Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
“scenius” fikri yeniden gündeme geliyor. Kitap-
GÖRÜNMEYEN ORTAKLAR
ta aktarılan yatırımcı Paul Graham’ın Floransa
Ancak Lewis’in kitabı yalnızca mitleri yık-
örneği de bunu destekliyor.
maya çalışmıyor, onların yerine yeni bir bakış
Graham’a göre Leonardo da Vinci’yi ortaya
öneriyor. İşte burada sahneye müzisyen ve ya-
pımcı Brian Eno’nun ortaya attığı “scenius” çıkaran yalnızca onun olağanüstü yeteneği
kavramı çıkıyor. değil; Brunelleschi, Donatello, Botticelli ve
“Scene” ve “genius” sözcüklerinin birleşi- Michelangelo gibi isimlerin aynı dönemde
minden oluşan bu kavram, büyük yaratıcı sıç- üretim yaptığı yaratıcı ekosistemdi.
ramaların tek bir kişinin olağanüstü yeteneğin- Bir Leonardo yaratmak için yalnız-
den değil; üretken topluluklardan, işbirliklerin- ca Leonardo’ya değil, onu olanaklı kılan
den ve yaratıcı çevrelerden doğduğunu savunu- Floransa’ya da ihtiyaç vardı.
yor. Lewis de bu kavramı kitabın nirengi nok- Lewis, Silikon Vadisi’ni de benzer biçim-
de tek tek “dehaların” değil, belirli koşulla-
talarından biri kıılyor.
rın ve üretken çevrelerin ürünü olarak okuma-
Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kita-
yı öneriyor.
bındaki şu cümle ise bu düşüncenin güçlü bir
Yapay zekânın şiir yazdığı, resim ürettiği ve
karşılığı gibi duruyor: “Başyapıtlar tek başla-
beste yaptığı bir çağda ise tartışma yeni bir bo-
rına vücut bulmuş varlıklar değildir; müşterek
düşünmeyle geçen yılların ürünüdür.” yut kazanıyor.
Bu alıntı yalnızca Woolf’u değil, kitabın te- Eğer makineler de yaratıcı görünen işler üre-
mel tezini de özetliyor. Büyük eserlerin ardın- tebiliyorsa “deha” dediğimiz şey gerçekten
da çoğu zaman görünmeyen editörler, asistan- yalnızca bireysel zekâdan mı ibaret?
lar, dostluklar, rakipler, üretim ağları ve kültü- Lewis bu sorulara kesin yanıtlar vermiyor.
rel ortamlar bulunuyor. Bunun yerine okuru, yaratıcılığı yalnızca tekil
Lewis, dehayı tek kişilik bir başarı öyküsü kahramanlarla değil; ilişkiler, ortak üretim ve
olmaktan çıkarıp kolektif üretimin parçası ola- kültürel bağlam içinde yeniden düşünmeye da-
rak yeniden düşünmeyi öneriyor. vet ediyor.
JOHN D. ROCKEFELLER, ALBERT EINSTEIN, ELON MUSK, NIKOLA TESLA
Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan düşünce-
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA DEHA
lerden biri şuydu: Belki de dehayı gökyüzünden indirip ye-
Musk’ın başarılarını tümüyle reddetmeyen yazar, buna
Kitabın son bölümleri tartışmayı günümüze taşıyor.
niden insanların arasına bırakmanın zamanı geldi.
n
karşın SpaceX ve Tesla gibi projelerin yüzlerce mühendis,
Elon Musk örneği üzerinden teknoloji dünyasında yeniden
araştırmacı, yatırımcı ve kamusal destekle mümkün olduğu-
üretilen “deha” kültü ele alınırken Silikon Vadisi’nin ka- Deha Denen Mit: İsyancıların, Canavarların ve
rizmatik girişimcileri çevresinde kurulan anlatıların geçmiş nu hatırlatarak başarıyı tek bir kişinin öyküsüne indirgeme Kural Tanımazların Tehlikeli Cazibesi / Helen
yüzyıllardaki “büyük adam” mitlerinden ne kadar farklı ol- eğilimini bir kez daha eleştiriyor. Lewis / Çeviren: Ali Karatay / Yapı Kredi Yayınları
duğu da sorgulanıyor. Bu noktada daha giriş kısmında karşımıza çıkan Brian Eno’nun / 312 s. / 2026.
DANIEL GUÉRIN’DEN ‘NE TANRI NE EFENDİ’
‘Anarşizm Antolojisi’
lık için federasyon olmazsa olmazdır. olarak en zıt ideolojiler tarafından sahiplenildi-
AHMET ANTMEN
Stirner’in federatif yapıyı tesis edecek bireyle- ği belirtilen Proudhon bu başlıkta öne çıkar.
re ilişkin de söyleyecekleri vardır: Birey kendini Genel oy hakkı karşıdevrimdir düşüncesini
BÖLÜNEMEZ BİR SLOGANIN TARİHİ
özgürleştirmek için, atalarının ve eğitimcilerinin yüksek sesle dile getirse de 4-5 Haziran 1848
Daniel Guérin tarafından derlenen ve Fuat Orçun’un çevi-
ona yüklediği yükü eleyerek işe başlamalıdır.
seçimlerinde milletvekili seçilir.
risiyle Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Ne Tanrı Ne
“Parlamenter Sina Dağı’na ayak bastığım-
Efendi, anarşist düşünce tarihini kronolojik ve tematik bir çer- ZİHNİN EFENDİSİ OLARAK DEVLET
dan beri kitlelerle temasım kesilmişti” diye be-
çevede sunan yetkin bir toplam. Stirner’in devleti benzer bir pencereden yad-
timlediği vekillik günlerini “felaket bir çırak-
Anarşizmin öncü isimlerine ait metinlerin yazarın özgün do- sıdığını söylemek olanaklı. “Devlet, zihnin
lık dönemi” olarak tanımlar. Ondan sonra bu
kunuşlarıyla sunulduğu kitapta Guérin, her açıdan canlı bir dü- efendisidir, yasallık inancını dayatır ve böylece
hatayı telafi etmek için elinden geleni yapar.
şünce olarak gördüğü anarşizmin hayalcilik, geçmişi yüceltme, bireyi benliğinden mahrum bırakır” diyor.
Zaman içinde kitleler sandık başındayken anar-
terör gibi yaftalarla hak etmediği bir itibarsızlığa kurban edil- Bakunin, söz konusu görüşü daha da ileri ta-
şi ortamındaki tavırlarına kıyasla çok daha kor-
diğini öne sürüyor. Kitapta sunduğu görüşlerle özgürlükçü bir şıyor. Ona göre soyut ve vahşi bir tarihsel bi-
kutucudur sonucuna ulaşır. Ona kalırsa seçim
komünist anlayışa katkıda bulunmayı amaçlıyor. çim olarak devlet kaba kuvvetin ve adaletsizli-
yoluyla halkın egemenliğini kullanması, kendi-
Fransız Devrimi’nin kendinden sonraki akışı belirlediğini dü- ğin ilahi bir yaptırımıdır.
liğinden bir devrim ihtimalinden daha zordur.
şünen yazar, kitaba da Blanqui’nin meşhur gazetesinin ismini ve- Kropotkin ise devleti toplumsal ilerlemenin
1880 Jura Kongresi programında emekçi-
riyor. Anarşistler ilkesel olarak bu sloganı tavizsiz sahipleniyor. önünde engel olarak tanımlamayı yeğliyor. Mev-
ler de devrimin eşyanın tabiatında bulunduğu-
Örneğin, Temmuz 1896’da Bordeaux liberterleri, Ne Tan- cut yapısı itibarıyla toplumsal düzen, sınıfsal bir
nu belirterek dışarıdan değil kendiliğinden gelişecek bir hareket
rı Ne Efendi’yi öven bir bildiri yayımlıyor. Kısa süre sonra nitelik taşıdığından özgürleşmeyi bundan bağımsız düşünmek
öngördüklerini dile getirmiştir.
Sébastien Faure, Le Libertaire’de şu yorumu yapıyor: Ne Tanrı olanaklı değildir.
Ne Efendi sloganı bölünemez, bütünüyle kabul edilmelidir. Proudhon’un çok tartışılan, mülkiyet hırsızlıktır saptaması
GELECEK İÇİN ‘MÜMKÜN’ OLAN NEDİR?
da benzer gerekçelere dayanmaktadır.
OTORİTERLİK KARŞITI ENTERNASYONAL Guérin’in antolojisi ağırlıklı olarak Avrupa anarşizmine ve
Bakunin, toplumsal zenginliği yalnızca emeğin ürettiğini, bu
özellikle de Bakunin çizgisine odaklanıyor.
Derlemede anarşizmin öncül isimleri çeşitli yönleriyle ele
nedenle çalışmadan bundan yararlanan herkesin başkalarının
Ne Tanrı Ne Efendi, anarşist düşünürleri sadece isyankâr
alınıyor. Guérin, yaşamöykülerinde her bir düşünürün an-
emeğini sömüren bir hırsız olduğunu ifade eder.
kimlikleri ile değil, iktisat ve toplumbilim başta birçok alandaki
toloji açısından taşıdığı öneme açıklık getiriyor. Örneğin,
Özgürlük her ne kadar temel ilke olsa da eşitliğin olmadığı
özgün çözümlemeleri de odağa alıyor.
Proudhon’un otoriter, dogmatik sosyalizmin tehlikelerini gören
bir toplumda özgürlüğün de olamayacağını söyler. Ona kalırsa
Kitapta öne çıkan izlekler “özgürlük, özyönetim, eğitim, din,
ilk kişi olduğunu söylüyor.
tüm renkleriyle özgürlük anarşinin ta kendisidir.
mülkiyet, devrim” gibi başlıklar altında özetlenebilir. Bu açıdan
Metin seçiminde de liberter görüşteki ustalara odaklanarak
bakıldığında Guérin, okuru anarşist düşüncenin kurucu metin-
görmezden gelinen yapıtları gün yüzüne çıkarıyor. DEVRİM, SANDIK VE PROUDHON’UN ÇIRAKLIĞI...
lerine ilişkin dopdolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Baştan sona polemikçi biçemle ilerleyen kitabın en başın- Kropotkin, devletin yerine özgür, sürekli olarak gözden geçi-
Kitapta “Anarşizmin özgürlükçülüğünü ve bireyciliğini dev-
da Jacques Duclos’un Birinci Enternasyonal konusundaki gö- rilebilir ve feshedilebilir bir sözleşme önerir.
rimci mücadelelere aktarmak mümkün müdür, değil midir” tar-
rüşleri olumsuzlanıyor. Guérin’e kalırsa Duclos konuya iliş- Kitapta birçok yazarın değindiği özyönetim anlayışı anarşist
tışması için birçok kullanışlı kaynak sunuluyor.
kin kitabında Bakunincilerin öncülüğündeki otoriterlik karşıtı tahayyülün omurgasını oluşturmaktadır. Bakunin’e göre ko-
Bakunin, Devrimci İlmihâl’de komünlerde örgütlenecek ye-
Enternasyonal’in varlığını okuyucudan gizlemiştir. münlerdeki üretici birlikleri eşitlik temelinde iş organizasyonu
ni insanın kişisel özelliklerine varıncaya kadar birçok ayrıntıya
Antolojide ilk sırayı alan Stirner’e göre belirleyici ve kısıtla- ve kolektif mülkiyet anlayışı çerçevesinde bir araya gelmelidir.
değiniyor. Buna göre, Anarşist Kardeşlik üyeleri dinlerin göğe
yıcı yapıdaki toplum ile özgür bir eylem olan birliktelik birbi- Kropotkin, bu birliğin sınırlarını iyice genişleterek devrimin
taşıdığı ve tanrılara atfettiği her şeyi talep etmelidir.
rinden tamamıyla farklıdır. Bu belirleyici ayrımı yaparak ken- tek bir ülkeyle sınırlı kalmayacağını, bir yerde patlak verdiğin-
Bahsettiği örgütlenme asla tam olarak yaşama geçmiyor. İs-
dinden sonraki anarşistlerin de savunacağı federalizmin yapısal de, komşu ülkelere yayılacağını iddia eder.
panyol İç Savaşı döneminde olduğu gibi kimi yakın örneklerine
niteliklerini öngördüğü söylenebilir. Genel oy hakkı ve parlamenter temsil konuları anarşist ya-
ise kitapta yer veriliyor. O noktadan sonrası okura kalıyor. Ge-
Örneğin, Kropotkin küçük bir komünün tek başına yaşaya- zarların yakından ilgilendiği başlıklar arasındadır. Kitapta hem
mayacağını belirtmiştir. Komünler ittifak kurmalıdır, devamlı- devrimci hem muhafazakâr hem özgürlük hem de düzen aşığı lecek için mümkün olan nedir? Ya da “mümkün” nedir?
n
6 Ağustos 2026 11

