24 Mayıs 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
DUNYA Brüksel’de terör alarmı Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan merkez tren istasyonunda, bomba yüklü yelek giymiş bir şahıs etkisiz hale getirildi. Avrupa; Britanya ve Fransa’daki saldırılarla diken üstündeyken dün akşam Brüksel’de bulunan ülkenin en yoğun tren istasyonunda küçük bir patlama meydana geldi. Patlamanın ardından tren seferleri durdurulurken, ana meydan boşaltıldı. Belçika polisi, bomba yüklü yelek giymiş bir şahsın etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Polis, patlamada saldırgan dışında yaralanan olmadığını açıkladı. Bazı görgü tanıkları saldırganın ‘Allahü Ekber’ diye bağırdığını söyledi. Çarşamba 21 Haziran 2017 [email protected] EDİTÖR: BETÜL BERİŞE TASARIM: MÜGE KAYGUSUZ Uçaklar yere indi 7 ABD’nin Suriye jetini düşürmesi, buna Rusya’dan gelen sert tepkinin ardından Avustralya, Suriye’de hava operasyonlarını geçici olarak durdurdu ABD liderliğindeki IŞİD karşıtı koalisyonun parçası olan Avustralya, Suriye’deki hava operasyonlarını askıya aldı. Uçakların yerde kalması kararı, geçen pazar günü ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin Rakka’nın güneybatısında Tabka yakınında bir Suriye uçağını düşürmesi, buna Rusya’dan yükselen “Fırat’ın batısında uçan her şeyi hedef alırız” açıklamasının ardından geldi. WashingtonMoskova hattında tansiyonun artmasının ardından Avustralya ordusu sözcüsü, “Tedbir amaçlı Suriye’deki hava operasyonlarını geçici olarak durdurduk” dedi, ancak diğer yandan da Irak’taki faaliyetlerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi. Suriye ve Irak’ta IŞİD’e yönelik nihai operasyonlar sürerken sahada güç mücadelesi daha da sertleşiyor. IŞİD sonrası toprak hâkimiyetine ilişkin gerek ülke yönetimlerinin gerekse ABD, Rus İSRAİL’E BM’DEN CİHATÇI UYARISI İsrail ordusunun Suriye’deki cihatçılarla ilişkide olduğu iddiaları sürerken bu kez BM’den de uyarı geldi. Haaretz gazetesinin haberine göre, BM Ateşkes Gözlemci Gücü’nün hazırladığı raporda İsrail ile cihatçı gruplar arasındaki temasın ve etkileşimin arttığına dikkat çekildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından BMGK üyesi ülkelere sunulan raporda, bunun bölgede gerilimi yükseltebileceği uyarısında bulunuldu. BM Gücü’nün 2 Mart16 Mayıs arasında yaptığı gözlemlere göre, İsrail ordusu ile cihatçı gruplar 16 kez görüşme yaptı. Görüşmeler, BM kontrol noktalarının yakınlarında, işgal altındaki Kuneytra ve Golan Tepeleri’nde gerçekleşti. Gözlemciler, bazı görüşmelerde personel ve tedariklerin transfer edildiğinin görüldüğünü aktardı. İsrail ordusu ise transferlerin “insani ve tıbbi yardım” olduğunu savunuyor. ya, İran’ın aralarında olduğu dış aktörlerin birbirlerine yönelik “kırmızı çizgiler” çekmeye çalıştığı yorumları yapılıyor. Sahada yer alan Şam yanlısı bir grubun komutanı Reuters’a verdiği demeçte, gerek İran’ın Tahran’daki IŞİD saldırılarına misilleme hafta sonu Suriye’de Deyr ez Zor’da cihatçı hedefleri vurmasına, gerek ABD’nin, desteklediği YPG’nin ana unsuru Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) koruma çerçevesinde Suriye jetini düşürmesine, gerekse sahada Suriye ordusu ile SDG arasındaki çatışmalara dikkat çekerek tarafların birbirlerine “uyarıya giriştiklerini” söylüyor. Bu arada kimi kaynağa göre düşürülen jetin pilotu Suriye güçlerince bulundu, sağlık durumu da iyi. İHA düşürüldü Suriye’de gerilim daha da artarken dün gündeme ABD liderliğindeki koalisyonun Şam yönetimi yanlısı güçlere ait silahlı İran yapımı bir İnsansız Hava Aracı’nı (İHA) Ürdün sınırında vurup düşürdüğü haberi yansıdı. Suriye ordusunun ise IŞİD’in kalesi Rakka’nın güneyinden Deyr ez Zor’a doğru ilerleme adına son derece stratejik önemde olan antik Rusafa kasabasını cihatçılardan geri aldığı savunuldu. IŞİD’e darbe ABD, 31 Mayıs’ta Suriye’ye yönelik hava saldırısında, örgütün “Büyük Müftü” olarak da tanınan üst düzey ismi Turki el Bin Ali’nin öldürüldüğünü duyurdu. Bin Ali’nin adı daha önce IŞİD vahşetinin hedefi olan Ezidi kadınlar için “helal fetvası çıkardığı” iddialarının merkezindeydi. Öte yandan Suriye’de ateşkese ilişkin Rusya, Türkiye ve İran’ın inisiyatifiyle yaşama geçirilen Astana görüşmeleri için yeni tur 45 Temmuz’da. Musul’dan sivillerin çıkış çabası sürüyor. BM, Musul’da 100 binden fazla sivilin olduğuna inandıklarını, kentte gıda, su ve ilaç sıkıntısının ciddi boyutta olduğunu duyurmuştu. İki gazeteci yaşamını yitirdi Irak ordusunun Musul’un IŞİD’den kurtarılması yönünde kentin içlerine doğru ilerleyişi sürerken bölgedeki çatışmalar da şiddetlendi. Ordudan sivillere güvenli alanlara ulaşma, IŞİD militanlarına ise “ya teslim olun ya da öleceksiniz” şeklinde çağrılar yaptıkları kaydediliyor. Musul’u kurtarma operasyonunda nihai aşamada ordu güçlerinin IŞİD’in tuzak ladığı bombalar olabileceği gerekçesiyle zaman zaman yavaşladığına da işaret ediliyor. Önceki gün de bölgeden acı haber geldi. Musul operasyonunu izleyen bir grup gazeteci mayınların hedefi oldu. Fransız kanalı için çalışan Stephane Villeneuve ile Iraklı gazeteci Bahtiyar Haddad yaşamını yitirdi. İki Fransız gazetecinin de yaralandığı kaydedildi. ABD ÖSO’YU TAKİPTE... Türkiye’nin ÖSO için başlattığı yeni askeri eğitim ve destek faaliyetlerinin, IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun yakın takibine alındığı belirtildi. IŞİD karşıtı koalisyonun Bağdat’taki askeri sözcüsü ABD’li Albay Joseph Scrocca, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, ÖSO’ya verilen askeri eğitim ve silahlandırma çalışmalarının takip edildiğini kaydetti. IŞİD’den alınan toprakların esas sahiplerine ve bu bölgelerin yerel temsilcilerine iade edilmesini istediklerini savundu. Öte yandan TSK’nin desteklediği ÖSO’ya bağlı Sultan Murad Tugayı’nın El Bab’daki karargâhına saldırı düzenlendiği, iki komutanın öldüğü, 12 üyesinin yaralandığı belirtildi. Sputnik’in haberinde saldırının ÖSO içindeki IŞİD militanlarınca yapılmış olabileceğinden şüphe edildiği kaydedildi. Muhaliflere telekulak Warmbier, K. Kore’de 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Warmbier’in şüpheli ölümü Kuzey Kore’de yaklaşık 15 ay gö zaltında tutulduktan sonra geçen hafta koma halinde serbest bırakılıp ülkesine geri gönderilen ABD’li öğrenci Otto Warmbier’in yaşam savaşını kaybettiği açıklandı. ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore’nin “acımasız rejimini” kınadığını söyledi. Trump, Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada, “Kötü şeyler yaşandı ama en azından onu ailesinin yanına evine getirebildik” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ise “Kuzey Kore’yi Warmbier’in haksız tutukluluğundan sorumlu tutuyoruz ve yasadışı bir şekilde gözaltında tutulan üç diğer Amerikalının bırakılmasını talep ediyoruz” dedi. ?Kaldığı oteldeki bir propaganda afişini çalmakla suçlanan Warmbier, geçen yıl mart ayında Kuzey Kore Yüksek Mahkemesi tarafından bir saat süren yargılamada 15 yıl ağır iş cezasına mahkum edilmişti. Pyongyang, ABD’li öğrencinin gıda zehirlenmesi geçirdiğini, kendisine uyku hapı verildiğini ve o günden sonra komaya girdiğini savunuyor. Warmbier’in ailesi ise oğullarının K. Kore’de gördüğü kötü muamele nedeniyle hayatını kaybettiğini söylüyor. Warmbier’in tedavi gördüğü hastaneden de gencin “ağır bir beyin travması” geçirdiği bildirilmişti. ‘8 ayda 3 bin kişi can verdi’ BM, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde hükümet destekli milis güçlerinin etnik nedenli saldırılar gerçekleştirdiğini açıkladı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, uluslararası soruşturma çağrısı yaparken Kinshasa hükümetini vahşet iddialarıyla ilgili inceleme yapmamakla suçladı. Katolik Kilisesi’nin dün yayımladığı raporuna göre, Kasai’de güvenlik güçleri ve milisler arasındaki son 8 aydır süren çatışmalarda 3 binden fazla kişi öldü. Meksika’nın önde gelen gazeteci ve aktivistleri, hükümetin telefonlarını “hackleyerek” kendilerini gizlice dinlediği ve casusluk yaptığı gerekçesiyle yetkililere suç duyurusunda bulundu. ABD’li New York Times gazetesi önceki gün, Meksika hükümetinin suçluların takibi için kullanılan bir casus yazılım üzerinden yolsuzluk iddialarını araştıran muhalif seslerin telefonlarını dinlediği iddiasına yer vermişti. Habere göre Pegasus adı verilen yazılım, hedef alınan kişinin telefonunu adeta bir “dinleme cihazına” dönüştürüyor. Meksika hükümeti ise özel hayatın gizliliğine saygı duyduklarını söy leyerek iddiaları reddediyor. Pegasus yazılımının İsrailli NSO Group şirketi tarafından Meksika’nın federal kurumlarına “sadece suçlu ve teröristleri soruşturmak için kullanılması” şartıyla satıldığı belirtiliyor. Yazılım, telefonun mikrofonunu ve kamerasını etkinleştirebiliyor. Aynı zamanda akıllı telefonlara sızarak, arama, mesajlaşma ve diğer iletişim kayıtlarına ulaşabiliyor. Ancak Meksika hükümetinin, bu yazılım üzerinden 2014’te 43 öğrencinin kaybolduğu olayları ve yolsuzluk iddialarını soruşturan gazeteci, avukat ve aktivistleri hedef aldığı ifade ediliyor. Şu ana kadar casus yazılım la dinlendiğini iddia eden dokuz kişi suç duyurusunda bulundu. Flynn danışmanmış Haaretz gazetesinin haberinde ise Meksika hükümetine programı satan İsrailli NGO Group şirketinin OSY Technologies gibi isimler altında da faaliyet gösterdiği, OSY Technologies’in danışmanlığını ise geçen ocak ayına kadar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya bağlantıları iddiaları nedeniyle istifa eden eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in yaptığı belirtildi. Flynn’in FBI tarafından, Türkiye’de lobicilik faaliyetlerine ilişkin olarak da soruşturulduğu basına yansımıştı. Venezüella’da sular durulmuyor Venezüella’da sağcı muhalefet liderliğindeki Maduro yönetimi karşıtı protestolar sürerken şiddet olaylarında yaşamını yitirenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Hükümet karşıtı gösterilerde önceki gün 17 yaşında bir eylemcinin yaşamını yitirdiği duyuruldu. Muhalefet kaynakları gencin, polis tarafından vurularak öldürüldüğünü savundu. Bu son can kaybıyla birlikte Nisan ayından bu yana gösterilerde ölenlerin sayısı 73’e yükseldi. Başkent Caracas’ta önceki gün düzenlenen gösteriye yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Polis göstericilere tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti. Göstericiler ise polise taş, motolofkokteylleri ve fişekler attı. Çıkan olaylarda 27 kişinin yaralandığı açıklandı. Ve nezüella İçişleri Bakanı Nestor Reverol, müdahaleyle ilgili “ölçüsüz güç kullanıldığını, sorumlular hakkında soruşturma başlatılacağını” söyledi. Öte yandan, Amerikan Devletleri Örgütü, Venezüella’daki krizi görüşmek için Meksika’nın Cancun kentinde dün bir araya geldi. Örgüt yoğun tartışmalara rağmen krizle ilgili ortak bir görüş belirleyemedi. Suriye’nin Leningrad’ı Suriye’nin Stalingrad’ı Halep’ti. İhvan’dan El Kaide’ye uzanan şeriatçı gruplar önce 2011 yazında silahlı isyanlarına katılmayan Haleplileri “hain” ilan etmişti. Haleplilerin bir kısmı bir sene sonra bu grupların mahallelerine yerleştiğini gördü. Şehir yıllarca Batı medyasında “Suriye ordusunun kuşatması altında” diye sunuldu. Aksine asla tümüyle cihatçı grupların eline düşmemişti. Ve yıllar süren ağır savaşın ardından Halep, doğu mahallelerinde sıkışan gruplardan ancak altı ay kadar önce özgürleştirilebildi. Batı’daki medyacıların El Kaidecilere dayanarak yürüttüğü, çocukları meze yaptığı kampanyaları boşa çıktı. Bugün kurtarılmış ve eski haline dönmeye çalışan Halep’ten söz açmıyorlar. En son birinci sayfalarını süsledikleri “Ümran”la ilgili yalanları serilmişken, edecek kelamları yok. HHH Suriye’nin Leningrad’ı ise Deyr ez Zor’dur. İkinci Dünya Savaşı’nda Eylül 1941’de Nazi Almanyası’nın kuşatması altına giren, bugünkü ismiyle St. Petersburg. Leningrad, Ocak 1944’te Sovyet güçleri yetişene dek 872 gün kuşatma altında kalmıştı. En yıkıcı ve ağır kayıpları vermiş şehirlerdendi. Tıpkı bugün IŞİD tarafından iki seneden fazladır kuşatılmış olan 100 binden fazla sivil ve Suriye ordusu birliklerinin sadece havadan yardım aldıkları Deyr ez Zor gibi. Haritayı açıp bakın. Suriye’nin doğusunda küçük bir adacık göreceksiniz. Onları kurtarmak Suriyeliler için “onur meselesi”. Ne ironik ki Batı’da kimse Deyr ez Zor’dan da, 100 binden fazla sivilden de söz etmiyor. Onlar için medya kampanyaları yok. BM gık demiyor. Yine misal Suriye ordusunun sıradan ailelerin evlatlarından oluşan askerleri Batı medyasının medyatik savaşçıları olamıyorlar. IŞİD’le mücadeleyi dillerinden düşürmeyen Batılılar, niçin Deyr ez Zor’dan söz etmezler? Çünkü orası, yasadışı bir savaşta bir ülkeyi etnik ve mezhep hatlarına göre bölme planının parçası. Malum “mikronlarına bölünmek” bu topraklarda trendy. HHH ABD işgal güçleri pazar günü bölgede Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait bir SU22’yi düşürdü. Suriye ordusu, uçağın IŞİD mevzilerine saldırırken vurulduğunu iddia etti. Suriye’de “IŞİD’le savaş” temasıyla bulunan ABD ordusu, SU22’nin SDG’ye saldırdığını ve “nefsi müdafaa” için vurulduğunu öne sürdü. Tabii uluslararası hukukta eylemi tümüyle yasadışı. Rusya bunun “ağır saldırganlık” ve “teröristlere yardım” (yine IŞİD’e yaradığından) olduğunu duyurdu. Rivayet o ki olayda SDG’nin bazı unsurlarının provokasyonu söz konusu. Bilmek mümkün değil. Haritaya bakınca hakikat yüze çarpıyor. Güney çıkışı hariç üç koldan sarılmış Rakka, olay yerinin kuzeydoğusunda, çok uzakta. SDG, Rakka’yı aşacak şekilde güneye sarkmış. Dolayısıyla asıl soru kimin kimi vurmaya çalıştığı değil, kimin, nerede, ne aradığı… Suriye ordusunun hedefinde Deyr ez Zor var. Oraya Palmira’dan da yükleniyor. Ama 130 km’lik mesafede el Suknah gibi IŞİD kalesini aşmak gerek. Kuzeyden 100 km’lik mesafedeki Rusefa en mantıklısı. İşte uçağın vurulduğu yer burası. Yani ABD komutası önlerini kestirmiş oluyor. HHH ABD bölgedeki siyasal İslamcı ortaklarının vekâletinde giriştiği rejim değişikliğini eline yüzüne bulaştırınca, geriye Suriye’nin kuzeyi ile güneydoğusundaki çöller kaldı. Ürdün’de “Yeni Suriye Ordusu” devşirildi. ABD ve Britanya özel güçleriyle birlikte Irak sınırının dibindeki El Tanaf’a yerleştiler. Lakin pek başarısızlar. En son Suriye ordusu ve müttefikleri El Tanaf’ın kuzeyinden Irak sınırına erişip Irak güçleriyle birleşiverdi. ABD güçlerinin IŞİD’le karadan savaş hattı kesildi, varolma gerekçeleri kâğıt üzerinde bitti. Olsun, kim takar. Kuzeyde ABD korumasında heveskâr ve etkili ortaklar Kürtler var. Hem sekülerlikleriyle ABD’yi “siyasal İslamcılık” belasından kurtarıyorlar, hem iyi savaşçılar. Her yere de koşuyorlar. Üç koldan sarılmış Rakka muhakkak düşecek. Sonrası Allah kerim... HHH Velhasıl Suriye’den emperyalistlerin komutasında pay kapma savaşı bitmedi. Umarız Deyr ez Zor birileri yetişmeden evvel düşmez de bölge ahalilerine bir başka ağır “kan davası” miras kalmaz. Macron, ilk fireleri verdi Fransa’da geçen pazar ikinci turu düzenlenen parlamento seçimlerinde zafer kazanarak hâkimiyetini pekiştiren Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kabinesinde ise ilk fireleri verdi. Macron’un sağ kolu olarak gösterilen Bölgesel Planlama Bakanı Richard Ferrand’ın istifası önceki gün geldi. Ferrand hakkında hayali istihdam ve yakınlarını kayırma iddiaları ile ilgili soruşturma başlatılmıştı. NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı kadın Savunma Bakanı olmasıyla şaşırtan Sylvie Goulard da dün istifasını açıkladı. Macron’un partisi ile seçim ittifakı kuran MoDem üyesi Goulard’ın adı, geçen aya kadar üyesi olduğu AP’nin fonlarının partisince usulsüz kullanıldığı iddialarında geçiyordu. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle