Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Adam’ın oyunbazlığına karşı Kadın, çaresizlik çarpıntısına kay(ması)” (110) kaçınılmazlaşır. da Kadın’ın taşıdığı bağlamlı anlatıcılığı zorluyor
içindedir görece (308). Söylenir kendine: Ancak Kadın, “aşkın en acısının bile tamamen enikonu. Çünkü Otel, giderek rol çalan bir heyula
yok olup içimizden silinmesine izin vermemeliyiz.
“Seni yalnız bırakanlar utansın.” Ne ki ondan halinde temel karakter kesiliyor adeta.
Ne de olsa içimizde aşk oldukça, umut da var”
vazgeçemiyordur da bu arada.
YENİ BİR YAZARLA TANIŞMAK:
demekten geri durmayacaktır. (361)
“Dokunmak istiyorum” diyerek gelmiştir
ZEYNEP PAFTALI
kasabaya, “Renklere, kendime, kendimi ve
TEMEL KARAKTER ‘KADIN’IN ROMANDAKİ
Son birkaç ayda romanlarına geçtiğim yazarların
dünyayı kabullenmeye, aşka...”, “Yalnızlığın
İLİŞKİ ÇATKISI
tümü öyküden geliyor. Zeynep Paftalı’nın da bir ilk öykü
sessizliğinde kendi sesimi duymak”, “Bunun için
Kadın, Adam’la yaşadıklarına geri dönüşler
kitabı görünüyor yaşamöyküsünde: 12 (Pan, 2016).
buradayım.” (40, 78)
eşliğinde yaklaşırken yazar, romandaki bütün
Bir kez daha yineleyeyim; ilkin doğrudan roman
Oysa çevresindeki ilişkiler farklı değildir:
ilişkileri işte bu termin/al üzerinden yürütüyor.
yayımlayan yazara oranla, ilk öykü kitabı ardından
“Mükemmel ilişki duvarı önümde tuğla tuğla
Şimdiki zaman bütünselliği, süreğenlik hep buna
süzülerek romanla gelen bir kalem karşısında
yıkılıyor” (221, 222) diyerek kahırlanır.
eklemlenerek akıyor.
okurun beklenti eşiği daha yüksek olacaktır
Yine de ille o aşk romansını yazmayı sürdürür
Kadın’la Adam’ın bu karmaşık ilişkisi yanında
kaçınılmaz biçimde.
hep kendi dünyasında.
öteki roman kişilerinin ilişkileri de yine bu
Özellikle dilde eğer yaratıcı bir anlakla romanın
Nitekim kasabanın dışında yıllar boyu gittikleri
kapsamda öne çekilip odağa alınarak bir
kapsayıcı dil-mantık bütünlüğü üzerinde tam
bir taş ocağının “onlara ait köşe”sinde, aralarındaki
harmanlamaya gidiliyor.
anlamıyla bir egemenlik kuramıyorsa yazar, bu
kopukluğa karşın “tekrar bir araya gelme
Roman evrenindeki kimilerinin yer yer abartıya
olgu, onun “zafiyet” hanesine yazılır ister istemez.
aşamasında” olduklarını da öğreniriz. (118, 119)
kaçan yanları görmezden gelinirse eğer, özöyküsel
Neden peki? Çünkü roman saltık anlamda bir
Adam’la odaları aynı kattadır Kadın’ın. Adam
aktarımlı Kadın’ın bağlayıcılığı kadar öteki kişilerin
matematikle de yazılabilir, oysa öyküyle yola çıkan
evlidir. Kadın, otuz yaşının önemli bir bölümünde
anlatıdaki yerleri, gerçektenlik duygusunu
bir kalem, metni elbet matematikle kurar ne ki
onunla olmuştur ancak beklediği sevgiyi
düşürmeden doğru bir akışla ilerliyor.
matematikle yazmaz, şiirle içli dışlı kılar.
görememiş; buna karşın Adam’a yönelik tutkusu
Ancak “nergis” gibi kimi işlevsel ayrıntılar
Öykülem kavrayışına dayalı bir anlatı
yine de silinmemiştir.
yanında işlevsiz ya da gereksiz, “yığma”
geleneğinden beslenmesi romana da yansır, bu
Sanatında düşüşler yaşadığı kaygısıyla yeni
diyebileceğimiz ayrıntılar, anlatıda hantallık da
yüzden şair imzası taşıyan roman nasıl güçlü bir
yaratılar için çabalarken Adam düşüncesini
yaratabiliyor.
dil çağıltısı yansıtırsa öykü deneyimi de romancıya
ortaya döker:
Özellikle öteki kişilerin ilişkilerine değgin
büyük anlatı ufku kazandırır.
“Buraya senin için geldim, sanatçı için değil.”
ayrıntılar, Kadın’ı da onların arasına çekerken
Bir anlatıda dil, yazarın en temel yığınağıdır,
“Seninle olmak için.” “...bana tenindeki sanat
temel karakter Kadın’ın romandaki yeri zedeleniyor
sütre gerisindeki en önemli mühimmatı, onu
gerek.” (82, 83)
görece, hatta yapıt ondan sıyrılıyor neredeyse.
ayakta tutacak yazınsal bağışıklık dayanağıdır.
Kadın’a göre “Narcissus’un ikizine dönüşmüş”
Bu nedenle Kadın’ın sonda yeniden tek kişilik
Yazın, müzik, resim üçgeninden ustalıkla
(120) sıradan bir adamdır artık o.
oyunun kahramanı halinde yayılışı da ister istemez
yararlanan Zeynep Paftalı’dan doğal olarak
Resepsiyonist’in vazolara yerleştirdiği bahçedeki
bununla çatışıyor.
işte böyle bir dil bekliyoruz; karşımıza çıkan
nergislerden “yuvarlak masadaki”ler, Kadın’ın göz
Oysa Zeynep, Kadın’la Adam’ın ilişkisinden
kimi yineleme, takırtı tukurtu, başka birinde
attığı “Sehpa Nergisleri’nden ve doğadaki tüm
kalkarak dünyanın her yerinden, kültüründen
görülmeyebilecekken onda göze batması bundan.
çiçeklerden daha güzel oldu(klarını)” düşünecektir
insanlar arasındaki ilişkiye yoğunlaşmak istediğini
Bütün bunlar öykücü Zeynep Paftalı’nın ilk romanı
bildik söyleni anımsatarak:
gösteriyor bize.
Nergis Zamanı’ndaki başarılı kurulumunu, yapılandır-
“Bizim yaşayamadıklarımızı yaşayanları Ancak bu çaba zedelenince yapıt, kendi
masını görmemize engel olmamalı yine de.
n
kıskançlıkla izliyoruz.” (52, 53) kavramsal özüyle buluşup örtüşmekte zorlanıyor.
İlişkiyi boğan narsisistik bakışın romana Bu yüzden Otel’in bölümlerinde, bu uzama Yazarın web sayfasına www.sadikaslankara.
katılması, “aşkın çarpıntısın(ı)n kıskançlığın yayılı evren, gereksiz şişkinlik sergileyebiliyor. Bu com adresinden ulaşılabilir.
Türkçeyle Dile Gelen
Tevfik’in kitabı şiirimizin yeni bir kazanımı-
/ Ahmet Pekel / Dil
dır.” Ataol Behramoğlu. Özellikle müba-
Derneği Yay. / 144 s.
dele kültürü, göç hafızası ve Balkan coğ-
rafyasının izlerini eserlerine taşıyan, 2017
Yarı Türkçe, yarı yaban-
Yunus Nadi Şiir Ödüllü usta şair İhsan
cı sözcüklerle oluşan
Tevfik, Deliçavlan adlı kitabında, insan ru-
karma dilin kullanımı
hunun derinliklerine, aidiyet duygusuna ve
günbegün artıyor. Bili-
geçmişle kurulan bağlara dikkat çekiyor.
şim teknolojilerinin ge-
VİTRİNDEKİLER
lişmesi ve yaygınlaşma-
Yalvaç / Selda
sı bu süreci hızlandırı-
Uygur / Bilgi Yay. /
yor. Bugünlerde yeni bir bir hikâyeye davet ediyor. Roman, dün- Deliçavlan / İhsan
168 s.
öğretici katıldı aramıza: yapay zekâ! Tar- yayı yetişkinlerin yarım kalmış cümlelerin- Tevfik / Artshop Yay.
“Gel, senin çocuklu-
tışmalı bir öğretici. Öğrettikleri, beslendi- den, mahalle dedikodularından, aile sırla- / 96 s.
ğunun geçtiği soka-
ği kaynaklarla ve o kaynaklardaki veriler- rından ve masallardan anlamlandırmaya
“İhsan Tevfik’in şiirlerini
ğa gidelim. Kim oldu-
le sınırlı. Bu durum, Türkçeye ilişkin doğ- çalışan Yoji’nin çocukluğuyla açılıyor. An-
okurken Türk edebiya-
ğun fark etmez. Za-
ru bilinen yanlışların çoğalmasına neden
cak anlatı ilerledikçe Yoji’nin çevresinde-
tı öğretmeni bu şairimin
mana uy, büyünün bir
olabilir. Ahmet Pekel, Türkçenin öyküsün-
ki yaşamlar çoğalıyor; komşular, aile üye-
her şeyden önce şiiri-
parçası ol yeter.” (...)
den yola çıkarak bilişim terimlerinin Türk-
leri, göçler, savaşların gölgeleri ve sonra-
mizin her yaştan ve her
“Âşık kadınlar tehlike-
çe olmasına, günümüzdeki dil sorunlarının
ki kuşakların hafızaları romanın dünyasına
kuşaktan ustasına duy-
lidir. Kendilerinden ön-
azalmasına emek veren bir bilgisayar mü-
dahil oluyor. Burada Yoji Yaşıyor, çocuk-
duğu sevgiden etkilen-
ce nefesleri yola çıkar. Mezar taşlarına ya-
hendisi. Dil duyarlılığı ve sevgisiyle oluş-
luğu nostaljik bir alan olarak değil, dün-
dim. Bizde şairler, belki
zılacak ağıtların peşine düşmezler. Sark-
turduğu Türkçeyle Dile Gelen; yazan, ko-
yanın karmaşıklığıyla ilk karşılaşmanın ya-
her yerde öyledir, sevip etkilendikleri şa-
maya başlayan memelerinden çekinmez-
nuşan herkese yeni bir pencere açacak.
şandığı kırılgan bir eşik olarak ele alıyor.
irlerin adlarını sır gibi saklarlar. Ben o şa-
ler. Düşen elbise askılarını omuz başları-
Zamanın doğrusal akmadığı romanda anı-
Burada Yoji Yaşıyor
irlerden değilim. Sevdiğim şairlerin adla-
na geçirip memelerini toplayıp yola düşer-
lar masallara dönüşüyor, masallar politik
/ Nadya Radulova
rını, sorulduğunda ya da yeri geldiğinde
ler. İlk cadının selamı var sana. Dinle onu.”
gerçekliklere sızıyor. Booker ödüllü Bul-
/ Çev. Nadejda
çekincesizce sayıp dökerim. İhsan Tevfik
Kitaptan... Olanaksız aşkın derdine on bir
gar yazar Georgi Gospodinov’un sözle-
Ivanova Vatansever
de öyle. Şiirlerinde sevdiği şairlerden, şiir- yaşında tutulan Gece’den çağlar öncesin-
riyle, romanda “aydınlık ve karanlık sü-
/ Nara Kitap / 144 s.
lerden tırnak içinde alıntılar yapıyor. Ama
de ateşten ruhuyla kavrulan Alva’ya, Antik
rekli yer değiştiriyor, hikâyeler ne zaman
bunlar onun şiirlerinin kendine özgülüğü-
Roma’da mermer yontarak köleliğini ber-
Burada Yoji Yaşıyor, ne de hayatın evreleri normal akışını izli-
nü azaltmıyor, çoğaltıyor. Bu söylediği-
taraf etmeye çalışan Livia’dan kutsalı sars-
çağdaş Bulgar edebiya- yor”. Gospodinov’a göre “...kitabı bu ka-
min en dikkate değer örneği şiirler topla- tığı için aslanların önüne atılan Tekla’ya;
tının öne çıkan şairlerin- dar özel kılan da bu, masalsı olanın yanı-
mının beni en çok etkileyen şiiri Lili Marlen ilkçağdan bugüne ışıyan bu hikâye, dışlan-
den biri olarak gösteri- başımızdaki varlığı ve içimizi ürpertişi”...
oldu. Bu çok güzel şiir beni Attilâ İlhan’ın mış, kovulmuş, sürülmüş ruhların yeniden
len Nadya Radulova’nın Nâra Kitap’ın yakın coğrafyalarla kültürel
aynı adı taşıyan şiirine, Marlen Dietrich’in
ilk romanı. Şiir, otobi- ve duygusal bağlar kurmaya odaklanan, beden bulmasını anlatıyor. Selda Uygur,
şarkısına ve ölümsüz Lili Marlen öyküsü-
yografi, distopya ve masalsı anlatıyı bir komşuluk fikrini yalnızca coğrafi bir yakın- zamanın ve mekânın sınırlarını alaşağı etti-
araya getiren, parçalı anlatı yapısı ve yer lık olarak değil; ortak hafızalar, göçler, ka- ne götürdü. Lili Marlen ölümsüz bir aşkın ği Yalvaç’ta rüyanın tekinsiz zeminine çe-
yer tekinsiz atmosferiyle dikkat çeken ro- yıplar ve tarihsel deneyimler üzerinden şe- adıdır. Aşkın ve acıtan bir özlemin... Bu kinmeden dokunuyor. Binlerce yıldır süre-
man, 1970’lerin komünist Bulgaristan’ında killenen çok katmanlı bir ilişki biçimi ola- duygular var oldukça şiir, şiir var olduk- gelen tahakkümü, kadın bedeninden yük-
başlayan ve kuşaklar boyunca genişleyen ça da bu duygular hep var olacaktır. İhsan selen bir bellekle delip geçiyor.
rak ele alan Komşu dizisinin ikinci kitabı.
12
11 Haziran 2026

