22 Ekim 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

HOMEROS VE ANTİK BİR KÜLT: ‘ODYSSEIA’ Eve dönmek yetmez! ötesinde, destanların ardındaki uzun söz- AYÇA CEYLAN lü şiir geleneğini de hesaba katmayı ge- rektirdi. ir insanın en çok arzuladığı şey, bir za- Homeros’un tarihsel kimliği konusun- manlar zaten sahip olduğu şey olabi- da kesin bilgilerimiz sınırlı; buna karşılık B lir mi? Odysseia’nın merkezinde böy- onun adıyla aktarılan İlyada ve Odysse- le tuhaf bir arzu vardır. Troya’dan çıkan ia yaklaşık üç bin yıldır anlatılmaya de- Odysseus’un önünde fethedilecek yeni bir ül- vam ediyor. ke ya da kazanılacak yeni bir savaş yoktur. İs- Belki de Homeros’un en ilginç yanla- tediği şey küçücük İthake’ye, Penelope’ye, rından biri tam burada: Ozanın kimliği oğluna ve evine dönmektir. belirsizliğini korurken kahramanları dün- Homeros ise bu basit isteğin çevresine de- ya edebiyatının en tanınmış figürleri ara- nizleri, tanrıları, canavarları, krallıkları ve sında yaşamayı sürdürüyor. ölüleri yerleştirerek edebiyat tarihinin en uzun ömürlü dönüş hikâyelerinden birini kurar. ANLATININ KURULUŞU Yönetmen Christopher Nolan’ın The Odysseia’nın Türkiye İş Bankası Kül- Odyssey uyarlamasının yarattığı me- tür Yayınları tarafından yayımlanan Azra rak, Homeros’a dönmek için de iyi bir ve- Erhat ve A. Kadir çevirisinin başındaki sile. Nolan’ın The Odyssey uyarlaması “Odysseia’nın Kuruluşu” bölümü, desta- nın yapısına bakmak için önemli bir ka- Homeros’un destanını yeniden gündeme taşır- pı açıyor. ken yaklaşık üç bin yıllık bir metne dönmek, Burada İlyada bir olayın, Odysseia ise bildiğimizi sandığımız bir hikâyeyle yeniden bir kişinin destanı olarak ayrılıyor; Odysseia’nın “konu- karşılaşmak anlamına geliyor. suyla romana, kuruluşuyla filme” yaklaştığı belirtiliyor. Odysseia, yalnızca İthake’ye ulaşmaya çalışan bir savaşçının İlyada, Troya Savaşı’nın sınırlı bir zaman dilimine, serüveni değil; tanrılarla ölümlülerin, evle denizin, insanla ca- Akhilleus’un öfkesi çevresinde yoğunlaşırken Odysseia, navarın birbirine bağlandığı kadim bir dünya. kahramanını yıllara ve coğrafyalara yayılan bir dönüşün Odysseia’yı Tepegözler, Sirenler ve bilinmeyen adalarla dolu içinde izliyor. Üstelik Homeros bu dönüşü başından sonu- bir macera olarak hatırlamak kolay. Oysa metne yeniden giril- na doğru anlatmıyor. diğinde, serüvenin altında kendi kuralları, tanrıları ve insan iliş- Destan başladığında Troya Savaşı çoktan bitmiş, Ody- kileriyle bambaşka bir dünya belirir. sseus ise ortada yoktur. HOMEROS’A DAİR... İlk dört bölümde anlatının merkezinde onun yokluğun- dikkat çekicidir. Dede Korkut Kitabı’ndaki Tepegöz ile Poly- Üstelik bu dünyanın başında duran Homeros adı bile kesin- da büyüyen oğlu Telemakhos ve düzeni bozulan İthake vardır. phemos arasındaki benzerlikler, Friedrich von Diez’in 1815’te likten uzaktır. Homeros’un kim olduğu, gerçekten tek bir tarih- Odysseus ’u görmeden önce onun hakkında konuşulanları, geri- iki anlatıyı karşılaştırmasından bu yana araştırılıyor. sel kişiden söz edip edemeyeceğimiz, İlyada ile Odysseia’nın de bıraktığı boşluğu ve dönüşünü bekleyenleri görürüz. İnsan yiyen tek gözlü dev ve gözünden yaralanarak alt edil- aynı ozanın yapıtları olup olmadığı yüzyıllardır tartışılıyor. Kahraman anlatıya girdiğinde de geçmişte yaşadığı serüven- mesi iki anlatıda da yankılanır. Kesin bir aktarım ilişkisi kur- “Homeros sorunu” olarak anılan bu tartışmanın yönünü de- lerin önemli bir bölümünü kendi ağzından dinleriz. Böylece mak güç fakat farklı anlatı geleneklerinde benzer bir figürün ğiştiren isimlerden biri 20. yüzyılın ilk yarısında Amerikalı kla- Odysseus’un yolculuğu yalnızca deniz üzerinde değil, anlatının belirmesi başlı başına düşündürücüdür. sik filolog Milman Parry oldu. Parry, destanlardaki kalıp ifade- zamanı içinde de ileri geri hareket eder. ler ve şiirsel formüller üzerine çalışarak Homeros şiirinin köklü Italo Calvino da Klasikleri Niçin Okumalı? kitabındaki Ody- EVİN VE DÜNYANIN DÜZENİ bir sözlü gelenek içinde biçimlendiğini gösterdi. sseia üzerine denemesinde bu iç içe geçen anlatılara dikkat çe- Tepegözün canavarlığı yalnızca bedeninde değildir. Polyphe- Genel olarak MÖ 8. yüzyıl dolaylarında biçimlendiği düşü- ker. Odysseia’da yolculuk yalnızca gerçekleşmez; anlatılır ve mos tanrıların düzenini de tanımaz. nülen destanların ardında çok daha eskiye uzanan bir anlatı ge- yeniden anlatılır. Odysseus ona yabancıların ve konukların Zeus’un koruması leneği bulunuyor. Phaiakların sarayındaki ozan Demodokos, Troya üzerine şar- altında olduğunu hatırlattığında Tepegöz, Zeus’tan ve öteki tan- Parry’nin çalışmaları, Homeros’u modern anlamda yapıtını kı söylediğinde Odysseus kendi geçmişini bir başkasından dinler rılardan korkmadığını açıkça söyler. tek başına kaleme alan bir yazar figürü üzerinden düşünmenin ve ağlar; daha sonra kendi serüvenlerinin anlatıcısına dönüşür. Ardından Homeros dünyasının temel kurallarından birini de çiğner: Kapısına gelen yabancıyı ağırlamak yerine onu yer. ZEKÂ VE KİBİR! Antik Yunan dünyasında “xenia” olarak anılan konuksever- Homeros’un Odysseus’u kusursuz bir kahraman lik bağı, Zeus Xenios’un, yani yabancıları ve konukluk hakkını değildir. Zeki ve dayanıklıdır fakat kibirlenebilir, öf- koruyan Zeus’un gözetimi altındadır. kelenebilir ve ölçüyü kaçırabilir. Onu kurtaran özel- lik başka bir yerde felaketine dönüşebilir. Yolcuya kapıyı açmak, ona yiyecek ve barınak sunmak yal- Ayırt edici niteliği olan metis de yalnızca “kur- nızca bir nezaket göstergesi değil, tanrısal düzenin de bir parça- nazlık” değildir; koşulları okuyabilen, fiziksel gücün sıdır. Konuk ile ev sahibi arasındaki bu bağ her iki tarafa da yü- yetmediği yerde başka bir yol bulabilen bir zekâdır. kümlülükler getirir. Polyphemos karşılaşması bunun en çarpıcı örnek- İthake’deki talipler de aynı düzenin başka bir ihlalini tem- lerinden biridir. sil eder. Odysseus’un yokluğu yalnızca ailevi değil, siyasal bir Odysseia’nın Azra Erhat ve A. Kadir çevirisin- boşluk yaratmıştır. de, “Tepegözler” olarak karşılanan Kikloplardan Talipler Penelope’nin çevresini kuşatırken Odysseus’un ha- Polyphemos’u Odysseus kaba kuvvetle değil, zekâ ve nesinin servetini yıllarca tüketir. Kendilerine açılan sofrayı sö- dille alt eder. mürerek konuğun da uyması gereken sınırları çiğnerler. Adının “Hiçkimse” olduğunu söylemesi, Homeros’un dünyasında ev yalnızca mahrem bir mekân de- Polyphemos’un gözü kör edildiğinde yardım çağrısı- ğil; soyun, servetin ve iktidarın merkezidir. nı sözcük oyununa dönüştürür. Diğer Tepegözler ona Polyphemos konuğunu yiyerek, talipler ise ev sahibinin sof- kimin zarar verdiğini sorduklarında “Hiçkimse” ce- rasını tüketerek aynı kutsal bağı iki uçtan ihlal eder. vabını alınca yardıma gelmezler. TANRILAR GÖKYÜZÜNDE KALMAZ Fakat Odysseus gemisiyle uzaklaştığında adsız kal- Homeros’un dünyasında tanrısal olan gündelik yaşamın dı- maya dayanamaz ve gerçek adını haykırır. Polyphe- şında değildir. Athena, bilgelik ve stratejiyle ilişkilendiri- mos da babası denizlerin tanrısı Poseidon’a seslene- rek onun dönüşünü engellemesini ister. len tanrıça olarak Odysseus’a yolculuğu boyunca yardım eder; Telemakhos’a yol gösterir, Odysseus’un planlarına destek olur. “Hiçkimse” olmak Odysseus’u kurtarırken kendi ( “Homeros, Parnassos Dağı’nda” solunda Dante, Karşısında ise Polyphemos’un babası Poseidon vardır. adını ilan etmek yolunu yeniden tehlikeye atar. sağında Virgil) / Resim: RAPHAEL / 1510 Tepegöz imgesinin Homeros’la sınırlı olmaması da Odysseus karada bir kral olabilir; denizde ise Poseidon’un >> 6 8 Ekim 2026 Resim: REMBRANDT
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear