Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
ARTHUR WILLIAM SYMONS’DAN ‘EDEBİYATTA SEMBOLİST HAREKET:
1899, 1908 VE 1919 BASKILARINDAN TAM METİN ’
“1899’da, biri psikoloji diğeri edebiyat alanında olmak üzere iki etkili ngiliz şair, eleştirmen, çevirmen Arthur William Symons’ın
kitap sembolizm / simgecilik kelimesine yoğunlaşmıştı: Freud’un (1865 / 1945) Edebiyatta Sembolist Hareket (Çeviren: Kubilay
Durmuş / Büyüyenay Yayınları / 432 s. / 2025), sembolizme ilişkin
Kasım ayında Viyana’da yayımlanan Die Traumdeutung’u (Rüyaların İ
ilk örnek yapıtlardan biri.
Yorumlanması) ve Symons’ın Eylül ayında Londra’da yayımlanan The
Symbolist Movement in Literature’ı (Edebiyatta Sembolist Hareket). İlk kez dilimize çevrilen yapıtta, 1899, 1908 ve 1919 tarihli üç baskısı
dikkate alınarak tam bir metin haline getirilmiş.
Yaklaşımları çok farklı olsa da, her iki eser de dış dünyanın büyük
ölçüde dışında kalan, bir tür iç gerçekliği araştırıyordu. Symons, 19. yüzyılın sonlarına doğru, çeşitli bilimsel ve endüstriyel
gelişmeler ve bazı askeri yenilgiler neticesinde ahlaki çöküşün /
Freud’un eseri gibi Symons’ın çalışması da, aradan geçen altmış yılın
yozlaşmanın, şiddetli umutsuzluğun hâkim olduğu ve adeta iki dünya
ardından şimdi daha açık bir şekilde görebildiğimiz üzere, modern
savaşını haber veren gelişmeleri yaşamış ve görmüş bir eleştirmen.
düşüncenin temel yönelimlerinden biri olan, belirsiz ya da kısmen
İnanç ve değerlerden kopuşun hakim olduğu bu dönemin
anlaşılmış anlam biçimlerine duyulan hayranlığa bir isim verdiler…
atmosferinde kaleme aldığı yapıtında Symons, insanların uzaklaşma
Edebiyatta ima etmenin, çağrıştırmanın ve hayal gücünün
eğilimi gösterdiği manevi değerlere ve dini / mistik görüşlere
sıçramalarının önemli olduğu bazı anlar vardır. Bir de önemli olanın
kesin dönüşleri savunan ve yapıtlarında yer veren, edebiyatın
sonuç çıkarmak, bir araya getirmek, bağlamak olduğu zamanlar vardır.
çeşitli alanlarında verimler ortaya koymuş, çoğunluğu Fransız
Symons, ikinci yaklaşımın oldukça önemli olduğu bir anı buldu ve
sembolist edebiyatın örneklerine, şair ve yazarlara ilişkin
olağanüstü uyum yeteneğiyle bunu benimsedi.
değerlendirmelerde bulunuyor:
Bunun sonucunda, Wordsworth’ün bir asır önce romantik edebiyata
Balzac, Prosper Mérimée, Gérard de Nerval, Théophile Gautier,
‘doğa’ kelimesini kazandırdığı gibi, o da modern edebiyata ‘sembol’
Flaubert, Baudelaire, Goncourt Kardeşler, Villiers de L’Isle-Adam,
kelimesini kazandırdı...”
Léon Cladel, Zola, Mallarmé, Verlaine, Joris-Karl Huysmans, Rimbaud,
Richard Elmann (Symons’ın kitabına yazdığı Önsöz’den / 1958) Jules Laforgue, Maeterlinck.
n
nan düzlemde sıra dışı yorumlar sunarken altına bakıyor. Ama o, adeta görünmez.
uygarlık tarihi boyunca anlamı değişen se- Frederick Forsyth’in gerçek olaylardan
yahat, yolculuk, gezi, sefer gibi kavramla- esinle kalele aldığı bu unutulmaz klasi-
rın evrimine de eğiliyor. ği; zekice kurgulanmış planları, psikolo-
jik gerilimi ve nefes kesen temposuyla
Hastane / Ahmed
ilk sayfadan son satıra soluksuz bir ma-
Bouanani / Çev. Duru
cera sunuyor.
Aygüven / Holden
VİTRİNDEKİLER
Kitap 120 s. Osmanlı’dan
Cumhuriyet’e Müzikte
“Tek bir gerçek cehen-
Mizah / Serhan Yedig /
nem var, işte burada,
Maişet / Ahmet Rasim / mal Reşit Rey, “Benden geriye kalan ‘ens-
Kitapyurdu Doğrudan
her gün içinde yaşadığı-
Haz. Samet Çakmaker, tantaneler’ olacaktır” diyor. Ekrem Ze-
Yay. / 160 s.
mız cehennem! Burası,
Büşra Ay Açar / ki Ün, yapıtı “Üç Nefes”te mistik dünya ve
burası!” Kitaptan... Fas- Müzik - mizah ikilisi Hi-
VakıfBank Kültür Yay. çağdaş akımların kapısını aynı anda zorla-
lı yönetmen, şair ve ya- tit, Sümer, Asur, Babil,
/ 232 s. dığını anlatıyor. Minimalizmin öncülerinden
zar Ahmed Bouanani’nin ilk romanı Has- Lidya uygarlıkları boyun-
Philip Glass sırrını paylaşıyor: “İnsan sesini
“O zamanlarda kitap elin-
kullanmayı 40 yılda öğrendim.” Krzysztof tane, 1990’da Fas’ta yayımlandı. Yazar, ca, binlerce yıl saraylar-
den düştü. Kütüphanesi
Penderecki’ye göre “Tüm büyük besteci- 1967’de yakalandığı tüberküloz sonucu da, sokaklarda, meydanlarda birlikte dans
bir arsa-i tenhai gibi kala-
ler mezarda!” Eleni Karaindrou besteleriyle hastanede geçirdiği altı ay, bu süreç bo- edip bireylerin, toplumların yaşamına ya-
rak dört ay evvel okumak-
yeryüzünün dört bir yanındaki acılara ay- yunca eşi Naima’ya yazdığı mektuplar ve şam enerjisini, kahkahayı, umut ve diren-
ta olduğu Muse’nin mecmua-i eş’ârı güya
na tuttuğunu söylüyor. Arvo Part ise “Dün- Fas’ın kolektif belleğinden aklında kalan ci taşıdı. Dostluğun ve barışın savunusunu
natıka-i hâlî [boş konuşma] imiş gibi açık,
yada acı çeken o kadar çok insan var ki, parçaları bu romanda bir araya getirdi. Be- üstlendi. Hak ettiği saygınlığı ilk kez MÖ 5.
perişan bir surette yuvarlanmış, Hugo ihti-
her biri için bir senfoni yazamam” diyor. lirsiz bir zamanda, belirsiz bir coğrafyada yüzyıldaki Dionysos Şenlikleri’nde elde et-
yar çehresi ile yüzükoyun kapanmış, hok-
Muammer Sun, yurt sevgisini coşkuyla di- geçen hikâye, hastanenin giderek bir ha- ti. Aristophanes gibi dehaların elinde mü-
kasında mürekkebi kalmamış, kalemi pas-
le getiriyor: “İyi ki bu topraklarda doğmu- pishaneye dönüşmesini anlatıyor. Kapı- kemmelleşti. Anadolu coğrafyasında tür-
lanmış bir hâlde odada mahpus kaldı.” Ki-
şum.” Pek çok çağdaş besteci yapıtlarının lar kayboluyor, yaşayanlar ölüleri andırı- külerle, kent yaşamında şarkılarla varlığı-
taptan... Ahmet Rasim’in kaleminden çı-
seslendirilmemesinden yakınırken İlhan yor. Kan, gözyaşı ve pislik hastaların etra- nı sürdürdü. 20. yüzyılın başında Tatavla
kan bu dört anlatı (“Maişet”, “Sabiha, Asa-
Usmanbaş tam aksi fikirde: “Şikayet et- fını sararken ölüm de aralarında dolaşıyor, Şenlikleri’yle İstanbul’un sokaklarını şen-
bi Kız” ve “Derd-i Dil”), geç Osmanlı İstan-
miyorum, hatta bazen seslendirilmemesi- dost oluyor onlarla. Doktorlar ve hemşire- lendirdi. Kantolarla, operetlerle sahnele-
bul’unun edebi panaromasının yanı sıra
nin avantajını yaşıyorum.” Bestecilerle Baş ler ortadan kayboluyor, cesetler hastalar re hâkim oldu. Etkisi Cumhuriyet döne-
gündelik yaşamını, insan ilişkilerini ve de-
Başa, Nurhan Olcayto’nun 1972’de 8 Türk tarafından taşınıyor. Bouanani, tıpkı Sâdık minde çoksesli müzikten pop, rock, pro-
ğişen toplum yapısını usta bir gözlem gü-
bestecisine yönelttiği soruların yanıtlarıyla Hidâyet, Franz Kafka ve Thomas Mann gi- test şarkılara kadar yayıldı. Serhan Yedig,
cüyle yansıtıyor. Kimi zaman Boğaziçi’nde
Serhan Yedig’in 2002-2017 arasındaki 17 bi yaşamın dayanılmaz ağırlığından kur- Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Müzikte Mizah
bir yalıda kimi zaman sokakta bir kadın-
röportajını bir araya getiriyor. tulmak için metaforlara sığınıyor. Bu yol- adlı kitabında, müzikal mizahın yaşadığı-
la kimi zaman da içe dönük bir karakte-
culukta hiçbir yere gidilmediği halde tuhaf mız coğrafyadaki son 300 yıllık serüvenini
Gemilerle Edebiyata
rin sessiz düşüncelerinde dolaşan bu me-
yerlere varılıyor. ele alıyor, bıraktığı izleri kayda geçiriyor.
Yolculuk / Fatma
tinler, hem dönemin ruhunu hem de bi-
Erkman Akerson / Çakal / Frederick İz Bırakan Denetim
reylerin dünyasını yakından tanımaya ola-
İthaki Yay. / 152 s. Forstyth / Çev. Doğan Elemanları / Fazlı
nak sağlıyor. Yarım kalmış romanlar, kı-
Aydoğan / Beyaz Köksal / Akıl Fikir Yay.
sa hikâyeler ve gerçek yaşam sahneleriy-
Nuh’un Gemisi’nden
Baykuş Yay. / 424 s. / 310 s.
le şekillenen bu derleme; İstanbul’u, aşkı,
“Atılgan”a, “Sarhoş
kadınları ve toplumsal dönüşümü anlatır-
Gemi”den “Tiamat”a! Ro- Bazen yalnızca tek bir Fazlı Köksal, 20 yıla va-
ken yer yer dokunaklı ve düşündürücü bir
manları ve anlatı metinle- kurşun, bir ülkenin ka- ran bir çalışmanın ürünü
okuma deneyimi sunuyor.
riyle olduğu kadar, gös- derini sonsuza dek de- olan incelemesi İz Bırakan
tergebilim, dilbilim ve edebiyat kuramla- ğiştirebilir! Fransa cum- Denetim Elemanları’nda,
Bestecilerle Baş Baş
rı alanındaki çalışmalarıyla da tanınan Fat- hurbaşkanı hedefte. Sui- edebiyat, siyaset, sanat,
/ Nurhan Olcayto,
ma Erkman Akerson, Gemilerle Edebiya- kast emri verildi. Ve tek bir isim var: Ça- bilim, sivil toplum gibi mesleklerinin dışın-
Serhan Yedig /
ta Yolculuk adlı incelemesinde, bazen gü- kal. 1960’ların çalkantılı Avrupa’sında, daki alanlarda iz bırakan 32 farklı denetim
Kitapyurdu Doğrudan
venli bir ev, bazen de tekinsiz bir yok-yer Fransa’yı sarsacak büyük bir siyasi sui- biriminde görev yapmış 300’e yakın fark-
Yay. / 210 s.
sayılabilecek gemilerin edebiyat evrenin- kast planı sessizce hazırlanıyor. Sıra dı- lı unvandaki denetim elemanının (müfettiş,
Eski ses bantlarında, ga- deki serüvenine ışık tutuyor. İlkçağlardan şı bir profesyonel, isimsiz ve izsiz bir su- denetçi, kontrolör, hesap uzmanı vb.) ya-
zete ve dergi sayfalarında günümüze, dümen düşüncesinin kökenin- ikastçı, dünyanın en iyi korunan liderle- şamöykülerinin yanı sıra yapıtlarından, ko-
kalmış, keşfedilmeyi bekle- den uzay mekiklerine, romanlardan şarkı- rinden birini öldürmek üzere görevlendi- nuşmalarından, haklarında söylenenlerden
yen özel röportajlar... Ce- lara ve şiirlere, Homeros’tan Eco’ya uza- riliyor. Zaman daralıyor. Polis her taşın alıntılar da paylaşıyor.
14 31 Temmuz 2025