Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Cumhuriyet Ankara 223/10 Ekim 2008 nkara Üniversitesi 20082009 Akademik Yılı’na düzenlemiş olduğu bir törenle girdi. Tören DTCF’nin görkemli salonu Farabi’de yapıldı. Bir geleneğe uyulması adına Farabi’de yapılan tören yerini buldu. Çünkü oldum olası Ankara Üniversite’sinin akademik yılı açılış törenleri Farabi Salonu’nda yapılırdı. Ne ki geçen dönem, Rektör Prof. Dr. Nusret Aras doktor olması nedeniyle çoğu yıl Ankara Tıp’ın salonlarında yaptı açılışı. Oysa Farabi Salonu’nun tarihsel ve ekinsel bir önemi de var. Bunu bir kez daha Prof. Dr. İlber Ortaylı açılış dersinde dile getirdi.Ortaylı’nın ele aldığı konu sosyal bilimlerin öne çıkması gereği üstüneydi. İhmal edilmiş bir konu olarak Türkiye’nin geri kalmışlığında temel bir etmen olduğunun altının çizilmesi DTCF’nin önemini bir kez daha gündeme getirmiş oldu. Geçmişinin çok görkemli ancak günceldeki konumuyla ülke siyasasında göz ardı edilmek istenen fakülteye sahip çıkılması gereğinin bir borç olduğunu kabullenmemek elde değil. “Türk Humanizması”nın olmazsa olmaz temel taşlarından biri olarak DTCF hak ettiği yere ulaşamadıysa eğer bugün, gelmiş geçmiş tüm Ankara Üniversitesi yöneticilerinin ve YÖK’ün ardından DTCF öğretim üyelerinin sorumluluk payı vardır. Yöneticiliğimiz sırasında DTCF’yi aydınlığa çıkaracak ve çağdaş yapısına yeniden dönme olanağı sağlayacak bir tasarımımız ufak hesaplar peşinde koşan yöneticiler ve kimi akademisyenlerce engellenmiştir. DTCF dil, temel bilimler, yazın, felsefe ko YeniBirAkademikYıl, Yeni Bir Rektör A ? Prof. Dr. Necdet ADABAĞ nusunda ülke kamuoyunun beklentilerine yanıt verecek bir bilim kurumudur. Atatürk bu fakülteyi kurarken iki erek gözetmiştir. Biri “muallim” yetiştirmek; öteki de bilim adamı. Ne ki bu iki ereğini de, birincisini yanlış uygulamalardan, ötekini de olanaksızlıklardan ötürü gereği gibi yerine getirememektedir. Atatürk’ün gözbebeği... DTCF Atatürk’ün gözbebeği bir fakültedir. Yalnız tinsel ve bilimsel açıdan değil, başkentin merkezinde, en işlek yerinde, göz önünde bulunan bir fakülte olarak da fiziksel ve özdeksel, özen ve ilgi görmesi gerekir. Her gelen geçenin gözü üstündedir. Bu fakülteyi yönetenlerin her yönüyle duyarlılık göstermeleri kaçınılmazdır. Yöneticilerin değil bir ağacın, kuruyan bir dalın; bahçesinde sararan çimlerin bile acısını çekmesi gerekir. Çalınan bir heykelin değil, bir çivinin bile iç ağrısını yaşaması gerekir. DTCF’nin simgesi RomusRomulus, tunçtan yapılmış heykeli çalınmıştır ve bulunamamıştır. Sorumlular kimlerdir gün ışığına çıkarılmamıştır. Emek, alın terine mal olmuş, büyük bir özveriyle gerçekleşmiş anıt binanın yenileştirilmiş duvarlarına rastgele çakılmış yön göstericilerin (kuaför) ne gerekçeyle o duvarlara asıldığının bilinmesi ve ilgililerin sorgulanması gerekir. DTCF’nin oldum olası yer ve öğrenci kalabalığı sorunu vardır. Geçmiş dönem Ankara Üniversitesi yönetiminin, üniversite yönetim kurulunca karara bağlanmış, yazılı bir sözünün arkasını bırakmamak gerekir. Bu karara göre Ankara Üniversitesi, DTCF’yi biraz rahatlamak adına, birkaç bölümüne Gölbaşı yerleşkesinden yer verecektir. Herkes DTCF’ye sahipçıkmalı ANKARA Üniversitesi’nde bugüne dek görülmedik bir uygulama başlatılmıştır. Biz, görevli olarak yurtdışında olduğumuz için ancak şimdi bu uygulamayı yakından gözlemlemek olanağı bulduk. Açılış törenine geldiğimde kendimi bir prangalı mahkum gibi gördüm. Ana kapıya konulmuş turnikeler, bilmem daha neler, biraz sonra bir tutukevine girileceği izlenimi bırakıyor. Ön bahçenin sararmış otlarıyla kirli pasaklı görünümü ardından turnikeler fakülteye her gelende ne öğrencisinde ne öğretim üyesinde heyecan ve coşku bırakmıyor. Olay olmasın diye bu önlemler alındıysa olay o gün de oldu, daha sonra da olacak. Bunun önlemlerini başka yerlerde aramak gerek. DTCF’de olaylar yüzde 100’lerden yüzde 30’lara düşmüştür geçen dönemlerde. Açılış töreninde olay yaratmamak için öğrenciler salona alınmamıştır. Sayın Rektör öğrencilere hitap ederken karşısında öğrencileri değil, biz kır saçlı öğretim üyelerini bulmuştur. Bir açılış daha öğrencisiz geçti. DTCF’ye herkesin sahip çıkması gerekiyor. Bu bir görevdir.Ve bu görev Cumhuriyet Türkiyesi’nin bizim hepimize yüklediği bir sorumluluktur. Yeni bir akademik yıla açılışta Rengim Gökmen yönetiminde dinlediğim Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’yla (CSO) girmenin mutluluğunu yaşıyorum. Farabi ve CSO birbirleriyle çok güzel örtüşen, devrimci atılımın iki güzel çiçeği. İki yıldan beri bu salonda bu orkestradan yoksun kalmıştık. ‘İddialarınyaşamageçmesinibekliyoruz’ YENİ Rektör Prof. Dr. Cemal Taluğ açılış konuşmasında çok iddialıydı. Yeni yöneticilerin iddialı olması kadar doğal bir şey olamaz. Ancak bu iddiaların yaşama geçmesini bekliyoruz. Çünkü Ankara Üniversitesi değer olduğu yere gelmek zorundadır. Rektör’ün konuşması güzel bir konuşmaydı. Son zamanlarda rektörlerin ağzından duymak olanağı bulamadığımız ve “kem küm”lerle geçiştirilen bir konuşma değildi. İçerikli ve akıcıydı. Öğretim üyelerinin daha çok öne çıkacağı bir uygulama getireceğini söylüyordu Rektör. Ankara Üniversitesi zor bir üniversite. Oylumlu ve kalabalık. Rektörlerin kararlı ve tutarlı olması kaçınılmazdır. Çevresinde iddialarını paylaşan ve yaşama geçmesi için kendisine kolaylıklar sağlayacak yardımcılar bulması çok önem taşımaktadır. Yöneticilik duyarlılık ister. Öğretim üyelerinin,dekanların da gereksiz şeylerden ötürü Rektör’ün zamanını çalmamak için özen göstermeleri gereği vardır. 2

