20 Ağustos 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

“scenius” fikri yeniden gündeme geliyor. Kitap- GÖRÜNMEYEN ORTAKLAR ta aktarılan yatırımcı Paul Graham’ın Floransa Ancak Lewis’in kitabı yalnızca mitleri yık- örneği de bunu destekliyor. maya çalışmıyor, onların yerine yeni bir bakış Graham’a göre Leonardo da Vinci’yi ortaya öneriyor. İşte burada sahneye müzisyen ve ya- pımcı Brian Eno’nun ortaya attığı “scenius” çıkaran yalnızca onun olağanüstü yeteneği kavramı çıkıyor. değil; Brunelleschi, Donatello, Botticelli ve “Scene” ve “genius” sözcüklerinin birleşi- Michelangelo gibi isimlerin aynı dönemde minden oluşan bu kavram, büyük yaratıcı sıç- üretim yaptığı yaratıcı ekosistemdi. ramaların tek bir kişinin olağanüstü yeteneğin- Bir Leonardo yaratmak için yalnız- den değil; üretken topluluklardan, işbirliklerin- ca Leonardo’ya değil, onu olanaklı kılan den ve yaratıcı çevrelerden doğduğunu savunu- Floransa’ya da ihtiyaç vardı. yor. Lewis de bu kavramı kitabın nirengi nok- Lewis, Silikon Vadisi’ni de benzer biçim- de tek tek “dehaların” değil, belirli koşulla- talarından biri kıılyor. rın ve üretken çevrelerin ürünü olarak okuma- Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kita- yı öneriyor. bındaki şu cümle ise bu düşüncenin güçlü bir Yapay zekânın şiir yazdığı, resim ürettiği ve karşılığı gibi duruyor: “Başyapıtlar tek başla- beste yaptığı bir çağda ise tartışma yeni bir bo- rına vücut bulmuş varlıklar değildir; müşterek düşünmeyle geçen yılların ürünüdür.” yut kazanıyor. Bu alıntı yalnızca Woolf’u değil, kitabın te- Eğer makineler de yaratıcı görünen işler üre- mel tezini de özetliyor. Büyük eserlerin ardın- tebiliyorsa “deha” dediğimiz şey gerçekten da çoğu zaman görünmeyen editörler, asistan- yalnızca bireysel zekâdan mı ibaret? lar, dostluklar, rakipler, üretim ağları ve kültü- Lewis bu sorulara kesin yanıtlar vermiyor. rel ortamlar bulunuyor. Bunun yerine okuru, yaratıcılığı yalnızca tekil Lewis, dehayı tek kişilik bir başarı öyküsü kahramanlarla değil; ilişkiler, ortak üretim ve olmaktan çıkarıp kolektif üretimin parçası ola- kültürel bağlam içinde yeniden düşünmeye da- rak yeniden düşünmeyi öneriyor. vet ediyor. JOHN D. ROCKEFELLER, ALBERT EINSTEIN, ELON MUSK, NIKOLA TESLA Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan düşünce- YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA DEHA lerden biri şuydu: Belki de dehayı gökyüzünden indirip ye- Musk’ın başarılarını tümüyle reddetmeyen yazar, buna Kitabın son bölümleri tartışmayı günümüze taşıyor. niden insanların arasına bırakmanın zamanı geldi. n karşın SpaceX ve Tesla gibi projelerin yüzlerce mühendis, Elon Musk örneği üzerinden teknoloji dünyasında yeniden araştırmacı, yatırımcı ve kamusal destekle mümkün olduğu- üretilen “deha” kültü ele alınırken Silikon Vadisi’nin ka- Deha Denen Mit: İsyancıların, Canavarların ve rizmatik girişimcileri çevresinde kurulan anlatıların geçmiş nu hatırlatarak başarıyı tek bir kişinin öyküsüne indirgeme Kural Tanımazların Tehlikeli Cazibesi / Helen yüzyıllardaki “büyük adam” mitlerinden ne kadar farklı ol- eğilimini bir kez daha eleştiriyor. Lewis / Çeviren: Ali Karatay / Yapı Kredi Yayınları duğu da sorgulanıyor. Bu noktada daha giriş kısmında karşımıza çıkan Brian Eno’nun / 312 s. / 2026. DANIEL GUÉRIN’DEN ‘NE TANRI NE EFENDİ’ ‘Anarşizm Antolojisi’ lık için federasyon olmazsa olmazdır. olarak en zıt ideolojiler tarafından sahiplenildi- AHMET ANTMEN Stirner’in federatif yapıyı tesis edecek bireyle- ği belirtilen Proudhon bu başlıkta öne çıkar. re ilişkin de söyleyecekleri vardır: Birey kendini Genel oy hakkı karşıdevrimdir düşüncesini BÖLÜNEMEZ BİR SLOGANIN TARİHİ özgürleştirmek için, atalarının ve eğitimcilerinin yüksek sesle dile getirse de 4-5 Haziran 1848 Daniel Guérin tarafından derlenen ve Fuat Orçun’un çevi- ona yüklediği yükü eleyerek işe başlamalıdır. seçimlerinde milletvekili seçilir. risiyle Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Ne Tanrı Ne “Parlamenter Sina Dağı’na ayak bastığım- Efendi, anarşist düşünce tarihini kronolojik ve tematik bir çer- ZİHNİN EFENDİSİ OLARAK DEVLET dan beri kitlelerle temasım kesilmişti” diye be- çevede sunan yetkin bir toplam. Stirner’in devleti benzer bir pencereden yad- timlediği vekillik günlerini “felaket bir çırak- Anarşizmin öncü isimlerine ait metinlerin yazarın özgün do- sıdığını söylemek olanaklı. “Devlet, zihnin lık dönemi” olarak tanımlar. Ondan sonra bu kunuşlarıyla sunulduğu kitapta Guérin, her açıdan canlı bir dü- efendisidir, yasallık inancını dayatır ve böylece hatayı telafi etmek için elinden geleni yapar. şünce olarak gördüğü anarşizmin hayalcilik, geçmişi yüceltme, bireyi benliğinden mahrum bırakır” diyor. Zaman içinde kitleler sandık başındayken anar- terör gibi yaftalarla hak etmediği bir itibarsızlığa kurban edil- Bakunin, söz konusu görüşü daha da ileri ta- şi ortamındaki tavırlarına kıyasla çok daha kor- diğini öne sürüyor. Kitapta sunduğu görüşlerle özgürlükçü bir şıyor. Ona göre soyut ve vahşi bir tarihsel bi- kutucudur sonucuna ulaşır. Ona kalırsa seçim komünist anlayışa katkıda bulunmayı amaçlıyor. çim olarak devlet kaba kuvvetin ve adaletsizli- yoluyla halkın egemenliğini kullanması, kendi- Fransız Devrimi’nin kendinden sonraki akışı belirlediğini dü- ğin ilahi bir yaptırımıdır. liğinden bir devrim ihtimalinden daha zordur. şünen yazar, kitaba da Blanqui’nin meşhur gazetesinin ismini ve- Kropotkin ise devleti toplumsal ilerlemenin 1880 Jura Kongresi programında emekçi- riyor. Anarşistler ilkesel olarak bu sloganı tavizsiz sahipleniyor. önünde engel olarak tanımlamayı yeğliyor. Mev- ler de devrimin eşyanın tabiatında bulunduğu- Örneğin, Temmuz 1896’da Bordeaux liberterleri, Ne Tan- cut yapısı itibarıyla toplumsal düzen, sınıfsal bir nu belirterek dışarıdan değil kendiliğinden gelişecek bir hareket rı Ne Efendi’yi öven bir bildiri yayımlıyor. Kısa süre sonra nitelik taşıdığından özgürleşmeyi bundan bağımsız düşünmek öngördüklerini dile getirmiştir. Sébastien Faure, Le Libertaire’de şu yorumu yapıyor: Ne Tanrı olanaklı değildir. Ne Efendi sloganı bölünemez, bütünüyle kabul edilmelidir. Proudhon’un çok tartışılan, mülkiyet hırsızlıktır saptaması GELECEK İÇİN ‘MÜMKÜN’ OLAN NEDİR? da benzer gerekçelere dayanmaktadır. OTORİTERLİK KARŞITI ENTERNASYONAL Guérin’in antolojisi ağırlıklı olarak Avrupa anarşizmine ve Bakunin, toplumsal zenginliği yalnızca emeğin ürettiğini, bu özellikle de Bakunin çizgisine odaklanıyor. Derlemede anarşizmin öncül isimleri çeşitli yönleriyle ele nedenle çalışmadan bundan yararlanan herkesin başkalarının Ne Tanrı Ne Efendi, anarşist düşünürleri sadece isyankâr alınıyor. Guérin, yaşamöykülerinde her bir düşünürün an- emeğini sömüren bir hırsız olduğunu ifade eder. kimlikleri ile değil, iktisat ve toplumbilim başta birçok alandaki toloji açısından taşıdığı öneme açıklık getiriyor. Örneğin, Özgürlük her ne kadar temel ilke olsa da eşitliğin olmadığı özgün çözümlemeleri de odağa alıyor. Proudhon’un otoriter, dogmatik sosyalizmin tehlikelerini gören bir toplumda özgürlüğün de olamayacağını söyler. Ona kalırsa Kitapta öne çıkan izlekler “özgürlük, özyönetim, eğitim, din, ilk kişi olduğunu söylüyor. tüm renkleriyle özgürlük anarşinin ta kendisidir. mülkiyet, devrim” gibi başlıklar altında özetlenebilir. Bu açıdan Metin seçiminde de liberter görüşteki ustalara odaklanarak bakıldığında Guérin, okuru anarşist düşüncenin kurucu metin- görmezden gelinen yapıtları gün yüzüne çıkarıyor. DEVRİM, SANDIK VE PROUDHON’UN ÇIRAKLIĞI... lerine ilişkin dopdolu bir yolculuğa çıkarıyor. Baştan sona polemikçi biçemle ilerleyen kitabın en başın- Kropotkin, devletin yerine özgür, sürekli olarak gözden geçi- Kitapta “Anarşizmin özgürlükçülüğünü ve bireyciliğini dev- da Jacques Duclos’un Birinci Enternasyonal konusundaki gö- rilebilir ve feshedilebilir bir sözleşme önerir. rimci mücadelelere aktarmak mümkün müdür, değil midir” tar- rüşleri olumsuzlanıyor. Guérin’e kalırsa Duclos konuya iliş- Kitapta birçok yazarın değindiği özyönetim anlayışı anarşist tışması için birçok kullanışlı kaynak sunuluyor. kin kitabında Bakunincilerin öncülüğündeki otoriterlik karşıtı tahayyülün omurgasını oluşturmaktadır. Bakunin’e göre ko- Bakunin, Devrimci İlmihâl’de komünlerde örgütlenecek ye- Enternasyonal’in varlığını okuyucudan gizlemiştir. münlerdeki üretici birlikleri eşitlik temelinde iş organizasyonu ni insanın kişisel özelliklerine varıncaya kadar birçok ayrıntıya Antolojide ilk sırayı alan Stirner’e göre belirleyici ve kısıtla- ve kolektif mülkiyet anlayışı çerçevesinde bir araya gelmelidir. değiniyor. Buna göre, Anarşist Kardeşlik üyeleri dinlerin göğe yıcı yapıdaki toplum ile özgür bir eylem olan birliktelik birbi- Kropotkin, bu birliğin sınırlarını iyice genişleterek devrimin taşıdığı ve tanrılara atfettiği her şeyi talep etmelidir. rinden tamamıyla farklıdır. Bu belirleyici ayrımı yaparak ken- tek bir ülkeyle sınırlı kalmayacağını, bir yerde patlak verdiğin- Bahsettiği örgütlenme asla tam olarak yaşama geçmiyor. İs- dinden sonraki anarşistlerin de savunacağı federalizmin yapısal de, komşu ülkelere yayılacağını iddia eder. panyol İç Savaşı döneminde olduğu gibi kimi yakın örneklerine niteliklerini öngördüğü söylenebilir. Genel oy hakkı ve parlamenter temsil konuları anarşist ya- ise kitapta yer veriliyor. O noktadan sonrası okura kalıyor. Ge- Örneğin, Kropotkin küçük bir komünün tek başına yaşaya- zarların yakından ilgilendiği başlıklar arasındadır. Kitapta hem mayacağını belirtmiştir. Komünler ittifak kurmalıdır, devamlı- devrimci hem muhafazakâr hem özgürlük hem de düzen aşığı lecek için mümkün olan nedir? Ya da “mümkün” nedir? n 6 Ağustos 2026 11
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear