Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
13 ARALIK 1990* CUMHURÎYET/19
RALLİCİLERİN
ÖDÜL GÜNÜ
Türkiye Turing
ve Otomobil
Karnmn önceki
akşam The
Marmara
Oteli'nde
düzenledigi
törenle 1990
yılında başanlı
olan rallicileri
kupa ile
ödüllendirdi.
Törende bayanlar
ralli şampiyonu
Beyza Avcıoglu
büyük alluş aldı.
Kripto
davasına
bilirkişi
ANKARA (Cumhuriyet Bü-
rosu) — Kamuoyunda "kripto
davası" olarak adlandınlan,
Özal-Bush görüşme tutanakla-
nıun yayımlanmasına ilişkin da-
vada düğtimü bilirkişi raporu
çözecek. Mahkeme, kripto met-
ni ile gazetede yer alan haber
metninin gizlilik vasfı olup ol-
madığının tespiti için bilirkişi in-
celemesi yapılmasına karar
verdi. DGM'de görülen da-
vada mahkeme, taraflara soruş-
turmanın derinleştirilmesi konu-
sunda istemleri olup olmadığı-
nı sordu. Hande Mumcu'nun
avukatı Uğur Alacakaptan,
Uluç Gürkan ve avukatlan Çe-
tin Özek ile Hasan Bıyüdı, bu
tür talepleri olmadığını söyledi-
ler.
Soğuğu umursamiyorlar — tsviçre'de her yıl
Noeıyortusundan önce ilginç bir yüzme yanşı düzenlenir.
Yanşmacılar, havanın ve suyun soguğuna aldırmadan ken-
dilerini Cenevre Golii'ne bırakıverirler. Bu yıl da aynı gele-
nek yinelendi ve 300 >anşmacı 146 melre yüzdü. Ama
yüzücüler bu soğukta ilk anda donmamak için başlanndan
aşağı kovalarla su dökerek kendilerini sıcaklık farkına alış-
Urdılar. (Fotoğraf: AP)
Trafik
22 ölü,
55 yaralı
ANKARA (AA) — Yurdun
çeşitli yerlerinde dün meydana
gelen trafik kazalannda 22 kişi
öldü, 10'u ağır olmak üzere 55
kişi de yaralandı.
Hakkâri'nin Çukurca ilçesine
bağlı Çiğli köyünden Köprülü
köyüne giden ve sürücüsünün
kimliği henüz belirlenemeyen 30
AE 817 plakalı kamyon şaram-
pole yuvarlandı. Kamyonun ka-
sasında bulunan Ömer Ediş
(32), Hacı Ediş (38), Naif Ediş
(29), Haşim Ediş (34) ile Kazım
Çiftçi (26) olay yerinde, ağır ya-
ralanan Musa Ediş (16), Seyhan
Kuşak ve Alaattin Ediş ise kal-
dmldıklan Van Devlet Hastane-
si'nde öldüler.
tŞLER KESAT
OLUNCA — Bu
yı) tngiltere'de
ekonomik
durgunluk
nedeniyle Noel
öncesi alışveriş de
durgun gidiyor.
Magazalar bu
nedenle akla
hayale gelmedik
gösterilerle
kendilerine
müşteri
çekebilmek
amacıyla
sokaklarda bir
gösteri düzenledi.
Diskotek adına
gösteriyi yapan
kişi goril
kılığında bir
diskotek
görevlisine
taşıttığı bir kafesc
girdi. (Fotoğraf:
Reuter)
HABERLERÎN DEVAMI
OLAYLARIN
ARDENDAKI
GERÇEK
(Baftarafı 1. Sayfada)
anayasa değişiktiği" üzerine
öneriler getiriyor; sonra da ga-
zetecilere telefonlar ederek ken-
dince tartışmalara girişiyor.
Çoğunlukla gayri ciddi sözler,
spekülasyon ve havanda su döv-
mek tüninden bir edebiyattv or-
talığı saran toz ve duman...
Sayın Özal, Çankaya'da sar-
sılan ve zorlanan durumunu bu
tür çıkışlarla iyileştiremez. Bo-
zulan siyasal dengeyi sağlamak
için iki yol bulunmaktadır: 1)
Sayın Cumhurbaşkanı'nın ana-
yasaya saygı göstermesi ve ka-
nun smırlanna çekilmesi. 2) Her
100yurttaştan 801nin istemediği
ANAP iktidannm bir an önce
erken seçime yönelmesi.
Eğer bu yolda 'samimiyef ve
"ciddiyet' taşıyan bir tutum de-
ğişikliğiyoksa, halkı gereksizye-
re oyalamak, kamuoyunda yeni
tepkileri yoğunlaşlırmaktan
gayn bir işe yaramayacaktır.
Buna karşüık muhalefet par-
tiieri arasında dün başlatılan di-
yalog, üzerinde durulabilir bir
anlam taşıyor.
ANAP iktidannm anayasal
rejimi tagyir' eden süreçte mu-
halefet partileriyle köprüleri
atan siyasetine karşüık, SHP ile
DYPdün gerçekleşen birgörüş-
mede yakınlaştılar. Yayımlanan
'ortak bildiri'de "Ülkemizin ve
halkımızın içinde bulunduğu,
ciddi ve boyutu giderek genişle-
yen bunalımdan" çıkış için "or-
tak bir çalışmamn sürdürülme-
si uygun" görüldü. Bu amaçla
tir çahşma grubu' oluşturuldu.
Hiç kuşkusuz bu girişimin
gerçek değerlendirilmesi, çalış-
manm somut sonuçları ortaya
çıktıktan sonra yapılabilir. Ya da
bir başka açıdan 'sağ' ve 'sol'
partilerin işbirliği kimi çevreler-
ceşimdiden eleştirüebilir. Ancak
çağımızda sağalık ve soiculuk,
parlamenter rejimlerde, demok-
rasinin temel ilkelerinde uzlaş-
ma sağlandıktan sonra oluşan
bir ortak platformda yükselebi-
liyor ve değerleniyor. Bunun dı-
şında kalan sağalık, ANAP ik-
tidannm gerici anlayışına bağ-
lanıyor, demokrasinin "olmazsa
olmaz* koşullarına ters düşüyor.
Bu bakımdan bir 'başlangıç'
sayılsa da SHP-DYP 'ortak ça-
lışma grubu 'nu dikkatle izlemek
gerekir.
Muhalefet partileri, kendi
'programlannda öngörülen ilke
ve yaklasımlanm saklı" tutarak
Türkiye'yi bunalımdan çıkar-
mak için temel koşullarda anla-
şabilirlerse, bu demokrasiye yö-
nelik bir ortak adım sayılabilir.
Gerçekte 'ortak çahşma
grubuna'
1
öteki muhalefet parti-
lerinin katılmasında da yarar
vardır.
Çünkü 1990 Türkiyesi'nde tek
adamın 'fiilV yönetimine karşı
hukuk devletinin temel ilkeleri-
ni savunmak, sağ ve sol bütün
partilerin onak görevine dönuş-
müştür. • • *
Bush açıkladı:
Yeni
süper zirve
11 şubatta
WASHINGTON (Reuter) —
Başkan Bush dün sabah Beyaz
Saray'da SSCB Dışişleri Bakanı
Eduard Şevardnadze ile görüş-
tükten sonra yaptığı açıklama-
da, Sovyetler Birliği Başkanı Mi-
kail Gorbaçov ile gelecek yıl
11-13 şubat tarihlerinde Mosko-
va'da zirve toplantısında buluşa-
caklannı bildirdi. Bu Moskova
zirvesinde, Başkan Gorbaçov ile
stratejik sUah indirimi anlaşması
imzalayacaklarını umut ettiğini
söyledi. Bush şöyle dedi:
"Başkan Gorbaçov'la strate-
jik silahlann indirimi konusun-
da kaydettiğimiz buyuk gelisme-
den çok memnunum. 11-13 ocak
tarihlerinde Moskova'da yapaca-
gımız yeni zirvede bu konuda bir
anlaşma imzalayacağunızı umut
ediyonım."
Stratejik silahlann indirimi
görüşmeleri (START), ABD ile
Sovyetler'in uzun menzilli nük-
leer silahlannda önemli indirim-
ler yapmalarını öngörüyor. İki
süper güç bu konuda 1988 yılın-
dan bu yana ciddi görüşmeler
yapıyor.
: Necatİgİl Ucretliye vergide mini
alfabemdir beniııı
REFtK DURBAŞ
tlk şiir kitabı "Siirgün
Sevdalan" 1984 yılında çıkmış
Sefa Kaplatfın. tkinci şiir kita-
bı "tnsan Bir Yalnızlıktır " ile
Kaplan, bu yıl Necatigil Şür
Ödülü'ne değer görüldü. Şiir dı-
şında inceleme-araştırma kitap-
lan da var Kaplan'ın.
"Bir su sessizliğiyk ön cebi-
me damlayan / bir tür cinnet mi
öksuz-yoksa hikmet burcu mu"
üzre mısra düşmüşsün "lntihar"
başlıklı şiirinde diyerek konuş-
maya başhyonız Kaplan'la. "Sen
hangi burçtasın, hangi burcun-
dansın şiirin?" Ve arkası gelsin
sözün...
— Gurbet, hasret ve hikmet
Necatigil burçtandır. Şöyle diyor
Behçet Hoca: "...tnsan, daha
önce kalmasa bile, sonunda yal-
nız kalıyor. Yalnız kalan neiiir,
bunu saptamalı!" Gönüllü gur-
bet ler ini ve zorunlu hasretlerini
ele-güne çıkartmaktan çekinen
bizler, ne ölçüde yakın olabili-
riz ki hikmet burcuna? Acı ve
acıklı bir kesinleme olan "tnsan
Bir Yalnızlıktır", belki de böyle
bir hasreti barındınyor bağnn-
da. Bu burcun, burcu burcu yal-
ruzlık koktuğunu en azından bi-
liyoruz, az sey mi bu? Peki, ama
hikmet'in kavramsal karşılığını
kim ne kadar biliyor acaba? Do-
layısıyla, cinnet'in tam da bu
aşamada devreye girmesine şaş-
mak neden?
— Adına ödtii aldığın Behçet
Necatigil için neler söylemek is-
tersin? Onun şiiri için...
— Ahmet Hamdi Tanpınar,
"Bir şairin en büyük keşfı, ken-
di iç âlemine götürecek muhar-
ririni bulmaktır" diyor Huzur-
un bir yerlerinde. Bu anlamda,
Behçet Necatigil alfabemdir be-
nim. Beni, bana gösteren aynam
ve lambamdır. Hem şiirde, hem
de gündelik hayatta çok şey
borçluyum Necatigil'e. "Kimle-
ri boşladım, borçlanm kime-
dir/Odedim öderim." Ben henüz
ödeyebildiğimi sanmıyorum,
boşladıklarımı bilsem de..
— Günümüzde yazılan şür,
şöyle de denebilir Günümüzü
yazan şiir ne söytuyor sana?
— Günümüzde şiir üreten
pek çok $airin, ana akarsularla
bağlantısınm nicedir kopuk ol-
duğunu düşünüyorum. "Herkes
kendine Tanpınar, herkes kendi-
ne Ataç" belirlemem de biraz
buradan kaynaklanıyor. Yirmi-
yirmi beş yülık bir birikim, eş
yumurta ikizleri gibi birbirine
benzeyen şiirleri doğuruyor do-
ğal olarak. Çeviri kokan bir dil
ve tercüme duyarlıklar egemen
bugün şiire. Oysa, öte yakada
gürul gürul akan bir ırmak var.
Boğuluruz diye mi korkuluyor
acaba? Bald'yi, Nefi'yi, Nedim'i
Neşati'yi, Fuzuli'yi, Şeyh Galib'i
gectim; Yabya Kemal'de, Ahmet
Haşim'de boğulmak az şey mi-
dir? "Yani ne mi diyorum çok
kurak tarla / Çünkü asıl şürler
bekler ban yaşlan."
— En azından fonn ve söyle-
yiş olarak, geleneksel şiire yas-
lanmn şürierin var. Nasd bakı-
yorsun gelenege?
— Gelenek, bir atardamar.
Yeni ve kalıcı olabilmek için ön-
ce bu damardan beslenmek,
sonra bu küller arasından çekip
cıkartabildiklerimizle, tanığı ol-
duğumuz çağın penceresinden
bakmak gerekir, diye düşünüyo-
rum. O atardamarda bizi bekle-
yen, bizd emekleyen çok şeyin ol-
duğu kuşku götürmez bir ger-
çek. Bize dayatılan yaşantı ve
düşünme biçimleri, belki de an-
cak böyle kınlabilir, kırılabilir-
se. Şöyle de söylemek mumkün:
"tçindeyim diretiyorum çağa /
Size ne miyim ben / Siz bana
nesiniz?"
— Dergilerde pek fazla gö-
ninmüyorsun, biraz da bunun
nedenleri...
•^ Görûnmemek iyidir, gör-
müyorlarsa sizi! Bir anlamda,
aynalarla ilişkimizi andıran bir
durum bu bence. Aynalarsa, ni-
cedir sırsız olarak bile gösteriyor
göstereceklerini. Dergiler de öy-
le! Şeyh Galib'in dedikleri, de-
diklerimdir: "Kimi terk ü nâm
ü şâne kimi itibare düştii." İlk
düşüşe eyvallah, ama ikinci dü-
şüş, dûş bile olduğunda sonu
girdap. Biliyoruz anaforun en
üstte görüneni nasıl dibe çekti-
ğini. Yahut yine Necatigil: "Şağ-
lığımda esirgenen sevgi / Ölü-
mümde ölgUn bir akşam üslü /
Seslenirse çok geç / tstenem
susturnnuz."
— Ödüller, ödüllendiriyor
mu şairi ya da şair mi ödüllen-
diriyor ödülleri? Ödüller üzeri-
ne neler söyleyebilirsin?
— Behçet Necatigil Şiir Ödü-
lü, bence bir onurdur. Bu onu-
nın, ödüle layık görülenlerden
ziyade, Behçet Necatigil'den
kaynaklandığını düşünüyorum
kendi payıma. Hoca'mn söyle-
diği yeterince aniamlı değil mi?
"Adıma aldırmayanlar / Zor
alırlar bu yolu."
— Şimdi, şöyle bir baktıgın-
da gerilere...
— "Susanlara hiçbir şey sor-
mayınız..."
Konuşmayı noktalıyor, artık
sormuyorum ben de...
(Baftarafı 1. Sayfada)
milyon lira olanların vergisi de
39 milyon liradan 36 milyon li-
raya düşecek.
Bu arada yürürlükteki yasa,
gelir vergisi dilimlerini 3 milyon
liradan başlatıyor ve Bakanlar
Kurulu'na bu tutarları 3 katına
kadar arttırma yetkisi veriyordu.
Bakanlar Kurulu'na verilen art-
tırma yetkisi değiştirilmediği
cirler bu yıl en az 15 milyon 401
bin lira gelir beyan edecekler ve
1991'de bunun için toplam 4
milyon 20 bin 240 lira gelir ver-
gisi ödeyecekler. İkinci Wıf ta-
cirlerin gelir beyanı 8 milyon
942 bin 400 lira, ödeyecekleri
vergi 2 milyon 235 bin 600 lira,
serbest meslek sahiplerinin ge-
lir beyanı 13 milyon 910 bin 400
lira, Ödeyecekleri vergi de 3 mil-
yon 773 bin 120 lira olacak.
Hayat standardı
göstergeleri
için önümüzdeki yıllarda da ge-
lir vergisi alt dilimi 36 milyon li- GötİİIÜ Vergi
raya kadar yükseltilebilecek.
Tasarı ile götürü usulde ver-
giye tabi mükelleflerin en az ge-
lir limiti de 745 bin 200 lira
(asgari ücretin yüzde 15'i) ola-
rak belirlendi. Götürü vergide
üst gelir limiti de 3 milyon 477
bin 600 lira olacak (asgari ücre-.
tin yüzde 70'i). Buna göre gö-
türü usulde gelir vergisine tabi
küçük esnaf 1990 yılı gelirleri
için 1991 yıhnda en az 186 bin
300 lira en çok da 869 bin 400
lira tutarında gelir vergisi öde-
Tasan ile beyannamfli gelir
vergisi mükelleflerinin yıllık en
az gelir hadleri de yeniden be-
lirleniyor. Buna göre birinci sı-
nıf tüccar veya tacirler asgari
ücretin en az 3.1 katı, ikinci sı-
mf tacirler 1.8 kaü, serbest mes-
lek sahipleri de 2.8 katı
tutannda gelir beyan edecekler.
Bu durumda, birinci sınıf ta- yecekler.
ÜCRETLER VE VERGİ DİLİMLERt
Yttp*
15 milyon
30mâyon
40 milyon
100 milyon
itMnrgM
4 milyon 100 bın
9 niyon 300 bin
13 mıiyon 200 bın
17 Rrifyon 200 bin
39 milyon
199i*ergW
3 milyon 900 bın
8 mByon 700 btn
12 milyon 200 bın
tS milyon 800 bin
36 milyon
Faıfc J
200 bın
600 bin
1 milyon
1 müyon 400 bm
3 mılyon
ScoÜand \ard9
da
(Baftarafı 1. Sayfada)
Polly Peck tafmdan karşılanan
tatillere gönderildi.
•Gazete, Scotland Yard'm "Şi-
kâyet tnceleme Şubesi" (CIB)
tarafından yürutülen soruştur-
mada (Jones'un resmi arabasıy-
la özel yanşlara gittiği, polise ait
gemide özel parti verdiği) gibi
iddialann da incelendiğini ve so-
ruşturmadan tçişleri Bakanı
Kenneth Baker'ın haberdar edil-
diğini öne sürdü.
Scotland Yard sözcüsü de Ge-
nel Müdür Yardımcısı Wyn Jo-
nes hakkında soruşturma başla-
tıldığını doğruladı, ancak soruş-
turma konusunun ne olduğunu
bildirmedi. '
Sözcü, Wyn Jones hakkında-
ki soruşturmayla ilgili The Sun
gazetesinde yer alan iddialan ya-
lanladı. tddialar Asil Nadir ta-
TOB-DER DAVASI
Y^niden yargılamaya ret
ANKARA (Cumhuriyet Bn-
rosa) — Askeri Yargıtay 4. Da-
iresi, mahkûm olan TÖB-DER
yöneticilerinin haklanndaki yar-
güamalann yenilenmesi istemiy-
le yaptıkları başvuruyu reddn-
ti.
Böylece, aralarında genel
başkan Gültekin Gazioglu'nun
da bulunduğu bazı TÖB-DER
yöneticilerinin beraati, diğer yö-
neticilerin ise mahkûmiyeti ile-
ortaya çıkan "çifte standart"
kesinlik kazandı.
Necatigil Ödülü Kaplaırın
Kültür Ser-
visi — Bu yılın
Necatigil Şiir
Ödülü, 'tnsan
Bir Yalnızlık-
tır' adlı kita-
bıyla Sefa
Kaplan'a veril-
di. Şair Behçet
Necatigil'in
adına ailesi tarafından kunılan
ödülün Adalet Ağaoğlu, Rauf
Mutluay, Fethi Naci, Tahsin
Yücel, İlhan Berk, Hilmi Yavuz
ve Dogan Hızlan'dan oluşan se-
çici kurulu önceki gün yaptığı
toplantı sonucunda 1990 Neca-
1980'den bu yana verilen Ne-
catigil Şiir Ödülü'nü ilk kez 'ts-
tanbul Kitabı' adlı yapıtıyla tl-
han Berk almıştı. Ödül 1981'de
'Alacakaranlıktaki Ulke' ile
Ahmet Erhan'a, 1982'de 'Kaya-
yı Delen İncir' ile 'Turgut
Uyar'a, 1983'te 'Nereye Uçar
Gökyüzü' ile Refik Durbaş'a,
1984'te Dilsiz ve Çıplak' ile
Oktay Rifat'a, 1985'te 'Agustos
Dehlizleri' ile Tuğrul Tanyol'a,
1986'da 'Dön Güvercin Dön' ile
Çevat Çapan'a, 1987'de 'Yol
Üstündeki Semender' ile Ahmet
Oktay'a, 1988'de 'Giiz Bitiği' ile
Cemal Süreya'ya verilmişti. Ge-
tigil Şiir Ödülü'nün Kaplan'a çen yıl ise ödüle değer kitap bu-
verılmesmi kararlaştırdı. lunmamıştı.
Bu yılın Necatigil Şiir Ödülü
sahibi Sefa Kaplan, 1956 do-
ğumlu. Ankara Gazi Eğitim
Enstitüşü'nü bitiren Kaplan, Is-
tanbul Üniversitesi Edebiyat Fa-
kültesi Türkoloji Bölümü'nün
son sımfından aynldı. tlk şiir ki-
tabı 'Sürgün Sevdalan' 1984 yı-
hnda yayımlanan Sefa Kaplan'-
ın 'tnsan Bir Yalnızlıktır' ikin-
ci şiir kitabı. Kaplan'ın, şiir ki-
Askeri Yargıtay 4. Dairesi,
Ankara Sıkıyönetim 3. Nolu
Askeri Mahkemesi'nce 5-8 yıl
arasında değişen hapis cezalan-
na çarptırılan 36 TÖB-DER yö-
neticisinin yaptığı "yargdama-
nın yenilenmesi"'ne ilişkin is-
temlerini oybirliği ile reddetti.
Bu karann gerekçesinde, Anka-
ra 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce
20 TÖB-DER yöneticisi için ve-
rilen beraat karannın dayandı-
ğı ve A.Ü. Hukuk Fakültesi öğ-
retim üyesi Prof. Dr. Nevzat
Toroslu'nun bilirkişi raporu için
rilmiş bilirkişi raporu" değer-
lendirmesi yapıldı. Kararda, bu
rapora dayanılarak verilen be-
raat karannın Yargıtay incele-
mesinden geçmeden kesinleştiği
de arumsatılarak bu nedenle söz
konusu karann bir içtihat deği-
şikliği niteliği kazanmadığı da
vurgulandı. Kararda, TÖB-
DER yöneticilerinin Dernekler
Yasası uyannca oluşturulan
TÖB-DER'i TCK'nın 141.
maddesinde tanımı yapılan "ya-
sadışı dernek" haline dönüştür-
dükleri de savunularak, bu de-
ğerlendirmeye dayanarak mah-
kûmiyet kararı veren askeri
mahkemenin karannda bir isa-
betsizlik bulunmadığı da belir-
tildi.
ŞtRİNYER HİPODROMIPNDAN
taplan dışında, 'Terörün Sol-
durduğu Yıllar' adlı bir incele-
me kitabl ve Nokta dergisine
yazdığı yazılardan oluşan 'Ta-
rih Tereddütten tbarettir' adlı
bir kitabı var.
1. KOŞU: F. Izavra (2) P. Lady
Sera (5), S. Marble Arch (3).
2. KOŞU: F. Navratilova (1),
P. Orhan 2 (2), S. Pastör (6).
3. KOŞU: F. Esse (4) P. Arzu
4(1),P. Balkız 2 (2), S.Şahlan
116(5).
4. KOŞU: F. Hanky Penky (7),
P. Hanağası (1), P. Josephine
(9), S. Elifim (6).
5. KOŞU: F. Kalamış (7),-
P.Kerem 3 (2), P. Yurdabak
(4), S. Özgürhan (1).
6. KOŞU: F. Aliş (7), P.
Levend-Şah (8), Opulent Milf
(5), P. Black Jack 1 (4), S. Mu-
ratşah (3).
7. KOŞU: F. Tuluyhan (1), P.
Dostu (5), P. Şahlan 1
Cemsultan (8).
î
(2), S.
rafından da yalanlandı.
Bir süre önce polis başkomi-
seri Colin McMurray, eşinin Asil
Nadir'le çalıştığının ortaya çık-
mast üzerine erken emekliliğini
istemişti. Londra'nın Hampste-
ad semti karakolunda başkomi-
ser olarak çalışmakta olan
McMurray'ın eşi Isabel, kurdu-
ğu özel bir şirketle Asil Nadir'e
koruma görevlileri timi sağla-
rnıştı.
Scotland Yard kurallanna gö-
re halen görevi süren güvenlik
görevlilerinin, kendilerinin v« eş-
lerinin güvenlikle ilgili özel iş
yapmaları yasaklanmış bulunu-
yor.
• The Sun gazetesinin dünkü
haberinde, McMurray'ın, Wyn
Jones ile de bağlantısınm bulun-
duğu ve iki polis yetkilisinin ya-
kın dost oldukları ileri sürüldü.
Wyn Jones hakkındaki soruş-
turmanın, Scotland Yard tari-
hinde bu derece üst düzey bir
yetkili aleyhindeki ilk soruştur-
ma olduğu belirtildi.
ARADA BİR
(Baştarafı 2. Sayfada)
Yasaların ve meclis ıç tüzüğü-
nün anayasa aykırı olduğu, ta-
bi oldukları süreler içerısinde
savunma yolu ile ya da şahsi
dava sebebi ile iddia edilmesi
olanağı vardır. Bunlar aşikâr,
ama anayasanın temel madde-
lerine aykırı ve mahkemenin ta-
rafsız yapısını değiştirecek asil
ve yedek üye seçme yetkisınin
kendi içinde düzenleyışinde ve
siyasi makamlara seçme yetki-
sinin verilmesı halinde bu yan-
lış hangi yolla düzeltilecektir.
Sayın Prof. sorumu tebessüm-
le karşıladı, "Çokdoğru" dedi,
"Bizler Bonn Ânayasası'nı ya-
parken hem işgal altındaydık
hem de verilen zaman çok kı-
sıtlı idi." O zamanki kuşkularım
zamanla aşikâr bir gerçek ol-
du. Her kez Anayasa Mahke-
mesi'nin yapısına seçilenin ni-
telik ve nıceliklerini gözardı
edip hukukta geçirdiği deneyi-
mine göre değil de benim ada-
mım olsun diyerek üç kişiden
en fazla oy alanın yerine şah-
sen sempati duyduğu kimseyi
atayarak o mahkemede çoğun-
luğu yeğlemiş olduğunda aşi-
kârlık vardır.
Böyle bir tasarrufun anaya-
saya aykırılığını belli etmek için
uzun uzun devrimlerden, ev-
rimlerden, teorilerden bahse
lüzum yoktur. Bu kabil tasarruf-
lar tarafsızlık ilkesini ve bilim-
selliği aşikâr şekilde zedeler.
Basınımızın da dördüncü
kuvvet olarak kamuoyunu doğ-
ru istikamette ve de gerçekle-
rin altını çızerek oluşturması da
en doğal gorevidir. Basının şah
damarını teşkil eden haberle-
rin bu şekilde verılmesi çok ya-
rarlıdır ve rejimin, parlamenter
sıstemın güvencesıdir.
Ankarada
sürpriz
görüşme
ŞEBNEM ATİYAS
NEW YORK — SSCB Dışiş-
leri Bakanı Eduard Şevardnad-
ze'nin Türkiye ziyareti sırasın-
da yann Filistin Kurtuluş Örgü-
tü (FKÖ) lideri Yaser Arafat ile
Ankara'da sürpriz bir görüşme
yapma olasılığı belirdi. BM Gü-
venlik Konseyi Başkanı Yemen
Büyükelçisi Al-Ashtar görüşme
konusunda, "Böyle birgeüşme
var" derken, ABD'nin BM'de-
ki bir büyükelçisi de, "Görttş-
me olacagını biz de duyduk" di-
ye konuştu. Olası "Ankara bu-
luşması"nda, BM Güvenlik
Konseyi gündeminde bulunan
ve 1.5 aydır sürekli ertelenen
"Ortadogu ve Filistin sorunu-
nun çözümü için uluslararası
konferans toplanması" yolun-
daki karar tasansının görüşül-
mesi bekleniyor.
Sürpriz gelişnu-
Güvenlik Konseyi'ndeki ka-
rar tasarısı görüşmesinin
SSCB'nin talebiyle yeniden er-
telenmesi dün gece geç saatler-
de BM gündemini oluştururken,
Şevardnadze'nin Ankara'da
FKÖ lideri Yaser Arafat ile bir
görüşme yapacağı haberleri de
kulisleri canlandu-dı.
Dün gece BM Güvenlik Kon-
seyi, "işgal edilmiş topraklann
durumu" ile ilgili karar üzerin-
de kapalı görüşmelere başlama-
dan önce Güvenlik Konseyi
Başkanı Yemen Büyükelçisi AI-
Ashtar, Cumhuriyet'in Şevard-
nadze-Arafat görüşmesine iliş-
kin sorusunu, "Böyle bir geHş-
me var" diye yamtladı. Al-
Ahstar konuya ilişkin aynntılı
bilgi vermekten kaçındı.
ABD'nin BM'deki misyon
sözcüsü Büyükelçi Philip Ar-
nold da, "Cuma günü Ankara'-
da Şevardnadze ile Arafat'ın biı
araya gelmeleri söz konusu mu"
şeklindeki soru üzerine, "Böy-
le bir görüşme olacagını biz de
duyduk" dedi.
BM'de FKÖ temsilciliğini ya-
pan Arafat'ın kuzeni Al-Kidwa
ise, Cumhuriyet'e yaptığı açık-
lamada, böyle bir görüşmenin
gerçekleşebileceğini belirterek,
"Ancak görüşme olsa dabi Or-
tadogu'ya ilişkin karar tasarısı
ile ilgili olmayacak" diye ko-
nuştu.
BM'deki diplomatik kaynak-
lar ise, Ankara'da söz konusu
görüşmenin gerçekleşmesi duru-
munda ele alınacak temel konu-
nun "BM Güvenlik Konseyi
gündemindeki karar tasansı"
olacagını ifade ettiler. Yaser
Arafat'ın halen Tunus'ta bulun-
duğu da kaydedildi.
Ankara'nın bilgisi yok
Yann Ankara'da gerçekleşe-
ceği öne sürülen görüşme konu-
sunda Türk Dışişleri'nin haber-
dar olmadığı öğrenildi. Dışişle-
ri yetkilileri, böyle bir görüşme
konusunda kendilerine bilgi
ulaşmadığını kaydettiler.
BM Güvenlik Konseyi
Küba, Kolombiya, Malezya
ve Yemen tarafından Güvenlik
Konseyi'ne sunulan."işgal altın-
daki topraklarla" ilgili karar ta-
sansının dün gece Sovyetler Bir-
liği tarafından yapılacak bir gi-
rişimle yeniden ertelenmesi bek-
leniyordu. Karar, yaklaşık bir
buçuk aydır Güvenlik Konseyi
gündeminde bulunuyor. ABD,
karar metnindeki, "Uluslararası
barış konferansına çağrı
yapan" ifadelerin çıkarılması
yönunde baskı yapmayı sürdü-
rüyor.
Kararın dün gece Sovyetler
Birliği'nin talebiyle yeniden er-
telenmesi bekleniyordu. Sovyet
diplomatik kaynaklanna göre
ertelemenin temel nedeni Şe-
vardnadze'nin Ankara'da yapa-
cağı temaslarda beklenen geliş-
melerdi. Ancak diplomatlar bu
gelişmelerin neler olduğunu söy-
lemekten kaçınddar.
Şevardnadze önceki gün
ABD Dışişleri Bakanı James
Baker ile yaptığı ortak basın
toplanüsında, Sovyetler Birligi'-
nin Irak'a karşı kuvvet kullanıl-
ması durumunda, "kuvvetler
koalisyonuna" katılmayacağını
açıkladı. Şevardnadze, Sovyet-
ler'in desteğinin sadece siyasi
olacağım vurguladı.
GOZLEM
UGURMUMCU
(Baftarafı 1. Sayfada)
yon 721 binken bugün bu sayı, 1 milyon 711 bine düşürûl-
müştür. Bu da işçilerin pazarlık güçlerini azaltmıştır.
Son on yılda, ücret-maaş gibi emek gelirierinin ulusal ge-
lirdeki payı, 1980 öncesinde yüzde 32 dolayındayken bu
oran bugün yüzde 14'e inmiş. Buna karşın kâr-faiz-rant ola-
rak bilinen sermaye gelirierinin ulusal gelirdeki paylan 1980
öncesinde yüzde 42 dolayındayken bu oran 1990'larda yüz-
de 73'e çıkmıştır.
İşçiler, yıllık enflasyon oranını karşılayan toplusözleşme-
ler imzalıyorlar; memur bu olanaktan da yoksundur. Memur
aylıkları için uygulanan katsayılar, memurlara, enflasyonun
da altında artış sağlıyor. Son katsayıtaria memurlara sağ-
lanan artış, ancak yüzde 20 dolayındadır.
Bu ortamda memur, toplusözleşme ve grev hakkına da
sahip olmadığı için işçiden daha çok eziliyor!
İşçiler, emeklerini diledikleri gibi pazadayamazlarsa, dev-
let memurlarının aylıkları tepeden inme karariarla saptanı-
yorsa, tarım ürünlerinin fiyatları "idari takdirlerie" belirleni-
yorsa, faiz oranları devlet müdahalesi ile oluşuyorsa bu dü-
zenin neresi liberaldir?
Aslına bakarsanız, dünyada bugüne kadar ne "komünist"
düzen kurulmuştur ne de "liberalizm..." Bunlar birer "/deo-
lojik ütopya"d\r.
Kimse, kimseyi kandırmasın; bugûn dünyada 'tfev/et
müdahalesi" olmadan işleyen tek bir ekonomi yoktur. Bü-
tün kapitalist ülkelerde hükümetler, ekonomiyi düzenleyici
kararlar alırlar. Serbest pazar varsa ve bu pazarda serbest
ticaret yapılıyorsa, niçin kapitalizmin anayurdu Amerika,
Türk tekstil ürünlerine "kota" koyuyor?
"Serbest ticaret" bir masaldır!
Bugün Türkiye'de uygulanan modelin de liberalizm ile
uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Uygulanan, dış borçla-
rın ödenmesini -ağlayan IMF modelidir.
IMF modelinin Türkiye'deki uygulanan biçimi "alaturka
kapitalizm" ve "arabesk liberalizm"d\r.
Bu "alaturka kapitalizrrf ve "arabesk liberalizm" de en kötü
bir devlet müdahaleciliği biçiminde ortaya çıkıyor.
Uygulanan sistem, devletçiliğin en kötü ve en yoz biçi-
midir!
12 Eylül'den ve hele 1983'ten bu yana alınan kararlara
bakın: Bunlarda hep ekonominin "merkezi otorite" tarafın-
dan yönlendirildiğıni gösteren yasalara, kararnamelere ve
tebliğlere rastlayacaksınız.
Bunlar arasında, silah, uyuşturucu, döviz ve gümrük ka-
çakçılannı koruyan, kollayan ve bu suç sanıklannı bağışla-
yan yasalara rastlarsanız sakın şaşırmayın!
Bu da uygulanan modelin kaçınılmaz sonuçlarından bi-
ridir.
Liberal bir ekonomik düzende mi yaşıyoruz?
Öyleyse, Zonguldak grevi için belirleyici kararı Cumhur-
başkanı veriyor? Neden bakanlar, Cumhurbaşkanı'ndan izin
almadan toplu pazarlık görüşmelerine oturamıyorlar?
ANAP içindeki kanatlar arasında bile yan tutan Cumhur-
başkanı'nın isçi-işveren ilişkilerinde "tarafstz" davranmadığı
ve davranmayacağı biliniyor.
Uygulanan model liberalizm değildir. "Emir-kumanda eko-
nomisi"d\r. Bu "emir-kumanda ekonomisi"n\n 12 Eylül ge-
nerallerince alanan sivil kadrosu, Özal ve arkadaşlanndan
oluşuyordu.
12 Eyiül'de askerlerce "atanan" özal lideriiğindeki bu kad-
ro, "seçilenler" üzerinde silah zoruyla "egemenlik" kurmuş-
tur. Bu egemenliğin sınıfsal özüne ceza hukukunda
"tahakküm" deniyor.
Bu egemenliğin çalışan kesime maliyeti yoksulluk, ser-
maye kesimine armağanı da yüzde yüzlere varan kazanç-
tır!
Bir kısım 12 Eylül generali, bu düzende "temettü paşalan"
olarak yerlerini de alıyorlar.
Serbest pazar ekonomisi, sermaye piyasası, borsalar,
bankalar. Peki ya 'emek piyasası?' Liberalizm, eğer varsa
ve eğer geçerliyse, neden Zonguldak vilayet sınırlarında bir-
denbire yok oluyor?
nş'ın eşi ve kızı da hastaneye
geldi. iki.Mnin de sinir krizleri
geçirdikleri gözlendi.
Emekli olduktan sonra Lapis
Turizm A.Ş.'de güvenlik amiri
olarak çalişmaya başlayan Ay-
dın Barış'a ateş eden saldırgan-
lann eşkâlleri şöyle belirlendi:
Birinci kişi, 30-35 yaşlannda,
1.70-1.75 boyunda, iyi giyimli,
kravath, bond tipi çanta taşıyor.
İkinci kişi, 35-40 yaşlannda,
koyu kırmıa montlu, şapkalı.
Dün akşam satlerinde gazete-
ler için çeşitli yerlere bırakılan
bildiride, olayı Devrimci Sol-
Silahh Devrimci Birlikler'in gcr-
çekleştirdiği beurtildi. Bildiride
Aydın Banş'ın, Ahmet Karlan-
gaç, Selçuk Küçükciftçi, Selim
Mehmet Yücel, Hayrettin Eren,
Tahsin Elvan ve Abdullah Göz-
alan adh örgüt üyelerinin ölü-
münden sorumlu tutulduğu, bu
nedenle "yargılanarak ölümle
cezalandınldığı" kaydedildi.
Aydın Barış hakkında,
Devrimci-Sol adlı yasadışı örgü-
tün ana davasının sürdürüldü-
ğü tstanbul 2 No.'lu Askeri
Mahkemesi'nde işkence yaptığı
iddiasıyla birçok kez suç duyu-
rusunda bulunulmuştu. Ahmet
Karlangaç adlı Dev-Sol sanığı-
nın işkenceyle öldürülmesi da-
vasından yargılanan 4 polis me-
muru da mahkeme ifadelerinde
Karlangaç'ın kendi gruplanna
Banş'ın şefi olduğu K grubun-
dan çok kötü bir halde geldiği-
ni ve bir süre sonra öldüğünü
belirtmişlerdi.
(Baftarafı 1. Sayfada)
la birljkte 10'a yukseldi.
Görgü tanıklanndan ve polis
yetkililerinden edinilen bilgiye
göre Göztepe Eğitim Mahallesi
Abdibey Caddesi 15/25 numa-
rada oturan Aydın Barış, dün
sabah saat 08.30 sıralannda
evinden çıktı. Emekli olduktan
sonra çalişmaya başladığı Kara-
köy'deki Lapis Turizm A.Ş.'ye
gitmek için Ziverbey otobüs du-
rağına geldi.
Banş, burada otobüs bekler-
ken saat 08.45'te durağın yakın-
larına gelen kimliği belirsiz iki
kişi ateş etmeye başladı. Banş,
başından 3 ve göğsünden aldığı
1 kurşunla olay yerinde ağır ya-
ralanarak yere yığıldı. Saldır-
ganlann bir süre yaya uzaklaşıp,
daha sonra plakası belirleneme-
yen Renault Toros marka bir
otomobile binerek kaçtıklan
öne sürüldü.
Emekli olmadan önce Siyasi
Şube Mudürlüğü'nde Devrimci
Sol'a bakan (K) Masası sorgu ti-
minde görevli Aydın Banş, çev-
redeki vatandaşlarca SSK Göz-
tepe Hastanesi'ne kaldınlırken
yolda yaşamını yitirdi.
Polis yetkilileri, olay yerinde
7.65 ve 9 mm çapında 4 adet boş
kovan bulunduğunu söylediler.
Saldırganlann iki ayn tabancay-
la ateş ettikleri ve susturucu kul-
landıkları belirtildi.
Istanbul Emniyet Müdürü
Mehmet Agar olaydan sonra
SSK Göztepe Hasıanesi'ne gide-
rek yetkililerden bilgi aldı. Ba-