Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
İLKAY ZAMAN’DAN ‘2030: DİJİTAL HAPİSHANE’
‘2030; dijital kimliğin, dijital
paranın ve yapay zekânın aynı
uğrakta buluştuğu bir yıl!’
İlkay Zaman’ın Destek Yayınları tarafından yayımlanan
Bakmadan onayladığımız küçücük yazılar, bilgilerimizi toplayıp
2030: Dijital Hapishane adlı kitabı ne bir distopya ne de
birleştiren platformlar, sigorta şirketleri, eğitim kurumları...
komplo teorisi.
Dijital ikizimizden de bahsediyor yazar; artık asla geri
Algoritmaların yaşamımızda ve zihnimizde yavaş yavaş
alamayacağımız biyometrik verilerimizden de.
ördüğü dijital parmaklıkları gözler önüne seriyor Zaman.
Sistemin sahipleri sözüm ona rızaya dayalı bir hâkimiyet
Dijitalleşmenin tüm kollarıyla insanlığı sarıp sarmaladığını,
kurmayı amaçlıyor. Kitapta işlerinin o kadar da kolay olmadığı
İstanbul’dan Pekin’e bir dizi yaşanmış ve kurgusal
açıklanıyor. Mücadele için kullanabilecek araçlar sıralanıyor.
örnekle açımlıyor.
İlkay Zaman’a göre tek başına başarıya ulaşmak olanaklı değil,
Bölüm başlarındaki tarihler de olmasa neyin gerçek neyin
ortak bir duruş gerekiyor. 2030: Dijital Hapishane de söz konusu
kurgu olduğunu anlamak hiç kolay değil. 2030 parmak
izimizde yaşıyor, nabzı milyarlarca kullanıcı ile atıyor. mücadele olanaklarını keşfetmeye yönelik açık bir çağrı.
belirliyor. Tek bir rakam yaşamınızı ku-
AHMET ANTMEN
şatıyor. Bu durum, büyük oranda içine
doğduğunuz koşullarla şekilleniyor.
KONFORA GİDERKEN ÖZGÜRLÜKTEN OLMAK!
Geçmişte kast sistemleri görünürdü;
AHMET ANTMEN - Kitabın adına nasıl karar verdiniz?
dolayısıyla sorgulanabilir, direnilebilirdi.
Parmaklıkların illâki demirden değil, dijital kodlardan da
Dijital kastlaşma ise görünmez bir al-
örülebileceği fikri sizde nasıl olgunlaştı?
goritma perdesinin arkasında işliyor. Sizi
İLKAY ZAMAN - Bu isim bir gecede ortaya çıkmadı. Yıl-
sınıflandırıp kısıtlıyor ama hesap sorabi-
larca teknolojiyi yakından izleyerek fark ettiğim temel bir ger-
leceğiniz bir muhatap bırakmıyor.
çek vardı: İnsanlar özgürlüklerini hiç hissetmeden kaybediyor
Kuşaklararası aktarım da kaçınılmaz:
çünkü kaybettikleri şey onlara konfor olarak sunuluyor.
Dijital profiller kalıcıdır. Ailenin finan-
Geleneksel hapishane duvarları göze görünür; dijital çağda
sal geçmişi, mahalle verisi, hatta genetik
ise duvarlar algoritmalardan ve gönüllü teslim ettiğimiz veri- yatkınlıklar bile çocuğun profilini ipotek
lerden örülüyor. Kimse size “Özgürlüğünüzü verin” demiyor. altına alabiliyor. Bu distopik bir kurgu
Sistem yalnızca konfor vaat ediyor ve bekliyor. değil, mekanizmanın mevcut yönelimi.
2030 ise rastgele seçilmiş bir tarih değil; dijital kimliğin, di-
ANTMEN - Kredi alamama, dijital
jital paranın ve yapay zekânın aynı uğrakta buluştuğu bir yıl.
tapuya erişememe gibi riskler daha çok
Kimi ülkelerde süreç çoktan başladı: Hesaplar donduruldu,
orta sınıfı etkileyecek gibi. Zaten bu ola-
kimlikler askıya alındı, seyahatler kısıtlandı. Biz henüz o eşi-
naklardan mahrum olan dar gelirliler
ğin gerisindeyiz. Henüz!
için yeni düzen neleri değiştirecek?
ZAMAN - Sistem baskısını daima en kırılgan kesimler üze-
ANTMEN - Dijital hapishanenin temellerinin 2003’te
rinde yoğunlaştırır. Kredi skoru yetersiz olan zaten konut bula-
Hannover’de yüz tanıma teknolojisiyle atıldığını söylüyorsu-
mıyor, dijital kimliği eksik olan kamu hizmetine erişemiyordu.
nuz. Bu gelişmeyi milat kabul etmenizin gerekçesi nedir?
Görünüşte yeni bir durum yok gibi.
ZAMAN - Hannover’de tanık olduğum şey teknik bir gös-
Fakat can alıcı bir nokta var: Kaçış yolları tümüyle kapanıyor.
terimden fazlasıydı. Kalabalığın içinden tek bir yüz, saniyeler
Tarih boyunca mülksüz biri nakit parayla çalışabilir, sistemin
içinde teşhis edildi. Kimse ona kimliğini sormadı, sistem za-
görmediği gri alanlarda yaşamını idame ettirebilirdi. Dijital para
ten biliyordu.
ve kimlik zorunlu tutulduğunda gri alanlar yok ediliyor.
O ana dek gözetim ya da takip için insan kaynağı, bütçe ve
Dar gelirli için asıl tehdit, sisteme girmeye mecbur bırakıl-
zaman şarttı. Yüz tanıma bu denklemi kökten değiştirdi. Artık
ması ve her hareketinin mutlak şekilde denetlenmesidir.
kalabalıklar içinde anonim kalmak olanaksızlaştı.
“Finansal kapsayıcılık” ambalajıyla pazarlanan yapılar, en
O günkü fuarda sergilenen teknoloji, yirmi yıl içinde kent-
savunmasız kitleyi kuşatıyor.
lerin temel altyapısına dönüştü. Bunu milat kılan, teknolojinin
Hindistan’daki Aadhaar projesi bunun açık kanıtıdır: Yok-
kendisinden çok normalleşme hızıdır.
sullara ulaşma vaadiyle başlasa da bugün dijital kaydı aksayan-
Bugün yüzümüzle ödeme yapıyor, havalimanlarında pasa-
ları en temel sağlık hakkından dahi mahrum bırakabiliyor.
portsuz geçişi olağan karşılıyoruz.
NE DENETLEYEN NE DE HESAP VEREN VAR!
AZINLIK AYRICALIĞINA DÖNÜŞEN MAHREMİYET!
ANTMEN - Amazon Sidewalk gibi uygulamalarla biyo-
şekilde korumuştu: Evinizin içi, zihniniz ve bedeniniz size ait- ANTMEN - Sağlık ve hareket özgürlüğü algoritmalara
metrik verilerin kaydedilmesine dikkat çekiyorsunuz. “Mah- ti. Dijital çağda üçü de sisteme açıldı. Eviniz dinliyor, zihniniz terk edilmişse teknoloji bizi yönetiyor demektir diyorsunuz.
remiyetin sessiz işgali” bireysel alanın geleceği açısından ne- Sizce asıl tehdit teknolojinin kendisi mi, yoksa onu araç-
algoritmaları besliyor, bedeniniz sürekli veri üretiyor.
yi ifade ediyor? sallaştıran egemen güçler mi?
ALGORİTMALARIN ARDINDA DİJİTAL KASTLAŞMA
ZAMAN - Mahremiyeti hep vazgeçilmez bir hak saydık. ZAMAN - Teknoloji kendi başına hiçbir vakit suçlu olma-
ANTMEN - Kredi skoru ve sosyal puanlama sistemi, bire-
Oysa bugün hızla bir lükse dönüşüyor, yarın ise bir azınlığın dı. Matbaa bilgiyi çoğalttı, ardından otoriteler denetim meka-
yin haklarını sınırlandırarak zamanla kuşaktan kuşağa dev-
ayrıcalığına dönüşecek. nizmaları kurdu. Radyo halkın mecrası oldu, lisanslama yoluy-
redilen yeni bir dijital kast sistemi doğurabilir mi?
Amazon Sidewalk bu dönüşümün en somut örneğidir: Kom- la merkezileşti.
şunuzun cihazı üzerinden sisteme bağlı kalıyorsunuz; bunun ZAMAN - Bu olasılık teorik bir kaygı olmaktan çıkıp göz- Dijital teknoloji de aynı tarihsel döngüyü izliyor. Bir algo-
için sizden onay bile alınmıyor. lemlenebilir bir pratiğe dönüştü. Kredi skoru başlangıçta yal- ritma tedavi kararınızı verdiğinde ya da seyahatinizi engelledi-
Geçmişte, şirket ev içi konuşmaları kaydetti, kaydettiğini iti- nızca finansal bir ölçüttü. ğinde, gerekçe sorabileceğiniz somut birini bulamıyorsunuz.
raf da etti ancak durmadı çünkü yasal bir zorunluluk yoktu. Bugün ev kiralama olanağınızı, iş başvurularınızı, sigorta İnsan hata yaparsa hukuk devreye girer; algoritma hata yap-
Bireyin mahrem alanı tarih boyunca dokunulmazlığını bir primlerinizi ve bazı coğrafyalarda çocuğunuzun okul kaydını
tığında yazılım güncellenir, şirket yeniden markalanır ve
>>
12 15 Ekim 2026
CEYDA CENGİZ

