09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
DUNYA Karşılıklı restleşmeye devam Gözler Katalonya Özerk Bölgesi’nin yarın yapacağını duyurduğu halkoylamasına çevrilmişken MadridBarselona arasındaki çekişme sürüyor. İspanya hükümet sözcüsü Inigo Mendez de Vigo, merkezi hükümetin pozisyonunu bir kez daha dile getirerek “1 Ekim’de referan dum olmayacağı konusunda ısrarlıyım” dedi. Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont ise Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararla yasadışı ilan edilen referandumu düzenleme konusunda kararlı olduklarını yineledi. Katalan hükümeti sözcüsü Jordi Turull’un da aralarında olduğu yetkililer dün oy sandığı ile poz verdi. Cumartesi 30 Eylül 2017 Barzani [email protected] EDİTÖR: BETÜL BERİŞE TASARIM: MÜGE KAYGUSUZ top çeviriyor [email protected] 7 Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) geçen pazartesi düzenlediği bağımsızlık referandumuna karşı Bağdat’ın ilk yaptırımı olan hava ambargosu yürürlüğe girdi. Bağdat’ın Erbil ve Süleymaniye havaalanlarına uluslararası uçuşların dün akşam 18.00’den itibaren askıya alınması kararına yabancı havayolları uyuyor. Havadan ulaşımın artık Bağdat üzerinden yapılacağı IKBY’de sınır kapıları da askeri operasyon tehdidi altında. Dün ilk olarak Ürdün merkezli Al Ghad gazetesi, IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin, Irak Cumhurbaşkanı Fuat Masum aracılığıyla Irak Başbakanı Haydar İbadi’ye sözlü mesaj gönderdiğini iddia etti. Habere göre Barzani, bölgenin Türkiye, İran ve Suriye ile 3 kapı ve havalimanlarının kontrolünü Irak merkezi hükümetine devretmeyi kabul ediyordu. Ardından Irak Sınır Kapıları Kurumu, bugün itibarıyla IKBY sınır kapılarını kontrolleri altına alacaklarını, 3 askeri konvoyun bölgeye gideceğini duyurdu. Bunun üzerine Erbil merkezli Rudaw TV, “IKBY, hiçbir sınır kapısının Bağdat’a teslim edilmeyeceğini ilan etti” diyerek Bağdat’a ret kartının çıkarıldığını savundu. Türkiye ile ortak hareket Akşam saatlerinde Irak Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında Bağdat’ın İran ve Türkiye ile koordinasyonlu bir şekilde IKBY sınır kapılarının kontrolünü ele geçirmeyi planladığı belirtildi. IKBY’den değil, sadece Bağdat’tan Tartışmalı referandum sonrasında yükselen tepkileri dindirme çabasındaki IKBY’nin, sonuçları iki yıl askıya alabileceği iddia ediliyor ABD: REFERANDUMU TANIMIYORUZ Türkiye’den havayolları dün IKBY’ye son gidişgeliş seferlerini yaparken bölgedeki Türkiye vatandaşlarının çoğu yurda döndü. Dün İstanbul’a inen yolcular, Habur’dan araçla gidip gelmenin çok zor olacağına dikkat çekti. petrol alınması kararına da Türkiye’nin ardından İran da uyduğunu açıkladı. Tahran, İranlı şirketlerin IKBY’den çift yönlü petrol ürünü sevkıyatını geçici olarak yasakladı. Bağdat’la pazarlık BM ile ABD arabuluculuk tekliflerini tekrarlarken Barzani tecrit kıskacını gevşetmenin yollarını arıyor. Daha önce ABD liderliğinde uluslararası toplumun referandumun ertelenmesi için sunduğu alternatifler, bağımsızlığı, Bağdat’la müzakere edilecek konular arasına koyuyor, ama garanti etmiyordu. Barzani ise iki yıl içinde bağımsızlığa yol açacak şekilde Bağdat ile müzakerelere uluslararası garanti istediğin den alternatifleri reddetmişti. Bu kez Barzani ile Irak Cumhurbaş kanı Yardımcısı İyad Allavi arasındaki pazarlık gündeme düştü. Allavi’nin Bağdat’la tüm sorunların görüşülmesi için referandum sonuçlarının askıya alınmasını istediği mektubuna 28 Eylül’de yanıt gönderen IKBY Başkanı’nın, bu girişime destek verdiği belirtildi. Allavi’ye göre Barzani, Irak’tan ayrılma sürecini 2 yıl dondurmaya hazır olduğunu, bu süre içinde tüm konuların ön şartsız görüşülebileceğini, Kerkük ve petrolü meselesinin de Irak anayasasının 140. maddesi doğrultusunda halledilmesi gerektiğini söyledi. 140. madde, Kerkük ve diğer statüsü tartışmalı bölgelerde nüfus IKBY’nin bağımsızlık referandumuna ilişkin ABD'den bir açıklama daha geldi. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, “ABD, IKBY'nin tek taraflı bağımsızlık referandumunu tanımıyor. Oylama ve sonuçların meşruiyet taşımadığını belirtiyor ve birleşik bir Irak'tan yana olduğumuzu tekrarlıyoruz” dedi. Berlin gözden geçirecek Almanya da bağımsızlık referandumunun ardından peşmergelere askeri desteğe devam edip etmeyeceğini gözden geçirme kararı aldı. Dışişleri Sözcüsü Martin Schäfer, bölgedeki durumun nasıl gelişeceğini “sükunet içinde” gözlemleyeceklerini söyledi. sayımı ve sakinlerinin iradesini tespit için en geç 2008’e dek referandum düzenlenmesini öngörüyordu. Referanduma bir hafta kala ABD, Britanya ve BM’nin sunduğu alternatifin içeriğini de Washington Post yazarı David Ignatius aktardı. ABD Dışişleri’nin yol haritası şöyleydi: “BM’nin arabuluculuğunda Bağdat’la 3 yıllık müzakerelerde bağımsızlık dahil tüm anlaşmazlıkların madde madde ele alınması.” Reuters, Bab’da konuşlu TSK konvoyunu fotoğrafladı. Trump Küba için düğmeye bastı İran Hamas’ı ittifaka katıyor Türkiye Rusya ve İran’la birlik te Astana sürecine girerek Suriye politikasını değiştirirken İhvan bağlantılı Hamas da İran ve Suriye ile ittifaka geri dönüyor. Yeni bir liderlik seçen Hamas’ın, ağustosta Tahran’a heyet gönderip İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yemin törenine katılması ve İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından kabul edilmesinin ardından sıra Suriye’ye geldi. Tahran ve Lübnan Hizbullahı’nın arabuluculuk çabaları sonucunda Hamas’ın üst düzey bir isminin Suriye’ye gittiği savunuldu. Yakın Doğu Haber’in aktardığına göre Londra’da yayımlanan Rey el Youm gazetesi, söz konusu Hamas liderinin Şam’la ilişkileri eski haline döndürmek için Baas Partisi ve güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yaptığını ama Suriye tarafının hemen cevap vermediğini, Hamas’la barışın gelecek bir tarihe bırakılmasını istediğini yazdı. Hamas ile Şam yönetiminin barışmasını isteyen taraflar arasında Mısır istihbaratının da bulunduğu öne sürüldü. IŞİD saldırdı: 73 ölü Bu arada IŞİD, Humus ile Deyr ez Zor arasındaki tedarik hattında bulunan Suhna kasabasında Suriye hükümet güçlerine saldırdı. Muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırıda en az 73 güvenlik gücü üyesinin öldüğünü duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump, selefi Obama döneminde İran’la varılan nükleer anlaşma gibi Küba ile de varılan tarihi uzlaşıya karşı muhalefetini sürdürürken dün Washington’ın Havana’daki elçiliğinde personel kısıtlamasına gideceği açıklandı. ABD ile Küba arasında eski Başkan Barack Obama’nın açılımlarıyla yumuşayan ilişkiler, Havana ile normalleşme sürecini iptal eden Trump döneminde gerilmeye devam ediyor. Seyahat uyarısı yapıldı ABD’nin Havana Büyükelçiliği’nde görev yapan diplomatlarının bilinmeyen bir nedenle işitme kaybına uğradığı açıklamaları sonrası Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, ABD’nin Küba’daki personelini yüzde 60 oranında azaltacağını duyurdu. Küba’da yalnızca “acil durum” personelinin kalmasına izin verilirken diplomatların bir an ön ce aileleriyle birlikte Küba’yı terk etmesi istendi. Tillerson, Küba’ya yönelik vize işlemlerini askıya aldıklarını belirtti. ABD’li turistlere, “bazı saldırıların otellerde gerçekleşmesi” dolayısıyla Küba’ya gitmeme yönünde seyahat uyarısı yapılacak. ABD’nin Havana Büyükelçiliği’ni kapatma ihtimali de değerlendirilirken Tillerson Washington’ın Havana ile diplomatik ilişkileri devam ettireceğini açıkladı. ABD, 50 yıl aradan sonra 2015’te Küba’da elçilik açmıştı. Elçilikte aralarında diplomatlarla aile üyelerinin bulunduğu 21 kişinin işitme kaybı, baş ağrısı gibi şikâyetleri olduğu ağustosta basına yansıdı. Diplomatların sağırlığa yol açabilen bir tür sonik cihazıyla saldırıya uğradığı iddia ediliyor. Küba Dışişleri Bakanı Eduardo Rodriguez ise iddiaları soruşturduklarını, ama olayın kaynağını doğrulayacak hiçbir kanıt bulamadıklarını söylemişti. ABDRUS MEDYASINDA KARŞILIKLI SUÇLAMA Rusya ile ABD arasındaki medya savaşı kızışıyor. Twitter’ın geçen yıl ABD’de düzenlenen başkanlık seçimleri sırasında Rusya merkezli hesaplardan paylaşım aldığını duyurması, Russia Today (RT) kanalının ABD’de reklamlar için 274 bin 100 dolar harcadığı ve RT’ye bağlı üç farklı Twitter hesabından toplam 1823 paylaşım yapıldığı yönündeki açıklamalarına Sputnik ve RT Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan’dan “Bu açıklamalar bizi havalimanları, taksiler, reklam panoları, internet, televizyon ve radyo reklamları için de para harcadığımızı itiraf etmeye zorluyor. Reklamlarımız CNN’de bile gösterildi” tepkisi geldi. Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişimi Denetleme Kurumu ise ABD kanalı CNN’e Rus basın yasasını ihlal ettiği suçlamasında bulundu, kanal yetkililerinin konuyla ilgili bilgi almak için çağrıldığı duyuruldu. KATLANIYAOCRIBATTAATVRIŞ,EAOIYKKNAAALNNYAILTPRILECVAKAANRRIEÖLÜ İstasyonda ölümcül izdiham Hindistan’ın hınca hınç dolu bir şekilde yolculuk edilmesiyle tanınan tren seferlerinin birinde aniden bastıran Muson yağmuru paniğe yol açarak en az 22 kişinin hayatını kaybettiği ve 36 kişinin yaralandığı faciaya dönüştü. Dünyanın en büyük dördüncü demiryolu ağına sahip Hindistan’da 20 milyon nüfuslu finans merkezi Bombay ile Mumbai arasındaki tren seferinde aniden başlayan yağmurdan kaçmak isteyen yolcular panikle birbirlerini ezdi. Sağlık Bakanı Deepak Sawant, “Yaralıların bazıları kötü durumda, ölü sayısının artmasından endişe ediyoruz” diye konuştu. Myanmar’ın çoğunluğu Müslüman nüfuslu Arakan eyaletinde İslamcı ARSA örgütünün 25 Ağustos’taki silahlı saldırıları sonrasında ordu ve Budist milislerin kanlı misillemeye girişmesiyle tırmanan krizde insani felaket tablosu her geçen gün ağırlaşıyor. Son olarak önceki gün Bangladeş’e sığınma arayışında olan Arakanlı Müslüman sığınmacıların içinde olduğu bir teknenin batması sonucu aralarında çocukların da olduğu en az 60 kişinin yaşamını yitirmiş olabileceği duyuruldu. Faciadan sağ kurtulanlardan Abul Kelam (55) eşinin, iki kızının ve bir torununun boğularak öldüğünü söyledi. “Silahlı Budistler bir hafta önce köyümüzü basarak varımıza yoğumuza el koydular” diyen Kemal, “Orduya dilekçe verip olayı anlattık ama ‘Myanmar’da silahlı Budist çete yok’ yanıtı aldık” sözleriyle kaçmak zorunda kalma gerekçelerini anlattı. ‘Silah sevkıyatı dursun’ Uluslararası Göç Örgütü bir açıklama yayımlayarak 23 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını ve 40 kişinin halen kayıp olduğunu ve 17 kişi nin kurtulduğunu bildirdi. ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Nikki Haley, BM üyesi ülkelere Myanmar’a silah sevkıyatını durdurma çağrısı yaptı. Bangladeş’teki zaten aşırı kalabalık nedeniyle açlık ve susuzluk yaşanan kamplara ulaşan Arakanlı sayısının 502 bini bulduğu açıklandı. Arakan eyaletinde yerinde incelemeler yapmasına Myanmar hükümetinin izin vermediği BM Myanmar Özel Temsilciliği ise ülkedeki görev sürelerini Eylül 2018’e kadar uzattıklarını duyurdu ve hükümete işbirliği çağrısı yaptı. Katalonya meydan okuyor “M ilim geri adım atmayacaksınız!” Madrid’de tutucu Mariano Rajoy hükümetinin güvenlik güçlerine verdiği emir bu. İspanya merkezi hükümeti, yarın yapılması söz konusu olan “ayrılıkçılık referandumunu” engellemek üzere Barselona’ya 10 bin polis gücü sevk etti. İspanyol güvenlik birimleri, normalde Madrid’den bağımsız hareket eden ve “Mossos” tabir edilen yerel güvenlik güçlerini denetlemekle yükümlü. “Mossos” ile İspanyol polisinin bu fiiliyatta, el ele Katalonya’da sandıkların kurulmasını engellemesi demek oluyor. Katalanlar bunu, “özerkliklerinin askıya alınması” olarak görüyor. Madrid de “bölünmez bütünlük” öngören ulusal anayasaya karşı referanduma kalkışılmasını bir “başkaldırı” şeklinde değerlendiriyor. Özetle düzenin temelindeki “anayasal uzlaşma zemini” çökmüş durumda. Şimdi, “Katalonya’nın bağımsız cumhuriyet olmasını ister misiniz” sorusunun sorulacağı oylamada; Katalan güvenliklerin bir de Madrid güçlerinin emirlerine itaat etmemesi halinde neler olabileceği konuşuluyor. İspanyol güvenliğiyerel güvenlik arasında bir açık çatışmaya kadar gidebilecek bir karşıtlaşma, yarın yaşanabilecek en kötü kâbus senaryosu. Avrupa kaygılı MadridBarselona arasında ay başından itibaren tırmanan bilek güreşinin her aşaması ayrı bir kâbus oldu. Referanduma giden süreçte, İspanyol polisi Katalan hükümeti binalarını bastı, yerel liderlerin evlerine baskın düzenledi, kimini tutukladı; oy sandıklarına, pusulalara el koydu. Yarın, işte bu “zor” yöntemlerinin, 1 Ekim’i engellemekte ne denli etkin olduğunu göreceğiz. Avrupa’dan hiç ses çıkmıyor. Eski Kıta’da benzeri gelişmeleri tetikleyebilecek süreci Avrupa başkentleri büyük bir kaygı ve sessizlik içinde izliyor. İnternette, Rajoy’a meydan okuyan Katalanların yeni oy pusulalarını Avrupa dışındaki ülkelerde (özellikle İsrail’de!) bastırdıklarına dair haberlere rastlanıyor. Ayrılıkçılar yollarda bu süre içinde referandum yanlısı gösterilere devam ediyor; itfaiyeciler dahi yollara çıkıyor, meydanlara dökülen 16 bin öğrenci, halkın oy kullanabilmesi için okullarda nöbet tutacaklarını açıklıyorlar. Yerel hükümet başkanı Carles Puigdemont da, “Biz bu oylamayı ya yapacağız, ya yapacağız!” diye diretiyor. Gelişmiş Batı demokrasilerinde bu denli keskin bir karşıtlaşma hiç görülmüş bir şey değil. 193639 arasında Avrupa’nın en kanlı iç savaşına tanık olan ülkede, iç savaşın en dramatik evrelerinin ulusalcı Franco güçleriyle Katalan Cumhuriyetçileri arasında geçtiğini hatırlayanlar, yarın olabileceklerden çok büyük kaygı duyuyor. Toplumsal yara Merkezi hükümet ve yerel hükümet kurumları arasındaki bu hesaplaşma, toplumsal karşılığını yurttaşlar arası ilişkilerde de buluyor. Katalan aileler “ayrılıkçılar” ve “ayrılıkçılık karşıtları” arasında ikiye bölünmüş durumda. Katalan milliyetçiliğine karşı İspanyol milliyetçiliği şahlanırken, Katalan İspanya halkları arasındaki nefret büyüyor. Madridli bir arkadaşım, bana sokağının resmini yollamış. Sokak baştan sona İspanyol bayraklarıyla dolu. Katalonya’da sokaklara taşan Katalan bayraklarına karşı, İspanyollar da evlerindeki bayrakları çıkarıp anlaşılan balkonlarına asıyorlar. Bu sürtüşmelere ek olarak ülke bir ekonomik fatura ödeyecek. Belirsizlikten korkan dış yatırımcılar örneğin tedirgin. Sadece Barselona’nın yılda 18 milyon turiste ev sahipliği yaptığı ülkede turizm kuşkusuz etkilenecek. Bu ve benzeri faktörler, yüzde 3 olması beklenen büyüme oranını eli mahkum düşürecek. İspanya yeni bir evreye giriyor. Bu yeni evrenin, barışçı diyalog yollarıyla mı biçimleneceğini, yoksa şiddet spiraliyle mi şartlanacağını yarından sonra göreceğiz. AB reform hazırlığında Avrupa Birliği (AB) liderlerinin Estonya’nın başkenti Talinn’deki toplantısında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Brexit’in ardından 2024’e uzanan geniş çaplı reform talebi destek buldu. Almanya Başbakanı Angela Merkel, ilkesel olarak reformları desteklediğini söylerken Macron’un daha ziyade ortak savunma, göç, iltica politikaları önerisine destek verdi. Macron AB’nin ortak bütçe ve Avro bölgesi maliye bakanlığına geçmesini de savunuyor. Bu, Merkel’in potansiyel koalisyon hükümeti ortağı Hür Demokrat Parti’nin reddettiği politikalar. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle