Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Days
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
MERHABA
sta şair ve yazar Federico García Lorca
(1898 / 1936), 1931’de Madrid’de
U yazdığı, “aşk” ve tüm yapıtlarında
olduğu gibi kaçınılmaz varlığıyla “ölüm”
temalarını ele aldığı; ateşli bir aşk hikâyesini
bir kan davasıyla birleştirdiği “Köy Trajedileri”
Mor zamanların anlatıcısı:
adlı üçlemesinin ilk oyunu Kanlı Düğün
(Çeviren: Roza Hakmen Türkiye İş Bankası
Kültür Yayınları) ile ölümünün 90. yılında
kapağımızda.
Vecdi Çıracıoğlu!
Birey ile toplum arasındaki çatışmaları ve
bu gerilimlerden doğan şiddetin yıkıcı
ecdi Çıracıoğlu’nun “Ve çiçekler, pırıl
sonuçlarını ortaya koyduğu yapıtında,
roman ve öykülerini pırıldılar... Rengârenk
gelenekler ve rekabetin hâkim olduğu bir
V okuduğunuzda, bir kanatlı, bir gün ömürlü
kırsal ortamda iki genç insanın yasak aşkını
deniz anlatıcısıyla karşı karşıya kelebekler, çiçeklerin
sahneye taşıyor usta yazar.
olduğunuzu hemen anlarsınız. arasında dans ediyor,
Yazıldığı dönemin Endülüs’ünde geçen
Bu, bir merak, olmayanı sarıasma kuşları söğüt
olaylarda, antik Yunan trajedilerinden bu yana
oldurma değil; onun yaşama ağaçlarında ötüyordu.
işlenen bir konu olması açısından kökü çok
biçiminden kaynaklanan bir Bahçelere ve evlerin
eskilere uzanan törelerin insan doğasına ters
olgu. Bu da ister istemez pencere içlerindeki
geldiğini, mutluluk ve özgürlük yerine ıstırap
onu yaşadığı çağın, içinden saksılara dikilmiş
geçtiği zamanların tanıklığına çiçekler erkek rüzgârların ve felaket getirdiğini anlatıyor:
çağırıyor. biriktirdiği yağmuru
“Tüfeklere, tabancalara, en ufak bıçaklara
bekliyordu, güneşin
lanet olsun; küreklere ve dirgenlere bile!”
‘KARA BÜYÜLÜ UYKU’
altındaki arılarıyla salınıp
Annenin acıyı, intikam duygusunu, kaderi;
İşte o tanıklık özgün bir
durarak...
gelinin arzu ve iç çatışmayı; damadın
anlatı evreninin kuruluşunu da
Denizlerde rüzgâr
hazırlar. Ödüllü ilk romanı Kara toplumsal düzeni ve törelerin dayanılmaz
durmuştu, meltem
Büyülü Uyku’da (*) bunun ilk baskısını; babanın ise ailenin namusunu
esmiyordu. Çıksa da,
işaretlerini de veriyordu.
temsil ettiği; aşk ve ölüm temalarını
denizen üstünü şöyle
“Gecenin kıyıya vuran
şiirlerinden de tanıdığımız lirik bir dille yazdığı
bir karıştırıyordu ki
dalgaları, sabahtan kalma
kült yapıtı Kanlı Düğün’de, Endülüs kırsal
köpürtmeden, mavi bir
hırçınlıklarını, hareketli
yaşamının bir tablosunu çiziyor:
ürperti geziniyordu bir
müziğin eşliğinde, dans eden
Toprak mülkiyeti, zenginlik ya da
süreliğine... Sonra yine
rakkaseler gibi sürdürüyorlardı.
aynı mavi kristal yerini yoksulluk, çıkar evliliği, yasak aşk, sonu
Berrak temiz suyun içindeki
alıyordu sularda. gelmez husumetler ve kaçınılmaz son olarak
yosunlar hafif salınımlarıyla
Karıncalar yine su
bıçakların kanunu!
dalgalara eşlik eden bir uyum
içiyordu. Geçen som
García Lorca tüm yapıtlarında özellikle
içindeydiler.
sonbahar boyunca çalışan, şimdiyse kışa hazırlanan
de kadın karakterlerini yaratırken cinsiyet
Denizin içindeki balık tohumları, hayatta kalabilme
hamarat karıncalar tüm işlerini bırakmış, denizin bu
temasını her zaman göz önünde bulunduran
çabasıyla, bazen tek başlarına, bazen de sürüler
denli durgun, bu denli uykulu günlerini beklemişler
bir yazar. Kanlı Düğün’de de ilk sahnelerden
halinde zikzaklar çizerek büyüklerinden kaçıyorlardı.
gibi…
Kayaların üzerine çıkmış iri bir çağanoz yampiri itibaren cinsiyet meselesini sorguluyor.
Denizden biraz su alıp, toprağın altındaki gizli
hareketlerle yol almaya çalışıyordu.”
Dönemin Endülüs’ünde genç kızların ve
yerlerinde depolayacaklardı sanki.
erkek çocukların nasıl geleneklerin baskısı
Deniz insanlarının deyimi gibi deniz kıyısına inip
‘DENIZE DAIR HIKÂYAT’ ÜÇLEMESI
altında ezilmeye mahkûm olduklarını anlatıyor.
su içecekler, daha doğrusu su alıp götürecekler
Yapıtlarını bu gözle okuduğunuzda; bir yanda
yuvalarına.” (**) Asıl mazlumların, mutsuz ama iktidar
tarih / tarihsel olan, ötede deniz ve deniz insanı,
Çıracıoğlu, yeryüzünün renklerine insanlık sahibi erkeklerin tutkularının kurbanı kadınlar
denizİn doğası çıkar karşınıza.
durumlarına yaklaşımında bütüncül bir bakışın
“Denize Dair Hikâyat” üçlemesi bir yanıyla tanıklık olduğunu gösteriyor. Ferda Fidan’ın yazısı...
anlatıcısı olarak çıkar karşımıza. O nedenle
öyküsüdür; diğer yanıyla da dili kullanmadaki
- Feridun Andaç (“Mor zamanların anlatıcısı:
onun anlatısında yer ve yerli olmak düşüncesi kadar
özgünlüğüyle yarattığı söylemin gücünün “yeni
Vecdi Çıracıoğlu!” / Kara Büyülü Uyku, Can
evrensel bir söylem kurarak insanlığa ve dünyaya
edebiyat”a getirdiği açılımın özgün örneği olarak
/ Sarıkasnak: Denize Dair Hikâyat 1, İletişim /
dair yeni şeyler söyleme bilinci öne çıkar.
karşımıza çıkmasıdır.
Maviden: Deniz Güzeldir, Edisyon),
Bir yanıyla gündelik yaşamın akışı, öte yanıyla da
Deniz insanına bakışın masalsı anlatımıyla
- Işık Öğütçü (“Orhan Kemal şiir
tarihsel olanı yeni bir bakışla yorumlama / kurma
kurduğu dünyanın dili şöyle başlar: >>
yarışmasında!” - 102. yaşında anısına sonsuz
saygıyla...),
- Zeynep Yılmaz (Arife Kalender, Kökler ve
Kemikler, Papirüs Yayınları),
- Necdet Neydim (“Anımsamak mı unutup
gitmek mi?” / Ömür Kurt, Kitap Tamircisi,
Doğan Egmont),
- Ahmet Antmen (Can Göknil, Gelişi güzel, Can),
- Y. Bekir Yurdakul (“Okula eleştirel bir
bakış...”, Nehir Yarar, Asla Uyuma, Elma
Çocuk / “Uzaklara da varılır...”, Silvana Tavano,
Uzak Bir Yer, Çeviren: Hazel Bilgen, YKY
Doğan Kardeş),
- Dolu dolu Vitrindekiler, kısa tanıtımlar,
Emek Yurdakul’un hazırladığı Güncel ve
Mustafa Başaran’ın hazırladığı Bulmaca ile de
düşün trafiği sürüyor!
İyi okumalar...
lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir
l Tasarım: Serhan Eren l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve
Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul
l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel
Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com.
tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. Yenibosna Merkez Mh. 29
KITAP
Ekim Cd. A1 Apt. No:5/902 Bahçelievler-İstanbul (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat:9 No:81-82)
Tel: 0 (212) 454 32 90 - 0 (212) 454 34 83 l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.
KADIR INCESU

