20 Haziran 2026 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

SİBEL ÖZ’DEN ‘Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit’ “Gökteki yıldızlar”dan biri değil, bizden biri: Adile Naşit! Sibel Öz’ün yaklaşık dört yıllık çalışmasının ürünü olan Bir Anti-Yıldız Kötücül zamanlara kaydı düşülen iyilik. İnsana, yaşamın kendisine (Everest Yayınları), Adile Naşit’in kim olduğu ve neden bu kadar dayalı bir kültürün zarif temsilcisi. Hüzünle sevinç karışımı sevildiği sorusuna özellikle sinema tarihinin içinden ve bu alandaki mülayimlik, gülerken ağlayabilen, ağlarken gülümseyen, kendi standartlara eleştirel bir bakışla bir yanıt bulmaya çalışıyor. deyimiyle “biri pat dese korkudan ölebilecek”... Yanı sıra ülkemizde hem tiyatro hem de sinema tarihine katkılarıyla Kuşaklar boyu sanat yapmış, güldürmüş, eğlendirmiş bir önemli bir yere sahip olan Naşit ailesinin ayrıntılı olarak yer ailenin genlerindeki saf sanat duygusu, evlat kaybetmiş bir verilen öyküsüyle, geleneksel tiyatrodan modern tiyatroya annenin dinmeyen kederi, vefa, saygı, tüm o eski kavramlar, geçişin etkileyici bir fotoğrafını ortaya koyuyor. hanımlar, beyler, yitip giden Direklerarası, Şehzadebaşı, Beyoğlu, Bugün hâlâ çok sevilen Adile Naşit’in sanatına ve yaşamına kapanan tiyatrolar, inen perdeler, değiştirilen adlar... ilişkin kaynaklarda titizlikle yürütülen bir kazı çalışmasının Usta, çırak, kadın, küçük kadın, büyük yürek... Kırılganlığı gizleyen ürünü olan Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit, aynı zamanda bu tebessüm... Adile Naşit bütün bunlar, bütün bu haller, bütün bu yıllar. büyük oyuncuya vefanın da bir ifadesi. Sibel Öz Uykudan Önce programı - Masalcı Teyze DUYGU AYDEMİR İNSANI DAĞILMIŞLIĞIN İÇİNDEN ÇEKİP TOPARLAYAN BİR ŞEFKAT! Bir oyuncunun hafızada kalmasıyla bir kuşağın yaşamına karışması aynı şey olmuyor. Sibel Öz’ün Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit (Everest Yayınları) kitabı da yalnızca çok sevilen bir oyuncunun yaşam öyküsünü anlatmıyor; ülkemizde bir yüzün, bir ses tonunun ve bir oyunculuk biçiminin neden kalıcı hale geldiğini tartışıyor. Bugün Adile Naşit denildiğinde zihinde birkaç sahne aynı anda beliriyor: Hababam Sınıfı’nda öğrencilerin peşinde koşturan Hafize Ana, Neşeli Günler’de yılların küskünlüğünü taşıyan ama sevgisini de tamamen geri çekmeyen anne, Gülen Gözler’de ekonomik sıkışmışlığın ortasında evini ayakta tutmaya çalışan Nezaket Hanım ya da gece ekran başındaki çocuklara “Kuzucuklarım” diye seslenen masalcı teyze! Roller değişiyor fakat taşıdığı duygu benzer bir yerde buluşuyor: Süt Kardeşler filminden... (Arkada: Jale Ertuğ / İnsanı dağılmışlığın içinden çekip toparlayan bir şefkat. Ortada: Yasemin Esmergül, Adile Naşit, Hale Soygazi / KUSURSUZ DEĞİL, SAHİCİ VE TANIDIK! Önde: Ayşen Gruda) Adile Naşit’i yalnızca bir oyuncu gibi okumak kuşkusuz çok eksik kalır. Kamera karşısında kusurlarını Yeşilçam’ın yıldız sistemi içinde yer almasına karşın gizlemeyen, kırılganlığını saklamayan bir hiçbir zaman klasik anlamda bir yıldız olmuyor. Dönemin oyunculuk geliştiriyor. kadın oyuncularından beklenen güzellik, mesafe ve Oynadığı kadınlar idealize edilmiş Hababam Sınıfı ulaşılmazlık fikrinin dışında duruyor. figürlere dönüşmüyor. Seyirci de onları Türkan Şoray’ın yıldız ışıltısı, Filiz Akın’ın kentli zarafeti kusursuz oldukları için değil, tanıdık Eğilmez çevresinde olgunlaşan Arzu Film ya da Müjde Ar’ın kadın karakterlere açtığı yeni alan başka geldikleri için benimsiyor. ekolü seyirciye başka bir dünya öneriyor: bir temsil biçimi yaratırken Adile Naşit farklı bir yerden Aynı sofraya oturulan evler, bütün ‘BİZİM AİLE’MİZ, VİCDANIMIZ! görünür oluyor. çatışmalara karşın dağılmayan aileler, yokluk Adile Naşit’in oyunculuğunu anlamaya Sibel Öz’ün kitabındaki “anti-yıldız” kavramı burada içinde dayanışmaya çalışan insanlar ve çalışırken Arzu Film dünyasını dışarıda anlam kazanıyor. Naşit, yıldız sisteminin dışında kaldığı gündelik yaşamın içinden yükselen mizah. bırakmak olanaksız. için değil, seyircide hayranlıktan çok aidiyet duygusu Bu filmler yalnızca güldürmüyor, 1970’lerin Türkiye’sinde Yeşilçam ciddi yarattığı için özgünleşiyor. yaşamın sertliğini bir süreliğine taşınabilir bir kırılma yaşıyor; televizyon evlere Kendi röportajlarında kendisini hiçbir zaman çok güzel hale getiriyor. Adile Naşit, bu dünyanın giriyor, salon seyircisi azalıyor, erotik bulmadığını anlatması, iltifat karşısındaki utangaçlığı ve görünmeyen merkezlerinden birine filmler sektörün büyük bölümünü kaplıyor. duygularını saklamama biçimi bu anti-yıldızlığın kişisel dönüşüyor. Sahneye girdiği anda filmin Sinema başka bir yöne savrulurken Ertem tarafını da görünür kılıyor. duygusal dengesi değişiyor. >> 11 Haziran 2026 13
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle