13 Mayıs 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Ö NCE S AĞLIK ? Dr. Cem SUNGUR İç Hastalıkları Profesörü Nefrolog Cumhuriyet Ankara 223/10 Ekim 2008 Hepimiziçin‘ÖnceSağlık’ “S ağlık” başlığını kullanan çok sayıda yazılı ve görsel yayının sunduğu bilgiler, günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Öyle ki sabaha karşı uykunuz kaçıp televizyon kanallarını gezinmeye başlarsanız, çocukları oyalamak için yayınlanan çizgi film kadar “sağlık” programı ile karşılaşıyorsunuz. Aslında bu programların birçoğu sağlık değil “hastalık” programları niteliğinde oluyor ve daha çok arz talep dengelerine göre şekillendiriliyor. Diğerleri ise gelir düzeyi yüksek ve boş zamanı çok olan vatandaşlara sunulan “sonsuz yaşam” ve “ilelebet gençlik” reçeteleri üzerine odaklanıyor. Bir diğer grup ise batıl inançları, postmodernizm kokteyli içinde en “sağlıklı” sağlık programı haline getiriyor. Aslında “sağlık” ile ilgili bilgiler diğer bütün programların içinde satır araları içinde geçiveriyor. Bugünlerde küresel ekonomik kriz ile ilgili haberler gündemin ilk maddesini işgal ediyor. Üretime dayalı olmayan para kazanma balonlarının patlaması krizi başlatan neden olarak gösteriliyor. Balonlardan birisinin teknoloji alanında şişirildiğinden dem vuruluyor. Teknolojinin yönlendirdiği sağlık hizmetlerinin, sağlık alanında yüksek giderlere neden olan, üstelik yarar da sağlamayan olumsuz etkileri önemli bir sorun oluşturuyor. Koskoca bankalar tek tek batarken, “ceo” harfleri ile kısaltılmış ünvanlar taşıyan üst düzey yöneticilerin milyonlarca dolar tazminatlar alarak görevlerini bıraktıkları izleniyor. 2008 yılında JAMA (Journal of American Medical Association) adlı dergide yayınlanan bir makalede, aynı sorun Amerikan sağlık sistemi için dile getirilmişti. Sağlık işletmelerindeki CEO’larının prim hak etmek veya pozisyonlarını kaybetmemek için niteliksiz ama pahalı sağlık hizmetlerini nasıl körükledikleri anlatılıyordu. Sağlık hizmeti sunan kurumlar içindeki ücret dengesizliği de ele alınmıştı. Aynı kurum içinde bile, sağlık çalışanlarının gelirleri arasındaki uçurumların da sistemi olumsuz yönde etkilediği belirtilmişti. Hâlâ virüsle bakterinin farkında değiliz’ Bir gazeteyi açın; göğüs, sırt ve sol kol ağrısı ile acil hizmet almak için hastaneye başvuran, ağrısı dindirilen ama bir saat sonra hayatını kaybeden 38 yaşında bir işçinin haberini okuyabilirsiniz. “Dünyadan haberler” sayfasında ise sütteki protein oranlarını yüksek göstermek için süte melamin karıştırılması sonucu ölen, diyalize giren veya hastanede tedavi gören binlerce Çinli çocuğun trajedisi karşınızdadır. Yirmibirinci yüzyılın hastalığı terörün uzuv kayıplarına yol açtığı yaralanmaların ülkemiz için ne denli önemli bir sağlık sorunu haline geldiğine ilişkin bir haber izleyebilirsiniz veya tersanelerde iş kazası sonucu hayatını kaybeden işçilerle ilgili yeni bir haberi. Başka bir kanalda ise sosyoekonomik koşulların neden olduğu zoraki göçler sonucu boğularak ölen kaçak göçmenlerin haberini izleyebilirsiniz. Dokuz günlük bayram sırasında yüze yakın vatandaşın hayatını kaybettiğine ilişkin haber ise size çok tanıdık gelebilir. Diğer bir haber ise son iki yılda kamuoyunu giderek daha fazla meşgul eden yenidoğan ölümleri ile ilgilidir. Haberlerin yorumlarına bakarsanız, son bebek ölümlerinin nedenleri hakkında muhtelif yorumlarla karşılaşırsınız. Oysa bebekler damarlarına takılı beslenme sıvıları aracılığıyla bulaşan bir bakterinin yarattığı enfeksiyon sonucu öldüler. Aynı konuda yayınlanan diğer haberlere göz atacak olursanız, yirmibirinci yüzyılda hâlâ virüsle bakterinin farkının bile farkında olmadığımız ortaya çıkacaktır. Haber aralarındaki reklamlara dikkat edin; sağlıklı beslenmeden, dişleri en iyi koruduğunu iddia eden sayısız ürüne ve hatta bir avuç fındığın yaşantınızı nasıl renklendireceğine dair iç gıcıklayıcı reklamlar izleyebilirsiniz. İçeriğinin ne olduğu bilinmeyen, ama “sağlıklı” bir şekilde kilo verdirdiği söylenen, üstelik ta Almanya’dan gelen toz karışımların reklamını da izleyebilirsiniz. Magazin programlarına zaman ayırabiliyorsanız sağlıkla ilgili daha değişik bir mecrada geziniyorsunuz demektir. Sağlık kavramı artık parlak ciltler, giderilmiş selülitler, botoks uygulamaları, implant dişler ve bol estetik cerrahi karışımı bir kokteyl haline gelmiştir. Amacım sağlık sorunlarını aktarmaktı Akşam kendi kendinize bir parça müzik dinlemek isteyebilirsiniz veya tercihiniz kitap okumak ya da film izlemek olabilir. Notaların, dizelerin veya satırların arasından karşınıza mutlaka sağlık, hastalık, yaşam veya ölümle ilgili bir şeyler çıkacaktır. Seyrettiğiniz filmlerin bazıları ise tamamen bu konulara odaklanmış olabilir. İki yılı aşkın süredir “Önce Sağlık” başlığı altında yazılan bu yazılarımın amacı “sağlık ve sağlık sorunlarını” gündelik yaşantımızdan, bilimsel ve kültürel birikimlerimizden soyutlamadan sizlere aktarmak oldu. Sağlıkla ilgili her konunun günümüz dünyasında, küresel nitelikte özellikler taşıdığını yansıtmaya çalıştım. Anılardan, istatistiklerden, tarihi bilgilerden ve günlük haberlerden alıntılarla sizlere sağlık ve sağlık sorunlarının aynı zamanda “günlük hayatın” ayrılmaz bir parçası olduğunu aktarmayı hedefledim. Aynı zamanda bu önemli konuda söz sahibi olabilmeniz ve “temel insanlık hakkı” olarak nitelenen sağlığınıza sahip çıkabilmeniz için ipuçları vermeye çalıştım. Yazılarımı sizlerle paylaşabilmek benim için bir ayrıcalık ve mutluluk oldu ama artık hastalarımla daha yoğun ilgilenmem gerekiyor. Çabalarım hepimiz için “Önce Sağlık”, sağlığı tehdit eden sorunlar başgösterdiğinde de, “nitelikli, güvenli, etkili, ulaşılabilir ve insani değerlerden soyutlanmamış” sağlık hizmetlerine ulaşmak için aralıksız devam edecek. 20
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle