24 Mayıs 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Çarşamba 21 Haziran 2017 10 haber EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: BAHADIR AKTAŞ ‘Hodri meydan’ Yürümekle yollar aşınmaz ama iktidarlar aşınır Topuna “sosyal medya” denen Facebook, Twitter, Instagram gibi internet denizlerinde son günlerde kulaç attığınız var mı? Benden uyarması: Uzak durun!.. Toz duman, fırtına bora kol geziyor. Konu tek: Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet Yürüyüşü” desteklenmeli mi, mahkum mu edilmeli? Yürüyüşe katılmalı mı, katılanlara, katılma çağrısı yapanlara hakaret mi edilmeli? Karşı çıkanlar elbette yürüyüş kolunda değil klavye başındalar. Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıran CHP’den başlıyor, İttihat Terakki’nin devamı CHP’ye uzanıyor. Tumturuklu Kemalizm analizlerinden giriliyor, burjuva demokrasisinin oyuncağı, emperyalizmin maşası olmaya uzanan yargılarla çıkılıyor... O sırada... Evet, o sırada şimdilik CHP’lilerden ve parti bağı olmayan demokratlardan oluşan bir kitle ise yürüyor. Bugün yedinci gün. Birkaç günlük duraksamadan, kararsızlıktan sonra HDP kanadından gelen açıklamalara bakılırsa gelecek günlerde Adalet Yürüyüşü’nün kitleselliğinde belirgin bir tırmanma olacak. AKP kanadı ise çok sinirli, kaygılı. Hele de Reis’lerinin öfkesi yürüyüşün önemini, anlamını ve değerini gün ışığına çıkarıyor. Bugün yürüyüşün yedinci günü. İstanbul’a ulaşıncaya kadar daha 16 gün var. 16 uzun, 16 zorlu gün... Adalet arayışı elbette Enis Berberoğlu ile sınırlı değil. Bunu içeriden yolladığı mesajlarda Enis Berberoğlu da vurguluyor. Gazetecisiyle, akademisyeniyle, yargıcı, savcısı ile öğretmeni, hekimi ile dev bir kitlenin adalet arayışı bu. 12 Mart ve 12 Eylül faşizmlerinde bile benzerini yaşamadığımız hukuk cinayetleri bu ülkenin demokrasiye bağlı, özgürlükleri savunmaya kararlı yurttaşlarını “adalet”i yollarda aramak zorunda bıraktı. HHH Rus devriminin sıkça anılan anekdotlarından birini hatırlayın. Bolşeviklerle saf tutmuş bir işçi bir Menşevik’e (Yoksa Kerensky miydi?) sorar: Burjuvaziden mi yanasın, proletaryadan yana mı? Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet Yürüyüşü” bağlamında benzer bir ikilem yaşamıyor muyuz? Adaletten mi yanasın, baskıdan, hukuksuzluktan yana mı? Dilerseniz soruyu “Demokrasiden mi yanasın, tek parti devletinden mi yanasın” diye de düzenleyebilirsiniz. Aynı soruyu başka sözcüklerle dillendirmiş olursunuz. HHH “Ey gazeteci, demokrasi diye şekere bulama; burjuva demokrasisidir o senin dediğin. Özgürlük dediğin kapitalizmin tanıdığı sınırlar içindeki özgürlüktür. CHP dediğin Kemalist faşizmdir. Maval okuma bize” diye bir emektup yollayan yiğide ne cevap vereyim? Devrimin eşiğindeyiz de bir benim mi haberim yok acaba? CHP’den Tuğrul Türkeş hakkında suç duyurusu CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, gazeteciler Can Dündar ile Erdem Gül’ün yanı sıra gazeteci kökenli CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun hapis cezası almasına neden olan, AKP hükümetinin Suriye’de rejime karşı savaşan cihatçı gruplara silah göndermesine ilişkin olayla ilgili dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı, şimdinin Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Tuğrul Türkeş’in, 21 Kasım 2015 tarihinde CNN Türk canlı yayınındaki, “Burada bizi izleyenlerin huzurunda yemin ediyorum, vallahi ve billahi o silahlar Türkmenlere gitmiyordu. Bilerek söylüyorum” açıklamalarının anımsatıldığı suç duyurusunda, bu açıklamaların, Türk Ceza Kanunu’nun ‘Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama’ başlıklı 329’uncu maddesindeki “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir” kapsamına girdiği belirtildi. l Haber Merkezi Hasan Tatlı uğurlandı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğünde gerçekleşen Adalet Yürüyüşü’nde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren CHP üyesi Hasan Tatlı için Karşıyaka Camii’nde tören düzenlendi. Cenaze namazına CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, eski Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, aile yakınları ve çok sayıda kişi katıldı. Tatlı’nın tabutunun ve cenazeye katılanların üzerinde ise “Hasan Tatlı için adalet” yazılı dövizler yer aldı. l ANKARA / Cumhuriyet CHP lideri Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü sırasında düzenlenen tarihi grup toplantısında Erdoğan’a “Yargıya talimat verdiğini ispatlarsam istifa edecek misin” sorusunu yöneltti İKLİM ÖNGEL CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü’nün 6. gününde, partisinin Meclis grubunu da mola verilen Çamlıdere kavşağında topladı. Kılıçdaroğlu önceti gün 101. kilometre sonunda konakladığı Bulak Köyü’nden sabah erken saatlerde hareket etti. DİSK’in yoğun şekilde katıldığı altıncı günde Kılıçdaroğlu, DİSK Genel Başkanı Kani Beko ile birlikte yürüdü. Yürü yüşte gün boyunca Kılıçdaroğlu’na eşi Selvi Kılıçdaoğlu’nun yanı sıra eski Genel Başkanlardan Altan Öymen, sanatçılar Hüseyin Turan, Enis Fosforoğlu, Ankaralı Turgut gibi isimler eşlik etti. Kılıçdaroğlu grup toplantısını ikinci mola yeri olan Çamlıdere yol ayrımında yaptı. Berberoğlu’ndan mektup CHP grubunu, Grup Başkanvekili Levent Gök açtı. Adalet, insan hakları arayışında hayatlarını kaybeden binlerce yurtsever adına saygı duruşu ile başlayan grupta Gök, Berberoğlu’nun mesajı okundu. Berberoğlu Maltepe Cezaevi’nden gönderdiği mektubunda güç ve sabır dileyerek şunları söyledi: ‘’Nerede olduğumu biliyorum. Sizler de neden orada yürüdüğünüzü ve eziyet çektiğinizi. Amacımız her zaman olduğu gibi aynı. Ama bu kez ben içerde, sizler dışardasınız. Adalet potasında erimiş irademizi çözmeleri mümkün gözükmüyor. Sizlerin dışardaki işiniz benim içerde yatışımdan daha zor. Ama sonuç getirecek olduğuna inanıyorum.” Kalbinin üzerinde yürüyüş sırasında yaşamını yitiren Hasan Tatlı’nın fotoğrafıyla kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle: Kendim için değil: Soruyorlar, ‘Neden bu yürüyüş?’ Bunu sorana sen adaletten ne anlıyorsun’ diye sormak isterim. Haksızlığa uğradığında mı adaletsizlikten söz edeceksin. Adaleti savunmak bizim ortak görevimiz. Kendim için yürümüyorum. Ben adalet arayan tüm mağdurlar, mazlumlar için yürüyorum. Kim adalet istiyorsa ben onun yanındayım ve onun hakkını sonuna kadar savunacağım. Bu benim insanlık görevim. Sen diktatörsün: Bize doğuştan gelen haklarımızı veya anayasal haklarımızı lütuf olarak sunmaya calışanlar var. Yürüyorsunuz, lütfediyoruz biz size. Bunu tarihte firavunlar söylerdi, günümüzde de diktatörler söylüyor. İnsan olarak doğdum, benim doğuştan haklarım var, demokratik bir ülkede yaşıyorum, anayasal haklarım var. Ben hep adaletten yana olacağım. Biri, benim haklarımızı bana lütuf olarak hatırlatıyorsa ben de ona dikdatörlüğünü hatırlıyorum. Sen diktatörsün. Yalnız bırakmadınız: Adalet için yürüdüğüm bu yolda tek başıma yürümeye karar vermiştim. Beni bu yolda yalnız bırakmayan tüm vatandaşlarıma saygılarımı, selamlarımı, muhabbetlerimi sunuyorum. Hiç ama hiçbir zaman üzülmeyin, umutsuzluğa kapılmayın, nerede bir baca tütüyorsa orada adaleti savunan bir kişi vardır. Adaletin olmadığı yerde yürüyoruz, haklarımızı arıyoruz. Sivil itaatsizlik diyorlar, neden izin almadılar... Adaleti savunmak için kimseden izin alınmaz. Adalet Allah’ın emridir. İki 15 Temmuz: Adalet ne zaman çöktü? Adaletin doğru düzgün işlemediğini biliyorduk ama çökmemişti, yine birileri adaleti savunuyordu. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra yüz binler sokağa indi. Kimse ‘neden sokağa indiniz?’ diye sormadı. Çünkü onlar demokrasiyi, bayrağı savunuyordu. Ama bir de ikinci bir 15 Temmuz var. Kimse unutmasın, 2 aynı 15 Temmuz var biri halkın, diğeri Saray’ın 15 Temmuz’u. Saray’ın 15 Temmuzu, halkın 15 Temmuzu aydınlanmasın diye mücadele ettiler. Komisyonlar kuruldu, aktörleri yakalayalım diye. Eski MİT müsteşarları, eski Genelkurmay başkanları geldi ama en temel iki aktör gelmedi. Çünkü sarayın 15 Temmuz’unu gerçekleştirenler izin vermedi. Senin neden iki bürokratın bilgi vermiyor, o gün ne yaptılar? Biz savunacağız: İbrahim Kaboğlu, sadece Türkiye tanımaz. Pasaportuna el koydular. Bunu vicdan kabul etmez. Onun da hakkını hukukunu ve adaletini biz arayacağız. Ömer Kara, 5 günlük er, İsmail Sade, 3 günlük asker hâlâ hapiste. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerine son verildi. Yanlışları var sa söyleyin. Ellerine bir kâğıt almışlar, işimizi istiyoruz, bu kadar. Hangi gerekçeyle görevlerine son verildiğini kimse bilmiyor. Açlık grevi yaptılar. Sen misin açlık grevi yapan, biber gazından tutun tekme tokada kadar. Bugün ikisi de mahpus damlarında yatıyor. Darbede gazeteci: Gazetecilere de düşmandır bunlar. Nerede özgür düşünen bir gazeteci varsa darbeciler buna tahammül edemez. Alırlar doğru hapse atarlar. Kadri Gürsel, Murat Aksoy, Ahmet Şık, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Gökmen Ulu, Mediha Olgun neden hapiste? 156 gazeteci neden hapiste. Darbenin olduğu yerde 156 gazeteci hapiste olur. Adaletten söz ediyorlar. Murat Aksoy ve Atilla Taş; savcı tutuksuz yargılanmalı dedi, hâkim de katıldı. Siz misiniz bu kararı veren. Hem savcıyı hem hâkimi açığa aldılar. Diyorki adalet var, varsa bir hâkim, bir savcı ‘serbest yangılanmalı’ diyorsa, herkes uymak zorunda. Kim uymuyor? Diktatörler. AYM dik dursun: AYM, 20 Temmuz darbesinden sonra iyi bir sınav vermedi, sınıfta kaldı. Neden karar vermiyorsunuz, eski kararlarınıza neden sahip çıkmıyorsunuz? Eski kararlarınızın arkasında neden dik ve onurlu durmuyorsunuz? Vekiler hapisteyken neden sessiz kalıyorsunuz? ‘Milli irade’ diye bağıranlara ‘Milli iradeyi hapsedemezsiniz’ neden diyemiyorsunuz? AYM’nin üyeleri verdiği karara sahip çıkmak zorundadır. Eğer diğer hâkimlerin yapığı gibi siz de çay toplamaya meyilliyseniz, söyleyecek bir şey yok. ‘Biz yargıcız, onurluyuz, adalet dağıtıcağız’ diyorsanız, Saray’la bakmayın, Saray’ın talimatına göre karar vermeyin. Onurunuzla durun. 138, iktidar için: Geçenlerde birisi bana hatırlatıyor, anayasanın ‘138. maddesi var’ Evet var. Ne diyor. “Hiç bir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere emir ve talimat veremez” Doğru. Ben buna uyuyorum zaten. Bu düzenleme iktidar sahipleri için getirildi, sıradan vatandaş nasıl talimat verecek. Erdoğan’a çağrı: Buradan açık ve net çağrı yapıyorum; Bana 138. maddeyi hatırlatan beyfendiye bir çağrı yapıyorum; senin ve hükümetinin mahkemelere, hâkimlere genelge gönderdiğini, talimat verdiğini ben ispat edersem görevinden onurlu, namuslu bir insan gibi istifa edecek misin? Ben ispat edemezsem siyaseti bırakacağım, çünkü ben namuslu ve onurlu bir insanım. 2019 korkusu: Bunlar neden oluyor? 2019’un korkusu nedeniyle oluyor. Korkuyor. Ya koltuk giderse. Koltuk kimseye baki değildir. Kul hakkı yemeyeceksin. Sen kul hakkı yiyorsun. O nedenle biz bugün sokaklardayız, meydanlardayız, hep birlikte adalet için yürüyoruz. Sanıyor ki 2019’da da bir mühürsüz seçim ayarlarım, bir YSK ayarlarım, orada bir çete oluştururuz. Bunlara izin vermeyeceğiz. NECATİ SAVAŞ Öymen 85 yaşına ‘yürüyerek’ girdi Adalet Yürüyüşü’nün 6. günü, yürüyüşe katılan eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen’in 85. yaş gününe denk geldi. Öymen şunları söyledi: “Hükümet kanadından gelen eleştirileri anlamıyorum. İktidar diyor ki; ‘Bu bir lütuftur’. Ne lütfu, burada hak var. Anayasa madde 34, ‘Herkes, önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’. Bu anayasa hükmü. Lütuf, daha önceki mutlakiyetçi rejimler sırasında söz konusuydu, biz demokratik bir cumhuriyetiz, hep öyle kalacağız, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkının burada bir kullanımı vardır. Buna herkesin saygı göstermesi lazım. Bu yolun sonunda Türkiye’ye demokrasi geleceğine inanıyorum.” Yürüyüşe katılan DİSK Başkanı Kani Beko, “Adalet Yürüyüşü”nü çok anlamlı bulduğu söyle di. Beko, şunları söyledi: “İstanbul’da karşılamaya gideceğim ve İstanbul’a girişte ben de adalet kortejinde yer alacağım. Adalet Yürüyüşü özellikle İstanbul’a girerken çok coşkulu olmalı. Böylelikle hükümete iyi bir mesaj vermiş olur. Cezaevinde adalet bekleyen milletvekillerine, sendikacılara, gazetecilere, kamu çalışanlarına umut olur.’’ ADALET YÜRÜYÜŞÜ’NDEN NOTLAR YÜRÜMEK GÜZELDİR Adalet Yürüyüşü’nün altıncı günü için Kızılcahamam’ın Bulak rine. Alkışlarla, adalet çığlıklarıyla karşılık buluyor hemen. Tabii hep Köyü’ndeyiz. Sabah Gerede’ye doğru destek de gelmiyor. Bir kamyon yürümeye başlanılıyor. En önde CHP şoförü Rabia işareti yapıyor, hızla lideri Kemal Kılıçdaroğlu. Bugün ya giden siyah bir otomobilden teh nında DİSK Başkanı Kani Beko, DİSK ditler savuruluyor. Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ve Kimi ilk günden beri yürüyor. konfederasyona bağlı sendikaların Deneyimler paylaşılıyor, zorda ka başkanları var. Yürüyüş diğer günlere göre hay li kalabalık. Bunun nedeni hem FEarerunk lana hemen yardıma koşuluyor. Gezi’de gördüğümüz dayanışma, nezaket ve hoşgörüyü hatırlıyoruz. CHP’nin grup toplantısını güzergâh Yoldakilerin yaş ortalaması yük üzerinde yapacak olması hem de sek. Ama buna rağmen inatla he DİSK’in katılımı. DİSK’li işçiler yürüyüşe ay defe yürünüyor. Zorlu parkurda yaş farkı atılan rı bir coşku kattı. Sadece “adalet” demediler. sloganlarda, söylenen marşlarda da ortaya çı “Adalet halkın ekmeği, işçilerin geleceğidir” kıyor. Onuncu Yıl Marşı bitiyor, bir grup genç pankartının ardındaki işçiler “Kıdem tazmina Çav Bella’ya başlıyor. Ya da üniversite öğren tını değil taşeronu kaldır”, “Hak, hukuk, adalet cileri slogan atıyor: “Ne istiyoruz: Adalet! Ver işçilerle gelecek”, “İşçiler burada adaletin yo meyecekler! Kaçıracağız!” lunda” sloganlarıyla eski İstanbulAnkara yolunu çınlattı. Kılıçdaroğlu’nun direnci Gazeteciler de yürüyüşteydi. “Gazetecilere özgürlük” yazan tişörtler giyen gazetecilere işçiler “Özgür basın susturulamaz”, “Ahmet çıkacak yine yazacak” diye destek verdi. Uzun kortejin güvenliğini jandarma sağlıyor. Zırhlı araçlar, ambulanslar konvoya eşlik ediyor. Tepelere keskin nişancılar yerleştirilmiş. Görevliler yan şeritten geçen araçların rahat İşçilerle birlikte slogan atan, zaman zaman onların önüne geçerek slogan attıran Mahmut Tanal ve Musa Çam eski çağlardan kalma devrimci liderler gibiydi. Neredeyse tam kadro yürüyüşte olan CHP milletvekillerinde, direnmenin, mücadele etme yol alması ve yürüyüşçülerin güvenliği için büyük çaba sarf ediyor. Organizasyon hayli başarılı. Yürüyüş kolunun hemen önünde karavanlar yer alıyor. Bu araçlar mola verilecek yere önceden ulaşıp ihtiyaçlar için gerekli hazırlıkları yapıyor. nin neşesi var. Sık sık kalabalığın içinde do Kemal Kılıçdaroğlu, politik performansının laşıyor, yürüyenlerle sohbet ediyorlar. Herkesin merak ettiği İstanbul’a nasıl girileceği. Her sohbette bu konuda tahminler yürütülüyor. yanı sıra fiziki direnciyle de takdiri hak ediyor. Günlerdir hızlı bir tempoda yürüyüşünü sürdürüyor. 100 kilometreyi yürüyerek aştı. Örneğin Güle oynaya yürüyorlar bu satırların Kılıçdaroğlu’ndan 15 yaş küçük yazarı bir günlük yürüyüşün sonlarında ayağı Baskıya, kısıtlanan özgürlüklere, hukuksuz na kramp girdiği için yere yığıldı. luklara duyulan öfkeye rağmen yaklaşık üç Bu yürüyüşte birçok ilk yaşanıyor. İlklerden bin kişi çam ağaçlarıyla kaplı tepelerin arasın biri de bir partinin dağ başında grup toplantı dan treking’e çıkmış gibi güle oynaya yürüyor. sı yapması. Yandan geçen otomobiller, kamyonlar klak Yürümek iyidir. Adalet, demokrasi ve özgür sonlarıyla selam veriyor adalet yürüyüşçüle lük için yürümek çok daha iyidir. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle