16 Nisan 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

DİKMEN GÜRÜN’DEN ‘BİR DÖNEM ÜSTÜNDEN TÜRK TİYATROSUNU ELEŞTİRİLERLE OKUMAK’ ‘Sanatla barışık olmayan bir yönetimin bir yere varamayacağı kesindir!’ Usta eleştirmen, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Dikmen Gürün’ün Bir Dönem Üstünden Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak adlı yeni çalışması ENKA Sanat’ın destekleriyle Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Gürün’ün 1950-1980 yılları arasında esen güçlü eleştiri rüzgârlarını ülke çapında yaşanan umutlar ve umutsuzluklarla harmanlayarak ele aldığı; dönemin tiyatro üretimini eleştiri kültürüyle birlikte değerlendirerek Türk tiyatrosunun tarihsel gelişimini bütünlüklü bir çerçevede sunduğu kitap, önemli bir belge niteliği taşıyor. Dikmen Gürün ile yeni incelemesini konuştuk. GÜRÜN - Tiyatro, işlevi açısından incelendiğinde, dö- GAMZE AKDEMİR nemin ilk yıllarında yazılan eleştiriler tiyatronun toplu- mun sanat beğenisini yüceltmek ve dolayısıyla bireyin TİYATRO DÜNYASINDAKİ ZEMİN zihnine ve ruhuna hitap etmek yükümlülüğü çevresinde SARSINTILARININ NEDEN VE NASIL yoğunlaşmıştır. Dönemin ikinci yarısında ise tiyatronun DERİNLEŞTİĞİNE İLİŞKİN İPUÇLARI… görevci yönü üzerinde durulmaya başlanmıştır. Cumhuriyet döneminde ağırlık kazandığını vur- n Her iki dönemde de Türk tiyatrosunun öncü isimlerin- gulayarak başladığınız Bir Dönem Üstünden Türk Ti- den Muhsin Ertuğrul’un yaman bir eleştirmen olduğu- yatrosunu Eleştirilerle Okumak adlı çalışmanızda, nu da görürüz. Eleştirinin gelişigüzel kalem oynatmak an- Türkiye’de tiyatro eleştirisinde başat olarak 1950-1980 lamına gelmediğini sıklıkla vurgularken kullandığı üs- dönemini merkeze alıyorsunuz. Bu aralığı seçmenizin lup hayli serttir. Bu nedenle de eleştirmenlerle arası daima nedeni nedir? açıktır Muhsin Hoca’nın. DİKMEN GÜRÜN - 1950-1980 yılları üstüne odakla- Adnan Benk de dönemin saygın ve o denli yaman bir nıyorum çünkü Cumhuriyet tarihimizin satır başlarından kalemidir. Muhsin Ertuğrul ve Adnan Benk arasında il- biridir çok partili seçim sistemine geçtiğimiz 1950’ler. ginç atışmalar da kayda değer. Ülkenin siyasi tarihinde önemli kırılmalara işaret eden bir ‘ELEŞTİRİ SADECE BİZDE DEĞİL, sürecin başlangıcıdır o yıllar. 1960’ta Demokrat Parti iktidarının askeri bir darbe, DÜNYADA ZORLU BİR ARENA!’ Yine bu yıllarda eleştiride önem kazanan bir konu da Yassıada Mahkemeleri ve idamlarla noktalanması benim ulusal tiyatronun oluşumunda geleneksel öğelerden yarar- kuşağımın yaşadığı olaylardır. lanma önerileridir. Bu ne denli gerçekleştirilmiştir ayrı bir Öte yandan 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlük or- tartışma konusudur. tamında coşkulu bir özel tiyatrolar hareketinin başlaması Bizde eleştiri yaratıcı olduğu kadar hayli zorlu bir ve Beyoğlu’nun her köşesinden tiyatroların adeta fışkır- n “arena”dır da çünkü? ması nasıl unutulur? Bir yanda Dormen Tiyatrosu’nun o güzelim kome- GÜRÜN - Sadece bizde değil, dünyada zorlu bir “arena” dileri, farsları ya da Arena Tiyatrosu’nun absürt “Kral eleştiri. Çünkü, tiyatro yaşama boyut katan ve onu düşünsel, Übü”sü ya da Genco Erkal’ın “Bir Delinin Hatıra Def- duygusal, mantıksal, sosyal anlamda sorgulayan bir sanat. teri”, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu’nun unutul- Bu bağlamda, tiyatro eleştirisinin de tiyatronun özünü maz “Keşanlı Ali Destanı”... Başlı başına bir olay olan oluşturan çelişkiler, çatışmalar çevresinde dönen ve yaşa- Kabare Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu’nun “Asiye Nasıl mın toplumsal, siyasal, ekonomik yapısındaki izdüşümle- Kurtulur?”u... Ankara’da AST’ın yükselen sesi... ri bilimsel ve estetik değer ölçütleri üzerinden irdeleyen Ve tabii ki gerek Ankara gerekse İstanbul’da ödenekli bir alan olduğunu söylemek yanlış olmaz. Olayın, sürecin, tiyatrolardaki oyunlar... Hepsini saymak olanaksız. gelişimin zorluğu da buradan kaynaklı bence. kantıların gölgesinde; oyun yazarlığından kültür politikaları- 1958’lerde üniversiteler bünyesinde doğan gençlik tiyatroları na, eğitim sorunlarına uzanan geniş bir alanda, tiyatro eleşti- ‘ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNİN DEVAMIDIR da ayrı bir renktir ve özel tiyatroların pek çoğu gençlik tiyatro- risini yapılanmaları, umutlar ve umutsuzluklarla harmanla- BENİM KİTABIMDA ELE ALDIĞIM YILLAR’ larından filizlenmiştir demek yanlış olmaz. nan, gitgide derinleşen sorunlarıyla merceğe alıyorsunuz. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemine ilişkin değerlendirme- n Bütün bu gelişmelerden olabildiğince söz ediyorum kitapta. lerde de bulunuyorsunuz. Bu bağlamda dünden bugüne nasıl GÜRÜN - 1971 askeri muhtırası şiddeti körüklemiş, top- Çünkü tiyatromuzun atardamarlarıdır hepsi de. bir bakış ortaya koyuyorsunuz? lumun her kesimine ve özellikle gençliğe sert müdahaleleriyle Burada ayrıntıya girmek istemiyorum ama toplumun üstüne döneme damgasını vurmuştur. GÜRÜN - Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerine ilişkin yo- bir kâbus gibi çöken 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 as- 12 Eylül 1980 askeri darbesi de öncesi ve sonrasıyla, hak / ğun bir araştırma yapmadım. O dönemler ve “tenkit” üzerine keri darbesi ve ürkütücü sonuçları, idamlar, cinayetler Bir Dö- hukuk / adalet kavramlarının anlamlarını tamamen yitirdiği bir yazılanlar başlı başına bir araştırma konusudur. nem Üstünden Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak adlı ça- Kurumsal kimliği ve insan kaynağıyla henüz gelişme aşama- şiddet sarmalıdır. Kaotik bir ortamdır. lışmamın kapsadığı yıllar ve olaylar. sında olan, türlü fedakârlıklarla sürdürülmeye çalışılan tiyat- Bu açıdan bakınca 1970’leri 1980’lere bağlayan yıllar bir Süreç, eleştiri üstünden oluşturulmaya çalışılan panorama ti- ro sanatı karşısında eleştirmenden beklenenler de farklı olacak- yanda seyircinin yavaş yavaş içine kapanmaya başladığı, öte yatro dünyasındaki zemin sarsıntılarının neden ve nasıl derin- tır haliyle o yıllarda. yandan her şeye karşın özel tiyatroların ayakta kalmak için di- leştiğine ilişkin ipuçları vermektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar, tenkidi bir yazın türü olarak Tanzi- rendiği yıllardır. Aynı şekilde eleştirmen de toplumsal bir duruş ŞİDDET SARMALINDA TOPLUM, TİYATRO, mat modernleşmesiyle ilişkilendirir ve Namık Kemal’i bu alan- sergileme direncini göstermiştir. ELEŞTİRİNİN BASKI VE SANSÜRLE SINAVI! da öncü olarak belirler. Ne var ki baskının, sansürün, toplumsal çalkantıların yoğun ya- Bu bağlamda, bir yanda tiyatroya ilişkin yapılanmaların eleş- Teodor Kasap ve cesur eleştirilerini yayımladığı “Diyojen” der- şandığı bu yıllar kaçınılmaz olarak tiyatro sahnelerinde ve eleşti- tirmenin kaleminden okurla nasıl buluştuğunu incelerken öte gisi bu dönemde önemli bir köşe taşıdır. Kasap’ın Güllü Agop’la ri alanında sorunlar yaratacaktır. Yaratmıştır da. yandan ülke çapında yaşanan siyasal, toplumsal kırılmaların kı- çekişmeleri ve onu fütursuzca yermesi ilginçtir. Sahnede Türk- ELEŞTİRİNİN YAMAN KALEMLERİ: sa ve uzun vadeli etkileri üzerinden yol almaya çalıştım. Bunu çenin doğru konuşulması gerektiğini sıklıkla vurgular. Bu arada, çok yönlü olarak gerçekleştirdiğime de inanıyorum. Bu yol ha- MUHSİN ERTUĞRUL VE ADNAN BENK! sansürün de hışmına uğrayan bir isimdir Teodor Kasap. ritası umarım ki yeni çalışmalar için yön belirleyebilir. Dönemin tiyatro üretimi ve eleştiri kültürü nasıl bir n Meşrutiyet’in ilanını takip eden dönemde Osmanlı’da tiyatro Söz konusu dönemde baskının, sansürün, toplumsal çal- manzara ve/veya birliktelik ortaya koymaktadır? sanatının yaygınlaştığını ve de politik bir duruşu olduğunu n >> 10 16 Nisan 2026 VEDAT ARIK
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear