Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Narsisistik bir aşk naziresi:
‘Nergis Zamanı’
Delinen ozon tabakası, silinen Amazon ormanları, kırılan türsel çeşitlilik, eriyen buzullar, değişen iklim filan derken sıra doğadan kopup yapay
zekâya yığınak yapmaya, algoritmalar eşliğinde yaşam-ölüm düzeni oluşturmaya vardı demek, öyle mi? Hadi gelin insani ilişkilere, sevgiye, aşka
böyle bir yaşam düzeninde ruhsal-bedensel yer bulun bakalım şimdi de...
umhuriyet Pazar’da Ayşe ayrılışlarıyla perdeyi kapatıyor. Bu çatılamayla
Acar, “sevgi” / “gereklilik” yazar, konaklayanlara yaklaşırken iç dünyaları
C başlıklarına yer açtığı kadar geçmiş zamanı kapsayan kucaklamayla su
köşesinde, “Sevmek, özgürlüğü yüzüne vuran şimdiki tutum, davranış, söz-eylem
çağrıştırırken gereklilik zorunluluğu bütünselliğini de katarak anlatıyı yapılandırıyor.
ima eder” saptamasını paylaşıp şu Kişiler kendi bakışları, ilişkileriyle öne çekilirken
soruyu bırakıyor önümüze: sanki birer dolayımlı anlatıcı konumunda alınıyor.
“Peki zorunlulukla özgürlüğü Ancak bu anlatım, kişilerin özel adları
birbirine bağlayan nedir?” anılmaksızın her bölümde sinemasal dizilime
(03.05.2026)
(sekans) dayalı kurulumla, adeta bir kamera göz
Yazısını şöyle bağlıyor Ayşe:
tarafından elöyküsel bakışla, ne ki anlatı düzlemiyle
“Sevginin neden olduğu insanca aralarında nesnel, özel bir uzaklık bırakılarak
karşılaşmada dinleme ve konuşmayı geliştirilip sürdürülüyor.
iç içe geçiren deneyim belki de Kamera-göz halinde dolayımlı anlatıcı
köklerimizle temas edebildiğimiz konumunda iki anlatıcı var:
yegâne deneyimdir. Egoların Biri, “Bana bir yer lazım” diyerek romanın
geri çekilmesi ve sevginin bizzat özöyküsel anlatımla açılışını yapıp “kendi(sin)e
deneyimi...” dönük köklenmek” istediğini söyleyen Kadın’dır,
İnsanın bu arayış yönünde kendisine bir ekler: “Yüreğimi aktaracak ve akıtacak temiz,
“güvenli alan”, “sığınak” bulma, yerleşme boş, sonsuz sayfalar (...) yeniden ben oluşum.
çabası gerek dünya yazınında gerekse bizde (...) İhtiyacım olan bu.” (9, 11, 12, 24) Şunu
sayılamayacak örnekle işlendi, işleniyor.
söyler kendisine: “Senin işin bu, hayal etmek ve
Buna benzer yoğunlaşım salt yazında değil,
yaratmak.” (142)
tiyatrodan sinemaya, müzikten dansa bütün Böylelikle anlarız ki Kadın, dolayımlı değil
sanatlarda da geniş biçimde ele alınmıyor mu? doğrudan anlatıcıdır aslında, ana omurganın da
Zeynep Paftalı, ilk romanı Nergis Zamanı’yla Kadın’la kurulduğu anlaşılır.
(Bilgi, 2025) yazın dünyasına adım atarken Öteki kamera-göz, elöyküsel anlatımlı Otel’dir.
anlatısını yukarıdaki soruların çengeline teyelleyip Bu ikilinin kol kolalığında bir bütünleyici daha
öyle yapılandırıyor. vardır: Resepsiyonist.
Bu olguyu, duygudaşlık kuramayan, bunun Otel, kamera-göz bakışıyla kayıt yaparcasına
ayırdına varamamış, değerini bilmeyen, birbirleriyle anlatıya katılırken o, tam anlamıyla öznel yaklaşım
zorunlu değme noktalarında bile “temas getirir. Kadın’ın dışında ikili, birbirine ayna tutarak
Kadın, oteldekiler arasında tek Türktür, aydın bir
etmek” şöyle dursun; bunu kavrayamayan, sırt kişilerin yansıtımına aracılık yapar. Kaldı ki insanlar
sanatçıdır, Adam’la buluşmak üzere gelmiştir.
döndüğü için başaramayan, istese bile bir türlü kadar oteldeki her nesne de birer öznedir.
Anlatı omurgasının ana terminali Kadın’dır bu
beceremeyen roman kişileri üzerinden aktarıyor.
nedenle. Türkiye’deki sorunlar, yaşanan sancılar Roman nergis zamanıyla açılır. Resepsiyonist,
Yazınsal anlatıda olup bitenler karakterler
Kadın’ın aktarımlarıyla bir yığma ayrıntı halinde otelin bahçesinde, “başlarını daha bir iki gün önce
aracılığıyla yol almaz mı? eser geçer öylece, o kadar. çimlerden uzatmış sarı nergisler”i kesip yemek
Zeynep işte bunu yapıyor. Aynı şekilde otelde çalışan emekçiler, göçmenler salonundaki vazolara yerleştirir. (16)
vb. romanda yine hep değinilen birer gereçtir; İlk roman için Zeynep Paftalı, çatılamada saltık
‘GÜVENLİ ALAN’...
anlatının omurgasına sızdırılmaz, dile getirilirken anlamda sağlam kurulumlu bir anlatıyla geliyor.
Aşkta, sevgide eğer bu değeri koruyup
daha buharlaşır. Şimdi roman evrenindeki iç dünyalara geçelim,
dengeleyebilmek amacıyla güvenli alan arıyorsa
Zeynep’in asıl yönelimi altını çizdiğim “ilişki” girişte sözünü ettiğimiz sevgi / aşk sorunsalına
kişi, ne anlama gelir?
ilmeklenerek konuyu deşelim.
sorunsalına dönük salt. Bu yüzden ana izlek olarak
Karşılıklı anlama-anlaşılma temelinde bir
ilişkilenişlere yoğunlaşır kavramsal temelde, bunun
benimseyişin, onaylayışın paylaşıldığı alansa bu, ‘NERGİS ZAMANI’ BİZE NE SÖYLÜYOR?
dışındaki değinilerse romanda adeta birer not
sınırları da var mıdır peki? Kadın sanatçıdır, tutkuyla bağlandığı Adam’sa
düşme bağlamında kalır hep.
Herhangi güvenceden söz edilebilir mi, galerist. Zeynep Paftalı bulanıklığı yeğleyip
Özetle roman kişileri, ilişkilerinde duygularını öne
sözümona “güvenli” bu alanda? yazarlık, ressamlık, müzisyenlik karıştırmayı
çıkarıp ötesiyle ilgilenmeyen, bunun dışında olup
İki insan arasında sevgi-aşk / gereklilik bağına yeğliyor ama Adam’a “Senden önce de eserlerim
biteni önemsemeyen, karşısındakini anlamaya
dayalı denge bozulumu neden kaynaklanır, sergileniyordu” diyorsa Kadın ressamdır, ancak
yönelik görece hiçbir çabaya girişmeksizin yalnızca
kurucu-koruyucu iki insan güvensizliğe nasıl kapı yazar doğru tutumla bunu, sanat paydasında
anlaşılmak isteyen tutumlarıyla belirginleşiyor.
aralar güvenli sanılan alanda? Sakın tek yönlü bir tutuyor, iyi de ediyor. (309)
Gelin yapıta daha yakından bakalım şimdi.
dayatma olmasın araya giren yine?
Güvenli alan arayışında olan Kadın’la Adam’ın
Zeynep, İngiltere’de adı geçmeyen bir kıyı BİR İLK ROMAN... arasında aşk / zorunluluk bağı ortadan kalkmış,
kasabasının sıradan otelinde “paskalya tatili Zeynep Paftalı, bu ilk romanını birbirine bitişik eşik silinmiştir sanki.
curcunası”nda (15) konaklayanların, dışarıdan yerleştirimle, simetrik bakışımla, düz akışlı Kadın’ın sorgulayışları Adam’ın vurdumduymaz
farklı amaçlar, nedenler yüzünden otelle ilişkilenen çatılamayla kuruyor. tutumu, ikili arasında güvenli alana yönelik
kimilerinin (46) bir hafta boyunca ilişkilerine, Kasabanın küçük oteline konukların yerleşmesiyle dengede, birbirine değme noktasının bozulduğunu
otel çalışanlarıyla birlikte karşılıklı geçmiş açılan roman, onların sıralı odalardaki veya yemek sezdirir.
yaşantı anlarına eğilerek bu soruları deşmeye salonuyla lobideki ilişkilerine ağırlık verip yer yer “Tanışmaları üstünden beş yıl geç(en)”, o sırada
girişiyor anlatısında. otel dışındaki yaşantıları, sürprizli biçimde otelden “devam eden (bir) ilişki(sin)den (onu) çala(n)”
>>
10 11 Haziran 2026
VIERI BOTTAZINI

