Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
MINYOUNG KANG’DAN ‘ÇİÇEKÇİ KADIN’
Bir bitki dükkânının karanlığı!
Güney Koreli yazar Minyoung Kang’ın Çiçekçi Kadın romanında bakımı özen isteyen bitkiler, susturulan kadınlar ve
açıklanamayan erkek kayıpları küçük bir dükkânın toprağında buluşuyor. Kara mizahı ve gerilimi ustalıkla harmanlayan Çiçekçi
Kadın, son sayfasına kadar gizemini koruyan, sarsıcı bir roman.
peşinden geldiğini hissediyor. bir bakım notu, bir telefon numarası
DUYGU AYDEMİR
Bu kişilerin hiçbiri “mağdur” söz- ya da küçük bir saksı yetiyor.
cüğüne indirgenmiyor. Her birinin is- Dayanışma böylece gündelik, sessiz
TOPRAĞIN KOKUSU, YAPRAKLARIN
mi, gündelik alışkanlıkları, korkusu ve elle tutulur bir biçim kazanıyor.
SERİNLİĞİ VE ÖLÇÜLÜ BİR SESSİZLİK!
ve karar anı var.
Güney Koreli yazar Minyoung Kang, Selen
YUHUİ’NİN YÖNTEMİ
Demirtaş’ın Korece aslından yaptığı çevirisiyle
ERİL DÜNYAYA ELVEDA! KARANLIK, ONU DOĞURAN
Timaş Yayınları tarafından yayımlanan Çiçekçi
Dükkânda ise alışılmadık bir deği-
ŞİDDET İSE TANIDIK!
Kadın adlı romanını Dosan’ın sakin bir köşesinde,
şim yaşanıyor. Kadınlar toparlanırken
Yazarın kitabın sonuna eklediği
tabelasında iddialı bir isim bulunmayan Bitki yaşamlarını kuşatan erkekler ortadan
not, romanın çıkış noktasını
Dükkânı’nda kuruyor. İçeride toprağın kokusu, kaybolmaya başlıyor.
belirginleştiriyor.
yaprakların serinliği ve ölçülü bir sessizlik Şehir kayıp ilanlarıyla dolarken
Bir eleştiri atölyesinde bir erkeğin
hüküm sürüyor. Yuhui her sabah kepengi açıyor,
ortaya attığı “Erkekler çok sebepsiz
Dükkânın sahibi Choi Yuhui, hangi bitkinin ne bitkilerini suluyor, sararan yaprakları
yere ölmüyor mu?” sorusu, Kang’a
kadar ışık istediğini, kökün neden çürüdüğünü, topluyor. Anlatının ürpertisi, olağanla
edebiyatta ve sinemada adı bile
kırılmış bir gövdenin nereden budanacağını biliyor. korkunç arasındaki bu sarsılmaz
verilmeden öldürülen, hikâyesi
İnsanlara karşı temkinli, bitkilere karşı neredeyse düzenden doğuyor.
anlatılmayan sayısız kadın karakteri
sezgisel. Bir yaprağa hoyratça uzanan eli de Kang, cinayeti gösterişli sahnelerle
hatırlatıyor.
karşısındaki kadının sesinde saklanan korkuyu da büyütmek yerine sulamak, budamak, parçalamak,
Minyoung Kang, Çiçekçi Kadın’da bu alışılmış
hemen fark ediyor. gömmek gibi sakin fiillere emanet ediyor. Bahçe
anlatım biçimini tersine çeviriyor: Kadınlara
Kang, Çiçekçi Kadın’ın gerilimini bu dikkat
giderek gürleşiyor, okurun toprağa bakışı değişiyor. adlarını, hikâyelerini ve iyileşme olasılıklarını
farkından çıkarıyor. Başlangıçta huzurlu görünen
verirken açıklama yapılmadan ortadan kaybolanlar
BASTIRILMIŞ BELLEK VE DAYANIŞMA...
dükkân, kısa sürede kadınların soluklandığı bir
bu kez erkekler oluyor.
Romanın ikinci hattında dedektif Cha Dokyeong
ara bölgeye dönüşüyor. Avokado çekirdeği,
Ne var ki roman, kolay bir zafer sunmuyor.
vardır. Shinil Binası’ndaki yangınla başlayan
petunya, lithops, biberiye, agave... Her biri yeni bir
Yuhui’nin yöntemi karanlık, kurduğu dünya
kuşkuları onu Yuhui’ye ve Bitki Dükkanı’na
karşılaşmanın işaretini veriyor. kurmaca; onu doğuran şiddet ise tanıdık.
yaklaştırıyor.
Bitki bakımı fonda kalmıyor, anlatının diline Erkeklerin yokluğu kadınlara nefes alacak yer
Dosyalar dağınık, tanıklıklar eksik, güvenlik
yerleşiyor. Çürüyeni ayıklamak, zarar gören parçayı açsa da geride kalan suç ortadan kalkmıyor.
kameralarının görüşü sınırlıdır. Yine de mesleki
kesmek, sağlam kökü korumak, başka bir saksıda Yuhui’nin her şeyi tek başına yüklenişinde
içgüdüsü ona aynı şeyi söylüyor: Bu kadar tesadüf,
yeniden büyütmek olanaklı. Peki aynı işlemler bir kurtuluşla ağır bir yalnızlık yan yana duruyor.
tesadüf olamaz.
insan yaşamına uygulanabilir mi?
Yazar, böyle bir Yuhui’ye ihtiyaç duyulmayan ve
Dokyeong’un yürüttüğü soruşturma metne
hiç kimsenin bütün karanlığı tek başına göğüslemek
YAŞLARI VE YAŞAMLARI AYRI,
polisiye bir hareket kazandırırken Yuhui’nin
zorunda kalmadığı bir yaşam diliyor.
YARALARI İSE ORTAK KADINLAR! geçmişi de parça parça açılıyor. Okul yıllarından
Minyoung Kang romanın finalinde toprağı
Yuhui’nin çevresinde beliren kadınların yaşları ve kalma korku, gizlice çekilen bir fotoğraf, alaya
yeniden düzlüyor. Yağmur başlıyor, hava serinliyor,
yaşamları ayrıdır, yaraları birbirine yabancı değildir. ve söylentiye dönüşen taciz, yıllar sonra karşısına
dükkân karanlığa gömülüyor.
Hyunjin, telefonuna aralıksız düşen mesajlarla yeniden çıkan Lee Jinho...
Yüzeyde her şey sakin. Fakat Çiçekçi Kadın’dan
denetlenen, Seongmin’in öfkesini her defasında Yuhui’nin sessizliği boşluk değil, yıllarca
çıktıktan sonra iyi bakılmış hiçbir bahçe bütünüyle
yatıştırmaya çalışan bir yaşam sürüyor. bastırılmış bir bellektir.
masum görünmüyor.
Öğrenci Minha, babasının şiddeti kadar evde Kang, Yuhui’yi öfkesini yüksek sesle ilan eden
Kang’ın asıl tersine çevirdiği şey ölümden
kendisine ait bir alan bulunmamasının ağırlığını bir kahramana çevirmiyor. Onun öfkesi eldiven
çok kimin hatırlandığıdır: Erkekler kayboluyor,
taşıyor. Myeongha, ilk işyerinde küçümseme, takıyor, kürek tutuyor, toprağı düzeltiyor. Şefkati
kadınların isimleri kalıyor.
n
dışlama ve toplu zorbalıkla baş etmeye çalışırken ile acımasızlığı aynı hareketlerde buluşuyor.
giderek dünyadan çekiliyor. Yardım ettiği kadınlarla arasında büyük sözler ya Çiçekçi Kadın / Minyoung Kang / Çeviren: Selen
da dramatik anlaşmalar kurulmuyor; kimi zaman
Suji ise bir fotoğraf karesine sığmayan dehşetin Demirtaş / Timaş Yayınları / 208 s. / 2026.
İhlalin Sınırları: Günümüz
ti tartışılırken özgürlük, mülkiyet ve halk egemenli-
Romanı Üzerine Yazılar /
ği üzerine yükselen fikirler salonlardan Paris sokak-
Kolektif / Haz. Jale Özata
larına taşmaktadır. Romanın merkezindeki Sylva-
Dirlikyapan / Metis Yay. / 288 s.
in Fournier, geçmişiyle arasına mesafe koyabilmek
için Fransa’nın güneyindeki ücra bir manastıra çeki-
VİTRİNDEKİLER
“Bu derleme, günümüz romanının
lir fakat geçmişinden uzaklaşamaz. Manastırın ses-
bu yönelimini, parçalanmış özne-
sizliğinde karşılaştığı insanlar, saklı hikâyeler ve gi-
lerden tekinsiz mekânlara, tutula-
konforsuz bir sahaya davet ediyor. Fatih Altuğ, Melek
derek büyüyen siyasal gerilim, Sylvain’i geride bırak-
mayan yaslardan aşındırılan kimliklere
Aydoğan, Esengül Ayyıldız, Yekbin Balçık, Jale Öza-
tığını düşündüğü yaşamla yeniden karşı karşıya geti-
uzanan geniş bir spektrumda, tek bir
ta Dirlikyapan, Leyla Burcu Dündar, Çimen Günay-Er-
rir. Fransa’da toplumsal düzen sorgulanırken Sylvain
çatı kavram etrafında okumayı öne-
kol, Deniz Gündoğan İbrişim, Koray Kırmızısakal, Erhan
ve çevresindeki karakterler de yaşamlarını, bağlılıkları-
riyor: İhlal.” Jale Özata Dirlikyapan. Edebiyat, yerleşik
Meydan, Göze Orhon, Emre Sünter, Zeynep Uysal ça-
nı ve seçimlerini yeniden değerlendirmek zorunda ka-
olanın konforunu bozduğunda, yasaklanmış ya da unu-
lışmaya katkıda bulunan isimler.
lır. Giuseppe Mazzini, Pierre-Joseph Proudhon ve Mi-
tulmuş olanın eşiğinden içeri girdiğinde dönüştürücü/yı-
Hayat Manastırı / Mehmet Tolga
hail Bakunin gibi dönemin düşünsel ve siyasal iklimi-
kıcı gücüne kavuşur. Günümüz romanı son yıllarda ko-
Görgülü / Vis Kitap / 336 s.
ne yön veren isimlerin izlerinin de görüldüğü roman,
lektif belleğin, bedensel bütünlüğün ve ontolojik kate-
tarihsel gerçekliği karakterlerin kişisel çatışmalarıyla iç
gorilerin sınırlarını zorlayan deneyimlere daha çok alan
Mehmet Tolga Görgülü, Hayat
içe geçiriyor. Mehmet Tolga Görgülü, Périgord’un taş
açıyor. Metis Yayınları’nın Bilge Karasu Edebiyat İncele-
Manastırı adlı romanında, 1848
malikânelerinden Paris’in hareketlenen sokaklarına,
meleri Dizisi’nden yayımlanan, Jale Özata Dirlikyapan’ın
Devrimi’nin arifesindeki Fransa’da
manastırın kapalı dünyasından yaklaşan devrimin ba-
hazırladığı İhlalin Sınırları: Günümüz Romanı Üzerine
toplumsal dönüşümle bireysel yüz-
rikatlarına uzandığı romanı Hayat Manastırı’nda,
Yazılar adlı kolektif çalışmadaki; kapanmış gibi görünen leşmenin kesiştiği bir hikâye anlatı-
meseleleri yeniden deşen, üzeri örtülen hafızanın bir dip yor. 1847’nin son günlerinde Fran- özgürlük meselesini hem siyasal hem de bireysel düz-
dalgası gibi yüzeye vurduğu ve resmi tarihin monolo- sa siyasal ve toplumsal bir kırılma- lemde ele alarak insanın kendi yaşamı üzerinde ne öl-
ğunu çoksesli bir itirazla bölen metinler, okuru kısmen nın eşiğindedir. Monarşinin meşruiye- çüde söz sahibi olabildiğini sorguluyor.
12 8 Ekim 2026

