Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
‘Kaçak Ânın Büyüsü’yle yaşamak...
Toplumsal değişim, dönüşümlerle birlikte klasik gerçekçiliğe eğimli yapıtlar sürse, roman haritamız bunu gösterse de farklı bir evreye geçiliyor.
Yapay zekânın da yol açtığı ufukla bugün roman, hepten dönüşerek içerlek yapıda gerçeküstücü, fantastik, bilimkurgucu, yabancılaştırmacı,
metinler arası, gotik vb. soyutlayım ağırlıklı biçem, ilginçlik arasında geziniyor artık.
ok önceleri de Metin Turan vardı,
son on yıldan bu yana bu adla bir yazar
Ç
daha katıldı verimiyle. Yeni Metin Turan’ı
ilkin Hepsi Yalnızlıktan (Favori, 2024) adlı
öykü kitabıyla tanıdım, yazdım da üzerine
(10.07.2025).
Kendisine Mehmet H. Doğan örneğinden söz
ettim. Estetik alanındaki çalışmalarıyla yazınımızın
değerli imzalarından Mehmet H. Doğan’ın başta
salt Mehmet Doğan’ken başka bir kalem de bu
adla yazıyor olduğundan adına “H” eklediğini
söyledim.
Metin Turan, son mektubunda bu kez M. Metin
Turan demiş. İkinci Metin, bundan böyle “M. Me-
tin Turan” diye anılacak o halde.
Metin çeyrek yüzyıldır, gitgide gözlerini de yitir-
mekte olduğu bir hapishane yaşamı süren, farklı
“Gerçi senin işin hiç belli olmaz: Sabah kalkmış BİR YAŞAM DİNAMOSU
alanlardaki lisansı yanında berrak zihne, sanatsal-
ve bugünün senin için özel bir gün olmasını Görünüşüne bakıldığında Nafi’den kibar, ince, en-
kültürel birikime sahip bir kalembeyin. Roman bayra-
istemişsindir” (19) der örneğin.
mına onunla giriyorum bu yüzden. telektüel düzey beklenemez.
Yazar, Nafi’yi bu yanlarıyla belirsizliklerin, olasılık-
2018’de başlayan kitaplı yazarlığına dört öykü kita- “Yusyuvarlak denebilecek genişçe yüzünü sürpriz
ların ortasında tutuyor sürekli: “Bugün ne delilikler
bıyla üç roman sıkıştırması önemli elbet, yine de bu bir sivrilikle tamamlayan çenesi, irice kafası, kemerli
yaptım... az kalsın geberiyordum.” (22)
yedi yapıttan tek öykü kitabıyla romanını okusam da sivri burnu, dolgun yanakları, iri bombeli parmakları,
yargımın değişeceğini sanmıyorum ama. Böylelikle okuru bir yandan açık biçim geniş avcu, koca bir kaz yumurtasına benzer biçimiyle
Öyleyse geçelim yazarın son romanına, görelim yabancılaştırmayla yüzleştirirken aynı zamanda onu son derece büyük göbeğiyle şişman, devasa” biridir
hele nasıl bir yapıt bu? kişisel roman laboratuvarına buyur edip etkin bir
Nafi. (23, 28)
katılıma da çağırıyor.
Buna karşın ona bir tür “Amcabey” sevimliliği,
ADSIZ SANSIZ BİR ROMANDAN ADIM ATMAK...
Nafi kapuskalı akşam yemeği sonrası cumartesi
nüktedanlık, şefkat, merhamet, insancıllık eklemeyi
M. Metin Turan’ı, Her İnsan Bir Zamandır (2019),
sabah odadan gecikmeyle çıktığında Oktaygilin “pek
unutmaz.
Parçalanmayı Bekleyen (2022) romanlarıyla değil,
de yaptıkları türden bir iş” (31) olmamakla birlikte
Böylelikle okurun Nafi Bey’e, enikonu bir yaban-
Kaçak Ânın Büyüsü (Özgün Kapak: Ekrem Borazan;
kendisini plan dışı tutup pikniğe gitmek üzere hazır-
cılaşma duygusuyla yaklaşmasının, böyle bir insa-
Favori, 2025) adlı son romanıyla tanıdım.
landıklarını görür.
nın ağzından çıkanları adeta bir Neyzen havasında
Bilegeldiğimiz gerçekçi bir girişle açılıyor roman.
Yetmez, Nafi’nin sağlığını gerekçe gösterir gelin,
pürdikkat dinlemesinin önünü açar Metin. Bu çelişki
Annesinin ölümüyle babasını, kendi çekirdek ailesi-
zaten basınç altında yaşıyordur, evdeki düzen için
metne dinamizm de kazandırır.
ne katan oğul Oktay’ın apartman dairesidir girilen yer.
“yaşlı” adamı sıra sıra uyarır.
İpini koparmış Nafi’yi biz, yedinci sayfada, Nev-
İlk satırlarda, baba Nafi Bey’in eve buyur edilişinin,
Oğluyla gelini “zalimdi(r)”, “adı konmamış”, “sivil
ra’sını da koluna takmış deniz kıyısında “Cafer’in
emekli maaşına duyulan gereksinimden kaynaklandı-
görünümlü iki gardiyan”dır. “yaşlılığını artırmışlar”,
Cafe’si”yle bakışan yeşillikle çiçekler arasında yü-
ğını anlarız.
onu “ayaklı bir mezar”a çevirmişlerdir.
rüyüşe, spora, bisiklete elverişli bir şeritte dinlenme
Öte yandan başlangıcın, Nafi’ye evi sattırıp kendile-
Buna karşın “yaşlı denilerek işe yaramaz ilan edilen,
bankı önünde yakalarız.
ri için peyledikleri dairede onu yanlarına almak oldu-
ıskartaya çıkarılan insanlar”dan olmamıştır Nafi, “tak-
Kanepede bir genç kadın; Nafi’nin bu sevimli ka-
ğunu da öğreniriz. (37)
ma diş, yakın gözlüğü ve baston üçgenine hapse(dil)
dınla tanışmaması olası mı? Adı ne, Hera. “Sesinde
“Koca bir evin varken onu ardında bırakmak, kendi-
me çabalarına karşı koy(muştur)” hep.
kuşlar cıvıld(a)r” Nafi’nin: “Sizi bana Zeus gönderdi
ne ait bir odaya bile sahip olamamak ne zor şey(dir)...”
Bu son hot zotçu uyarılar bardağı taşıran damla
sevgili Hera!” (22)
(48)
olur, “içindeki şeytanın harekete geçtiğini” görüp ka-
Bu Hera, gerçekten Tanrılar katından geliyor olma-
Nafi, sıradan bir baba / dede değildir. Torunuyla
rarını verir, “Bugün olmadık işler yapacak, dağıtacak-
lıdır; “aklından geçenleri”, “anlatacaklarının neredeyse
aynı odayı paylaşan Nafi Bey’in düşünce akışı, buna
tım tabiri caizse”. (34, 35, 40-45)
hepsini biliyor”dur çünkü. (33) “Nevra’lı zamanlarına
koşut davranışı, tutumu, roman boyunca ikinci tekil
İpi koparmaya, kendini bu cenderenin dışına atıp
geri dönmüş”tür bizim Nafi. (36)
kişi aktarımıyla sürer.
özgürce yaşamaya can atıyordur Nafi.
Böylece roman, sokak köpeği, dostu Mercimek’in
Odada dahi “sayfa aydınlatma aparatı”yla Epik-
“Evladınızın yanında olsanız bile önüne geçemedi-
de katıldığı banktaki konuşmalara, Nafi’nin Hera’ya
tetos okur, kitabi konuştuğunu söyleyen oğluna,
ğiniz bir güvensizlik hissi büyüyor içinizde; kendinizi
anlattıklarına, daha doğrusu Hera’nın zaten bildiği
“Çehov’dan farklı bir söz edeyim mi” diye sorar.
sürekli yabancı gibi görüyorsunuz!”
arayışlarına kayacaktır.
Böylesi doruk anlağa sahip Nafi Bey, bu “anlam
Hoş “kalabalık gibi görünen evde (zaten) herkes(.)
Sıra dışı gün, “kaçak ânın büyüsü” diye nitelenen o
yoksunu” oğul’a neden Barış, Uygar gibi bir ad değil
kendi yalnızlığına kapan(mış)” değil midir? (48)
dar zaman “münasebetsizlik”lerini bu konuşmalardan
de Oktay demişlerdir, düşünürsünüz.
Ne yapar peki Nafi’miz? Doğrulur, “Yürü bre Nafi”
öğreniriz. Metin, farklı katmanlardan geçerek bunu
Ölen eş de (Nevra), Nafi’den aşağı değildir, ikisi de
der, “Bugün senin!” Sonra fırlar, “sarkaçlı saati(n)i du-
somuttan soyuta, kavramsallığa giden bir derinlikte
öğretmendir. Buna göre Oktay’ın adını, roman karak-
vara asıp Nevralı zamanı(n)ı başlat(ır)” (55).
anlatıya alıp farklı yelpazede boyut, genişlik kazandı-
teri Nafi Bey yerine yazar koymuş olmalıdır.
Oktayların yanına taşındığında “valizi (.) dışında iki şey
racaktır sonuçta.
Sözümona köleyse de ne Epiktetos’a ne de Nafi
vardı(r) eli(n)de. Biri sarkaçlı saati (.), diğeri ise tren...”
Metin’in kurmacasal yapılandırma yaklaşımını göz-
Bey’e bunu yakıştırırız oysa biz. Adını sanını bilmedi-
Oktay, “Bu trenin çocuğu büyüyeli çok oldu” der.
den geçirelim şimdi de.
ğimiz romanda işte böyle kulaç atmaya koyuluruz.
Babasının “o an küçüldüğü(n)ün farkına
ODA ROMANIYLA EVRENSEL AÇILIMA
ADIYLA SANIYLA ‘KAÇAK ÂNIN BÜYÜSÜ’... varmadan...” (68, 69) Nafi, ilk iş, gelinin ortadan
Roman, bir “kaçak ânın büyüsü” çevresinde ortaya kaldırdığı bu can yongalarını çıkarır bir çırpıda, “el DÖNÜK YAPILANDIRMA...
çıkmakta gecikmez. Nafi cindir, düşünüp tartışır, koyduğu ilk şey resim malzemeleri”ni “kapatıldıkları Kaçak Ânın Büyüsü, bir oda romanı. Bunu anlatıdaki
iç geçirip düş kurar, dırdırlanıp söylenir, konuşur. yerden kurtar(ır).” (85) kişi-evren ilişkilenişi nedeniyle değil yapılandırılış
>>
16 19 Mart 2026

