07 Mayıs 2024 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
24 EYLÜL 2014 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA HABERLER 9 Akdoğan ABD saldırısı sonrası Türkiye’nin pozisyonunu açıkladı, Kobani çözüm süreci tartışmalarını değerlendirdi Ankara’nın Esad şartı IŞİD’İN PANZEHİRİ AKP’DİR Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kabinesinde, basınla ilişkilerden sorumlu isimlerin başında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan geliyor. Akdoğan, bir bakıma bu kabinenin ‘İletişim Bakanı’ gibi de görev üstlenecek. Akdoğan, danışman olarak Tayyip Erdoğan ile yolları kesişmeden önceki gazetecilik kariyerinin ilk döneminde Cumhuriyet‘te stajyer muhabirlik yapmış da bir isim. Bakanlık koltuğuna oturduktan sonra da basının sorunlarını meslek kuruluşlarından dinlemeye karar vererek bazı meslek örgütlerimiz ve meslektaşlarımızla bir araya geldi. Dünkü sohbetimizde önümüzdeki süreçte basın çalışanlarının sorunlarının giderilmesi için çalıştaylar yapma niyetinde olduğunu açıkladı. İlk toplantıya davet etmediği meslek örgütlerimizin (ÇGD, TGS ve diğerleri) tepkilerinden haberdar. Ancak üst üste yaptığı ‘diyalog’ ve ‘herkesi dinleyelim’ vurgularından, o çalıştaylarda daha geniş temsil sağlayacak davet yapabileceği izlenimi edindik. Akdoğan ile randevumuzun zamanlaması, HDP’li vekiller Pervin Buldan, İdris Balüken ve Sırrı Süreyya Önder ile yaptıkları görüşmenin hemen ardına denk düştü. HDP heyeti PKK ile hükümet arasında yürütülen ‘çözüm sürecinin’, Suriye içindeki Kürt bölgesi Kobani’ye dayanan IŞİD tehdidi nedeniyle tehlikeye düşeceği uyarısını yapmak için gelmişti. Görüşme sonrası Önder’in Başbakanlık binası çıkışında kameralar önünde bu doğrultuda yaptığı açıklamayı da Akdoğan ile birlikte dinledik. Hemen ardından IŞİD ve Kobani’deki gelişmelere ilişkin sorularımıza şu yanıtları verdi: Dün ABD ilk kez Suriye’yi vurdu Suriye’yi mi vurdu? Yoksa başka bir hede Siz IŞİD’i nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz kategorik olarak bu örgüte karşıyız. AK Parti’nin temel felsefesi demokratik yöntem. Silah, terör, şiddet başkadır. Biz zaten felsefe olarak buna karşıyız. AK Parti bunun alternatifidir, panzehiridir. Bizi bu örgütle işbirliği içinde göstermeleri doğru değil. Birtakım medya manipülasyonlarıyla Türkiye’yi ittirmeye veya başka şey yapmaya çalışmak çok ucuz yöntem. Herkes biliyor ki Türkiye Cumhuriyeti bu anlayışa karşıdır, böyle bir şeyin içinde değildir. fi mi vurdu?... IŞİD hedeflerini vurdu Evet IŞİD’i vurdu. Burada Suriye’ye dönük nasıl bir öngörüsü var, projesi senaryosu var önce bunu görmek gerek. Nasıl bir Suriye arzu ediliyor önce bunu görmemiz lazım. Türkiye askeri operasyona destek olacak mı? Desteğini insani yardımla mı sınırlı tutacak? İnsani yardım önemli. Ama Suriye konusunda çok uyarı yaptık. Hiçbiri gerçekleşmedi. IŞİD şartları daha da kötüleşti. Kriz derinleşti. Birbiriyle savaşan gruplar eskiden ikiydi şimdi dört oldu, giderek artıyor. Herkes birbiriyle savaşıyor. Bu noktada sadece havadan bombardıman yapmak meseleyi çözmüyor. Aşağıda sizin genel Suriye senaryonuz nedir? Aşağıda sizin ittifak ettiğiniz kimdir? Orada PYD var, IŞİD var, Özgür Suriye Ordusu var, Esad var. Siz orada kiminle iş tutarak bir neticeye ulaşmak istiyorsunuz. Bu sorunun cevabı nedir ve bugüne kadar nasıl bir işbirliği geliştirdiniz? Mesela ÖSO’ya yeterli desteği verdiniz mi? Bunlar hepsi sorular. Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar doğru yerde durdu, doğru tezlerde bulundu. Bunlar yapılmadığı için sorunlar derinleşti. İnsani yardımın ötesine geçmeyeceğiz diye anlayabilir miyiz? Bunlar şartların değişmesine göre değerlendirilecek konular. Önce tatminkâr bir senaryonun görülmesi lazım. Önce senaryoyu görelim Çözüm süreci ne aşamada? Çok güzel işlediğini düşünüyorum. Bunun içinin doldurulacağını ve hızlı şekilde devam edeceğini düşüyorum. Buna elbirliğiyle ihtimam göstermemiz lazım, tarihi bir fırsat, sonuca ulaştırmamız lazım. HDP ve PKK’nin çözüm süreci ile Kobani arasındaki bağlantısını nasıl değerlendiriyorsunuz Şimdi benim gördüğüm çözüm süreci kendi bağlamında sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Yani bu Kobani meselesi, Suriye’nin kuzeyinde yaşananlar çözüm sürecinin doğrudan parçası olan konular değil. Ama bir şekilde süreci dolaylı olarak etkileyebilen konular olarak görülebilir. Yani çözüm sürecinde biz Türkiye içi bir meseleyi halletmeye çalışıyoruz. Bütün bu ülkelerdeki sorunları çözme projesi değil çözüm süreci. Diğerlerinin bağlamı farklı. Suriye’de yaşananları Suriye politikası kapsamında ele almak lazım. başka, Kobani başka Çözüm değişmeden de Türkiye yani böyle bir yakınlaşma görüntüsü oluşması da çok kolay görünmüyor yani. Esad’ı mı destekliyorlar? Zaman zaman destek gibi algılanabilir, nötr kalma gibi algılanabilir, bekle gör durumdan istifade et gibi algılanabilir. Ama Esed’e dönük bir karşıtlık, bir tavır içerisine girmiyor. Oysa geçmişten bu yana Kürtlere bölgede zulmeden, hiçbir hak tanımayan Esed rejimidir. Bugün yani bir şekilde ona karşı nötr kalması bile dolaylı destek gibi de aglılanabilir. Bunu HDP heyetine söylediniz mi? Söyledim tabii. Suriye bağlamında. Çok gelişme oluyor, çokboyutlu, çok faktörlü bir denklem var orada. Yani burada yeni bir durum varsa herkesin de yeni pozisyonuna, yeni bakış açısına ihtiyaç var Burada hasmane bir tutum içerisinde değil Türkiye. Yani insani yardım bağlamında bakıyor ve 140 bin kişi kabul ettik, iyi niyetini ortaya koydu ve burada mazlum, mağdur kimse biz bunun etnik kimliğine, kökenine, dinine, mezhebine bakarak hareket etmiyoruz. Gelen Nusayri olur, Ezidi olur, Türkmen olur, Arap olur, Kürt olur, kim olursa olsun büyük sıkıntı yaşıyorsa bunların bir kısmı Türkiye’ye farklı gözlerle bakan kesimler de olabilir. Yani bunların hepsi Türkiye’yi çok seviyor anlamına da gelmez. Ama bir sıkıntı yaşandığında Türkiye kapılarını açıyor ve mesele orada da gelen işte Kürtler olduğunda da kapımızı kapamadık, gönlümüzü açtık. Zaten orada bir akrabalık ilişkisi var, yakınlık var, bunun ötesinde bizim negatif bir tavrımız yok. Ama bu tampon bölge vesaire bu da biraz yanlış anlaşılıyor. Yani bu Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamak için asgari bir savunma kalkanı oluşturacak gibi lanse ediliyor. Bu insani yardım maksatlı bir güvenli bölge oluşumu tabii. Bize gelmeden orada yapalım, o yapılabilirse orada, yapılamazsa oradaki insanlar hayat riski taşıyorsa elbette kabul ediyoruz ve neticede de kabul ettik. Burada böyle bir problem yok. Buna dönük tehdit var, açıklamalar yapılması doğru okumamak demek tabloyu. ‘Tehditvari açıklamalar yaparak olmaz’ HDP’nin sürece ilişkin talepleri oldu mu? Bir hayırlı olsun ziyaretiydi. Ben hem Meclis’teki yasama faaliyetlerinden sorumlu başbakan yardımcısıyım, hem de bu çözüm süreci heyet kurulunun da içerisinde başından beri bu işi takip eden birisiyim. Bu bağlamda Meclis’te diğer partilerle olduğu gibi HDP ile de birtakım temaslarım bu süreçte olacak. Bir fikir teatisinde bulunduk. Süreç nereye gidiyor, ne oluyor, birtakım gerilimler bölgede yaşanabiliyor veya işte diğer ülkelerden kaynaklı birtakım sıkıntılar yaşanabiliyor. Bunların da sürece tesir etmemesi önem taşıyor. Birtakım yanlış anlamalar olabiliyor, işte biraz önce tampon bölgede dediğim gibi veya işte Kobani vs. bağlamında söylediğim gibi, bu tür şeyleri de diyalogla aşmamız lazım. Yani tehditvari açıklamalar vs. değil burada ne kastediliyor, ne yapılmak isteniyor, burada diyalog her şeyin ilacı, ne kadar temas içinde olursak, birbirimizi doğru anlarsak bu süreç sağlıklı devam eder. Sınırdaki gerilimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Burada insani yardım maksatlı geçişlere tabii izin veriyoruz ama bu taraftan başka yerlere geçiş olabilecek bir şey değil. Bunun hukuki zemini bellidir. Biz hukuku askıya alalım, herkes istediği gibi gitsin gelsin, böyle bir şey olamaz. HDP’den ve PKK’den bu yönde çağrılar var Orada bir paradoks oluştu. Bir tarafta Türk askeri yardım elini uzatmış, kucağını açıyor. Öbür tarafta Türk askerini taşlayan, düşmanmış gibi gören sanki bunlara engelmiş gibi gören bir anlayış. Şimdi bu iki farklı fotoğraf. Burada hangisi doğru, hangisi yanlış. Bence Türkiye’nin ve Türk askerinin yaptığı doğru, onların yaptığı yanlış. Aysel Hanım’ın (Tuğluk) davranışını mı kastediyorsunuz? Tabii, geçiş için taşlama yapıyorlar. Bu yanlış bir görüntüdür. Herkese kapımızı açtık Hava saldırısı yetmez Çözüm süreci bağlamında ben gidişatı olumlu görüyorum. Diğer meselede (Kobani) Türkiye insani duyarlılığını ortaya koymuştur ama onun ötesinde PYD’ye tavır konusunda PYD’nin önce pozisyonunu değerlendirmesi gerekir. Suriye bağlamında Esed’e bakışı ve pozisyonu bizim için önem taşıyor. Bu değişmeden yakınlaşma olmaz PYD Çatışmayı slogan atarak izlediler Suruç’un Karaca köyünün tam karşısında bulunan, sınırın 1 kilometre ilerisindeki Kobani’nin Siftek köyünde, YPG’liler ile IŞİD militanları arasında sınırda çıplak gözle izlenen çatışmalar dün bitti. Köyün IŞİD’den temizlendiği bildirildi. YPG kaynaklarından edinilen bilgiye göre operasyonda 20 kadar IŞİD elemanı öldürüldü. Çatışmaları Türkiye tarafındandan izleyenler slogan atarak YPG’ye destek vermesi dikkat çekti. Konsoloslukta her şey doğru Musul baskınında başkonsolosun sorumlu olduğu ileri sürüldü. Bunu doğrulayacak bilginiz var mı? Orada herhangi bir kişinin hatalı olduğunu düşünmüyorum. Burada istihbarat gelir, hükümet, dışişleri telkinde bulunur ama oradaki şartları en iyi bilen orada bulunan insandır. En doğru kararı o verir. Gelinen sonuç da ilk baştan itibaren verilen her kararın doğru olduğunu gösteriyor. Bunun alternatifinin ne olacağını bilmiyoruz. Başkonsolos o 50 kişiyi dışarı çıkarsaydı, sağ salim buraya getirebilir miydi, tahliye olunabilir miydi, başka bir komplikasyon yaşanabilir miydi? Alternatifinin doğuracağı riskleri bilmeden konuşmamak lazım. Olumlu bir netice alındıysa baştan beri doğru yapıldığını düşünüyorum. Muhalefete diyalog çağrısı IŞİD’in Kobani’nin Karamuk köyüne diktiği bayrak sınır hattındaki Dikmetaş köyünde büyük endişe yaratı Cumbaşkanının bir aylık performansı nasıl? İyi ve yapıcı görüyorum. Yeni Türkiye’de yeni bir farklı vizyon ortaya koyduğunu görüyorum. Bunu fırsata çevirmek, iyi niyetle karşılık vermek lazım. Muhalefetle diyaloğu nasıl kuracaksınız? Bu yeni dönemde, burada Cumhurbaşkanı da Başbakan da çok iyi niyetle elini uzattı, kapısını açtı, işbirliğinden yana olduğunu gösterdi. Bunun havada kalmaması lazım. İyi niyetle bu yeni dönemde ilişki biçimlerini de yeniden tanımlamak uzlaşıya açık olmak lazım. Biz birçok konuda muhalefetle ilişkilerde de, basın konusunda da bunu görüyorsunuz, davet edilen gazetelerde, Cumhurbaşkanı’nın TÜSİAD ziyaretinde de görüyorsunuz. Mümkün olduğu kadar diyalogdan kaçınmamak gerek. Farklı düşünebiliriz, eleştirebiliriz ve saire ama siyasetin temel zemini diyalog olmalı. Bunun üzerinden herkes ne söyleyecekse birbirine söyleyebilmeli. ‘200 metre gelseler alacaklar’ Sınır ötesine biber gazı MAHMUT ORAL ŞURUÇ IŞİD’in Kobani’nin Karamuk köyüne diktiği bayrak sınır hattındaki Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine bağlı Dikmetaş köyünde büyük terdirginlik yaratı. Köylüler, “Aramızda 200 metre ya var ya yok. Hemen karşımızdaki köyü ele geçiren bu cani örgüt, yarın öbür gün bizim köyümüze gelmek isterse ne yapacağız?” diyerek tedirginliklerini dile getirdi. Kobani’den kaçan Kürtlerin ilk göç dalgasını yarattıkları Suruç’a bağlı Dikmetaş köyünün hemen karşısındaki Karamuk köyüne önceki gün dikilen IŞİD bayrağı ise Türkiye tarafında yaşayan köylülerde büyük korku yarattı. Köylüler, IŞİD’in orada kalmayıp Türkiye’ye geçmesinden endişe ediyor. IŞİD militanlarının Suriye tarafında kalan çobanlar üzerinden kendilerine haber gönderdiğini belirten köylüler “Gelen olursa keseceklerini söylemişler. İnsanlar da onlardan bu nedenle çok korkuyor. Geride bırakılan hayvanları, arabaları ve taşınamayan eşyaları, gözümüzün önünde alıp götürüyorlar” diyor. Dikmetaş köyü muhtarı Hüseyin Gündoğdu, IŞİD’in bu kadar büyüyüp gelişmesinde AKP hükümetinin büyük sorumluluğu olduğunu belirtiyor. Gündoğdu, “Bu insanlar IŞİD’in korkusu nedeniyle oradan kaçtılar, şimdi onların gözünün önüne bayraklarını diktiler. Bu gelenleri de buradaki köylüleri de çok korkutuyor. Aramızda 200 metre ya var ya yok. Hemen karşımızdaki köyü ele geçiren bu cani örgüt, yarın öbür gün bizim köyümüze gelmek isterse ne yapacağız? Bunlar Türkiye’ye de sızıp, gelip bizi de alırlar. Burada insanların aklına IŞİD denildiğinde kesilen kafalar, akıl almaz işkenceler geliyor” diyerek endişesini dile getiriyor. 63 yaşındaki köylü Abdi Değer ise “ABD ve çevre ülkeler isterse bunlar bir günde biter” sözleriyle, uluslararası güçlerin IŞİD operasyonuna ilişkin beklentilerini aktarıyor. Karamuk köyünden kaçan 27 yaşındaki Suvel İsa ise IŞİD’in herşeylerine el koyduğunu anlattı. ABD’nin savaş uçaklarıyla dün gece Suriye’deki IŞİD’in karargâh ve kontrol noktalarını hedef alan hava harekâtı ardından sınırda da sessizlik hâkim oldu. Suruç’ta düne kadar binlerce kişinin geçmek için tellere dayandığı Kobani’nin karşısındaki Türkiye sınırında kurulan geçiş noktasına gelenlerin sayısının 500 civarında olduğu belirtildi. İlk kez bu kadar az yoğunluğun görüldüğü sınırdan Türkiye’ye geçiş yapmak isteyenlerin ise AFAD ve Göç İdaresi tarafından yapılacak çalışma nedeniyle beklemeleri istendi. Son günlerde sınır hattında sık duyulan ve tedirginliğe yol açan çatışma ile patlama sesleri de kesildi. Kobani ilçesi ve çevresindeki köylerden kaçan ve sınırda Türkiye’ye alınmayı bekleyen grup hayvanlarının telef olduğunu söyleyerek durumu protesto etti. Kürtçe bağırarak duruma tepki gösteren Suriyeliler, bu sırada telef olan bir koyun leşini de teller üzerinden Türkiye tarafına attı. Araçların üzerine çıkarak tepki göstermeye devam eden Suriyelilerin, havai fişek atarak sınıra yönelmeleri üzerine askerler sınırın Suriye tarafına biber gazı bombaları attı. Kalabalığın bulunduğu sınır hattının birkaç noktasına atılan gaz bombaları ardından Suriyeliler, tellerin gerisine gitti ve protestolarını sonlandırdı. Sınırın sıfır noktasında DBP’lilerin çadır kurmasına izin verilmemesi üzerine dün BDP’liler Tavşan köyü yakınlarında toplanmak istedi. Suruç Belediyesi önünde kamyona kalabalık bir grubun binmesi üzerine polis kamyonun hareket etmesine izin vermedi ve şoförü gözaltına aldı. HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, kamyonun direksiyonuna geçerek polisle tartıştı. TOMA ve bir kamyonla yol kapatıldı. Yapılan görüşmeler sonrasında kamyonun, Demir Çelik’in şoförlüğünde boş kasayla hareket etmesine izin verildi. Ancak kamyon yolda ilerlerken yine içine binenler olunca, polis bir ara sokakta kamyonun hem içine hem de kasasına gaz sıkarak müdahale etti. Paralel yapı bitmedi ‘Paralel yapı’ dediğiniz Gülen cemaatine, yakın çevrelere yönelik mücadeleniz bitti mi? Bitmez sanıyorum. Devletin vermesi gereken bu mücadele, ulusal güvenliğimizi ilgilendiriyor. Bu idari tedbirler alındı, yer değiştirmeler birtakım şeyler. Daha önemli olan farkındalık oluşmasıdır, bir güven sarsılmasının yaşanmasıdır. Ben bunu çok önemsiyorum. 2015 seçimleri için çıtanız nedir? Yüzde 50’nin üzerine çıkarız. Önce basından brifing Akdoğan basınla ilgili yürüteceği çalışma konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı: Meslek kuruluşlarını dinleyeyim dedim. Devlet tarafından brifing alıp birtakım kabullere vardıktan sonra meslek kuruluşlarını dinlerken önyargılı dinliyorsunuz. Onun yerine önce basını dinleyeyim diye hepsini topladım. Hükümete eleştirel yaklaşan, uzak duranlar da dahil olmak üzere kim varsa hepsini çağırın dedim. Bir iki tanesi dışarıda kalmış, onlar çok kızdılar. Ama yani usulüne uygun olarak eleştirisini yapacak olan, düşüncesini söyleyecek olan kim varsa davet ettim ve dinledim. Bu konuda peşin hükmüm de yok. Neyse herkesi dinleyelim. Çalıştaylar yapılsın, ortaya bir şey çıksın, ondan sonra biz gereken adımı atalım yaklaşımındayım. Yani devletten önce millet tarafını, sivil toplum tarafını, sektör temsilcilerini dinleyelim ve onların önceliklerine göre hareket edelim yaklaşımındayım açıkçası. DBP önünde gerginlik
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle