09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
7 Mart 1937 CUMHURİYET Madrid, ihtilâlcilerin hücumunu bekliyor General Franco kuvvetlerinin şehrin etrafında büyük tahşidat yaptığı ve bir fırkanın tamamile makineleştirildiği bildiriliyor IBaştarafı 1 inci sahifede] Haber verildiğine göre, Madrid ö nünde asiler, mühim miktarda tahşidat yapmaktadırlar. Talim ve terbiye gör müş efraddan müteşekkil olan bu asi fırkalardan biri, tamamile makineleştiril miştir. Asilerin, yakında büyük bir ta arruza geçmelerine intizar edilmektedir. Avila mıntakasında hükumetçiler, Naval Peral de Pivars istikametinde bir kilometro kadar ilerlemişlerdir. Diğer cephelerde piyade ateşi teati edilmiştir. Gazete daha aşağıda şu sahrlan yazıyor: «Oldukça nüfuzlu bazı Fransız ve lngiliz politikacılan Franco'yu Londra ve Paris tarafma çekmek ve satın almak mümkün olduğunu zannediyorlar. Bu zihniyet, barış için çok vahim bir tehlike göstermeseydi, heyeti umumiyesi itibarile eğlenceli bir şey olurdu. Karga mücadelesi Bir karga getirene beş ku> ruş mükâfat verilecek Bir memleket kuran adam! Çekoslovakyanın banisi Masaryk 87 yaşmda Kendi kendini yetiştirerek Çekoslovakyayı kurtaran ve cumhuriyeti kurarak 17 sene yurduna reislik yapan Masaryk'in çok meraklı hayatı Bugün bütün Çekoslovakya, faıhrî Cumhurreisi unvanını verdiiğ eski Reisicumhuru M. Masaryk'in doğumunun 87 nci yıldönümünü kutluluyor. Çekoslovakyaya istiklâlini iade eden, Çekoslovak Cumhuriyetinin temelini a tan ve 14 teşrinisani 1913 te, bütün Çekoslovak milletinin iradesile ilk Reisi cumhur intihab edildiği günden bu vazifeyi bugünkü Cumhurreisi M. Benes'in eline tevdi edeceği güne kadar memle ketini yüksek bir dirayet ve büyük bir yurdseverlikle idare eden Thomas Ma saryk'in hayatı, gerek hususî, gerek siyasî noktai nazardan çok şayanı dikkat safhalarla doludur. Ayakta ölüm tuz sene muharebesine başlangıc teşkil eden Bohemya isyanı sırasında protestanlara Kont Mansfeld kumanda ediyordu. Bu adamm hayatı değil, ölümü tarihin hayretle kaydettiği vakıalardandır. Çünkü o, Bosnanın bir köyünde hastalanıp yatarken ölümünün yaklaştığını sezer sezmez adeta canlanmıştı. Yorganı bir yana fırlatıp attıktan sonra ayağa kalkarak giyinip kuşanmış, silâhlarını takmış ve sırtını duvara dayayıp «bir asker ölümü böyle karşılar» dıye ayakta gözlerini hayata kapamıştı. * * * Vaktile tutulduğu Rachitisme'in ıyi tedavi edılmemesi yüzünden son günlerde topuk kemıkleri yanında bir takım şişkinükler peyda olmuş ve doktorlar eline * düşmüş olan bir çocuk tanıyorum. Zeki bir yavru, çalışmayı da çok sevdiği için bu mustarib halinde mektebini bırakmarnıshr, kundurasına konulan makineli köselelerin ağırlığmı taşıya taşıya dersine devam etmektedir. Işte bu çoçukcağızı, talebesinden bulunduğu ecnebi mektebin Ciddî hiçbir kimse, bir muzafferiyet halinde, müdahalecilerin kendi ayanlan oIan General Franco'nun başka hüku metlerle anlaşmasına müsaade edecekleAdemi müdahale komitesinde rini arzedemez. Italyan ve Alman işgal ciler Ispanyol şehirlerini zaptedecekler yeni güçlükler Londra 6 (A.A.) Tâli ademi mü ve General Franco îngiliz ve Fransız dahale komitesinin dünkü toplantısı saat diplomasisinin dikte ettiği bir siyaset ta15,30 dan 20,25 e kadar devam etmiş kib edecek. Ne gülünc şey.» tir. Izvestiya, makalesini şu suretle bitir Iyi haber alan mehafile göre, Fran mektedir: sız Ispanyol hududunun kontrolü ile «A\Tupanın burjuva politikacılan aPortekiz sahillerinin muhafazası mese demi müdahale fikrile bunun neticeleri lelerinin müzakeresi esnasında büyük hakkında zıd tefsirlerinde bocaladılar. güçlükler çıkmıştır. Murahhaslardan Londra komitesinin son kararlannın ve bazılan, bu güçlüklerin bu akşam gece 'bilhassa bunlann tatbik usullerinin müyansı tarbikı kararlaştırılan kontrole mâ tearrizlann gayretlerini hakikaten gayrini olmasından korkmaktadırlar. müessir bir hale koyacağmı zannetmek Fransız murahhasları, ademi müdaha imkânsızdır. Işte bunun içindir ki, Ispanle hakkındaki itilâfnameye tecavüz vuku yada askerî müdahaleye nihayet vermek buddugu takdirde Fransız Ispanyol hu ve bir Avrupa harbinin önüne geçmek dudunun kontrolünden sarhnazar edil için zafer politikasını bırakmak ve banmesini istemişlerdir. Portekiz murahhas şm tahkimi davasmda kuvvet göstermek ları memleketlerinin limanlannda Sovyet lâzımdır. Sovyetler Birliği böyle bir siharb gemilerinin demir atmasını isteme yasete muzaheret etmeğe amade ve bu diklerini beyan ederek Portekiz limanlanu yapabilecek kabiliyettedir. Söz, hâlâ rınm kontrol altına alınmasına itiraz etbizzat kendi hayal ve tuzaklannın teşkil mişlerdir. ettiği tuzaklar icinde bulunanlanndır.» Adenri müdahale komitesi, ancak haMadrid Valencia yolunda lîhazırda müzakere edilmekte olan başlı100 îngiliz b'lmüş ca noktalar hakkmda itilâf husule geldikLondra 6 (Hususî) îngiliz ko ten sonra heyeti umumiye halinde top münist partisi tarafından neşredilen bir lanabilecektir. teb'.iğe göre, Valencia Madrid yolu ü Kanarya adalarında kontrol istasyonu tesimi Londra 6 (A.A.) Aı^emi müda hale komitesinin deniz eksperleri tara fından yazılan raporda bilhassa şöyle denilmektedir: «Kanarya adalarında kontrol tesisi îçin bir milyon îngiliz lirasına ihtiyac vardır. Bundan da anlaşıldığına göre, Kanarya adalannm kontrolü, bütün Is panyanm kontrolü için ihtiyar edilecek masraf kadar yüksektir. zerinde cereyan eden muharebelerde yüz îngiliz ölmüştür. Maliye Vekili tedavi için Viyanaya gitti Maliye Vekili Fuad Ağralı dün sabah Ankaradan şehrimize gelmiştir. Vekil hasta olduğundan tedavi edilmek üzere dün geceki ekspresle Viyanaya hareket etmiştir. Karga ile mücadele şimdiye kadar şehir haricinde yapılmakta idi. Halbuki kargalar şehrin haricinde atılan silâhlardan korkarak şehrin dahiline ve bilhassa camilerin yanmdaki ağaclarm üzer.ne konmaktadırlar. Bu yüzden camilerin ve diğer büyük binalann saçaklan bozulmakta, bazı kimseler bunlann gürültülerinden rahatsız olmaktadır. Vaki o lan muhtelif şikâyetler üzerine vilâyet ziraat müdiriyeti bunlarla da mücadeleIsmi, tarih sahifelerine, devlet bani ye karar vermiştir. Ilk karar olarak bir leri safında yazılacak olan M. Masa karga getirenlere beş kuruş verilmesi mu ryk'in babası Marovia'nm Hodonin kavafık görülmüştür. sabasmda arabacı, annesi, Viyanada saAvcılar Emniyet Müdürlüğünün tayin raya mensub kadmlardan birinin yanında edeceği saatlerde kargalan vurabiîecek oda hizmetçisi idi. Bu kadar mütevazı bir ler ve bir kazaya meydan verilmemesi ailenin çocuğu olan M. Masaryk'in, seiçin bazı tartibat alacaklardır. Bu suret nelerce memleketinin mukadderatmı elinle şehir dahilindeki kargaların azalacağı de tutmuş ve bugün, yalnız Çekoslovak ümid edilmektedir. Her nekadar biı atım milletinin değil, bütün dünyanm hürme Iık saçmanm kıymeti verilen bu paraya rini kazanmış olması, müstesna fıtrabnın muadil ise de usta avcılann bir atışla bir en büyük misalidir. çok karga vuracaklan şüphesizdir. M. Thomas Masaryk, 1850 senesin öldürülen domuzlar de, babasının arabacılık ettiği Hodonin Istanbul vilâyetine bağlı kazalarda ge kasabasında dünyaya geldi. Oğlunu çen şubat ayı zarfında yapılan sürek av yüksek mevki sahibi görmek istiyen her lannda Şilede 78, Yalovada 42, Çatal baba gibi, M. Masaryk'in babası da, evcada 23, Beykozda 19, Silivride 10 Sa lâdı için iyi bir nveslek aramış ve ona, rıyerde 5, Üsküdarda 2, Kartalda 2 do o tarihte arabacılıktan tam bir derece muz öldürülmüştür. yüksek bir paye olan nalbandlığı müna sib görmüştü. Masaryk, ilk mektebi bitiGalatasaraylılar cemiyetinin rir bitirmez, kasabanm nalbandı yanına çrraklığa, oradan, gene babasının teşebtoplantısı Galatasaraylılar cemiyeti, dün, yıllık büsile, bir çilingirin, daha sonra da bir içtimaını, cemiyetin Beyoğlundaki mer demircinin yanına gnrdi. Işte, içtimaî seviyelerin en mütevazıınkezinde akdetmiştir. Toplantıda heyeti dan başlayıp en yükseğine kadar çıkan idare ve murakıb raporu okunmuş, heyeti umumiye tarafından tasdik edil M. Masaryk'in hayatmdaki merhalelerin en mucizelisi buradadır. miştir. Bundan sonra cemiyetin elverişsiz olan şimdiki binası yerine daha müsaid bir yer bulunması etrafında müzakere ve münakaşa olmuştur. Müteakiben şimdiki heyeti idarenin vazifesine devamına ve murakıbın da aynen ipkasma karar verilmiş, münhal olan reisi saniliğe İnhisarlar Fabrikalar müdürü Saim Pamir ve yedek azalığa da Rasih seçilmişlerdir. Sabık Çekoslovakya Reisicumhuru Thomas Masaryk lzvestiyanın bir makalesi Moskova 6 (A.A.) Tas Ajansı bildiriyor: Izvestiya gazetesi, «ademi müdahale ve Avrupa ufku» başlığı altında neşret tiği bir yazıda, ademi müdahale hakkmdaki kontrolde muvaffakiyetin şüpheli olduğunu bildiriyor ve diyor ki: «Faşist taarruzu karşısında ilân edilen ademi müdahale fikrinin maruz kaldığı tehlikeler ve faşist devletler tarafından ademi müdahale meselesine yapılan sa botaj üzerine hasıl olan zorluklar bugünkü vaziyette de bakidir. Ispanya meselesi evvelce olduğu gibi beynelmilel siyasetin umumî meselelerile karşılaşmaktadır. Avrupa diplomasısi Ispanyol meselesin de, zâfın aşikâr bir neticesi olarak, ka rarsızhk, mukarreratında yanm tedbir ler ittihaz ve riya eseri göstermektedir.» Motosikletin çarptığı çocuk öldü Bundan üç gün evvel Şehzadebaşm dan motosikletle geçmekte olan Dikran isminde bir şahıs ayni caddede bakkal lık eden Recebin oğlu 9 yaşlarmda Ahmed çocuğa çarpmış ve tehlikeli suret te yaralamıştı. Yaralı çocuk aldığı ya ranın tesirüe ölmüştür. Suçlu kazayı müteakib firar etmişse de nihayet dün yakalanmıştır. Mülâzimin Romanı Nakıli Bir genc mühendisimizin muvaffakiyeti Merhum Herant Bezazın oğlu Edvard Bezaz, Almanyanm Mittweido şehrindeki mühendis' mektebini bitirmiş ve im tihanlannda parlak bir muvaffakiyet kazanarak elektrik mühendisi şehadetnamesini almış ve İstanbula dönmüştür. Abidin Daver Gazetemizde tefrika edilmiş olan bu roman, Kanaat Kitabevi tarafından kitab şeklinde neşreedilmiştir. Resimli ve cildli olan kitabın fiatı 100 kuruştur. bitirince Viyana Universijesine girdi, orada Çek talebenin teşkil ettiği bir grupa dahil oldu ve az bir zaman sonra bu grupun riyasetine geçti. M. Masaryk, Harbi umumide, kendisile elele vererek, Çekoslovak istiklâli için millî bir şura kuran deki jimnastik mualliminin beden terbişahsiyetlerin dostluğunu, işte bu grupa yesi temrinlerini yapmağa zorladığını riyaset ettiği tarihlerde kazanmıştır. duydum ve yavrunun kendisine sordum: M. Masaryk'in bundan sonra, Leip Hastahğını söylemedin mi, hatta zig Üniversitesinde felsefe tahsil ettiğini, kunduranı çıkanp içindeki makineli köseoturduğu aile pensiyonunda Mir Gar leleri, ayağındaki yumrulan göstermedin rigue ile tanışarak evlendiğini görüyoruz. Fakat, kocasına, siyasî hayatında çok mi? Cevab verdi: kuvvetle muzahir olan bu müstesna ka dın, Harbi Umumide, merkezî Avrupa Söyledim de, gösterdim de, fakat devletleri aleyhindeki mücadelelerine bir aldırış etmedi. mukabele olmak üzere Avusturyalılar Ne dedi? tarafından tevkif ve hapsedilmişn'. Vü Bir insan, elile kravatını takıp çicudü, bu yüzden çok zayıf düştüğü için karmağa muktedir oldukça hasta sayıl1923 senesinde vefat etti. maz, dedi!.. Leipzig Üniversitesinden sonra M. Anladım ki bu hocada bir Kont MansMasaryk'in hayatı, Çek istiklâli uğrunda feld ruhu var. Beden terbiyesi verdiği çomütemadi bir mücadele ile geçmiştir. Çekoslovak istiklâlini kurtaran M. cukların hasta olanlannı bile ip üstünde Masaryk, Çekoslovak Cumhuriyetini veya top altında sıçrarken öldürmek istiMüttefiklere kabul ettirdikten sonra 14 yor!.. Bu, belki medenî bir tecellüddür. Fateşrinievvel 1918 de bu Cumhuriyeti reskat başkalannın yavrulan üzerinde değil, men ilân ederek Versailles muahedesine dercettirmiş ve birkaç gün sonra, 14 teş onu göstermek istiyenin kendi şahsında Ilk mektebi yeni bitirmiş küçük bir çotecelli ettirilmek şartile takdire lâyık göcuk olan M. Masaryk, demircinin yanın rinisani 1918 de ilk Çekoslovak millet rülebilir bir tecellüd! da çıraklık ettiği tarihte, bir gün çeşme meclisi tarafından alkışlarla CumhurreisLâtife bertaraf. Mesele, gerçekten den, elinde su dolu kovalarla dükkâna liğine intihab olunmuştur. Çekoslovak kamühimdir. Çünkü fenne, ilme, asrî terbiye ~ avdet ederken, yolda birdenbire, eski mu nunu esasisi, her reisicumtıunm, yedi sene allimlerinden M. Ludvvig onu tanimış, için intihab edileceğini ve iki defadan faz usullerine aykırı bir telâkkiyi gösteriyor. derhal annesine müracaat ederek, zekâ la intihab edilemiyeceğini kaydeder. Bu Bizim kanaatimize göre doktorun hasta sını, öğrenme merakını, okuma kabiliye hükümden, yalnız o Cumhuriyetin banisi dediği bir adama bir muallimin sıhhat istini mektebde iken çok yakından gördü olan M. Masaryk, müstesnadır. Kanunu nad etmesi saçmadır. Bu, mühendısin tehğü bu çocuğu daha başka bir istikbale esasinin buna dair olan maddesinde« M. likeli gördüğü bir yapı durumunu bir şahazırlamak lâzmn geldiğini söyliyerek ka Thomas Masaryk, hayatında kaç intihab irin veya ressamm sağlam görmesine bendını ikna etmişti. Masaryk o gün, mual günü varsa o kadar defa intihab edilebi zer. limle birlikte, Cejkovice mektebine gitti, lecektir.» diye yazar. Adını ve mektebini yazmak istemeditalebeye nezaret etmek üzere mubassır Bununla beraber, M. Masaryk, haya ğim jimnastik muallimi, bahse mevzu yaplığa tayin edildi. bnı vakfettiği Çek istiklâlini kurtardıktan tığım çocuğun raporsuz olduğunu söyliM. Masaryk'in, ilim ve felsefenin en ve onu ideal rejim olan cumhuriyete ka yecektir. Evet. O çocuk, kendisinden yüksek derecatma yükselmesinde ilk vuşturduktan sonra, sonsuz didinmelerle sorup öğrendiğime göre mekteb idaremerhale olan Brno lisesi, onu, memleke yorulan vücudünü dinlemek ihtiyacını sine rapor götürmemiştir. Lâkin rapor, tinin en yüksek riyaset mevkiine yüksel duymuş ve Riyaseticumhur makamını, zavallınm hem ayaklarında, hem kunduten yurdseverlik duygulannın da inkişafa bütün siyasî hayatında en kıymetli mesai başladığı ilk entelektüel muhit olmuştur. arkadaşı olan M. Benes'in kuvvetli elle ralarında yazılı duruyor!... M. Masaryk, tahsilini almanca olarak rine bırakmıştır. M. TURHAN TAN yapmağa mecbur bulunduğu Brno lise H: M. Masaryk'e, doğumunun 87 nci yılLiseli bir kız imzasile mektub yollıyan sinde, bir Çek vatanperveri olmanın icab dönümü münasebetile, istiklâline kavuşokuyucuya: ertirdiği arkadaş hakaretlerine maruz turduğu milletinin arasmda daha uzun seEvvelce gönderdiğiniz mektubdan habekaldıkça, Boheme denilen yurdunun neler mes'ud bir ömür temenni ederken, rim yoktur. Hangi dersler veya kitablar 1620de gaspedilen istiklâlini ona iade et dost Çek milletine de, şimdiki Cumhur hakkında tenevvür etmek istediğinizl de menin lüzumunu ilk defa olarak şiddetle reisi M. Benes'in yüksek idaresi altında elime değen mektubunuzdan anlıyamadım. Dileğinizi açık yazarsanız ben de cevabıduymuştu. M. Masaryk, orta tahsilini refah ve saadet dileriz. mı snnarım. M. T. T. önünde durarak tahta bir kapınm çıngırağını çekti. Ayak sesleri yaklaşıncıya kadar, sabırsızhk içinde kundurasının ucunu eşik tahtaçınm kenanna vuruyof, kanadı yumrumluyordu. Sargının üstünde küçülen ve iğreti duran fesi arkaya doğru kaymıştı ve düşmek üzere idi; Orhan bir tereddüdden sonra bunu düzeltti ve çmgırağın hafkasmı kuvvetle çekti. Kapryı açan hizmetçi kadın, Cemili görünce, başmı yan tarafa çevirerek bir çığlık kopardı; bir çocuğa, bir de o istikamete bakarak haykmyordu: A!., küçük bey... ne oldu sana? Düştün mü? Cemil kendisini himaye eden birinin kucağma koşar gibi açılan kapınm boşluğu içine atıldı ve sola doğru kıvrılan dar bir yokuştan aşağı hızla inmeğe başladı. Arkasmdan birkaç adım koşan hizmetçi durmuş, hem ona, hem de eşikte bekliyen Orhana bakıyordu. Geriye döndü ve alnının örtüsü altından fırlıyan kara çatık kaşlannı kaldırarak ve zayıf esmer yüzünde, küçük, evhamh ve oynak, siyah gözlerini Orhana dikerek yaklaştı: Ne oldu? Sen de mektebden mi geliyorsun? Başı mı yanldı çocuğun? Düftü mü? Gözü mü çıktı? Orhan soruş tarzraa karşı duyduğu memnuniyetsizliği evvelâ susarak belli etmeğe çalışnktan sonra hareketsiz durdu ve yutkundu: Mektebden geliyorum, dedi, pederini görmek isterdim. Baıbası yok ki... öleli hanidir... hanımefendi evde... gidip haber vereyim... kapıda durmayın, içeriye girin. Fakat Orhana yol göstermeden, hiz metçi terlikli ayaklanndan umulmıyacak bir hızla dar yokuştan indi. Kapıyı kapadıktan sonra ağır ağır ayni yoldan yürüyen Orhan, birkaç adım ara ile önüne çıkan iki seddin merdivenlerini de inince, sağ tarafma gelen tek katlı bir taş bina ile sol tarafmdaki büyük ahşab yalı arasında kaldı. Mutfağa veya uşak dairesine benziyen bu taş binanın önünde, üstüne boş bir kömür çuvalı atılmış, bir bacağı kınk, demirden bir bahçe kanapesi vardı. Çakıltaşlarile döşenmiş iki yoldan biri, yalının köşesinden, sağ cepheye muvazi olarak deniz kıyısına, öteki de solda ve biraz uzaktaki arka kapıya gidiyordu. Orhan o tarafa doğru birkaç adım attı; yalının altkat pencereleri, tam başının hizasma geldiği için, deniz üstündeki cephenin pencerelerinden giren ışıkla aydınlanmış büyük bir yemek salonunun içini görüyordu. Hemen geri çekildi ve taş binanın önüne kadar giderek durdu. hafif bir yağmur serpiyordtı. Havaya kirli bir gri ton hâkimdi ve ortahkta kaplama tahtaları kararmış yalı, çamurlu toprak, sağdaki taş binanın tozlu pencereleri, boyasız ve tebeşir Iekelerile dolu kapısı... hiçbir sicak ve sevimli renk bırakmıyordu. Orhan içeriden kimse çıkmadığını görünce denize giden çakıllar üstünde biraz yürüdü, geriye döndü ve yalının altkat pencerelerine kadar geldi. Hayreti nisbetinde artan bir sıkıntı içinde saatine baktı. Talebe beşinci dersten çıkmak üzereydi. Leyliler kırk beş dakikalık bir teneffüsten sonra müzakereye girecekleri için Avnının geç kalmaması lâzımdı. Beş vapurile gelmesi ihtimali olan, müdür den evvel mektebde bulunmak istiyordu. Gidip yalının arka kapısmı vurmağa karar verdi. Cumhuriyetin edebî tefrikası: 10 BİZ İNSANLAR Yazan: Peyami Safa ^ Haydi! dedi. Çocuk başmı önüne iğmişti. Elini yüzünden çekip tekrar sargının üstüne koydu. Bir tereddüd geçiriyordu. Orhan ona doğru iğilerek ve sesine onun itirafını teşvik eden bir müsamaha yumuşaklığı vererek dedi ki: Ben size her vakit ne derim? Biliyorsun ki bir kabahat gizlenirse büyür, söylenirse küçülür. Cemil ayağmı küçük bir taşa bastı rarak topuğunu onun üstünde çevirmeğe başladı. Sıkmtılı bir teneffüs omuzlarını kaldınp indiriyordu. Birdenbire doğruldu: Fakat o da bana teneffüshanenin önünde koşarken dirsek vurdu. Evet. Peki, sen ne yaptın? ' Cemil o anı hatırlamış gibi silkinerek yutkundu: Ben birşey yapmadım, dedi, ama.. kızdım ben de... Peki? Çocuk, bir korku içinde mahpus, da Orhan çocuğu durdurdu, paltosunun yakasmı kaldırdı ve önünü iyice kavuşturduktan sonra, doğrularak, sordu: Tahsin sana niçin taş attı? Çocuk cevab vermedi. Elini yüzündeki sargınm üstüne götürerek bir adım geri kalmışü. Orhan bekledi. Cevab alamayınca, onu müdafaa vaziyetinde bırakarak birşey söylemeğe mecbur etmek için: İnsan insana sebebsiz birşey yap maz, dedi, mutlaka bir sebeb vardır, kavga mı ettiniz? Çocuk eli hep yüzünün üstünde: Hayır! dedi. Sen ona birşey mi söyledin? Çocuk gene cevab vermedi. Orhan israr ediyordu: Birşey söylemedin mi? Bak, gene susuyorsun. Mutlaka sen de birşey söyledin. Hem de fena birşey... Ha? Gizleme! Ben mektebe gidince arkadaşlanndan öğrenirim. Evvelâ sen söylersen daIM iyi olur. Elini Cemilin omzuna koyarak: ralmış ve dışarı çıkmak için genzinden yol bulan kapalı bir sesle itiraf etti: Ben de... ona... eşek Türk dedim. Orhan kulağını birdenbire çocuğun ağzı hizasına yaklaştırarak: Nasıl? diye bağırdı. Cemil tekrar edemedi. Orhan o kadar şaşmıştı ki ikibüklüm duruşu içinde katılaşarak bir müddet kımıldamadı. Onun bu hayreti, çocuğa yaptığı hatanm mesuliyetini bir tekdirden fazla hissettirmişti. Birisi tarafından hakaretle itilmiş gibi uzaklaşan Cemil hemen ağlamağa başladı. Orhan doğruldu. Bir çocuğun kendi liğinden bu iki kelimeyi yanyana getirebileceğine inanmıyordu; başka birinden duymadan, dokuz on yaşlannda bir çocuğun, değil mensub olduğu, hatta yabancı milliyete şamil bir hakaret savurması mahalle çocuklan arasmda «gâvur» sözile tezyif an'anesi isn'sna edilirsehiç duymadığı birşeydi. Cemil duvarın dibine kadar gitaıiş, başını önüne iğerek hızla yürüyordu. Orhan ona yaklaştı: Dur, dedi, söylesene bana: Eşeği anladım, fakat Türk ne oluyor? Sen Türk değil misin? Çocuk gene cevab vermiyerek adımlannı daha fazla sıklaştırdı. Koşmıya başlamıştı. Yüksek bir bahçe duvannm O tarafa döndüğü zaman, hizmetçi nin de eşikte durarak: Buyurunuz, geliniz! diye ellerinî salladığını gördü. Acelesi olduğu halde ağır adımlar atıyordu. Kapıya yaklaşmca durdu. Kaşlarını çatmıştı. Hizmetçi eşikten çekilerek: Denizden başka se3 veren hiç birşey Buyurunuz! diye tekrarladı. yoktu. Damlalannı rüzgârın dağıthğı [Arkası var]
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle