23 Mayıs 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
KÜLTÜR-SANAT CUMHURİYET/7 acı lıriaı» îeiçmk'ıın 50. sanat ydı • Kültür Servisi — Karikatürist Turhan Selçuk'un 50. sanat yılı nedeniyle düzenlenen sergisi, 7 ocak tarihinde Garanti Sanat Galerisi'nde açılacak. "Abdülcanbaz Desenleri ve Karikatürler" başlıklı sergi, 28 ocak tarihine dek sürecek. 1922 yılında Milas'ta doğan Turhan Selçuk'un ilk karikatürü 1941 yılında Adana'da çıkan günlük gazetelerden Türk Sözü gazetesinde yayımlandı. Bugüne dek Akbaba, Aydede, Akis, Yön, ~SS Devrim, Tef, 41 Buçuk •wDıtn.us degkryle birçok gazetede çalışan Tlırhan "35çu, fcirçpk Mü kazandı, sayısız kişisel sergi açtı ve l o n sergL^n ıatıdı. 1992 yılında 50. sanat yılını l ı l r c n Tlırhı Seçruk için ünlü yazar Yaşar Kemal S^lir söylemki: TUrhan Selçuk dünyanın en büyük K i h ü r sanaclarndan biridir. O bir banş dostu; bir s a : :iişm*_nı :îank elli yıl boyunca insanlığın son yıyılk seımlvrin:b>asarıyla çizdi. Onun büyüklüğü, *3xri;rı degil. :nt bilyüklüğünden gelirî' çğ sergisi • IBtür S«rai - Ressam Ibrahim Çiftçioğlu'nun r e n sergisi 7 xal tarihinde Gorbon Sanat Galerisi'nde a û T i . Sergi,» ssnuna dek izlenebilecek. 1973 yılında CjriEgitim Eüâitisü Resim Bölümü'nU bitiren tbrahim Çtçcglu, birsireUrfa'da resim öğretmenliği yaptı. l<6?Juıda Miinıra Üniversitesi Güzel Sanatlar Fıüıesi'nde fiansnı tamamlayan sanatçı, 1970'li y m i ı n bu yaa Dervlet Resim ve Heykel sergilerine, D D Vakko^ TPAC Yunus Emre, Günümüz Sanatçılan, Y d EgiliınJ'er çbi sergilere katıldı. tbrahim Çiftçioğlu, brine dek "Ûa ;zJenimleri", "Yalnızlığa Direnişe ve H n e Merraatsf, 'Karşıda Duvar Dibinde", "Eylülde A ' , •'Gayrettct Fortreleri", "Bela Çiçekleri", "Vaatler", "hlıtlar" bafilı dizi resimleri gerçekleştirdi. Sanatçı rcaı çalışriLakrjıı İstanbul'da sürdürüyor. "lirilı Kokan Anadolu' • Kiltiir Stenisi — Ressam Sefer öztürk'ün resim serjsı 6 ocakta Türkiye İş Bankası Parmakkapı Sanat Ga-'risi'nde açılıvo:. Sergi ocak ayı sonuna dek Lzleebilecek.. 1950/ılında Afyon'a bağlı Dazkırı'da dojuı Sefer öztürk, İstanbul ilköğretmen okulu resim semnerine devam cti. 1969 yılında Devlet Tatbiki Güzel Santlar Yüksekoktlu'na girdi. Okulu bitirdikten sonra çafcmalanru ya|iıt»ya ve kece-resim olarak sürdüren Oztırk, Anajdolu'da belli işlevler için yapılan keçeyi, ç-agas resim alanında yorumlayıp duvarlara asılabilir hal: getirdi. 400'ün üstünde keçe çalışması yapan ressam, soriyıllarda yıglıbcya çalışmalarına ağırhk verdi. Sefer özurk, keçe çalışrralarından birisiyle 1975 yılında Tüniye tş B^ankası'ıın açtığı yarışmada mansiyon aldı. DY)'nun gelenelse yarışmalarında Görsel Sanatçılar Deneği'nin yanşmasında ödül ve mansiyon kazanan Sefr Öztürk., halerı Devlet Opera ve Balesi'nde ressam oiaak çalışıyor. (Fctoğraf: Sanatçının resimlerinden: 'Tarh Kokan AnadDİu.' Tİ1ATR07A YARDIM tiyatroya 150 milyon lira • -'JS'KARA. (M) — Ankara Büyükşehir Belediyesi, etknliklerini baskeme sürdüren 18 tiyatro topluluğuna topim 150 milyon jra yardımda bulundu. Bir kurul taraından belirlcnen yardım, dün düzenlenen törenle dağrıldı. Büyükşehı Belediye Başkanı Murat Karayalçın töreıde yaptı.ğı konuşmada, 1992 yılı içinde Gençlik Merfezi ile Tiyatro Sahnesi'ni de amatör tiyatrolann hiznetine sunacaklannı söyledi. Karayalçın, metro içinde d e bj metro tiyaırosu kurulması önerisine sıcak bak:ğını beltrterek projede bu doğrultuda değişikliğe yöndik girişianlerde bulunacağını kaydetti. Büyükşehir fteldiyesi'ndcn yardım alan tiyatrolar ile aldıklan ödül rraikarlan şöyle: H.Ü. Devlet Konservatuvan Tiyatro Böhnü ile EJ7CF Tiyatro Bölümü 15'er milyon lira; Sana Kurumu, Çan Tiyatrosu, Oluşum, Tiyatro Özgün OeKme, Banşın Dostları, Keçiören Oda, Can Şenliği tiyaroları 5'en- milyon lira; Ankara Deneme Sahnesi, Aviıhra Sanat, TÖTAV, De, Sahne, Yeni, Ankara Ekin ve Gökuşağı Oyunoıları tiyatroları 10'ar milyon lira. PIRGİ Bizim Şehir'de 'Kıztaşı' • Kültür Servisi — Aylık siyasi gazete Bizim Şehir'in araık ayı saynsmda çeşitli konulara yer veriliyor. Kerim Feran, Fatih""teki Kıztası'nın öyküsünü aktanyor. Nevval Çimn, Sheazen-Hong Kong-Singapur-İstanbul arasında gezrriyor oknıru. Taner Vidinligil, bir dönemin Vfezeciler'i v« semtte özelh'kle çocukların ilgisini çeken 'Tsmak Sporu" üzerinde duruyor. Yüksek mimar Naci "Vfelan, 25 yüzyılhk bir geçmişi olan Kız Kulesi'nden söz edi;or. Jak Deleon ise "Pera Hatıratı" başhklı yazısı ile Bizn Şehir'dle. Gazete aynca kitapseverler arasında genk bir iletişim kurmak amacı ile okurlara bir sayfa açıw ve öneniler bekliyor. (Zincirlikuyu Cad. Selin Apt. 15/:, Ulus »0620. İstanbul) SINAT ETKİNLİĞİ Borsacla *Sineına Günleri' • IURSA (AA) - Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı, <o«ca-rnayıs aylanm kapsayan bir dizi sanat etkinliği %aurhyor. Et kinlikler, ocak ayırun ikinci haftasında "Sirema Günleri" ile başlayacak, mayıs ayına kadar sQnûrülmesi planlanan Sinema Günleri'nde her ay 4 fiJrı gösterirae sokulacak. MiUi Egitim Müdürlüğü salmunda 9 ocalıa gösterime girecek ilk film, ünlü jyöEtmen Costa Gavras'ın 'Z'si olacak. Ocak ayındaki dagr filmler ise Bağdat Cafe, Camille Claudel ve New Yfon Story olacak. istanbul Devlet Opera ve Balesi'nin safeelediği "Carmina Burana" sahne kantati için çabmalar da des^m ediyor. Eser, uygun sahne bulnması durarnunda vakfın ilk müzik etkinliği olarak lurdacak. Mayıs ayına kadar her ay bir klasik müzik koteri düzenJemeyi planladıkJannı anlatan Vakıf Genel S4ekcteri ömer Ersöz, bu konserlere katılması için GVtter-Süher Ptkinel kardeşler, Idil Biret, Leyla Gencer ve iana Kan gibi ünlü solistlerle temas halinde oidJclannı kajtleni. Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından îlci lafta önce sahneye konulan "Bebek Uykusu" adlı oyu kapalı gişe oynuyor. Kenan Işık'ın yazıp yönettiği oyn günürr.özde yok olmaya yüz tutmuş insani dcgrleri, deği}en .oplumsal ilişkileri anlatıyor. Selim Altan'ın resimleri Galeri Nev'de sergileniy\r lferaltına götüren resimlerAltan'm birçok tuvalinde, benliği araştırırken kendini bir başka benlikte yüz yüze bulma durumu somut olarak resmedilir. Kendini anlamaya, kendini ayırt etmeye çahşmak, bu tuvallerde tekrar tekrar kendini kendinden ayırıp bir radikal başkalığın karşısında bulmakla sonuçlanır. DENİZŞENGEL ~ tlk bakışta, Selim Altan'ın bu scrgidc göstcrilcn resimlc- rinın anılann mekân tuttuğu bir vcrallı dün>asını araştırdı- ğı. bilinç dışının karanlığın- dan çıkmaya yeltenip bilince doğru haval mcyal devincn imgclcri izlcdiği düşünülebı- lir. Mcrkczini ve anatomisini yitirmiş fıgürlcr. geçmişten %imdi\e ulaşan tüm imgelerdc olduğu gibi. şckillerı tam be- lirlcnmcmiş. figürleşmemiş cşiğindcdurur. Gcrçektcn dc Altan'ın re- simlerinin bir boyulu bizi. aynı zamanda en içten kahka- hanın ka>nak ve mekânını oluşturan ha>atın o cehen- nemsi yeraltına götürür: İste- diklcri kadar gerçek olsunlar. dcr gibidir Scüm Altan"ın iro- nik resimleri. Rüvalann Yonı- mu kilabından sonra kâbusla- rımızı nasıl ciddiye alabiliriz ki? Artık sadece vc sadecc ço- cuklukla birliktc \itirilen saf- Selim Altan, ressam. Doğnıdan, araçsız boya ve renkle göriiyor. lığın da kcndısi olduğu bilinen o cehennemden kim korkabi- lır kı? Gelcnekscl figür. yani ınandırıcılığın vc doğalın eşi- ğini gcçcn figür. mâsumlar içindir. duvularının bildirim- lcrinc vc günlük hajatın akışı içinde her nasıisa bütünlüğü- nü sürdürme>i beceren ampi- rik benliğin gerçekliğine hâlâ inanabilenler içindir. Altan'ın her biri bir meta- morfoz anı içinde tespit edil- miş. her biri... Ovidius'u zikre- der gibi... Kimlik. gövde. doku. renk ve tonlar arası ge- çiş anında yakalanmış figürle- rı ısc kuşkucuları çağırır: Figür bir benliktir, daha doğrusu benlik bir figürdür; kendi üzerinde düşünürken. gözlerini kendi içine çevirdiği anda bölünen ve o anda ken- dini başka bir benlikte yüz yüze bulan bir figür. Altan'ın birçok tuvalinde, benliği araştınrken kendini bir başka benlikte yüz yüze bulma durumu somut olarak resmedilir. Kendini anlama- ya, kendini ayırt etmeye çahş- mak, bu tuvallerde tekrar tekrar kendini kendinden ayı- rıp bir radikal başkalığın kar- şısında bulmakla sonuçlanır. İnsan formunu böylesine ya- kından çağnştıran bir şey, ama o derecede de bambaşka bir şey... Başka bir cinsiyet, bir hayvan, bir kuş. ortaçağ hayvanat suretlerinden gelme bir mahluk ya da canlılığın uç noktasında, cansızlığın eşiğin- de duran bir kütle. benliğin hayaline tutulan bir kahkaha aynası. Burada kahkahanm nesne- si, o ana kadar gerçek olduğu saıılan ama artık yalnızca bir hata. bir yanılsama olduğu anlaşılan benliktir; insanî for- mun hayvanattan, Kaf Dağı'n- daki mahlukattan farklı olduğu varsayımdır. tletişim, yerini baş- kahğın, ayrılığın bilincine bıra- kır. Zaten ironinin kimseyi ra- hatlattığı görülmemiştir. Kâh kimlik endişesinin ko- medyasını, kâh tensel belleğin daha ağırbaşlı mücadelesini düşünerek, Altan, sonınu form üzerinde bir araştırmaya dö- nuştürür. Ama "dönüşliir- mek" belkı de vanlış kelıme veya valnızca dıİın bir gereğı. Seîım Altan. ressam. Doğru- dan. araçsı/ olarak bova ve renk ile görüyor; yapıtları, yu- karıda anlatılan sorunu. sözel ya da kavramsal ifadelerden önce ve bunların tümüyle dı- şında. doğrudan renk. ton, doku. form olarak kavradığı- nın kanıtı. Yırminci yüzyılda soyut re- sim. gerçekten (yani antropo- morfik olmadan) görsel bir gramerle, antropometrik ol- mayan. yani mekânı insani oranlara göre kurgulamajan. vani "mekân" kurmayan. bir strüktürün olabileceğini gös- terdi. Performans sanatçılan. en olmayacak sanılan formla- rın gözlerimiz önünde yan >ana getirebilineceğini göster- di. Bu tarihin sunduğu karma- şık sanatsal deneyımden son- ra dönüp fıgüre baktığımızda, Altan'ın resimlerinde olduğu gibi. anatomi dersleriyle, pers- pektif kurallarıyla ilgisi olma- yan imgelerle karşılaşıyoruz. Bu resimlerde imge. form üzerine söylenmiş hiyeroglifik bir sözdür; ama devınim için- de olan bir form. kendi ola- naklarının tüm veçhelerini sıralayan ve tüm resim yüzeyi- ni kaplayan bir form. Selim Altan'm fıgürlerini canlandı- ran, resimlerinin performansı- nı oluşluran, her şeyden önce budevinimin tuvalin hergöze- neğinde izlenebilen varlığıdır. Selim Altan resim sergisi / İstanbul Galerı Nev 3 Ocak 1992'ye kadar açık , Tel: 131 67 63 ÎDSOyılın son konserini Galati'nin yönetiminde sundu \eni yıla neşeli ezgilerle EVtN İLYASOĞLU İstanbul, Ankara ve Izmir'- de bütün orkestralanmız eski yılın son konserlerini coşkulu ezgilere ayırmışlardı geçen hafta. Ankaralılar Cumhur- başkanlığı Senfoni'yi Gfirer Aykal yönetiminde Aytül Bü- yüksaraç ve Eralp Kıyıcı'nın şan sololanyla dinlediler. M«- car Dansları, Srranss valslerı. Mozart ve Verdi coşkusunun yani sıra çikolata ikramlan, maytaplar ve şefin sahneye davet ettiği gençlik neşeli da- kikalar yaşatmış müziksever- lere. İzmir'de Rengim Gökmen yönetimindeki orkestraya Yu- suf Güler Aksöz - Zetiha Kuyel ve Müveddet Günbay solist ol- muşlar. Mozart-Strauss-Sup- pe ve Lehar'ın alımlı ezgileri Izmirlileri coşturmuş. İstan- bul Devlet Senfoni ise Rumen Şef Galati'nin yönetiminde pi- yanist Judith Uluğ ile sundu eski yılın son konserini. Ga- lati'nin kemanı ile orkestraya katılması; Strauss'un polka ve valslerinde dinleyicinin sesini duyurması şenlik havasınday- dı. Alışılagelmişin, kalıplaş- manın dışına çıkmak, müziğin kanatlannı paylaşmak, bu Judith Ulug konserde Gershwin ve Addinsel'i seslendirdi. Rumen şef Galati'nin yönettiği konsere piyanist Judith Uluğ katıldı. Uluğ "tyi bir müzisyen, ünlü bir icracı olacak diye zorlamamalı çocukları. Müzik o kadar güzel bir şey ki, çocuğunuzun bu sanat dalından zeyk almayı öğrenmesi, belki yalnız kendi için çalması ya da iyi bir dinleyici olması da önemli" diyor. Uluğ'a göre çalgısıyla birlikte büyümeli çocuk. "Spor gibi bu iş. Futbol oynamaya başlamak için 20 yaşını beklemezsiniz. Ne kadar küçük başlatırsanız çocuğunuzun bedeni ve beyni bir koordinasyon içinde yoğrulmuş olur" diyor sanatçı. "yeni yıl" konserlerinde ça- lanlar kadar dinleycnlerin de hoşuna gideroldu. Şef Galati, uzun bir süredir İstanbul dinleyicisinin ve or- kestranın sevilen dostu. Şim- dilerde Eskişehir Üniversi- tesi'nde öğretmenliğe başla- mış. Galati'nin yönettiği İDSO eşliginde dinledik Ju- dith Uluğ'un Gershwin ve Addinsel'ini. Cazla klasiğin evliliğinin güzel bir örneği olan Gershvvin'in Fa minör piyano konçertosunda piyanist, kendi Amerikalı kökeniyle öz- deşJeşirken, orkestra toplulu- ğunun daha bir akademik eş- lik götürdüğü, Gershvvin atmosferinin kıvraklığına bi- raz yabancı kaldığı söylenebi- lir. Başta trompetçi Sükan Tangüner olmak ûzere bazı orkestra üyeleri yer yer kendi sololarında yakalamışlardı bu kıvrakhğı. Addinsel'in fılm müziği niteliğındekı romantik eserinde yine Judith Uluğ'un net, abartısız ve içten yorumu- nu dinledik. Judith Uluğ, Minnesota'da ve Nevv York - Julliard Müzik Okulu'nda egitim görmüş. 1967 yılında Türkiye'ye gel- miş. O tarihten bu yana solist. eşlikçi ve öğretmen olarak müzik dünyamıza hizmet ver- mekte. "Bir öğretmen konser kariyerini bırakmamışsa öğ- rencisinin neler yaşadığını da- ha yakından duvabilir. Bir so- list olarak hangi yoğun duygu- larla kendini hazırlaması gerektiğini de öğrencisine daha kolaj aktarabilir" diyen Ju- dith Uluğ, halen Mimar Sinan Universitesi Konservatuarı'n- da Piyano Ana Sanat Dalı Başkanı. Her yaştan öğrencisi var. Mezun olmak üzere olan- lar, kariyere başlayanlar, kon- kura hazırlananlar. "Mutlaka iyi bir müzisyen, ünlü bir icracı olacak diye zorlamamalı ço- cnkları. Müzik o kadar güzel bir şey ki çocuğunuzun bu sa- nat dalından zevk almayı öğ- renmesi, belki yalnız kendi için çalması ya da iyi bir dinleyici olması da önemli". Bir de mü- ziğin küçük yaşta başladığına inanıyor: "Çaigısıyla birlikte büyümeli çocuk. Spor gibi bu iş. Futbol oynamaya başlamak için yirmi yaşını beklemezsiniz. Ne kadar küçük başlatırsanız çocuğunuzun bedeni ve beyni bir koordinasyon içinde yoğ- rulmuş olur" Eşlikçi olarak, Judith Uluğ'un her zaman herkese hazır, "hayır" demesi- ni bilmeyen flüt, keman, şan solistlerine güzel bir uyumla eşlik etme yeteneği onu müzik çevrelerimizde aynca seçkin- leştirmiştir. Çiçek Sepetli Kız Cep Tiyatrosu'nda sahneleniyor Birlikte yaşanan yalnızhklarÇİçek Sepetli K u / Yazan: Yıldınm Keskin I Yönetmen: Erol Keskin / Dekor-Kostüm: Feyza Zeybek, Oyuncular: Tomris Incer (Fa), Mehmet Gürhan (Ado), Vildan Türkbaş (Ze) / İstanbul Şehir Tiyatrolan. NALAN MANYASLI Yalnızhklar vardır, tek kişi- nin yaşadığı. Yalnızlıklar var- dır, birlikte yaşanan... İstanbul Şehir Tiyatrolarf- nın bu sezon repertuanna kat- üğı "Çiçek Sepetli Kız", üv kişinin birlikte yaşadıklan yalnızlıklan konu alan bir "iç dram". Yıldınm Keskin'in. Pablo Picaşso'nun bir tablo- sundan esinlenerek "Çiçek Sepetli Kız" adını verdiği oyu- nunu, Harbiye Cep Tiyatrosu için Erol Keskin hazırladı. Yıldınm Keskin'in, kendi ya- şamından Lzlere de yer verdiği oyunu, tüm ömrünce ressam olmaya çalışmasına karşın başka bir uğraşı (lokanta-bar işletmeciliği) sürdürmek ve sevmediği bir kentte. kendisi- ni sevdiğinden kuşku duydu- ğu bir kadınla yaşamak zo- runda kalan Ado (Adnan), Tüm yaşamı boyunca yalnız Pa'yı (Pablo Picasso) seven ve sürekli olarak kocası Ado'yu, Pa ile kıyaslayan yalnız, mut- suz ve sakat Fa (Fatoş) ve Ado'nun lokantasında çalı- şan, ama patronu ve karısın- dan farklı olarak imgelerine tutsak olmadan. yaşamı oldu- ğu gibi kabul eden, aynı za- manda Pa'nın sevgilisi olduğu izlenımi verilen Ze'nin (Zev- Mehmet Gürhan ve Tomris tncer, Çiçek Sepetli Kız'ın bir sahnesinde. nep) ilişkileri üzerine kurulu. Duygu ve düşünce olarak bir- birlerinden oldukça azak. bu- lunduklan mekân ve Pa ile olan anılan ile birbırlerine ya- kın olan üçkişi... Erol Keskin, "Çağımız kıstı- rılmış insan problemini araştı- ran bir oyun" olarak nitelendi- riyor "Çiçek Sepetli Kız"ı. "Bizden önceki çağlarda yaşa- yan insanlar da kıstırılmış in- sanlardı belki, ama bunu bilmi- yonız, belgelerle, anılarla, tarih yoluyla böyle olduğunu düşünüyoruz. Günümiizde, bu kıstınlmışlık tuzağından kur- tuunak için bir arayış var her- keste. Mücadele \ar, insanlar çare arıyorlar. Sonu gelmez bir kavga bu. Yıldınm Keskin'in oyununda bunu sezdim." Yazarın, "dar bir koridor ya- nında iki oda"olarak nitelediği mekân, Cep Tiyatrosu salo- nunda değişikliğe uğramış. Yönetmen, oyuncular ve de- kor sanatçısı. üç oyun kahra- manının kendi mekânlannı oluştunnuşlar. "Fa, tekerlekli sandalyeye mahkûm olduğun- dan alt katı kullanıyor, kendi- sini bu mekânda rahat hissedi- yor" diyor Keskin. "Ado, bar kapısının bulunduğu kattaki odaları, vatak odası ve çalışma odası olarak kullanıyor. Ze ise içinde bulunduğu her mekânı dolduruyor, bir zaman sonra taşmaya başlıyor. Şık sık bar kapısının penceresinde görü- nen bir resim oluyor Ze. Ado'- nun yaşadığı kat, Fa'nın katı ya da merdivenler, hemen Ze'- ye ait mekânlar oluyor. Ama o, fazla kalamıyor bir yerde. He- men uzaklaşmak, dış mekâna çıkmak istiyor. Dışarı çıktığın- da ise bir bahane ile hemen içeri giriyor. Çünkü yaşayan biri o."" Oyunun gerçek sahibinin oyuncular olduğunu belirten Keskin, "Çiçek Sepetli Kız"da uyguladığı çalışmavı şöyle an- latıyor: "Oyunculara, kıstınl- mışlık problemini aktarmava çalıştım. Bunu, bir sır gibi gös- terdim onlara. Siz, duyup gör- düğünüzü vorumlayın, dedim. Oyundaki bir tek öğe için bile birden fazla alternatif götür- mek gerek. Yönetmen, yardım- cılık görevini iistlenir, bu alter- natiflerden bir ikisini önerir. Sonra oyuncularla birlikte doğrusunu monte eder. F.vren- sel oyunculukta \azar, yönet- men ve teknik ekip, oyuncuya ışık tutan ve yardım eden kişi- lerdir." "Çiçek Sepetli Kız", yazarı- nın deyımiyle. "Yaşamı dol- durmak istediğimiz heyecan- lar, tutkular ve heveslerin, doğanın \e kaderin sert kural- larına egemen olamadığı sap- taması ile" son buluvor. Saygun'u annıa konseri • KültürServisi - İstanbul Dev let Senfoni Orkestrası ve Filarmoni Deı neği 1. ölüm yıldönümünde Ahmet Adnan Saygun'u anma konseri düzenliyor. Saygun'un yapıtlarının seslendirileceği konserin solistleri Ayhan Baran, RuhsarÖcal, Erol Uras, Işın Güyer, Serdar Yalçın, Nurten.Kolçak Tezman, Metin Ülkü, Feza Çetin ve Meral Başeli. Konsersaat 19.00'da başlayacak. Eco kalp krizi geçirdi • RJCCIONE (AFP) — Italyan yazar Umberto Eco'nun dün geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırıldığı belirtildi. "Gülün Adı", "Foucault'nun Sarkacı" adlı kitaplann yazan Eco'nun, bulunduğu hastanede kontrol altında tutulduğu ve çeşitli testler yapıldığı bildirildi. Gülden Kut'ıın resimleri • Kültür Servisi — 1948 yılında Samsun'da doğan ressam Gülden Kut, 8-29 ocak tarihleri arasında Yonca Modern Sanat Galerisi'nde bir sergi açıyor. 1968 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'ne giren sanatçı, 1973 yılında Zeki Faik lzer ve özdemir Altan Atölyesi'nden mezun oldu. 1981'de ilk kişisel sergisini acan sanatçı, Altın Palet Teşvik ödülü'nü kazandı. Sanatçı resmini şöyle anlatıyor: "Nesneler, gerçek yaşamdaki katı, sessiz durumlarından kurtulup, resmime girdiklerinde, izleyenlere yaşama sevinci verebilmeli, nesneler sevince dönüşebilmelir Liseliler yarışıyor • İSTANBLL(İÜHA)- Milliyet gazetesi, Müzik ve Halk Oyunları yanşması düzenledi. Yanşma, Batı müziği, halk müziği vehalk oyunu yanşması olmak üzere üç ana daldan oluşacak. Yanşmalar İzmir'de 1 Mart 1992günü Atatürk Spor Salonu'nda. Adana'da 4 martta Menderes Spor Salonu'nda, Ankara'da 7-8 martta Selim SırrıTarcanSpor Salonu'nda, İstanbul'da 26-29 mart tarıhleri arasında Lütfi Kırdar Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. \azıh Gtinler • Kültür Servisi — Yazılı Günler dergisi 13. sayısıyla ikinci yılına başladı. Bu sayıda Afşar Timuçin'in "Estetik: Güzelin Bilimi", ömer Ateş'in "Kilit Kültürü ve Sanat", Mehmet Serdar'ın "Tarih Bilinci", Ernst Fisher'in "Sanatın Geleceği" (Çey. Yasar Azaz), Altay Öktem'in "Bülent Ecevit ve Gözyaşından Gerdanlık", Behçet Çelik'in "Seçilmiş Bir Yahıızlığın Tarihçesi" adh yazıları; Bülent Büyükdağ'ın "Hiç Tanımadım Onu" ve Mehmet Sert'in "Bir Ada Gezintisi" adlı öyküleri yer alıyor. Bu sayının şairleri ise şunlar: Emin Akdamar, Murat Batmankaya, İsmail Lütfü, Hamdi Gedik, Halim Yazıcı, İsmail Sandıkçıoğlu, Deniz Durukan, Fahrettin K. Nitter, Metin Fındıkçı, llyas Tunç. I SAHİBİNDEN ÇINARCIKTA ' M A R M A R A sahinde, onarak, KorukOy, Esenkörde satılık ar- ssürnı vantr. •PARSELLER ifrazi, iman r> narak Betedrreslnce 2-3-5 kat olarak verlrrfctir. Oerftal Insaa- t3 b35t3fl3WBr ' A R S A L A R I M mûstakl tapukı, 24O480nv bûvûkiûğûnde, ko- numuna göre 24 Ra 80.000. 000.- Iradr. ödeme k ö f t i lWY ^ ^ •ARSALAR deniz manzarak, cevre ormanla kapk oMuğundan, ncfts tit hava ve oSrflnto mev- cuttur. •3-5 artadas tnkte hareket ederek Mrkac dalrellk arsa aött- teceğMz g u , 10-20-so Qye* kooperattfler Idn Imart yerterlm de vardr. -VELI GöçER-Kaya cazmo» Carsjsh cnarâk" auteslne yaza- rak tantn trosûr-takvlmlmi is- teveHMniz. •zİYARETLERlNlzl Dekter, say- griar sunarnı *ÇINARCIK:(9.19Î) 56800 *ISTANBUL:(1)515 73 63 *VELİ GÖÇER F«x:56«01
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle