05 Mart 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

RECAİZADE MAHMUT EKREM ARABA SEVDASI VIRGINIA WOOLF ORLANDO FERNANDA TRÍAS PEMBE ÇAMUR Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan Yeni Eserler Modern Klasikler Dizisi - 262 TÜRK EDEBİYATI KLASİKLERİ - 100 Modern Klasikler Dizisi - 262 TÜRK EDEBİYATI KLASİKLERİ - 100 Orlando’da sınıfsal, kültürel ya da cinsel kimliklerin hiçbirinin sabit VIRGINIA WOOLF ve değişmez olmadığını, aksine insanı insan yapan tüm kimliklerin Bihruz Bey yarım yamalak eğitim görmüş, şımarık, hayalperest ve mirasyedi bir dönüşüm içinde olduğunu tartışır Virginia Woolf. Biri diğerinden kesin vezir çocuğudur. Çalıştığı daireye arada bir uğrayan bu Tanzimat gencinin şık giyinmek, lüks arabasıyla mesirelerde boy göstermek, Beyoğlu’ndaki mağazalardan sınırlarla ayrılan geçirimsiz dünyalar hiçbir zaman söz konusu değildir: ORpahalı siparişler vermek ve konuşurken Fransızca sözcükler kullLANDO anmak gibi özenti İnsanın dünyadaki yaşam serüveni; geçişleri, karşılıklı alışverişleri, zevkleri vardır. Bir gün piyasa etmek için Çamlıca Bahçesi’ne giden Bihruz Bey lüks müphem ve tekinsiz varoluş sahalarıyla esasta bir etkileşimler İngilizce aslından çeviren: bir landoda çok güzel bir kadın görür ve hemen âşık olur. Adının Periveş olduğunu toplamıdır. Bir “erkek” olarak başladığı yaşamına bir “kadın” olarak EMRAH İMRE öğrendiği ve yüksek sınıftan sandığı bu kadınla iletişim kurmaya çalışır ancak sonuç devam eden, fakat “erkek oluşu” büsbütün tasfiye etmeyen, bilakis alamaz. Zamanla yemeden içmeden kesilir ve kafasında hayali sevgilisiyle yaşadığı kadın ve erkek dünyalarını kendi ruhunda ve bedeninde kaynaştıran bir dünya kurar. Yalancılığıyla meşhur arkadaşı Keşfi Bey’den sevgilisinin öldüğünü Orlando aynı zamanda “tarihsel” bir kişiliktir de. Metinde dört yüzyıla öğrenince bu ölüme kendi aşkının ve sevgilisine gönderdiği mektupta yanlış seçilen yayılmış bir yaşamın bilançosu çıkarılır. Woolf, Orlando karakteri bir şiirin sebep olduğuna inanır. Kendini affettirmek için bu sefer de Periveş’in mezarını aramaya başlar. Recaizade Mahmut Ekrem, Araba Sevdası’nda yarattığı özelinde modern dünyanın insan tasarımının altını üstüne getirir: Bihruz tipiyle bir yandan özenti alafrangalık eleştirisi yaparken öte yandan dönemin Özellikle kuşak saplantısıyla malul, mülkiyetin yanı sıra, siyasi ve edebiyat dünyasında yaygın olan romantik akımla da alay etmekten geri durmaz. hukuki imtiyazlarla da donanmış, incelmiş zevklerini dünyanın başına “Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Aşk bir kakan burjuva aile formu ve birey imgesi keskin bir ironiyle, üstelik şakadır yahut yanlışlıklar komedisidir. Fakat gizli zembereklere gelince iş değişir. dışarıdan değil, içeriden ve yerinde gözlemlerle deşifre edilir. Gerçeklik Terbiye ve değerler yokluğunda Recaizade en sarih dille konuşur.” ve fantezinin içi içe geçtiği Orlando çağdaş edebiyatın emsalsiz Ahmet Hamdi Tanpınar metinlerinden biri... Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) VIRGINIA WOOLF (1882-1941): Roman İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta babasından Arapça ve türüne özgün katkılarda bulunmasının yanı Farsça öğrendi. Beyazıt Rüştiyesi ve Mekteb-i İrfan’dan sıra, döneminin önemli eleştirmenlerinden sonra eğitimine Harbiye İdadisi’nde (Askeri Lise) başladıysa biri olan Woolf, Londra’da doğdu. Eğitimini da hastalık sebebiyle devam edemeyerek ikinci sınıftayken eleştirmen olan babası Sir Leslie Stephen’dan okulu bıraktı. Hariciye Mektubi Kalemi’nde çalışırken eski aldı. İki dünya savaşı arasındaki dönemde, şiir taraftarı bazı şairler ve Namık Kemal gibi yenilikçi gençlerle tanıştı. Bu yıllarda bir yandan Divan şiirine benzer Londra’nın edebi çevrelerinin yanı sıra, şiirler kaleme alırken, diğer yandan da Fransızcadan yaptığı İngiliz yazar, filozof ve sanatçılardan oluşan çeviriler üzerinden Batı edebiyatını tanıdı. İlk edebi yazıları Bloomsbury grubunun üyeleri arasında da Tasvir-i Efkâr ve Hazine-i Evrak gibi gazete ve dergilerde önemli bir şahsiyet haline geldi. 1912’de yayımlandı. Namık Kemal, Avrupa’ya kaçarken Tasvir-i Efkâr’ı Recaizade Mahmut Leonard Woolf’la evlendi ve 1917’de birlikte Ekrem’e bıraktı (1867). Çeşitli memurluklardan sonra Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Hogarth Yayınevi’ni kurdular. Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri gibi çığır Lisesi) ve Mekteb-i Mülkiye’de edebiyat hocalığı yaptı (1880-1887). Bu yıllarda verdiği açan romanların yazarı Woolf, daha sonra tarihsel bir fantezi olan dersleri Talim-i Edebiyat adıyla kitaplaştırdı. Kitap, edebiyat dünyasında çeşitli tartışma ve polemiklere sebep oldu. Mekteb-i Mülkiye’den öğrencisi Ahmet İhsan’a, yayımladığı Orlando’yu ve I. Elizabeth döneminden 1928’e değin İngiltere’deki Servet-i Fünun dergisini yeni edebiyat anlayışını savunan gençlere açmasını tavsiyesi TÜRK edebiyat yaşamını konu aldığı uzun denemesi Kendine Ait Bir Oda’yı üzerine Edebiyat-ı Cedide topluluğu kuruldu (1896). Şiir, tiyatro, hikâye ve roman EDEBİYATI yayımladı. Bilinç akışı tekniği üzerine yoğunlaştığı Dalgalar’ı daha Araba Sevdası türlerinde yazdığı eserlerinden en önemlisi, romantizmden realizme geçiş köprüsü olarak Orlando KLASİKLERİ geleneksel bir roman olan Yıllar izledi. Yazar son romanı Perdeler değerlendirilen Araba Sevdası’dır. Recaizade Mahmut Ekrem’in eserlerine dizimizde yer DİZİSİ Recaizede Mahmut Ekrem Arasında’yı bitirdikten sonra ruhsal bunalım sonucu kendini evinin vermeyi sürdüreceğiz. Virginia Woolf 100. KİTAP yakınındaki bir ırmağa atarak yaşamına son verdi. Haz. Pınar Güven 262 Çev. Emrah İmre 100 Bütün Eserleri -5 208 sayfa 232 sayfa A TÜRK EDEBİYATI MODERN KLASİKLERİ KLASİKLER DİZİSİ 262-ORLANDO.indd 1 22.12.2025 15:34 100-ARABA SEVDASI.indd 1 27.01.2026 16:24 İnsan gelişimi, yalnızca biyolojik bir süreç değil, her anı yoğun ilişkisel örüntülerle şekillenen bir varoluş biçimidir. Daniel Stern’ün klasikleşmiş eseri Ç AĞ DA Ş D Ü N YA E D E B İ YATI D İZİ S İ Bebeğin Kişilerarası Dünyası, modern psikoloji ve psikanalizin bu örüntüleri anlamaya dönük en etkili sentezlerinden birini sunar. Dünya giderek felakete sürüklenmektedir. Şehirlerde rüzgârlar mide bulandırıcı kokular taşımaya başlamış, nehirlerin kabaran Stern, gelişimin aşamalar halinde ilerlediği geleneksel modellere karşı çıkarak, kendiliğin katmanlar halinde biriken deneyimlerle kurulduğunu savunur. suları renkleri kızıla çalan tuhaf yosunlarla dolmuştur. Gıda sı- Beliren kendilik, çekirdek kendilik, öznelerarasılık ve anlatısal kendilik gibi kıntısına çare olma iddiasındaki bir fabrika, herkesi doyuracağı kavramlarla bebeklik dönemindeki zihinsel yaşamın zenginliğini görünür kılar. söylenen pembe bir çamura benzeyen, içeriği belirsiz bir gıdanın üretimine başlar. Mikro-analitik bebek gözlemlerini, nörobiyolojik bulguları ve klinik deneyimi Esrarengiz bir salgın sonucu harabeye dönmüş şehirlerden bi- yan yana getirerek, erken ilişkilerin nasıl içsel temsillere dönüştüğünü şaşırtıcı bir berraklıkla gösterir. Yeni baskıya eklenen kapsamlı Giriş bölümü, ayna rinde bir kadın geçimsiz annesine, bir türlü uzak duramadığı eski nöronlardan öznelerarasılığın erken biçimlerine kadar güncel araştırmaları kocasına ve bakıcılık yaptığı doymaktan aciz bir çocuğa yani ha- değerlendirir. yatında kalan son insanlara çaresizce tutunmaya çalışmaktadır. Fernanda Trías, Uruguay ve Meksika’da kazandığı pek çok ödü- Bebeğin Kişilerarası Dünyası terapistler, araştırmacılar, ebeveynler ve insan lün ardından on yedi dile çevrilen ve dünya çapında başarı kaza- doğasına merak duyan herkes için önemli bir kaynak olmayı sürdürüyor. nan Pembe Çamur’la kıyamet yaklaşırken hafızasına, azmine ve yüreğindeki merhamete sarılanların hikâyesini anlatıyor. Daniel N. Stern (1934-2012), bebek gelişimi alanında çalışmalarıyla tanınan Amerikalı bir çocuk psikiyatristi, psikanalist ve gelişim psikoloğudur. Harvard’da lisans, Albert Einstein Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimini tamamladı; uzun yıllar New York’ta ve Cenevre Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olarak çalıştı. Bebeklik “Sonlara doğru, insanlar arasındaki bağın ve kederin her araştırmalarıyla psikanaliz ile deneysel gelişim psikolojisi arasında köprü kurdu şeyi örten sisten de hastalıktan da öte önem kazandığının ve özellikle anne–bebek ilişkisi ile erken kendilik gelişimi üzerine kuramlarıyla altını çizen, gerçekleşmesi eli kulağında bir distopya. tanındı. Başlıca eserleri arasında Bir Bebeğin Günlüğü (1990), Bir Annenin Trías’ın kusursuz ve şiirsel üslubu bu zarif romanı zehirli Doğuşu (1998) ve Forms of Vitality (2010) sayılabilir. bir rüyaya; harabeler, bedenler ve yalnızlık üzerine bir tefekküre dönüştürüyor.” –Mariana Enríquez “Pembe Çamur, şekilleri eğip büken bir aynanın yaptığı gibi, ölmekte olan bir dünya imgesi yansıtıyor. Kaderine terk edilmiş bu ülkede tek teselli, birkaç insanın merha- meti ve sessiz kahramanlıkları artık. Fernanda Trías bizi, etrafımızı zehirli bir parfüm gibi saran bir distopyanın içi- ne çekiyor.” –Guadalupe Nettel Bebeğin Pembe Çamur Kişilerarası Fernanda Trías Dünyası Çev. Emrah İmre Daniel N. Stern 256 sayfa Çev. Işık Doğangün A ÇAĞDAŞ DÜNYA 288 sayfa EDEBİYATI PEMBE ÇAMUR.indd 1 Bebeğin Kişilerarası Dünyası.indd 1 2.02.2026 16:26 19.01.2026 15:21 16 5 Mart 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle