13 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
2 Temmuz 1937 CUMHURİYET İLMIBAHİSLER: Ibni Sina ve Bacon îlmin çsasmı keşfedebilmek için kıyas ve tecrübenin faidesi yok mudur? îngiliz filozofu Bacon, Yeni Mantık o tecrübe usulü ki Galilee ve Toricelli onu o kadar hayret verscek surette tat (Novum Organum) adlı eserinde: «Eski mantık (Aristo mantığı), haki bik ettikleri halde, Bacon onu hiç bir va katin aranmasını kolaylaştırmaktan ziya \ kit kullanamamıştır» (7). Filhakika Bacon'dan önce büyük tecde, esası amiyane bilgiler elan hataları rübeciler yetişmiş ve onların arasında tesbit ettiğinden faydalı olmaktan ziyade muzır olmuştur. îlmin ilk esaslannı keşif İbni Sina gibi büyük doktorlar tecrübeve tahkik edebilmek hususunda «kıyas» ın ve müşahedeyi daima muvaffakiyetle hiçbir hizmeti yoktur. Hatta bununla or kullanmışlardır. Tecrübî metodun Bacon'dan daha önta esaslar bile bulunamaz. Bu alet, tabiace var olduğunu bir defa daha göstermek tin derinliklerine nüfuz edebilmek için için şu satırlan da istişhad edelim: pek zayıftır. «İstikra kaidelerini ilk defa Bacon'un Bugün elimizde bulunan ilimler bize tamamile Yunanlılardan gelmiştir. Ro bir meslek halinde topladığına bakarak ma, Arab ve hatta bunlardan sonraki bu kaidelerin kendisinden önce tatbik emüelliflerin eserleri büyük bir hacim ve dilmediği neticesini çıkarmak doğru de kıymette değildirler.» der, bu suretle ğildir. (Novum Organum) tam mana Aristo'yu ve bütün ortaçağı inkâr eder. sile bir alim olan Galilee'nin mesaisindcn Mantık yazanların çoğu da Novum sonra intişar etmiştir (1620). Şunu da Organum'un cazibesine kapılarak Ba kaydedelim ki Bacon, tecrübî meseleleıi con'dan b'nce tecrübe ve müşahedeye aydınlatmağa her kalkışında kendi kaihiç ehemmiyet verilmediğini, Aristo'nun delerini tatbik ederken adamakıllı yanılsurî mantığına körükörüne bağlanarak mıstır» ( 8 ) . yalnız kıyasla (Svlloaisme) iktifa edildi Bundan dolayı kuvvetle ve kat'iyet ğini zannetmişlerdir. Bu müelliflere sçöre le diyebiliriz ki: Tecrübe ve müşahede surî mantığın ve kıyasın tecrübî ilimler nin lüzumunu ilk takdir edenler Bacon icin kâfi olmadığını ilk defa anlıyanlar gibi mantıkçılar değil, tecrübe ile her (François Bacon) ile (Descartes) ol zaman başbaşa kalan, ve tecrübeyi mesmuşlardır. Halbuki Bacon'dan önce tec leklerinin kıymetli bir aleti olarak ellerinrübe ve müşahedeye ehemmiyet verilmi den hiç bırakmamış olan alimler ve dokyordu demek: torlardır. Ve bunlann başında da «dokİbni Sina yoktu, Galilee yoktu, T o torlarm prensi» Ibni Sina gelir» (9). ricelli yoktu demektir; yani tıb yoktu, Filozof Reichen Bach'ın mühim bir iJim yoktu demektir. Bu yanlıs. zihniveti konferansında dediği gibi: cerhedenler gene Avrupalı müellifler « Rasyoneller ayni zamanda riya olmuslardır: ziyeci ve riyazî fizikçidirler. Tecrübecı«Bacon'un taraftarları ilimlerin çabuk ler ise hayatta daima doğrudan doğruya ilerleyişini her zaman tecrübî ve istikraî tecrübeye müracaat ettikleri için bunlar metoda atfederler. Bu doğru değildir. umumiyetle sosyolog, doktor ve tarihçi Ondan önce de bircok alimler (Navum dirler. Bunlann işledikleri ilimler yüzünOrganum) dan haberleri olmaksızın il den, tecrübeci bir felsefe kurmalan gayet min ilerlemesi için çahsıyorlardr, Galilee tabiidir» (10). bunlardan biri idi» ( 1 ) . Bundan başka tıbda eşsiz bir ustad Claude Bernard da ayni fikirdedir: olan İbni Sinanm mantığını yalnız surî «Bununla beraber hekimlik asırlardan mantıktan ibaret saymak da yanlıştır. beri yürüyüşü esnasında mütemadiyen iş Onun mantığında «maddî mantık» de gönneğe mecbur bulunmus olduğundan nen ve vakıalan arayan, tetkik eden bir (empirisme) sahasmda görgü ile sayıla kısım da vardır ki bu, Bacon'un yeni bir mıvacak kadar çok denemelere girişmiş sey gibi ileri sürdügü istikraî mantıktan ve bunlardan faydalı bilgiler elde etmiş baska birşey degildir. tir» ( 2 ) . HAYDAR TOLUN ' Büyük alim eserinin baska bir yerînde U) Franck, Dıctionnaire d*ss sciences de bu fikrini su satırlarla teyid eder. philosophique, Bacon maddesi. (J2) Claude Bernard, Tıbda Tecrübe, S: 1 «Benim fikrimce, ilim adamlan ken Galıb Atanın tercümesı. di keşiflerini, kendi nazariyelerini ve (3) J. de. Maistre, Examen de la phllokendi ilimlerini filozoflardan ayn olarak sophie de Bacon, T. I. P: 81. (4) Claude Bernard'ın ayni tseri. S: 358 yaparlar. Bu hususa inanmıyanlar bulu(5) J. de Maistre, Examen dî la philonursa î. de Maistre'in sövlemiş olduğu sophie de Bacon. gibi, ilimde en ziyade keşif yapmış olan(6) De Remusat, Bacon, son Temps et ların Bacon'u en az tanımış bulunanlar sa pbilosophie. (7) Claude Bernard, Tıbda Tecrübe, S: olduğunu (3), halbuki Bacon'u okumuş Galib Atanın tercümesl. ve onun dedikleri üzerinde derin düsün 82.(8) Bun&s, Umumî Fizikte Usul, Felsefe müs olanların zaten Bacon'un kendısi mecmuası, S: 7. (9) Avrupalılar İbni Sinamıza «Doktorgibi kesif yapmağa pek de muvaffak olamadıklarını sövliverek ispat etmek bel ların Prensi» lâkabını vermişlerdir. (10) Kant hakkmdaki bir konferanstan ki kolay olur. Çünkü bu ilim tarzları ve bu ilim usulleri ancak lâboratuarlarda, AÇIK TEŞEKKÜR tecrübe yapan adam tabiat meselelerile Çanakkale Boğazmda Kapo Pino vauğra«tığı vakit öğrenilir» ( 4 ) . purunun batması felâketini müteakib «Bacon'un dehasım tanımakla bera hemen imdadımıza yetişerek bizi kurber, onun insan zekâsın veni bir cihaz taran ve şehirde bütün istirahat ve ih vermis olduğuna, J. de Maistre'dan (5) tiyaclarırnızı temin etmek hususund fazla kanaatim voktur. M. de Remusat pek büyük şefkat ve himmet gösteren ile birlikte (6) bana d? övle geliyor ki. muhterem Vali Feyzi, Belediye reisi Osdelil arama (in duction), kıvastan (Syl man, Liman reisi Ali Şadi, Kayseri meblogisme) farklı birşey değildir. Zaten usu Veli ile Bahriye garnizonu zabitaöyle zannediyorum ki, büyük tecrübeci nımıza, Belediye Parkı bekçisine kadar ler de tecrübe kaidelerinden önce çıkmış bize samimî misafirperverliklerini esirlardır. Nitekim büvük hatibler de belâ gemiyen aziz halk ve köylülerimize kalb sat kitablanndan önce gelmislerdir. Bun den kopan hakikî şükran ve minnetleri dan dolayı bana Bacon'dan bahsederken mizi, Kapo Pino kazazedeleri namına a bile, onun tecrübe usulünü icad etmiş ol lenen sunmağı borc bilirim. Gülnar Varal du5unu sövlemek caiz decnldir eibi seliı. tktısadî hareketler Frank sukutunun bizdeki tesirleri Frangın yeni altın kıymeti henüz Fransız kabinesi tarafmdan tesbit edilememiştir. Bu iş öyle pek kolay da olmıyacaktır. Çünkü Fransa, İngiltere ve Amerika ile yaptığı para anlaşmasma bağlıdır. Bununla beraber dün açılan Paris borsasında frangın kıymeti diğer dovizlere nazaran yüzde 15 aşağı düş müştür. Bizim borsamızda da üç gün evvelisi bir Türk lirası 17,68 franga satılırken dün 20,50 franga satılmıştır. Acaba frangın bu yeni sukutundan bizim istifadelerimiz olacak mıdır? Bizim haricî borclarımızın en büyük kısmı yani Üni Türk borcları dediğimiz kısım Fransız Frangile ödenmektedir. Fransız frangının kıymeti ne nisbette düşerse bizim bu borclarımızın taksitleri de derakab ayni nisbette aşağı düşmektedir. Fransız ve İsviçre franklarmın geçen defa yüzde otuz sukut etmesinden bilistifade bizim bütün haricîKsborcları mızın taksitleri yüzde otuz aşağı düş müştü. Tabiî bundan bizim kârımız olmuştu. Şimdi de vaziyet böyledir. Diğer taraftan Fransanın klering hesablarından bizde Fransız frangı ola rak on milyon Türk lirasına yakm bir alacağı vardır. Bu para Merkez Banka mızda bloke edilmiştir. Şimdi Fransız frangmm kıymeti ne nisbette aşağı düşerse, Merkez Bankamız bloke edilmiş bu paralardan o nisbette kâr etmiş ola caktır. Eğer Fransız frangmm kıymeti yüzde on beş aşağı düşerse, Merkez Bankamızın bloke edilmiş, bu Fransız frank larından edeceği kâr bir buçuk milyon Türk lirası olacaktır. İşte Fransız frangmm sukutundan istifadeler bunlardır. Ancak unutulmaması lâzım mühim bir nokta şudur: Bu sukuttan bizim haricî ticaretimiz hiç de istifade etmiyecek, bilâkis zarar görecektir. Çünkü Fransaya gönderile cek Türk malma karşı alınacak paranm kıymeti o nisbette düşük olacaktır. Di ğer taraftan bugün Fransadan alacağı olan tüccarjarımız da frangın sukutu nisbetinde bu alacaklarından zarar etmiş olacaklardır. M. TEZEL Paris borsasında dün muamele başladı Yeni hükumet Poincare'nin tarzını takib ederek frangın kıymetini bilâhare tesbit edecek [Battarafı 1 tnct sahlfede] Geç kalmış bir tenkid azetemizde dört yıl önce Cem Sultan adlı bir eserim tefrika edildi. Okuyucular lutfedif »üyük bir alâka gösterdikleri için tefrika kitab haline konuldu ve neşrolundu. C nazik alâka gene tekrar olundugundai kitabm nüshaları bitmek ve ikinci baH yapılmak üzeredir. ç, Emekli ilçebaylardan Nureddin adl bir zat işte bu eseri taze ve pek taze tarihli bir mektubla uzun uzun tahlil ıdiyor, üslubunu utanarak söylüyorum 1 pek zarif ve şairane bulmakla berabe» naklettiğim vakıalann tarihe uygunluği üzerinde tereddüd gösteriyor ve soruyor: Hangi kaynaklara başvurdunuz? Cem Sultanı okuyanlarla bundan %<$ ra okuyacak olanlar arasında da böj bir suali varid görenler bulunacağmı c şünerek işte cevab veriyorum. Rom; mın kahramanı olan Osmanlı şehzad ni gözile görüp hayatmı yazan ada vardır: Caoursin gibi, sonra Borio, G Allard, Bouhours, Vertot, Paoli gibi damlar tarafmdan Ceme dair birçok e ler yazılmıştır. nin serbestçe icrasına müsaade edilecek tir. Poincare'nin bu şekilde hareket ettiği hatırlardadır. Poincare, 1926 dan 1928 e kadar süren uzun bir tecrübe devresinden sonra frangın isrikrarını temin etmişti. Kabinenin dünkü müzakereleri Paris 1 (Hususî) Kabine bu sa bah saat 10 da toplanarak iki saat mü zakerede bulunmuştur. Toplantıdan sonra neşredilen resmî teblige göre, Hariciye Nazırı M. Yvon Delbos haricî vaziyet hakkında arkadaşlarına izahat ver miştir. Bunu müteakib kabinenin Meb usan meclisine götürmek istediği bazı kanun lâyihaları müzakere edilmiştir. Siyasî mehafilde bu yeni kanunlann meclıs tarafmdan kabulden sonra, par lamentonun önümüzdeki salı günü tatil yapacağı kanaati vardır. Başvekil bugün öğleden sonra muhtelif fırka liderlerini kabul ederek, uzun bir mülâkatta bulunmuştur. *** Fransız frangının Istanbul borsasındaki vaziyeti Fransız frangının Paris Borsasında yüzde on beş nisbetinde sukutundan sonra dün îstanbul Borsasında 17,10 lirada açılan Üni Türk tahvilleri 15,95 liraya Şirketihyriyenin yeni vapuru denize indi İ'eni Fransız Maliye Nazırı M. Bonnct kadar düştükten sonra peşin ve kuvvetli alıcılar karşısında 16,30 da kapanmıştır. İki gün zarfında Üni Türk tahvilleri borsada iki liraya yakın bir sukut kaydetBocoles, Adolphe d'Archiac gibi miştir. Dün borsada bir Türk lirasına muharrirler de Cemi roman mevzuu y kabil 20,50 frank alınmıştır. îki gün evmışlardır. Viktor Hügo bile «Asnn nn qP vel bu fiat 17,68 di. saneleri» nde ZimZizimi başlıkh Üç taraflı itilâf manzume ile Ceme temas etmiştir. Londra 1 (Hususî) îngiliz ve A Fakat bu siyaset âvaresi prens için ıçın « I merikan hükumetleri üç taraflı para aniyi ve en mükemmel eser, Thuasne'm ka laşmasma sadık kalacaklarına dair Franleminden çıkmıştır. 1892 de basılmu saya teminat vermişlerdir. 1 dokuz fasla ayrılmış olan ve Cem Sulta, adını taşıyan bu kitab, Venedik ve Pap lık evrak hazinelerindeki vesikaîâttlâr. istifade edilerek yazıldığı için müstesn bir kıymet taşımaktadır. Bununla beraber türkçede Thuafr. kitabından daha mühim bir eser vard Vakıatı Cem!... Thasne, bizim Ho< Tarihinin Tacüttevarihin Ceme tahf ettiği sahifeleri de iktibas etmiştir. HaİK ki Hoca Tarihinin bu bahiste biricik m« hazı da Vakıatı Cemdir. Ben kendi eserimi yazarken Vakıd Cemi daima yanımda bulundurdum, Hc ca Tarihini sık sık gözden geçirdirr Thuasne'ın bu iki eserde bulunnuyaj nakillerini iktibas etmekten geri kalm£ dım. Caoursin gibi muharrirlerin kit«W' nnı asıllarından okumadımsa da onlar dan meselâ Hammer'in yaptığı iktibash n mukayeseli bir tahlille süzgeçten ge çirmeği ve züyufunu atıp halisini almaj ihmal etmedim. Emekli ilçebay Nureddinin iliştiği \ nokta daha var ki romanda geçen ve a frenkçe olan yer isimlerinin bazan dc ru yazılmamasını tenkid şeklindet Muhterem münekkid, Vakıatı Cemi kumuş olsaydı böyle bir tarizi reva g mezdi. Bu eserde ve hatta Sadeddiı meselâ Polye Beyi deniyor. Bunu , Napoli Kralı diye yazdım. Fakat oı nn Cemri dedikleri yerin Chamr> Flâriten suretinde kaydettikleri mahı Florence olduğunu şayed göstermerfl sem büyük bir suç işlemiş olmam. Çv o yolu tuttuğum takdirde romanı bir rü haşiyelerle doldurmak icab ed Sırf vakıalann sıhhatini tevsik için ladığım notlan bir de bu suretle ço mak, bilmem ki, doğru olur muydu3ij Bununla beraber emekli ilçebaya t şekkür etmek borcumdur. Zira eseıj rpman gibi değil, tarih gibi okumuş. zılarımda o çeşniyi bulmak, emekleı kıymet vermek demektir ve ben böyle iltifat önünde şükranla eğilirim. Dahiliye Vekili yarın Rusyaya hareket ediyor [Baitarafı 1 fnef gahlfede] zar edeceklerdir. Bu ziyaret tamamile dostane bir mahiyettedir. Türk Cumhuriyeti memleketimizin sıkıntılı zamanlarında bize dostluk ve yardım elini uzatmış olan Sovyet Rusya hükumetine kalbden gelen bir rabıta ile bağlıdır. Vekillerimizin bu seyahatinin; ecnebi memleketlerde mubalâğa edilmiş olan Rusyadaki hâdiselerin akabinde tesadüf etmesi bizim de Sovyet komşumuza kar şı ayni dostluk duygularile mütehassis olduğumuzu ifade etmektedir. Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Arasm riyasetinde bulunacak olan heyetimiz Rusyada 20 gün kadar kalarak Rus ricalile görüşecek ve bazı ilmî, içtimaî tetkiklerde bulunacaktır. Şükrü Kayaya Maarif Vekili Saffet Arıkan vekâlet edecektir. Şirketihayriyenin vapuru denize indirildikten sonra Şirketihayriye tersanesinde ilk yapılan vapur dün merasimle denize indi rilmiştir. Merasim, Şirketihayriyenin Hasköydeki fabrikasında yapılmıştır. Fabrikanın kızağmda bulunan ve henüz tama men bitmemiş olan kırmızı boyalı yeni vapur bayraklarla ve çiçeklerle dona tılmış bulunuyordu. Fabrikanm bütün işçileri ve civar halktan yüzlerce kişi meydanda toplanmıştı. Merasime îstiklâl marşile başlanmış, sonra kızak üzerinde hazırlanmış olan kürsüye çıkan Şirket Umumî kâtibi Asaf güzel bir nutuk söyliyerek Şirketihayriyenin hiz metlerinden ve Türk işçisinin muvaffakiyetlerinden bahsederek: < Şirketin idaresi başında bulunanlar bugün kendilerinin göğüslerini kabartan şu muvaffakiyet manzarası kar şısmda sizin daima yüksek bir vazife hissini rehber bilerek sebat ve ikdamla sarfettiğiniz emeğin bundaki hissesini bllhassa kaydetmekten büyük bir haz ve saadet hissederler. Şanlı Cumhuriyet idaresinin irşadile ve müşterek mesainizle başarılan bu iş Hay Allah der gibi bir hareket yaptı, çok güzel bir akşam geçirebile cektik. Anita: Muhakkak, dedi. Yazık ki dön meğe mecburum. Otomobil durmuştu. Osten: îşte geldik dedi. Anita çok mahçubdu ve yol yorgun luğunun da tesirile M. Osten'e şaşıra şaşıra teşekkür etti. Çantasını kaptı. M. Osten Anita'nın veda eden ellerini biran bırakmamışh. Sonra kaldırıma onunla beraber indi. Şapkasım çıkardı. Gene fabrikatörün başında çok az saç bulunu şuna rağmen bu kibar bir hareketti. Osten ısrar ediyordu: Belki daha düşünürsünüz. Size telefon numaramı bırakayım. Ve Anita'nın eline bir katdövizit sıkıştırdı. Kaldırımda yalnız kalan Anita hareket etmekte olan otomobile baktı. Ö nünde bulunduğu evi son katmdan aşağıya kadar gözden geçirdi ve girdi. «M. Osten'in bana nekadar nazik muamele ettigini kocama anlatayım» diye düşünüyordu. *** bütün millete mal edilebilecek ve herkesi sevindirecek bir eserdir> demiştir. Bu nutuktan sonra kürsüye gelen Hasköy Parti başkanı da halk namına canlı bir hitabe irad etmiş, bundan sonra, Vali muavini Hüdai bir tepsi içinde kendisine uzatılan makası almış ve: c Cumhuriyet devrinde yapılan bu geminin denize indirilmesi merasiminde bulunmaktan çok memnunum. Korde lâyı keserek geminin kara ile alâkasını keserken bunun mes'ud bir vesilei ikbal olmasını temenni ediyorum.> Diyerek kordelâyı kesmiştir. (Beykoz) ismini taşıyan yeni vapur kızakla beraber ve meydanı dolduran lann şiddetli alkışları arasında denize inmiştir. Bundan sonra, davetliler, fabrikanm bahçesinde hazırlanan büfede izaz edilmişlerdir. Yeni vapurun yalnız tekne ve salonları yapılmıştır. Şimdi denizde bacas takılacak, kenarları yapılacak ve boyanacaktır. Bu sebeble ancak bir ay sonra sefere başlıyabilecektir. Hava yağmurluydu. Güneşin arkasında saklanmışa benziyen ince bir yağmur. Nihayet papazın titrek ve acele nutku. Sırası gelince Anita da kabre bir kürek toprak attı. Miras heberi beynine bir yumruk tesiri yapmıştı. Hâlâ hayret ediyordu. Ve ancak kâtibiadlin bürosunda kendine gelebildi. Tereke taksimatı yeknasak bir sesle ve sıra ile ilân olunuyor du. Orada bulunan bütün aileyi kıyasıya bir kıskançlık bürümüştü. Anita'nın ismi sonda gelenlerdendi. Thaya'da durmayı unutacağa benziyen tren gibi.. Anita kaç para alacağını iyice anlıyamamıştı. Ya nında bir ses fısıldadı: 15 kumarbaz Galatada Necatibey caddesinde Mehmedin kahvesinde 15 kişi kumar oynarken polisler tarafmdan yakalanmıştır. Üstad Ali Ekremin teşekkürü Hastalığım esnasında hakkımda pek büyük alâka göstermiş olan zevatı kirama derin teşekkürlerimi takdim ey lerim. A. Ekrem Bulayır görüyordu. Zaten o da hasta gibi görünüyordu. Anita M. Osten'e cenaze ve miras hikâyesini anlattı. Osten tebrik etti ve gülerek: Ne yapacaksınız bu kadar para yı? diye sordu. M. Ammer gann arkasında bir büfe yapmak istiyor. Anita kocasından her zaman «M. Osten» diye bahsederdi. Viyana sabah sislerinden henüz sıyrılıyordu. Anita pencereden tarafa döndü ve tecessüsle dışanya baktı. Süt arabalan, kasketli işçiler ve sokaklan temizliyen makineler.. Dükkânlar daha kapalıydı ve yaya kaldınmlarmda kimseler yoktu. Viyanaya sık sık gelir misiniz? Gene kızken bir defa gelmiştim. Osten lâtife etti: Ooo. Şu halde aradan epeyce bir zaman geçmiş olacak. Bu lâfı söylerken başını Anita'nın şapkasımn altına kadar eğmişti. Anita kâhküllerini başmın iki tarafına attı. Osten: Bu akşam ne yapacaksınız? diye soruyordu, size şehri gösterebilir miyim) Teşekkür ederim. Fakat maalesef bu akşam burada değilim. Altı ekspre sile dönüyorum. Osten: M. TURHAN TAÜ vabı verildi. Bir yeğen kendisine yakla mıştı: Biz gittiğimizde bankayı açık V iuruz. Anita anlamıyordu. Trpara verilmezdi. * ** Üçü "biraz geçe Anita sokaV^,, saat altı treninin hareketine kad&ı bestti. «Nihayet işte büyük şehir» düşündü. Sokaklar, mağazalar, otom< ler, otobüsler ve insanlar, insanlar, ins^ lar... Anita kendini selin cereyanr bıraktı. «Yarabbi dünyada bunlar ı var mıymış?.» diye kendi kendine şajı yordu. Gözlerini güzel giyinmiş kadm Iara diktikçe boyatılmış elbisesi vücu dünde küçülüyor gibi geliyordu. < ' Osten ne zannetti acaba?» diye te etti. Bazı vitrinler o kadar şaşaalı if Anita gözlerini doyurmak için önle1 uzun müddet duruyordu. Oku' mecmualar her şeyi anlatabilmekte kadar uzaktı? Her şeyi bildiğinden iyi ve daha güzel buluyordu. Kaerntnerstrasse'nin köşesini döı zaman dükkânlarda ışıklar yanmıya lcmıştı. Ve böylece içinde mavi elbisenin tı hir olunduğu vitrinin önüne geldi. (Arkası var) Büyük Hikâye Yazan: Vicki Baum 3 Çeviren: Cemil Fikret Eh... dedi, öyle ise bize de yatmak düşüyor. Siz trende uyuyabilir misiniz? Hayır, dedi Anita. Ben de öyle. Maamafih gene AlIah rahatlık versin.. Gene kadmı bittabi tanıyan kontrol memuru: Nasıl işler? diye sordu. Bir halanm cenazesine gidiyorum. Küçük bir mirasım varmış.. Memur selâmlıyarak: Tebrik ederim, diye mınldandı. Anita trenin oynaklıklarile sarsılarak kompartımanma girdi. Pencerenin camından gözlerini göke kaldırdı. Parlak bir teşrinisani gecesiydi. Bir an Anita'ya bu yıldızların Thaya'da parlıyanlann ayni olmadıgı hissi gelmişti. Başını avuclarına dayadı. Biraz uyumuş olmasına rağmen bütün gece uyanık kalmış gibiydi. Tren Viyanaya girdiği zamaa henüz tamamile gündüz olmamıştı. Anita biraz şaşkmdı ve çantasının sapmı elinde sıkarak gann dumanlan ara sında kendisine bir yol arıyordu. Kocası trenden çıkınca 64 numaralı tramvaya bınmesini söylemişti. Fakat bunu söy lemesi kolay, yapması zordu. Sizi gideceğiniz yere bırakabilir miyim? M. Osten habersizce karşısma çıkmıştı. Valizlerini taşıyan kasketli bir şoför arkadan geliyordu. Anita kararsız: Bilmem ki, dedi, dördüncü Arrondissement'a gidiyorum. M. Osten: Âlâ, dedi. ve dirseğinden iterek gene kadını istasyonun «çıkış» levhasını taşıyan kapısına doğru sürükledi. Anita'nra çantasını bir harnal almıştı. Otomo bile otururken: Bugün üraşlı değilim, dedi M. Osten. Filhakika öyle idi. Anita suratının bir parçasını şoförün karşısındaki aynada Sekiz yüz şilin; mükemmel para. Bu sekiz yüz şilin siyah elbisesile is kemlesinde mütevekkil oturan Anita nin başını döndürmüştü. Fakat garda büfe yapmak için kâfi değildi. Öldüğü zaman annesi ona bin şilin vermişti. Zaten şef QÖ gar daha zengin bir kızla evlenebilirdi. Ve Anita kendisini seçtiği için Am mer'e karşı her zaman bir minnet hissi duyardı. İsmi çağırılınca bir masaya kadar gitti ve birşey imzaladı. Kâtibiadil önüne bir kâğıd uzatmıştı. Para alacağımı zannediyordum, Yukarıda tabutla ve mum kokularile diye mınldandı Anita. Kendisine: karşılaştı. Sonra merasim yap.ldr, kira o Banka size bu çeki ödeyecek, ce tomobillerile mezarlığa kadar gidildi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle