizden biri: Adile Naşit! Sibel Öz’ün yaklaşık dört yıllık çalışmasının ürünü olan Bir Anti-Yıldız
Kötücül zamanlara kaydı düşülen iyilik. İnsana, yaşamın kendisine (Everest Yayınları), Adile Naşit’in kim olduğu ve neden bu kadar
dayalı bir kültürün zarif temsilcisi. Hüzünle sevinç karışımı sevildiği sorusuna özellikle sinema tarihinin içinden ve bu alandaki
mülayimlik, gülerken ağlayabilen, ağlarken gülümseyen, kendi standartlara eleştirel bir bakışla bir yanıt bulmaya çalışıyor.
deyimiyle “biri pat dese korkudan ölebilecek”...
Yanı sıra ülkemizde hem tiyatro hem de sinema tarihine katkılarıyla
Kuşaklar boyu sanat yapmış, güldürmüş, eğlendirmiş bir önemli bir yere sahip olan Naşit ailesinin ayrıntılı olarak yer
ailenin genlerindeki saf sanat duygusu, evlat kaybetmiş bir verilen öyküsüyle, geleneksel tiyatrodan modern tiyatroya
annenin dinmeyen kederi, vefa, saygı, tüm o eski kavramlar, geçişin etkileyici bir fotoğrafını ortaya koyuyor.
hanımlar, beyler, yitip giden Direklerarası, Şehzadebaşı, Beyoğlu,
Bugün hâlâ çok sevilen Adile Naşit’in sanatına ve yaşamına
kapanan tiyatrolar, inen perdeler, değiştirilen adlar...
ilişkin kaynaklarda titizlikle yürütülen bir kazı çalışmasının
Usta, çırak, kadın, küçük kadın, büyük yürek... Kırılganlığı gizleyen ürünü olan Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit, aynı zamanda bu
tebessüm... Adile Naşit bütün bunlar, bütün bu haller, bütün bu yıllar. büyük oyuncuya vefanın da bir ifadesi.
Sibel Öz Uykudan Önce programı - Masalcı Teyze
DUYGU AYDEMİR
İNSANI DAĞILMIŞLIĞIN İÇİNDEN ÇEKİP
TOPARLAYAN BİR ŞEFKAT!
Bir oyuncunun hafızada kalmasıyla bir kuşağın yaşamına
karışması aynı şey olmuyor. Sibel Öz’ün Bir Anti-Yıldız:
Adile Naşit (Everest Yayınları) kitabı da yalnızca çok
sevilen bir oyuncunun yaşam öyküsünü anlatmıyor;
ülkemizde bir yüzün, bir ses tonunun ve bir oyunculuk
biçiminin neden kalıcı hale geldiğini tartışıyor.
Bugün Adile Naşit denildiğinde zihinde birkaç sahne
aynı anda beliriyor: Hababam Sınıfı’nda öğrencilerin
peşinde koşturan Hafize Ana, Neşeli Günler’de yılların
küskünlüğünü taşıyan ama sevgisini de tamamen geri
çekmeyen anne, Gülen Gözler’de ekonomik sıkışmışlığın
ortasında evini ayakta tutmaya çalışan Nezaket Hanım ya
da gece ekran başındaki çocuklara “Kuzucuklarım” diye
seslenen masalcı teyze!
Roller değişiyor fakat taşıdığı duygu benzer bir yerde buluşuyor:
Süt Kardeşler filminden... (Arkada: Jale Ertuğ /
İnsanı dağılmışlığın içinden çekip toparlayan bir şefkat.
Ortada: Yasemin Esmergül, Adile Naşit, Hale Soygazi /
KUSURSUZ DEĞİL, SAHİCİ VE TANIDIK!
Önde: Ayşen Gruda)
Adile Naşit’i yalnızca bir oyuncu gibi okumak kuşkusuz
çok eksik kalır. Kamera karşısında kusurlarını
Yeşilçam’ın yıldız sistemi içinde yer almasına karşın gizlemeyen, kırılganlığını saklamayan bir
hiçbir zaman klasik anlamda bir yıldız olmuyor. Dönemin oyunculuk geliştiriyor.
kadın oyuncularından beklenen güzellik, mesafe ve Oynadığı kadınlar idealize edilmiş Hababam Sınıfı
ulaşılmazlık fikrinin dışında duruyor. figürlere dönüşmüyor. Seyirci de onları
Türkan Şoray’ın yıldız ışıltısı, Filiz Akın’ın kentli zarafeti kusursuz oldukları için değil, tanıdık Eğilmez çevresinde olgunlaşan Arzu Film
ya da Müjde Ar’ın kadın karakterlere açtığı yeni alan başka geldikleri için benimsiyor. ekolü seyirciye başka bir dünya öneriyor:
bir temsil biçimi yaratırken Adile Naşit farklı bir yerden Aynı sofraya oturulan evler, bütün
‘BİZİM AİLE’MİZ, VİCDANIMIZ!
görünür oluyor. çatışmalara karşın dağılmayan aileler, yokluk
Adile Naşit’in oyunculuğunu anlamaya
Sibel Öz’ün kitabındaki “anti-yıldız” kavramı burada içinde dayanışmaya çalışan insanlar ve
çalışırken Arzu Film dünyasını dışarıda
anlam kazanıyor. Naşit, yıldız sisteminin dışında kaldığı gündelik yaşamın içinden yükselen mizah.
bırakmak olanaksız.
için değil, seyircide hayranlıktan çok aidiyet duygusu Bu filmler yalnızca güldürmüyor,
1970’lerin Türkiye’sinde Yeşilçam ciddi
yarattığı için özgünleşiyor. yaşamın sertliğini bir süreliğine taşınabilir
bir kırılma yaşıyor; televizyon evlere
Kendi röportajlarında kendisini hiçbir zaman çok güzel hale getiriyor. Adile Naşit, bu dünyanın
giriyor, salon seyircisi azalıyor, erotik
bulmadığını anlatması, iltifat karşısındaki utangaçlığı ve görünmeyen merkezlerinden birine
filmler sektörün büyük bölümünü kaplıyor.
duygularını saklamama biçimi bu anti-yıldızlığın kişisel dönüşüyor. Sahneye girdiği anda filmin
Sinema başka bir yöne savrulurken Ertem
tarafını da görünür kılıyor. duygusal dengesi değişiyor.
>>
11 Haziran 2026 13

