23 Mayıs 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Çarşamba 21 Haziran 2017 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: BAHADIR AKTAŞ ‘Olmayan ByLock’la haber 5 10 AYDIR TUTUKLU BULUNUYOR tutuklama AYM’de Bilirkişi gazetemiz çalışanı İper’in telefonunda kesinlikle ByLock olmadığı yönünde rapor vermiş, mahkeme buna rağmen İper’i tahliye etmemişti Cumhuriyet gazetesi finans görevlisi Emre İper’in cep telefonun da ByLock olmadığına ilişkin bilimsel rapora rağmen poli sin tek satırlık beyanı ve attı ğı 3 tweet mesajı gerekçe gös terilerek tutuk lanması Anaya sa Mahkemesi’ne taşındı. İper’in avukatlarının AYM’ye yaptı KEMAL GÖKTAŞ ğı başvuruda Davutoğlu’nun görevden alın masını ‘darbe’ diye eleştiren tweeti’nin dahi suçlama ko nusu yapıldığı, buna karşılık FETÖ’yü eleştiren tweeti’nin ise saklandığı ve dosyaya ko nulmadığı belirtildi. ‘ByLock yok’ İper’in avukatları Fikret İlkiz, Tora Pekin ve Abbas Yalçın tarafından yapılan başvuruda İper’in 6 Nisan 2017’de Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin tutuklu olduğu soruşturma kapsamında gözaltına alındığı belirtildi. İper’le ilgili tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin varlığına gerekçe gösterilen ByLock tutanağının Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından tutulduğu ve bunu destekleyen hiçbir rapor, inceleme ve benzeri kanıt olmadığı vurgulandı. Cumhuriyet yazar ve yöneticileri ile ilgili iddianamede iki Cumhuriyet çalışanının iletişim irtibatları ile ilgili bölümde İper’in telefonunda ByLock olduğu iddiasının yer aldığı, İper’in iddianamedeki bu bölü 3’üncü tweet’i gizlemişler Dilekçede İper’in tutuklamaya gerekçe gösterilen şu üç tweet’ine yer verildi: “Ne oldu… Sayın Davutoğlu ‘Bizimle değilsin artık’ Ne oldu Cumhurbaşkanına elbise dar beğenmedi, ne oldu… Biat kalıcı oldu” “Canım ülkem neler gördün... Sanal darbeler... Oyundan darbeler... Düşün her seferinde kim güçleniyor” “Evet şu an darbe edebiyatı her kanalda. Yarın yeni bir ülkeye uyanacağız. Eskisinden daha kötü ve daha acı. Demokrasi sonumuz olmaz umarım.” Davutoğlu’nun Başbakan lık görevinden alınmasına ilişkin tweet’in suçlama konusu yapıldığı belirtilen dilekçeye Meclis’te temsil edilen üç partinin görüşleri de eklendi. Dilekçede “6 Mayıs tarihli tweet’te yapılan ‘darbe’ yorumu, CHP, MHP ve HDP tarafından da yapılan bir yorumdur. Davutoğlu’nun görevinden alınması partiler ve kamuoyu tarafından, tıpkı başvurucu gibi ‘darbe’ olarak değerlendirilmiştir. Bunun çok sonraki 15 Temmuz darbe girişimi ile hiçbir ilgisi yoktur” denildi. Dilekçede ayrıca diğer 2 tweet’in ise 3’lü bir tweet di zisinin 1 ve 2. bölümleri olduğu ancak savcılığın “Eski hinler şimdi cin olmuşlar. Kim kimin inine girdi kazananı kim? Anladın mı Türkiye?” tweet’ini saklayarak başvurucunun aleyhine kullandığı anlatıldı. İper’in bu tweet’te FETÖ hakkındaki olumsuz düşüncesini ortaya koyduğu belirtilen dilekçede “Yurttaşların sosyal medyada güncel olaylara ilişkin düşüncelerini dile getirmesinden dolayı tutuklama kararı verilmesi gibi bir yaklaşımın demokratik toplumlarda yerinin olamayacağı ancak totaliter rejimlerde kabul göreceği açıktır” denildi. mü okuyunca gazetenin avukatlarının cep telefonunun imajını aldıkları anlatılan dilekçede, bu imajı ertesi gün savcılığa götürmeye karar verdiklerini ancak o gece İper’in gözaltına alındığı anlatıldı. Bilirkişiye rağmen İper’in ifadesi alınırken avukatlarının cep telefonunun imajını içeren CD’yi dosyaya koyduğu ve bunun cep telefonuyla birlikte incelenmesini talep ettikleri belirtilen dilekçede “Başvurucu tam 11 gün gözaltında iken savcılık makamı delil toplama gereği duymamıştır. Bunun yerine hiçbir kanıt olmadan, sadece bir satırlık bilgiyle ve üç adet tweet mesajıyla başvurucuyu tutuklamaya sevk etmiştir. Oysaki sav cılık el koyduğu telefonu birkaç saat içerisinde inceleterek ByLock’la ilgili somut gerçeğe ulaşacak konumdadır” denildi. İstanbul Adliyesi yeminli bilirkişisinin İper’in cep telefonunda ‘ByLock uygulamasının kesinlikle olmadığına’ ilişkin bilimsel raporuna rağmen tutuklamaya yapılan itirazın reddedildiği belirtilen dilekçede “İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun, ayrıntılı hukuksal itirazlarına ve bilimsel görüşe tek bir sözcük ile dahi değinmeksizin, mantıki, hukuki ve vicdani dayanaktan yoksun biçimde tutuklamaya itirazı reddetmiştir. 13. Sulh Ceza hâkimi’nin kararında yazılı tek gerekçe ‘usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından’ şeklindedir” denildi. l ANKARA Cumhuriyet’e saldırı sürüyor Cumhuriyet gazetesine yönelik, savcılık ve sulh ceza yargıçları eliyle sürdürülen sistemli ve hukuk dışı bir saldırı olduğu belirtilen dilekçede bunun bir parçası olarak hukuk dışı, siyasi nitelikli tutuklamalar gerçekleştirildiği kaydedildi. Dilekçede “Türkiye bu tutuklamaların getirdiği düzey nedeniyle otoriter, totaliter, antidemokratik ülkeler statüsünde gösterilmeye başlanmıştır. İper’in tutuklanma gerekçelerinin geçersizliği Cumhuriyet’e yapılan operasyondan ayrı ele alınamaz” denilerek İper’in tahliyesi talep edildi. TuuzatutmklaamFEaT‘sÖo’dl’deann! B‘gtPFuaieErtrlTreuteÖişkküilkuçüyleDeuyseeğsiiyluvi4ğlreiimk’ uişcziniaitnıldı ALİCAN ULUDAĞ Parti tüzüğünde kendisini sosyalist olarak tanımlayan, yasal Birleşik Devrimci Parti üyesi 4 şüpheli, ‘silahlı terör örgütü üyesi’ oldukları iddiasıyla tutuklandı. Tutukluluk incelemesine hâkimlik, tutukluluğun ‘FETÖ üyeliği’ gerekçesiyle uzatılmasına karar verdi. Avukat Murat Yılmaz, müvekkillerinin tutukluluk halinin uzatılmasına ilişkin kararın, dosya incelemeden ‘kes kopyala yapıştır’ yöntemiyle, başka bir dosyadan alınarak hazırlandığını söyledi. Tüzüğünde kendini sosyalist olarak tanımlayan Birleşik Devrimci Parti üyesi 6 kişi, Aralık 2016’da sosyal medya paylaşımları ve katıldıkları basın açıklamaları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Şüpheliler savcılık sorgusunun ardından, tutuklanma talebiyle Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edildi. Sorguda herhangi bir eyleme karışmadığını ifade eden şüpheli Umut Kahraman Ezber, “Ben Devrimci Parti üyesiyim. Partinin tüzüğü çerçevesinde faaliyetlerde bulundum. Sosyal medya üzerinden güncel haberleri, güncel konuları paylaşmış olabilirim. Kesinlikle herhangi bir örgüte ait ya da örgüt üyesine ait paylaşımlarda bulunmadım” dedi. Şüphelilerden Damla Karaca, Birleşik Devrimci Parti üyesi olduğunu ifade ederek “Hiçbir yasadışı örgüt üyesi değilim” ifadelerini kullandı. Şüphelilerden Evren Ergin de Birleşik Devrimci Parti kurucularından olduğunu ve aynı zamanda MYK üyesi olduğunu belirterek, “Yürütmüş olduğum parti faaliyetleri nedeniyle suçlanmam imkânsızdır. Böyle bir şey olacaksa Türkiye’deki tüm siyasi partilerin suçlanması gerekir. 12 gündür haksız ve Mersin darbe davası başladı YAGKROAGRMINLUAİZTNOAINYNOI R Eski Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan 15Temmuz darbe girişimi sırasında Mersin’de Vali Özdemir Çakacak ile kaymakamların gözaltına alınması emrini veren ve teslim olmamak için uzun süre direnen dönemin Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı eski Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan ve 3. sınıf emniyet müdürü Hasan Basri Dağdelen’in de aralarında bulunduğu çoğunluğu rütbeli askerlerden oluşan 25 ’i tutuklu 29 sanığın yargılanmasına başlandı. Mersin 7. Ağır Ceza Mahkesi’ndeki davada 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet, 7’şer yıl ağır hapis cezası istenen zanlılar yoğun güvenlik önlemi altında duruşma salonuna getirildi. Tutuklu sanık eski Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan “15 Temmuz’da saat 20.00’de niye benim hakkımda gözaltı kararı verildi? Niye bundan birileri haberdar? Polise emir verilip ekip gönderilmiş. Emrimdeki askerlere birliğe dönün diye emir verdim. Personel toplanma planını uygulattım. Alarmı kırmızıya çıkarttım ve giriş çıkışları kapattırdım. Bahse konu olayların darbe girişimi olduğunu karargâha gelince öğrendim” dedi. Hâkim, AKP’li vekile kızdı 3 gün sürmesi planlanan duruşmanın ilk gününde yaklaşık 5 saat savunma yapan Demirhan’a, mahkeme başkanı defalarca daha sakin ifade verip sesini alçaltması uyarısında bulundu. Duruşmanın ikinci kısmında salona giren AKP Milletvekili Yılmaz Tezcan’a da kızan mahkeme başkanı, Tezcan’ın duruşmayı böldüğünü ifade ederek sesini yükseltti. l DHA hukuksuz yere gözaltında bulunuyorum. Suçsuzum” iddiasında bulundu. Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği, 2 şüpheliyi adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. 4 şüphelinin ise ‘Birleşik Özgürlük Güçleri’ isimli ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 Aralık 2016 tarihinde tutuklanmasına karar verdi. ‘FETÖ’ye bağlandı! Şüphelilerin nisan ayındaki tutukluluk incelemesinde Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği, tutukluluk halinin uzatılmasına karar verdi. Gerekçede, “Tüm şüphelilerin dosya içeriğine göre silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY üyesi olduklarına dair deliler bulun duğu, suçların niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguları bulunması, şüphelilerin işlediği iddia edilen suçun henüz tamamlanmadığı ve tamamlama yönünde ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni yıkmak için faaliyetlerinin devam ettiği şüphesi bulunduğu, bu örgütün Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülen en tehlikeli terör örgütü olup diğer terör örgütlerini de yönlendirdiğinin değerlendirildiği” ifadelerini kullandı. Hâkimlik, kararda, “delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve isnat edilen suçun niteliği, atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması” gibi halleri dikkate aldığını vurguladı. ‘HSK’ye gideceğim’ Şüpheli avukatlarından Murat Yılmaz, kararı eline geçince büyük şaşkınlık yaşadığını anlatarak, “Tutukluluk hallerinin uzatılmasına ilişkin kararda FETÖ üyesi oldukları yazılıyordu. Yaptığım araştırmada, kararın ‘kes yapıştır’ yöntemiyle yapıldığını tespit ettim. Bu durum yıllardır savunduğumuz ‘kes kopyala yapıştır’ yargılamasının tipik bir örneğidir. Gerekçeye itiraz edeceğim, yazan hâkim hakkında da HSK’ye suç duyurusunda bulunacağım” dedi. l ANKARA Ilıcak Nazlı Ilıcak’tan ‘Balyoz’ itirafı Ilıcak, darbe girişiminin ardından FETÖ’nün TSK’deki yapılanmasını gördükten sonra ‘Balyoz’ belgelerinin sahte olabileceğini söyledi CANAN COŞKUN 15Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında 9 aydır tutuklu bulunan gazeteciler Ahmet ve Mehmet Altan ile 10 aydır tutuklu bulunan Nazlı Ilıcak’ın yargılandığı davada savunmalara devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada darbeye teşebbüs, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve örgüte üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan tutuklu Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı ile tutuksuz Tibet Murat Sanlıman hazır bulundu. Ahmet Altan duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. Yargılanan gazeteci ve yazarlarla dayanışmak için CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Garo Paylan, Gazetecileri Koruma Komitesi’nden (CPJ) Özgür Öğret, Uluslararası Af Örgütü’nden Milena Buyum, Norveş PEN temsilcisi, Article 19’dan Georgia Nash, İngiliz Barosu İnsan Hakları Komitesi ve Uluslararası Kıdemli Avukatlar Projesi temsilcileri salonda yer aldı. Müştekiler arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve 65. hükümet yetkilileri yer alıyor. ‘Kimliğime uymaz’ Nazlı Ilıcak, duruşmada yaptığı savunmada kimliğinin teokratik darbeye uymadığını vurgulayarak, “Niçin Fethullah Gülen’in Türkiye Cumhuriyeti’nin başına geçmesini isteyeyim? Bütün aidiyetimi Türkiye Cumhuriyeti’ne borçluyum. Bir İran rejimindeki kadın gibi yaşamayı ister miyim? Mantıken doğru bulmuyorum bunu. Kâinat imamı denilen insanın neden peşine takılayım ki” diye sordu. Ilıcak, 28 Şubat’taki MGK kararları kar şısında Necmettin Erbakan’ın yanında olarak Refah Partili olduğunu söylediğini anımsatarak, “Fazilet Partisi’ne de destek için gittim. Ben barış sürecine taraftarım. Ne o sosyolojiyi eleştirdim ne de KCK operasyonlarını onaylamadım” dedi. Ilıcak, 2013’e kadar hükümeti desteklediğini kaydederek, “Erdoğan’ı destekledim. Geçmişten gelen yol arkadaşlığım nasıl böyle bir nefretle yorum yapmama sebep olabilir” diye sordu. Darbe suçlaması ile yargılandığını belirterek, ‘Balyoz plan semineri’nde geçen konuşmaları anımsatan Ilıcak, “Ondan sonra her şey bir kumpasmış da ben de FETÖ’yü aklıyormuşum. Böyle bir gizli plan semineri yapılmışsa bit yenikleri vardır altında. 15 Temmuz darbe girişiminden ve FETÖ’nün TSK’nin içinde bu denli geniş yapılandığını gördükten sonra Balyoz darbe planı denilen o belge sahte olabilir. Yanındaki listeler sahtedir. Ben ilk olarak anlayamadım çünkü uzmanlık gerektiren belgeler bunlar. Birdenbire TSK’nin yarı yarıya teslim olduğunu ve komutanlarının yarısının FETÖ’cü olduğunu tahmin edemezdim” dedi. ‘Birlikteydiler’ Ilıcak, 2012’de kaleme aldığı suçlama konusu edilen ‘Her Taşın Altında The Cemaat mi Var’ kitabı ile ilgili olarak da “2012’yi baz alırsanız hükümet kollarını açmış o zaman. Kitabın böyle bir ortamda yazıldığını unutmamak gerek. Biliyorum ki FETÖ’cü olmanın bazı kriterleri var. Bank Asya’ya para yatırmak, KPSS’ye girmek gibi. Ben de hiçbiri yok. Olmayınca Ergenekon ve Balyoz’dan bahsedersen FETÖ’nün kumpasını aklamak oluyor. Başbakan ve Cumhurbaşkanı deyince onlara bir şey olmuyor” dedi ve tahliyesini istedi. Türkiye İşçi Partisi’nde ve yüreğimizde her zaman seçkin bir yeri olan, değerli arkadaş?m?z, TANER TUNCEL’i kaybettik. O sosyalist mücadeleye bir dervişin sabr?yla, aşkla, dirençle ve büyük bir özveriyle omuz verdi.Sahip olduğu yüksek insani özelliklerle örnek bir yoldaş?m?z oldu. Onu sevgiyle, sayg?yla uğurluyoruz. TÜRK İYE İ Ş Çİ PARTİ Lİ ARKADAŞ LARI 21 Haziran 2017 günü, ikindi vakti, Söke’de İlyas Bey Camii’nden (Koca Cami) uğurlanacakt?r. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle