Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Days
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
( )
ÖLÜMÜNÜN 90. YILINDA 1898 / 1936
Federico García Lorca
Aşk, nefret ve bıçakların
kanunu: ‘Kanlı Düğün’
SON SÖZ ÖLÜM!
FERDA FİDAN
Garcia Lorca’ya göre bu insanların
geleneğin hoyrat bir yönetmen misali
‘KÖY TRAJEDİLERİ’
kendilerine biçtiği rollerden sıyrılmaları
Genelde şair olarak bilinse de
olanaksızdır. Arada böyle bir arzuya
okurların gönlünde yetkin bir dramaturg
kapılanlar olsa da kaderlerine yenik
olarak da yer tutan Federico Garcia
düşecekleri açıktır.
Lorca’nın (1898 / 1936) 1931 yılında,
Bize Leonardo ile Gelin arasındaki
Madrid’de yazdığı, aşk ve ölüm
tutkulu ilişkinin mutlu bir sonla
temalarını ele alan trajik oyunu Kanlı
bitemeyeceğini göstermeyi amaçlayan
Düğün, yazarın “Köy Trajedileri” adını
Garcia Lorca, bu nedenle Kanlı
verdiği üçlemesinin ilk oyunu.
Düğün’de son sözü ölüme bırakmış.
Yapıt birey ile toplum arasındaki
Öte yandan da tek başına toplumun
çatışmaları ve bu gerilimlerden doğan
dayattığı role bürünmeyi reddeden
şiddetin yıkıcı sonuçlarını ortaya
ve diğer karakterlerden farklı olarak
koyarken gelenekler ve rekabetin hâkim
ele aldığı Leonardo, ismi sayesinde
olduğu bir kırsal ortamda iki genç
karşımıza gerçek bir birey olarak
insanın yasak aşkını sahneye taşıyor.
çıkarken bir anlamda da toplumsal
Yazıldığı dönemin Endülüs’ünde
işlevlerine gömülü kalmış diğer
geçen olaylarda Garcia Lorca, antik
karakterlerden daha insancıl gözükür.
Yunan trajedilerinden bu yana işlenen
Adının kökeni latince Leo (Aslan)
bir konu olması açısından kökü çok
kelimesinden gelen Leonardo, onulmaz
eskilere uzanan törelerin insan
bir tutku, dizginlenemez cinsel güç ve
doğasına ters geldiğini, mutluluk ve
isyan fikirleriyle iç içe geçmiş bir figür
özgürlük yerine ıstırap ve felaket
olarak karşımıza yine bu kavramların
getirdiğini anlatıyor.
sembolü olan atıyla çıkar.
Garcia Lorca bütün karakterlerini
Duyguların son derece keskinleştiği
oyundaki işlevlerine göre adlandırmış.
bu ortamda aşk ateşiyle yanan
Yani gerçek isimleri bilinmiyor.
Leonardo, oyunda bireyin sevme
Bu kuralın tek istisnası olan genç evli
özgürlüğünü haykırıyor. Ölümüne
ve bir küçük çocuk babası Leonardo,
sevme özgürlüğü.
eski sevgilisi Gelin’in kendisi gibi
genç bir köylüyle evlenmek üzere
‘YELEĞİ AYDINLAT. DÜĞMELERİ
olduğunu öğrenir. AÇ./ VE BIÇAKLAR YOLUNU
Düğün alelacele hazırlanır çünkü Renklendirme: KLIMBIM
BULACAK.’
Damat fazla vakit kaybetmek istemez.
Şiirlerinden de bildiğimiz lirik ve coş-
Aynı isteği paylaşır gibi gözükse de aslında Gelin’in ederek Gelin’le yeniden birlikte olabilmek için her şeyi kulu bir dille Garcia Lorca, bu olay örgüsü üzerinden En-
gerçek hislerini saklamaya çalıştığı anlaşılır. feda etmeye hazır olduğunu ima eder.
dülüs kırsal yaşamının bir tablosunu çiziyor:
Zira bu bir an önce kıyılması istenen nikâh konusunda Hizmetçi, vuku bulacak olan felaketi önleme gayretiyle
Toprak mülkiyeti, zenginlik ya da yoksulluk, çıkar evli-
biraz olsun konuşmaya niyetli görünmez. bir şekilde Leonardo’yu kapı dışarı etmeyi başarsa da
liği, yasak aşk, sonu gelmez husumetler ve kaçınılmaz son
Kendisini kaygıyla sorgulayan Hizmetçi Kız’a kısa ve Gelin’in bu konuşmadan fazlasıyla etkilenmiş olduğu
olarak bıçakların kanunu.
ters yanıtlarla haddini bildirir: “Sus dedim sana. Başka bir kederli ve dalgın halinden belli olur.
Garcia Lorca, Kanlı Düğün’de bazı sembolik öğeleri de
şeyden konuşalım.”
bolca kullanıyor. Bunların içinde özellikle Ay, dönemin
TOPLUMSAL YAŞAMI MAHVEDEN
sürrealist akımından da esinlenmiş olan yazarın gözünde
TÖRE, HUSUMET, SAPLANTI! KATI ENDÜLÜS KURALLARI...
ölümün yaklaştığının bir göstergesi:
Garcia Lorca, yapıtında ateşli bir aşk hikâyesini Garcia Lorca’nın aşk ve ölüm temalarını şiirlerinden
“Ay kırmızı at kara/ Ölüm gözler yolumu” dediği
bir kan davasıyla birleştirerek anlatıyor çünkü de tanıdığımız lirik bir dille yazdığı Kanlı Düğün’de
meşhur şiirinde olduğu gibi Ay, kimsenin önlenemez
Damat’ın babası ve kardeşi yıllar önce Leonardo’nun izleyiciye Endülüs köylerinde herkesin kabullenmek
kaderin ulağı gibi kullanılırken ölümün kendisi ise bir
üyesi olduğu Felix ailesi tarafından katledilmiş; iki
ve yaşatmak zorunda olduğu katı kurallar ve toplumsal
dilenci kadın kisvesi altında, kin duygusuyla bilenmiş
aile arasında yıllardır süregelen bu husumet özellikle işlevlerin insanların yaşamını nasıl mahvettiğini gösteriyor.
bıçaklara rehberlik etmek için Ay’a seslenir: “Yeleği
Damat’ın annesinin zihninden çıkarıp atamadığı Zaten Leonardo dışında bütün karakterlerin; Damat,
aydınlat. Düğmeleri aç./ Ve bıçaklar yolunu bulacak.”
bir saplantı haline gelmiştir. Gelin, Gelin’in babası, Hizmetçi Kız gibi oyundaki
Öyle ki bu evliliği içine sindiremese de oğlunun rollerine veya işlevlerine göre isimlendirilmiş olmasının SORGULANAN CİNSİYET MESELESİ
mutluluğu için kabullenmek zorunda kalan Anne, hemen esas nedeni de bu. Zira kişisel bir öykünün ötesinde bir Garcia Lorca bütün yapıtlarında özellikle de kadın
her repliğinde bu öcü alınmamış cinayetleri anmaktan trajedi burada anlatılan.
karakterlerini yaratırken cinsiyet temasını her zaman göz
ve her türlü silahtan hatta kesici aletten ne kadar nefret Garcia Lorca bu şekilde, bir yandan toplumun önünde bulunduran bir yazar. Bu noktada Kanlı Düğün de
ettiğini yinelemekten kendini alıkoyamaz. gözünde geleneklerin kişilik veya bireysel arzuların ilk sahnelerden itibaren cinsiyet meselesini sorguluyor.
“Tüfeklere, tabancalara, en ufak bıçaklara lanet olsun; önüne geçtiğini de yansıtmış olurken bir yandan da Düğün konusu konuşulurken Anne, çocuğunun kız değil
küreklere ve dirgenlere bile!”
karakterlerinin insan doğasının temel güdülerini temsil de erkek olmasına üzülür çünkü elinde kalan tek evladının
Düğün günü gelip çattığında artık her şey hazırdır. ettiğini vurgulamış oluyor: da bir gün kanlı bir olaya karışmasından, ölmek ya da
Gelin ve Hizmetçi Kız son ayrıntılarla uğraşırken birden Anne acıyı, intikam duygusunu, kaderi; Gelin, arzu ve iç öldürmek mecburiyetinde kalmasından korkar:
ortaya çıkan Leonardo, Gelin’e hâlâ ona aşık olduğunu ve çatışmayı; Damat, toplumsal düzeni ve törelerin dayanıl- “Erkekleri rüzgâr alır götürür. Silah kullanmaya mecbur
başka bir kadınla evlenerek büyük bir hata işlediğini itiraf maz baskısını; Baba ise ailenin namusunu temsil ediyor. kalırlar; oysa kızlar hep evde oturur.”
>>
8 4 Haziran 2026

