Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
SCHOPENHAUER, RANCIÈRE VE SENNETT ÜZERİNE BİR OKUMA!
Konuşmanın üç hali!
“söz” sayılıp sayılmadığıdır.
FERRUH TUNÇ
Bu bakımdan Rancière’in analizi,
Schopenhauer’in bıraktığı yerden değil, onun
artışmaları söylenenlerden ibaret sa-
öncesinden başlar. Schopenhauer’in betimle-
narız. Oysa görünmeyen iki yüzü daha
diği hileler, konuşan iki tarafın birbirini mu-
T vardır tartışmanın. İlki, kimin konuşma
hatap kabul ettiği bir zemini varsayar.
hakkına sahip olduğu ya da bundan mahrum
Rancière ise o zeminin kendisini sorgular.
edildiği; ikincisi ise konuşmanın neyi amaçla-
Çünkü bazen asıl sorun tartışmanın nasıl yü-
dığıdır: Haklı çıkmayı mı, uzlaşmayı mı, yok-
rüdüğü değildir, tartışmaya kimlerin katılabil-
sa uzlaşma zorunluluğu hissetmeden birlikte
diğidir. Bu bakımdan Schopenhauer’in bazı
düşünmeyi mi?
hileleri, Rancière’in tarif ettiği daha derin bir
Tartışmaları yalnızca öne sürülen argüman-
dışlamanın gündelik yaşamdaki dışavurumla-
lar üzerinden izleyince bu iki saklı katmanı
rı gibi de okunabilir.
gözden kaçırırız.
Rakibi öfkelendirmek, onun sözünü bir ar-
Arthur Schopenhauer, Jacques Rancière
gümandan taşkınlığa dönüştürür; sesini an-
ve Richard Sennett aynı sorulara yanıt arayan
lamdan çok duyguya indirger.
düşünürler değildir. Ama bu izleği gözeterek
Otoriteye başvurmak ise benzer bir işlev
peş peşe okunduklarında, konuşmanın üç ay-
görür: Bazı ifadeleri “henüz yeterince olgun-
rı halini ayırt etmemizi sağlayan beklenmedik
laşmamış”, “fazla duygusal” ya da “uzman
retmek için değil, teşhir etmek için sıralar. Amacı, insanların
bir harita sunarlar.
olmayan” diyerek konuşmanın dışına iter.
tartışmalarda çoğu zaman gerçeği değil, haklı görünmeyi he-
Schopenhauer, konuşmanın içindeki mücadeleyi; Rancière,
Bunlar aynı şey değildir ama aynı mantığın farklı ölçekteki
deflediklerini göstermektir.
konuşmanın önkoşulunu; Sennett ise konuşmanın ufkunu görü-
görünümleri olarak düşünülebilir. Konu ile ilgili olarak iki dü-
Ama bu hilelerin açıkça görünmese de ortaklaştığı daha te-
nür kılar. Böyle bakıldığında, bu üç düşünür birbirini tekrar et-
şünür arasındaki belirleyici fark da burada ortaya çıkar.
mel bir varsayım vardır. Hepsi, konuşan iki tarafın birbirini
mez; tersine, aynı olgunun farklı katmanlarını aydınlatırlar.
Schopenhauer bize konuşmanın içinde nasıl galip gelinme-
muhatap olarak kabul ettiği bir zeminde işler.
ye çalışıldığını gösterirken Rancière daha geriye giderek şu so-
Rakibinizi öfkelendirebilir ya da otoriteyle susturabilirsiniz;
ERİSTİK: HAKLI ÇIKMANIN OYUNU
ruyu sorar: Kimler, konuşmaya başlamadan önce zaten sessizli-
ama bunu yapabilmek için önce onun konuşma hakkını tanımış
Schopenhauer’in Eristik Diyalektik - Haklı Çıkma Sanatı
ğe mahkûm edilmiştir?
olmanız gerekir. Burada hile, oyunun içindedir. Peki ya biri,
(Çeviren: Ülkü Hıncal, Sel Yayınları, 2024) adlı kitabı, tartış-
Bu soru yalnızca gündelik tartışmaları değil, siyaseti de baş-
daha oyuna başlamadan “konuşan biri” sayılmıyorsa?
mada haklı çıkmanın yollarını değil, bu uğurda başvurulan hile-
ka türlü görmemize yardımcı olur.
leri teşhir eden kısa ama keskin bir kitaptır.
ANLAŞMAZLIK: KONUŞMANIN EŞİĞİ
Tarihteki büyük demokratik kırılmalar -halk hareketleri, sö-
“Eristik” sözcüğü, adını Antik Yunan’daki çekişme tanrıça-
Jacques Rancière, Anlaşmazlık: Siyaset ve Felsefe (Çeviren:
mürgecilik ya da emperyalizm karşıtı mücadeleler ya da fark-
sı Eris’ten alır. Terimin kökeninde gerçeği birlikte aramak de-
Ayşe Deniz Temiz, Monokl Yayınları, 2011) adlı kitabında tam
lı toplumsal eşitlik talepleri- çoğu zaman daha güçlü argüman-
ğil de üstün gelmek vardır.
da bu soruyu sorar ama tartışmanın içinden değil, öncesinden.
lar keşfettikleri için değil, daha önce “gürültü” sayılan sesleri-
Eflatun’a göre; diyalektik, soru ve yanıt yoluyla kavramla-
Onun geliştirdiği “mésentente” kavramı çoğu zaman “an-
ni söz hâline getirebildikleri için dönüştürücü olmuştur.
rı arındıran bir düşünme biçimiyken eristik gerçeği değil, tartış-
laşmazlık” diye çevrilse de gündelik anlamda bir fikir ayrılığı-
Böylece Rancière’de konuşmanın ilk eşiği görünür hale ge-
mayı kazanmayı hedefleyen sofistçe bir retoriktir.
na karşılık gelmez. Mesele, iki kişinin aynı sözü farklı yorum-
lir. Bir tartışmanın nasıl yürütüldüğünden önce yanıtlanması
Aristoteles bu ayrımı daha sistemli hale getirerek kanıtlayıcı,
laması değildir. Mesele, taraflardan birinin, diğerinin gerçekten
gereken daha temel bir soru vardır: Karşımızdakini gerçekten
araştırıcı ve eristik tartışma biçimlerini birbirinden ayırır.
konuşuyor olduğunu kabul etmemesidir.
konuşan biri olarak kabul ediyor muyuz?
Schopenhauer’in sıraladığı otuz sekiz eristik hilenin bazıla-
Rancière’in verdiği klasik örnek, köle ile efendi arasında-
rı bugün de şaşırtıcı ölçüde tanıdıktır. Bunlardan biri, rakibi öf-
ki ilişkidir. Köle, uğradığı haksızlığı dile getirdiğinde efendi bu DİYALOJİ: FARKLILIKLA BİRLİKTE KONUŞABİLMEK!
kelendirmektir. Öfkesine yenilen kişinin sözü artık bir argüman
sesi iki türlü duyabilir: Ya anlam taşıyan bir söz (logos) olarak Üçüncü düşünürümüz Richard Sennett, Beraber (Çeviren: İl-
değil, bir taşkınlık olarak görülür; “Sinirlendin, demek ki hak- ya da yalnızca bir ses, bir inilti, bir gürültü (phone) olarak. kay Özküralpli, Ayrıntı Yayınları, 2012) adlı kitabında, konuş-
sızsın” mantığı sessizce devreye girer. İkinci durumda efendi köleyi işitmemiş değildir, onu konu- manın artık mümkün olduğu bir yerden söze başlar.
Bir diğeri ise argüman yerine otoriteye başvurmaktır. Böyle- şan bir özne olarak tanımamıştır. Evet, orada taraflar birbirlerini muhatap olarak tanımışlardır.
ce tartışmanın meşruiyeti, söylenen sözden değil, sözü destek- İşte Rancière’in “mésentente” dediği şey burada başlar. Sorun, Ama sorun bu defa kimin konuşabileceği değil, konuşmanın
lediği varsayılan isimden alınır. Schopenhauer bu hileleri öğ- söylenen sözün doğruluğu ya da yanlışlığı değil, o sözün baştan nasıl sürdürüleceğidir. Sennett burada iki konuşma tarzını
>>
12 13 Ağustos 2026
ARTHUR SCHOPENHAUER
JACQUES RANCIÈRE
RICHARD SENNETT
JOHANN SCHAFER
WORDPRESS
EDOUARD CAUPIEL

