25 Mart 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

‘Bugün dayanışma zorunluluk’ Bilim aynı zamanda kâr, güç ‘ÇÖZÜM BİREYSEL KAÇIŞTA ve jeopolitik rekabet çerçevesinde DEĞİL, KOLEKTİF AKILDA’ kullanılıyor. Eğitim sistemleri merakı Kitabın bir düşünme çağrısı ve n beslemek yerine çoğu yerde köreltiyor. hatta bir manifesto niteliği taşıyor. Ama bu bir karamsarlık metni İnsanlığın hangi temel sorunlarını değil. Çünkü aynı zamanda şunu da merceğe alıyor ve hangi eleştirileri söylüyorum: Çözüm bireysel kaçışta getiriyorsun? değil, kolektif akılda. “Manifesto” kelimesi iddialı ama Yeni çağın stratejik zorunluluğu n evet, kitap bir düşünme çağrısı. olduğuna dikkat çektiğin bir kavram Çünkü içinde bulunduğumuz var: Dayanışma... dönemin en büyük tehlikesi bilgisizlik Dayanışmayı romantik bir kavram değil; dağınıklık ve yön kaybı. olarak kullanmıyorum. Bugün Ben kitapta birkaç temel sorunun dayanışma zorunluluk. Çünkü karşı peşine düşüyorum: karşıya olduğumuz krizler -iklim, İnsan teknolojiyi mi yönetiyor, yapay zekâ, eşitsizlik- tek başına yoksa teknoloji mi insanı? aşılabilecek krizler değil. Ekonomik büyüme gerçekten refah Ama dayanışma artık eski biçiminde mı üretiyor, yoksa eşitsizliği mi değil: Dijital ağlarda, açık bilgi derinleştiriyor? hareketlerinde, yerel inisiyatiflerde Demokrasi hız çağında ayakta yeniden şekilleniyor. kalabilir mi? Kitapta şu soruyu soruyorum: Ve en önemlisi: İlerleme dediğimiz Teknolojiyi ortak aklın aracı haline şey insanı daha özgür mü yapıyor? getirebilir miyiz? Temel eleştirim şu: Dayanışma artık yalnızca yan Biz teknolojik olarak hızlanırken yana durmak değil, birlikte düşünme etik olarak aynı hızda ilerlemiyoruz. kapasitesi geliştirmek. yaşıyor. Bağlantılar çoğalıyor ama temas zayıflıyor. Bu yalnızca bireyleri değil, kurumları ve devletleri de ha- yazdım. “Hayatta kalma pusulası” derken yalnızca fiziksel İşte bu nedenle kitap, bilimsel bilgiyi insanın “anlam değil, etik ve kolektif bir yön arayışından söz ediyorum. zırlıksız yakalıyor. Peki çözüm? Ben üç şey öneriyorum: arayışı” ile buluşturma çabası. Bu kitap bir üstten bakış değil; birlikte düşünme daveti. Birincisi, merakı yeniden merkeze alan bir eğitim anlayışı. Soru sormayan toplum ilerleyemez. ‘BUGÜN HIZ, KÜRESEL VE EŞZAMANLI’ ‘BU METİN YALNIZCA BİR GAZETECİNİN İkincisi, dijital bilinç. Teknolojiyi tüketen değil, onu anla- Peki Şimdi Nereye?’nin çok yönlü ve canlı bir ANALİZİ DEĞİL; BİR BÜYÜKANNENİN, BİR n yan ve yönlendiren yurttaşlık. okuma sağlayan; yapay zekâdan çevre krizlerine, etik ANNENİN, BİR YURTTAŞIN GELECEK KAYGISI’ Üçüncüsü ise anlam üretme kapasitesini kolektif olarak ye- dilemmalardan eğitim ve dayanışmaya uzanan geniş Öyküsel bir dille yer yer özyaşamsal anlarla da n niden inşa etmek. Çünkü yalnızlaşmış birey, hız çağında sav- bir perspektif sunan; ekonomik, toplumsal, psikolojik ve buluşturuyorsun okurları. rulur ama birlikte düşünen toplum yön bulur. Kitapta okur felsefi düzlemlerde gelişen bu disiplinler arası yapısını Yanı sıra kimi kısa distopik denemelerin de -2075’in bunların açılımlarını bulacak. anlatır mısın? distopik İstanbul’u gibi- yer alıyor bölümler arasında. Bunu Demokrasinin bilimin ilerlemesindeki önemi... Bilimin n Ben bugünü anlamanın en iyi yolunun geçmişe bakmak ol- anlatır mısın? karşısındaki engellere, tehditlere hangi yeni- duğuna inanıyorum. Tarım devrimi, matbaa, sanayi çağı... Bu kitabı yalnızca bir analiz metni olarak leri eklendi; dünya nasıl bir eşiğe sürüklendi? Her büyük sıçrama insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi de- yazamazdım. Çünkü anlattığım dönüşüm Bilim özgürlük ister. Demokrasi olmadan bi- ğiştirdi. Bugün de benzer bir eşiğin içindeyiz ama bu kez hız, yalnızca teorik değil; yaşamımın, çocuklarımın lim nefes alamaz. Bugün bilimin önündeki yeni küresel ve eşzamanlı. ve torunlarımın dünyasını doğrudan tehditler de var: Bilginin şirketleşmesi, veri te- Yapay zekâdan iklim krizine, kuantumdan eğitime uzanan ilgilendiriyor. başlıkları birlikte ele almamın nedeni bu. kelleri, araştırmanın finansman bağımlılığı, al- Gazetecilik yaşamım boyunca pek çok Yapay zekâ yalnızca bir yazılım konusu değil; emeğin, goritmaların şeffaf olmaması... kırılma anına tanıklık ettim. demokrasinin ve insan zihninin geleceğiyle ilgili. Bu çağın çelişkisi şu: Bilim insanlığı iyileş- Bilimin umut verdiği dönemleri de gördüm, İklim krizi sadece çevre meselesi değil; ekonomi, göç ve araçsallaştırıldığı anları da. Dijitalleşmenin tirme kapasitesine hiç olmadığı kadar sahip adalet sorunu. heyecanını da yaşadım, yarattığı yalnızlığı da... ama aynı zamanda eşitsizliği derinleştirme ve Gazetecilik bana şunu öğretti: Yaşam kategoriler halinde Bu yüzden metne kendi deneyimlerimi kat- denetim mekanizmasına dönüşme potansiyeli akmıyor. Ekonomi ayrı, psikoloji ayrı, teknoloji ayrı ilerlemi- tım. Çünkü bu çağın yükü yalnızca kavramlarla de hiç olmadığı kadar yüksek. yor. Hepsi iç içe. Bu yüzden kitabı da böyle kurguladım. taşınamaz; insani bir yüzü olmalı. ‘HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT Disiplinleri ayırarak değil, bir araya getirerek düşünmeye Gençlere kendi çocuklarıma hatta torunları- İLİMDİR SÖZÜ ATATÜRK’ÜN EN çalıştım. Çünkü bugün asıl ihtiyacımız olan şey, parçalanmış ma baktığımda şunu düşünüyorum: GÜÇLÜ MİRASI. BU, SADECE BİR SÖZ bilgiyi yeniden bütünleştirmek. Bizim tartıştığımız yapay zekâ, iklim krizi, kuantum teknolojileri onların gündelik gerçeği DEĞİL; BİR YÖN TAYİNİYDİ.’ ‘BU KİTAP BİR ÜSTTEN BAKIŞ DEĞİL; 1920’ler ve 30’larda Atatürk’ün genç olacak. Dünyanın yükünü onlar sırtlanacak. n BİRLİKTE DÜŞÜNME DAVETİ’ O yüzden kitapta zaman zaman geleceğe Türkiye Cumhuriyeti’nin bu bağlamda nasıl Bir önceki sorumla bağlantılı ilerlersem; okurları o n doğru bir pencere açtım; 2075’in İstanbul’unu yazdım. bir şafak, nasıl bir emsal olduğunu başlıca hangi kurumlar kadim “anlam arayışı”yla bütünleşen içsel bir yolculuğa da Aslında o distopik denemeler bir uyarıdan çok bir sorum- ve isimlerle ortaya koyuyorsun? Ve günümüzdeki duruma çıkarıyorsun. luluk çağrısı: Bugün aldığımız kararlar, onların yaşayacağı ilişkin temel yorumun nedir? Geleceğin “hayatta kalma pusulası” olabilecek bilgi, etik dünyayı belirleyecek. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına baktığımızda net bir yol ha- ve kolektif akıl önerilerini, kişisel deneyimler, güncel ör- Belki de kitabın en kişisel yanı şu: Bu metin yalnızca bir ritası görüyoruz: Yoksulluk içindeki bir ülke, kaynaklarını bi- nekler ve eleştirel bakışla ele alarak teknolojinin yarattığı o gazetecinin analizi değil; bir büyükannenin, bir annenin, bir lime ve eğitime ayırıyor. Bu başlı başına devrimci bir karardı. yalnızlık perdesini yırtmak yolunda yüreklendirerek. yurttaşın gelecek kaygısı. 1920’ler ve 30’larda üniversite reformu, Darülfünun’un Kitabının bu yönü de önemli bu bağlamda. Böyle Ve şu soruyla yazıldı: Onlara nasıl bir dünya bırakacağız? dönüştürülmesi, yurtdışına öğrenci gönderilmesi, dil ve tarih yorumladım, yanıldım mı? Bu kitap aslında bir gelecek mektubu. Hem bugüne hem çalışmaları, Halkevleri gibi kurumlar... Yanılmadın.. Aslında kitabı yazarken en çok zorlandığım yarına yazılmış bir mektup. Bunların hepsi aynı vizyonun parçalarıydı: Aklı ve bilimi ama en çok önemsediğim yer tam da burasıydı. devletin ve toplumun temel dayanağı yapmak. ‘BUGÜN ASIL KRİZ TEKNOLOJİ DEĞİL; Biz bugün Mars’a gitmeyi, kuantum bilgisayarları, yapay Atatürk’ün en güçlü mirası bence şu cümlede saklı: “Ha- ANLAM KRİZİ’ zekâyı konuşuyoruz. Ama bütün bu ilerlemenin ortasında in- yatta en hakiki mürşit ilimdir.” Bu, sadece bir söz değil; bir sanın en eski sorusu hâlâ yerinde duruyor: “Ben bu hikâyenin “İletişim çağının inanılmaz hızı anlamı aşındırdı, me- n yön tayiniydi. Genç Cumhuriyet, bilimle kalkınmayı ve öz- neresindeyim?” rakı köreltti ve insanı yalnızlaştırdı” diyorsun. gürleşmeyi eş anlamlı görüyordu. Teknoloji bizi birbirimize bağlıyor ama aynı anda Bu medeniyet krizinden çıkış için çözüm önerilerin neler? Peki ya bugün? Eğitim sisteminin niteliği, üniversitelerin yalnızlaştırabiliyor. Bilgi çoğalıyor ama anlam seyrekleşiyor. Evet, bugün asıl kriz teknoloji değil; anlam krizi. Merakın Hız artıyor ama içsel derinlik azalıyor. körelmesi, eğitimin ezbere sıkışması, sürekli maruz kalma özerkliği, bilimsel düşüncenin kamusal alandaki yeri... İşte ben bu kitabı biraz da bu çelişkiyi görünür kılmak için halinin düşünme kapasitemizi aşındırması... Bunlar yalnızca akademik meseleler değil; demokrasinin >> 10 19 Mart 2026 VEDAT ARIK
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle