Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
DOĞU YÜCEL İLE ‘TROL’ ADLI ROMANINI KONUŞTUK.
‘Hiç beklemediğimiz anda
yeşerir direnç’
Türkiye’nin en ünlü oyuncularından Kaan Balaban ansızın Doğu Yücel, Can Yayınları tarafından yayımlanan Trol adlı
başlayan bir linç hareketinin hedefi olur. Gizemli bir sosyal romanında şimdiki zamanı, burayı anlatıyor, iki erkeğin ego
medya trolünün başlattığı linç sadece kariyerini değil, akıl savaşı üzerinden bir toplum portresi çiziyor.
sağlığını ve özel yaşamını tehdit eden bir kâbusa dönüşür.
Dizi sektörünün adaletsiz çarkları ve sosyal medyanın
Bir yanda alkışlarla beslenen bir aktör, diğer yanda klavye acımasız mahkemeleri ülkede olup bitenlerle iç içe geçiyor.
başında nefret kusarak var olan isimsiz bir trol.
Doğu Yücel ile üstümüze yapışan rolleri, aileden devralınan
kimlikleri ve görünmez zincirlerimizi kara komediyle ifşa
Ülke yangın yeriyken kendi küçük savaşlarında debelenen
iki adamın kıyasıya düellosu. ettiği romanını konuştuk.
onunla sadece oyuncular ve ti-
AHMET ANTMEN
yatrocular değil herkesin özdeş-
lik kurma şansı artıyor.
‘SEN’ DİLİYLE GELEN YÜZLEŞME!
Kaan o ilk sahnede aslında
Yeni romanınız Trol’de, kısa, neredeyse dize keskinliğin-
n
çocukluktan beri üstüne yapı-
de cümleler göze çarpıyor. Daha uzun kimi cümlelerse dilbil-
şan işi sorgulamaya başlıyor,
gisi açısından uzun ve bağdaşık değil de birbirine eklemlen-
mesleğine yabancılaşıyor ve
miş kısa cümleler şeklinde oluşturulmuş.
bir anlamda işi bırakıyor.
Bu olay akışı açısından bir tercih (mi?) ise eğer bu seçimin
Adeta sahneden çekiliyor ve
nedenini açıklayabilir misiniz?
rolü okura bırakıyor.
Her hikâye kendi üslûbunu buluyor. Trol’de ilk defa “sen”
hitabını seçtim, daha doğrusu hikâye bunu seçti çünkü kitap zor
‘SESSİZ KALMAK İNSAN
bir sahne öncesinde ayna karşısında kendisiyle yüzleşen bir ak-
TABİATINA AYKIRI!’
törle başlıyor.
Menajer karakteri de
n
Edebiyat tarihinde ikinci tekilden yazılmış çok fazla kitap
birçok şeyi sembolize
yok, Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu o az kitaptan
ediyor gibi. Bir yandan
biri ama orada yazar okura sesleniyordu.
sağduyuyu, kontrolünü
Burada daha çok Fuentes’in Aura’sındaki gibi okuru karak-
kaybetmemeyi ifade ediyor,
terin yerine koyan bir anlatım var.
zaman geçtikçe de kişinin para ilişkileri içerisinde sahip
Bu anlatımla karakter olup bitenlerin bir parçasıyken aynı za-
çıkması gerekenleri temsil etmeye başlıyor. İnsanın kendiyle
manda kendisiyle konuşuyor, geçmişiyle ve dönüştüğü kişiyle
hesaplaşmasını bile etkileyen, para ilişkileri içerisinde
hesaplaşıyor gibi bilinç akışı bir kanala girdim.
oluşturulmuş bir sağ duyusu var mıdır?
Diğer yandan başrolünde bir trol olduğu için sosyal medya-
Adına dizi sektörü dediğimiz bu fabrikanın en güçlü dişlile-
nın kendine has dili de arada bir kendini gösterdi.
rinden biri menajerler. Gülin, en başta hikâyede sadece o mena-
‘ESKİDEN BRECHT OYNAYANLAR BRECHT jerlerden biriydi, üstüne çok düşünmemiştim.
ÇİZGİSİNDEKİ POLİTİK DURUŞLARINI Sonra Ayşe Barım’ın önce sosyal medyada linçlenmesine,
BELLİ EDERLERDİ!’ daha sonra da bambaşka bir konudan dolayı yargılanışına tanık
olduk. Ayşe Barım’ı tanıdıkça ve yaşadıklarına tanıklık ettikçe
Güncel yaşamda da karşılaşılan bir durumu romanınız-
n
Gülin karakteri de kabuk değiştirdi.
da çok ince dokunuşlarla irdelemişsiniz.
Size göre tiyatro, dizi oyunculuğunun temsil ettiği yaşamın Ayşe Barım’a oyuncuları sahip çıkamadı ama Gülin roman
tezadı olarak onunla bir çatışma mı oluşturuyor, yoksa dizi boyunca oyuncusuna sahip çıkıyor.
oyunculuğuna katlanmayı olanaklı kılarak örneğin, Kaan’ın Aralarında bir çatışma da var üstelik ve Gülin’in artık
“nefret ettiği” karakterlerin ve ona bağlı rollerin devamlılığı- Kaan’dan pek para kazanamadığını hissediyoruz. Büyük ihti-
nı mı sağlıyor?
malle aynı durumda Kaan olsa o Gülin’in arkasında durmazdı.
Dizi oyunculuğu çok fazla kazandıran ama prestiji o ka-
Kadın karakterleri zaten genel olarak sağduyunun sesi olarak
dar olmayan bir iş. Her zaman “Tiyatro sahnesi, oyuncunun er
için bu gerçeği hatırlatmak gerekiyor. İki diziden birinde genç- izliyoruz. Asya da Z kuşağını temsilen bu piyeste yerini alıyor.
meydanıdır” denir. ler silah tutuyor ve ideal erkek gibi kodlanan karakterler kadın-
‘DEvRİMCİ BİR KUŞAĞIN APOLİTİK BÜYÜMÜŞ
Diğer yandan ağızlarından çıkan her söz şöhretleri ölçüsünde lara şiddet uyguluyorlar. İnsanlarımız da buna özenerek aynısı-
ÇOCUĞUYUM. AMA...’
büyük tepkilerle karşılaştığı için oyuncuların çoğu politik dav- nı tekrarlıyorlar. İnanılır gibi değil.
Kaan Balaban’ın bir de ebeveynleriyle ilişkisi var. Dev-
n
ranamıyor, buradan doğan ukdelerini de tiyatroda politik oyun- Hiç kimse kitap okumuyor, hiçbir çift bir kitapçıda tanışmı-
rimci kuşağın apolitik çocuğu olmak sosyal medya karşısın-
lar oynayarak kapatıyorlar. Biraz bundan dem vurmak istedim. yor, insanlar para dışında hiçbir noktada bir araya gelmiyor.
daki tepkisini sizce nasıl etkiledi?
Seçtiğim oyun özellikle Brecht’e ait bir oyun. Eskiden Eskiden Süper Baba, Bizimkiler gibi diziler izliyorduk, nis-
Evet, orada da bir kuşak farkına dikkat çekmeye çalıştım. Ki-
Brecht oynayanlar Brecht çizgisindeki politik duruşlarını bel- peten apartmanlarımızda ve mahallemizde bir huzur vardı.
tabın adı olan “Trol” ve “trük”, “trak” ve “trip” başlıklı bö-
li ederlerdi. Babam Erkan Yücel, Genco Erkal, Ferhan Şensoy Şimdi bu yeni moda şiddet dolu senaryolar sosyal çürümeyi
lüm başlıklarının “Tr” ile başlaması boşuna değil.
bunlardan sadece üçü. Şimdi ise Brecht oynayıp “Tamam bu ve sokaklardaki şiddeti beslemekten başka bir işe yaramıyor.
Aslında her bölüm Türkiye’nin farklı bir kuşağının davranış
yeterli” diye düşünüyorlar. Bence, değil.
SAHNEYİ OKURA BIRAKMAK
biçimine eş geliyor diyebiliriz.
‘DİZİ YAPIMCILARININ TOPLUMSAL BİR Linç edilen, silinmesi gereken karakter mi, onu canlan-
n
Ben X kuşağındanım, siyasi gelişmelerden çok çekmiş, o
SORUMLULUĞU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM’
dıran kişi mi ayrımının Kaan karakterinin kendisi, toplum ve
yüzden çocuklarını bu konulardan uzak tutmuş devrimci bir ku-
Genelde dizilere bakarak gerçek yaşamdan izler bulmaya muhatapları tarafından farklı farklı yorumlandığını görüyoruz.
n
şağın apolitik büyümüş çocuğuyum.
çalışırız. Burada sanki tam tersi söz konusu gibi görünüyor. Bilişsel süreçler düşünüldüğünde karakter olarak bir ak-
Bir anlamda politik arenada “trak” yaşamış bir kuşağız. Ama ya-
Gerçek yaşamda dizi endüstrisi çevresinde oluşan ikilemle- törü seçmeniz insanın gerçek dünyadaki varlığının da bir rol
şama ilişkin bazı kaygılarınız varsa sonunda armut dibine düşüyor.
rin, emek çatışmalarının, imaj-gerçek bulanıklığının izlerini yapma uğraşına dönüştüğüne mi işaret ediyor?
Her kuşak yaşadıklarına ve karşılaştıklarına farklı tepkiler
görüyoruz. Bu yolla gerçekle imajın sınırlarının bulanıklaştı- Kesinlikle. Shakespeare’in dediği gibi “Bütün dünya bir sah-
veriyor. Z kuşağı çok apolitik diyorduk mesela, derken hiç
ğını mı betimliyorsunuz? nedir; ve kadın erkek herkes birer oyuncu”.
beklemediğimiz bir direnç gösterdiler. Çünkü sessiz kalmak
Dizi yapımcılarının toplumsal bir sorumluluğu olduğunu dü- Belki de bu popüler analojiden dolayı oyuncular bu kadar he-
insan tabiatına aykırı.
n
şünüyorum. Bunu böyle didaktik bir şekilde söylemek istemez- pimizin yakın dikkati altında yaşamak durumunda kalıyorlar.
dim ama ne kadar büyük bir etkilerinin olduğunu unuttukları Böyle düşününce evet, ana karakteri oyuncu olarak seçince Trol / Doğu Yücel / Can Yayınları / 288 s. / 2026.
10 12 Mart 2026

