06 Haziran 2026 Cumartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

Salt bu cümle dahi dönemin Endülüs’ünde genç kızların ve olması düşünülemezse de Garcia Lorca asıl mazlumların, Anne karakteri, kaybolan Gelin’i aramaya çıkarken III. erkek çocukların nasıl geleneklerin baskısı altında ezilmeye mutsuz ama iktidar sahibi erkeklerin tutkularının kurbanı Richard gibi “Bana çabuk bir at! (...) Gözümü, dilimi, her mahkûm olduklarını yeterince anlatıyor. kadınlar olduğunu gösteriyor. şeyimi veririm, bir at için!” diye haykırırken namusunu Buna karşılık ise Gelin, “Keşke erkek olsaydım” diye ha- Yapıtta bu gerçeği en iyi sezinleyen Gelin karakteri, bunu An- kirlettiğini düşündüğü için Gelin’i intihar eden Ophelia ile yıflanır çünkü bunun bir kadın olarak ket vurulmuş olan karar ne başta olmak üzere diğer kadınlara da hissettiriyor. Aslında kıyaslar: “Namuslu kızlar kendini suya atar.” verme özgürlüğünü kendisine geri vereceğine emindir. hepsi, erkeklerin kendilerine yönelik arzularının kurbanı olduk- Biraz da kız kaçırma ve kan davası temalarının sıklıkla iş- Böylece Garcia Lorca, erkekliğe ilişkin iki farklı algıyı gün larının bilincinde ancak bunu açıktan açığa söyleme hakkından lendiği Türk filmlerini ya da köy romanlarını andıran yanıy- yüzüne çıkarmış olur. Bir yandan Gelin karakteri aracılığıyla yoksun olduklarını da kabullenmiş gibi hareket etmeye mecbur. la Akdeniz ülkelerinin ne kadar birbirine benzediğini göste- erkekliği iktidar, özgürlük ve cesaretle bağlantılı olduğu için ren Kanlı Düğün’de toprak hırsı, gelenek ve görenekler, ataer- SHAKESPEARE’DEN ESİNLENİŞLER... arzu edilen bir şey olarak gösterirken aynı zamanda Anne’nin kil töreler ana temalar gibi gözükse de aslında Federico Gar- Bu bağlamda, konunun trajik boyutunu daha da söyledikleri aracılığıyla erkek çocuk olmayı olumsuz, endişe belirginleştirmek için Garcia Lorca kendine yaşam boyu eşlik cia Lorca’nın bütün yapıtlarındaki gibi ön plana çıkan gerçek, verici bir durum, tehlikeli bir şey olarak gösterir. Doğal olarak bu denli boğucu bir ortamda kimsenin mutlu etmiş olan Shakespeare’den de epeyce esinlenmiş. ölümün her yerde karşımıza dikilen kaçınılmaz varlığıdır. n ZAFER TOPRAK’TAN ‘TÜRKİYE’DE YENİ HAYAT: İNKILAP VE TRAVMA (1908-1928)’ eşrutiyet’in Türkçeye kazandırdığı ya da yaygın hale getirdiği kaynaklarının, erişkin nüfusunun önemli bir bölümünü yitiren, her iki sözcük “milli” ve “yeni”ydi. “Milli” doğmakta olan ulusal kim- açıdan yoksullaşan ülkede Cumhuriyetin reform kaygıları, seküler bir M liğin veciz bir ifadesiydi; siyasi yönü güçlüydü. yaşam özlemi, Doğu kültür normlarını terk edip Batı medeniyetine “Yeni” ise toplumsalı ifade ediyordu ve toplumun değişik geçiş süreci ise kuşaklararası kopukluklara ve toplumsal katmanlarına nüfuz edişi II. Meşrutiyet yıllarında gerçekleşti. 1908 uyumsuzluklara neden olacaktı. Türkiye inkılapları ve toplumsal bir siyasal devrimdi; sosyal bir devrimle pekiştirilmedikçe güdük travmayı birlikte yaşayacaktı. kalacaktı. “Yeni hayat” bu anlayışın ifadesiydi. Prof. Dr. Zafer Toprak’ın Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Yaşam anlayışında radikal bir dönüşümü simgeleyen “yeni hayat”ın tarafından yayımlanan Türkiye’de Yeni Hayat (1908 / 1928) adlı omurgasını ise kadının konumu oluşturdu. Bu nedenle “yeni hayat” incelemesi, bir anlamda yaşanan bu toplumsal travmanın öyküsü. kadının dönüşümünü, “yeni kadın”ın inşasını gerektiriyordu. Prof. Dr. Toprak, nüfus sorunu başta olmak üzere Cumhuriyet Cihan Harbi sonrası yeni bir ulus inşa edilirken Meşrutiyet’in ilk Türkiyesi’nin karşılaştığı darboğazları, savaş mağduru insanların yıllarından beri gündemde olan “yeni hayat” anlayışı güç kazanmıştı. travmalarını, çözümsüzlüklerini, toplumsal katmanların “yeni hayat”a Cumhuriyeti Osmanlı’dan yol ayrımına sokan ana eksen buydu. uyumsuzluklarını o günün kaynaklarından yola çıkarak gün ışığına Koca imparatorluklar çökerken bölgesinde kendi iradesiyle yönünü çıkarıyor. ” n çizen tek ülke Türkiye olmuş; Cihan Harbi’ni yitirmesine karşın Sevr’i tanımamış, direnmiş ve Milli Mücadele ile yeni bir devlet kurmuştu. Türkiye’de Yeni Hayat: İnkılap ve Travma (1908-1928 ) / Zafer Diğer yandan, on yılı bulan uzun savaşlar sürecinde insan Toprak / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / 472 s. / 2026. Napoléon ve askeri düşüncesinin temelini oluşturan İmparatorluğu: bu yedi klasiğin en önemlileri, Sun İnfografik / Zi’nin Savaş Sanatı ile birlikte Wu Qi Vincent Haegele, ve Sima Rangju’nun yapıtları Wuzi ve Frederic Bey, Sima Fa’dır. Bu iki metin, Savaşan Nicolas Guillerat Beylikler Dönemi’nin askeri değerlerini / Çev. Oğul Tuna VİTRİNDEKİLER şekillendiren iki zıt felsefi kutbu temsil / Kronik Kitap / eder. Wuzi devletin iç düzenini, 160 s. kaynaklarını ve askeri düzenini merkeze biri. Cibran, Ermiş’te, uzun yıllar belleğinde dolaşırken Türkiye’nin yakın alan, pragmatik ve sonuç odaklı bir Vincent Haegele, yaşadığı şehirden ayrılmak üzere tarihine de dokunuyor: Sokakların sesi, yaklaşımı benimser. Sima Fa ise Frederic Bey ve olan El-Mustafa’nın, onu uğurlamaya meydanların kalabalığı, seçimlerin Konfüçyüsçü ve törensel değerlere Nicolas Guillerat’ın; yüzlerce çizim, çok gelen insanlara yaptığı konuşmalar gerilimi, kaygılar ve umutlar... Hepsi bağlı kalarak savaşın ahlaki meşruiyetini sayıda grafik, özel haritalar, binlerce aracılığıyla insan yaşamının en temel bu sayfalarda yankılanıyor. 80 Yaşım sorgulayan bir yaklaşımla daha eski ve istatistik, güç dengelerini anlatan meselelerine odaklanıyor. Aşk, evlilik, Merhaba, hem kendine hem ülkesine idealize edilmiş bir geleneği yansıtır. tablolar ile siyasi, askeri ve ekonomik özgürlük, sevinç, keder, suç, ceza, tanıklık etmiş bir ömrün durup geriye ilişkilere dair diyagramlarla alışılageldik bakma cesareti. dostluk, zaman, dua, ölüm... Ermiş’te, Gaziantep Tarihinde anlatım kalıplarını yıkan Napoléon ve yaşamın hemen her alanına dokunan Öncü Bir Kadın: Savaş Kanunları İmparatorluğu: İnfografik’i, verilere bu başlıklar yalın ve derinlikli bir dille (Wuzi - Sima Fa) Nüket Alevli Ersoy dayalı görsel şölen niteliğinde ele alınıyor. Okuru kendi yaşamı, / Wu Qi ve Sima / Haşim Akman / bir çalışma. Bonaparte ailesinin seçimleri, bağları ve kayıpları üzerine Rangju / Çev. Giray Doğan Kitap / 312 s. yükselişinden Grande Armée’nin taktik düşünmeye çağırıyor. Cibran’ın şiir Fidan / Türkiye İş Bazı insanlar, içinde dehasına, Koalisyon Savaşları’nın kanlı ile düzyazı arasında kurduğu özgün Bankası Kültür Yay. muharebelerinden İmparatorluğun bulundukları toplumun anlatımın ritmi ve içsel ahengi, Mehmet / 88 s. çöküşüne, Viyana Kongresi’nden sunduğu olanakları Hakkı Suçin’in özenli çevirisiyle Savaşan Beylikler Saint-Helena’nın ıssız kayalıklarına kolay yoldan şan, dilimizde yeniden yaşam buluyor. Dönemi’nde yaşamış uzanan geniş bir yelpazeyi ele alan şöhret ya da servet 80 Yaşım Merhaba ünlü general, filozof çalışma, 19. yüzyılın kader sahnesine edinmek için / Zeynep Oral / ve devlet adamı Wu adım atacağınız, imparatorlukların kullanmak yerine, tüm dikkatlerini ve İnkılâp Kitabevi / Qi’nin (MÖ 440- kurulup yıkıldığı, orduların kıtaları enerjilerini topluma yarar sağlayacak 288 s. 381) yaşamı boyunca hiçbir savaşı kasıp kavurduğu ve tek bir iradenin işlere adarlar. Mevcut koşulların yarattığı tarihin akışını değiştirdiği o dev çağı kaybetmediği rivayet edilir. Sadece güçlükleri tükenmez bir azimle aşarak “Hayat sana herkesçe kavranabilir bir dil ve özgün askeri dehasıyla değil, Chu Beyliği’nde teşekkür ederim… amaçlarına ömürlerini vakfederler. yaptığı yönetim reformlarıyla da bir perspektifle gözler önüne seriyor. Yeryüzündeki onca Nüket Alevli Ersoy (1932 / 2025) da ünlüdür. Savaşan Beylikler Dönemi’nin bu insanlardan biridir. Mücadeleci, örgütlü kötülüğe Ermiş / Halil Cibran efsanevi komutanlarından, orduda azimli, kararlı ve öncü bir rol model karşın, içimi kin, / Çev. Mehmet disipline verdiği önemle tanınan Sima olan Ersoy, “kolej diplomalı ev kadını” nefret, şiddet ve Hakkı Suçin / Rangju’nun yaşamına ilişkin ise pek intikam duygusuyla olmak yerine Gaziantep’te Robert Everest Yay. / 112 s. az bilgi günümüze ulaşmıştır. Savaşan doldurmadığın için… Zaman zaman Koleji düzeyinde bir okul kurma hayalini Halil Cibran’ın içim çok acısa da, öfkeye kapılsam da, Beylikler Dönemi (MÖ 475 - MÖ 221), gerçeğe dönüştürmüş; memleketine yalnızca sürekli askeri çatışmalarla değil, ve ülkesine adadığı ömrü boyunca pek başyapıtı, “felsefi sonunda sevgi hep daha ağır bastığı bu çatışmaların doğurduğu entelektüel çok ilke imza atmıştır. Ersoy, Gaziantep düzyazı şiir” Ermiş, ilk için…” Kitaptan... Usta gazeteci ve canlılıkla da anılır. Bu dönemin askeri yayımlandığı 1923’ten yazar Zeynep Oral, 80 Yaşım Merhaba Lions Kulübü’nün kurucusu, yılmaz bu yana dünya adlı kitabında yaşamının birikimini ve felsefi birikimi, daha sonra İmparator bir Atatürkçü, toplumsal gelişim için edebiyatının en çok yalnızca anlatmıyor, onu yeniden Shenzong döneminde Yedi Askeri yaşamını ve varlığını seferber eden bir okunan klasiklerinden yaşıyor. Bir gazeteci olarak kendi Klasik adı altında toplanmıştır. Çin Cumhuriyet kadınıdır. 9 4 Haziran 2026
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear