13 Şubat 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

MERHABA ağdaş Türk karikatürünün kurucusu, yarattığı tiplerle, sıcak çizgileriyle, hal- Ç kın damarından halka dönük esprile- riyle karikatürün sevilip yaygınlaşmasında, ye- ni karikatürcülerin yetişmesinde payı büyük ölümsüz usta Cemal Nadir kapağımızda. Nilüfer Açıkalın’ı sevmek… İlk karikatürü, 1920’de Sedat Simavi’nin Di- ken dergisinde yayımlanan, 1920’lerde Akba- Sahnede, perdede, ekranda sanatını sürdürürken son çeyrek yüzyıl boyunca ba başta olmak üzere dönemin birçok gülme- öyküden kopmaksızın tam bir liyakatle bu alanda da varlığını duyurup kararlılıkla, ce dergisinde karikatürleri yer alan Nadir’in inatla değerler üreterek on bir öykü kitabı yayımlaması Nilüfer Açıkalın’ı kaderini Harf Devrimi kökünden değiştirir. sevmeme ve saygı duymama yetiyor. Akşam gazetesi sahipleri Necmettin Sa- dık ve Kazım Şinasi’nin teklifini kabul ederek Bursa’dan İstanbul’a gelir. Babıali için aranan azar, hikâyesinde anlattığı neyse bu- taze kandır. Resimden kopup bağımsızlığını nu kurar metinde, salt olan bite- ilan eden karikatür çizgisi basında büyük ye- Y nin aktarımıdır; öykü, yazarın kazan- nilik olarak ilgi çeker. Sevimli çizimleri ve ko- dırdığı biçimlendirmeyle çıkar ortaya. Okur nuları ele alış biçimi büyük ilgi görür, taklitleri hikâyede salt okuyan olarak kalırken öyküde çıkmaya başlar. yorumlayıp yazan kişidir artık. Yazınsal tür açısından ikisini de kuşkusuz 1929’da yarattığı Amcabey tipi ise bir baş- “hikâye” veya “öykü” aynı adla anarız, bu yapıttır. Toplumdaki çarpıklıkları, çıkarcı tiple- adlandırmada aradaki fark silinir. ri, ikiyüzlülükleri alaya aldığı Amcabey o kadar Ama her birine özgü yapıttan söz edecek- tutar ki Cemal Nadir bile onun gerisine düşer. sek hikâye veya öykü teknik terime dönüşe- 1943 Ekim’inde Cumhuriyet’in birinci say- cektir, çünkü işleme teknikleri bakımından iki fasındaki bir ilan gazetenin okuyucuları heye- biçim yan yana iç içe girse bile sonuçta bun- canlandırır: “PEK YAKINDA CEMAL NADİR lardan biri öne geçer. VE AMCABEY CUMHURİYET SÜTUNLARIN- Kendi payıma ben hikâyeyi de öyküyü de ay- DA!”. 15 yıl emek verdiği, kendisini geniş kit- nı heyecanla, coşkuyla, hazla okurum, yeter ki lelerle buluşturan Akşam gazetesinden ayrıl- yazarı metnin gereksinirliğini eksiksiz karşıladı- mıştır. Ölümüne dek Cumhuriyet’tedir artık. ğı teknik açıdan gereğini yerine getirip olgun- Bu transferi arkadaşı Avni İnsel’e şöyle rak girdiği öyküleme geç- laştırdığı “yaratı” halinde ortaya koyduğu, bu- açıklar: “Dar yakalı elbiseler giydiğim halde iki mişinde, daha sonra, git- nun birebir örneğine dönüştürdüğü hikâye ya yakamı bir türlü bir araya getiremiyorum. Şu gide geliştirdiği bir yapı- da öykü verimi halinde kotarsın yapıtı. yokuş Yunus Nadi gibi birkaç babacan patro- landırmaya dayalı halde bir Nilüfer, Beklediğim Odalarda (İthaki, 2024) na daha sahip olsa Babıali gazetecilerin Darü- yandan tiyatronun eylem- adlı son öyküler toplamında çeyrek yüzyıl lacezesi olmaktan kurtulur.” sel öte yandan sinemanın karesel dil-mantık temelindeki ku- boyunca yayımladığı öykü kitaplarını listelemiş, şöyle: rulumu da öykülerinde içkin kılmaya, ötesinde bunları birlikte Birinci sayfa karikatürleri yanında hafta- Bıçak Sırtı (1999), Çocuk Oyuncağı Değil (2000), Sak- nın belirli günlerinde hazırladığı yarım sayfa- yoğurup harmanlamaya geçmiş görünüyor. lı Safkan (2002), Yıkık Aşklar Diyarı (2006), İyiler Yalnız Ge- lık renkli panoramik siyasal karikatürler büyük Kaldı ki bu tür öykü kurumuyla onun hemen her metninde zer (2007), Yoldan Çıkmış Öyküler (2008), Çıldırtan Öyküler ses getirir. Akbaba, Köroğlu dergilerindeki ça- karşılaşıyoruz. Sakıncası mı var, hayır. Ancak şunu da unut- (2011), Çakır Zamanlar (2012), Hüzün Süpüren (2018), Dimdik lışmalarını da sürdürür. Kendi yayımladığı der- mamak gerek: Bu, öyküde prizmatik kırılmaya, farklı açıdan Ayakta Her An Tetikte (2020). gi Amcabey’de Semih Balcıoğlu, Firuz Aşkın, adeta bir çift görüntü oluşmasına yol açıyor denebilir. Bunlardan ne yazık ki ancak altısını okuyabildim: Gendaş’ın Nehar Tüblek, Selma Emiroğlu gibi çizerlerin Öykülerindeki dil işçiliği üzerinde de durulmalı Nilüfer’in. yayımladığı Bıçak Sırtı, Çocuk Oyuncağı Değil, Biz +’dan Yıkık yetişmesinde etkili olur. Okuduğum tek bir öyküsünde bile aklına geliverdiği gibisin- Aşklar Diyarı, İyiler Yalnız Gezer, ardından Çıldırtan Öyküler Türkiye’deki siyasal değişimler, özellikle den sözcük yerleştirdiğini görmedim. Bir başka yanını da (Marjinal) derken son öykü kitabı Beklediğim Odalarda. 1946’daki çok partili yaşama geçiş sancıları özellikle vurgulamak isterim ayrıca. Sözdizimlerinde tartıma Genelde onlarca kısa öykü ama arada “uzun öykü” formuy- onu çok yıpratır. Cemal Nadir, CHP’nin yanın- öyle dikkat ediyor ki öyküyü yüksek sesle ya da dıştan oku- la benzeşik örnekler yok değil. Kısa öykü, öyküsel biçimi gö- dan ayrılmaz, hükümeti savunan karikatürler duğunuzda hiçbir tırmalama gelmiyor kulağınıza. rece somut korusa da “uzun öykü”, öne çıkan kurgusal omur- çizer, dahası partinin seçim afişlerini de hazır- Böylece öyküleri yer yer bir etkinlikte okunuyor da siz bunu gasıyla “hikâye”ye dönüşebilir. Unutulmasın ki bu, ona roman lar. Bu tutum basında büyük eleştirilere neden dinliyor, bir tiyatro oyununda sahnede seyrediyor, bir sine- havası katabilir pekâlâ ama ne öyle ne böyle olur. olur, hatta demokrasi düşmanı ilan edilir. mada film izliyormuşçasına duygular eşliğinde alımlama ola- ÖYKÜ ATLASI... nağı buluyorsunuz. Alandan kimi yazarlarımızda bile göreme- Sık hastalanmaya başlamıştır. Karikatürle- İlkinden başlayıp hemen her öykü kitabında biçem değişik- diğimiz bir yetkinlik bu neredeyse. rine, Amcabey çizimlerine de konu olan has- liğiyle okura erişmeye çalıştığını görebiliyoruz Nilüfer’in. Tü- talıklarının sonuncusu onu yatağa bağlar, 27 NİLÜFER AÇIKALIN GERÇEĞİ... müyle kısa örneklerden oluşan ilk kitabındaki öykü atlasın- Şubat 1947’de son nefesini veren usta karika- Yukarıdan bu yana anlatılanlar bize Nilüfer Açıkalın’ın, öy- da belirgin olarak öne çıkan kendi başınalığı içindeki anlatıcı türcümüz on binlerce okuyucusunun katıldığı külerini güzelleştirip öyküye özgü kıldığı farklı bir yazınsal ma- “yalnız kadın”ların öfkesiydi belki. büyük bir cenaze töreniyle uğurlanır. tematik aklıyla kaleme getirdiğini gösteriyor. Ancak öykü kişilerinin, alaysamalı bir aykırılıkla kendi içle- Vedat Günyol, ölümünün ardından Cemal Özetle Nilüfer Açıkalın’ı sevmek hikâyeyi ya da öyküyü sev- rine akıtarak yansıttığı öfkenin, sessiz bir patlama olduğunun Nadir’i şöyle esenler (Yücel, Nisan 1947): “(...) mek anlamına geliyor demektir, unutmayalım. Öyle ya, tiyat- da altını çizelim. Söz konusu “sessiz patlama”, ironik yanıyla Cemal Nadir, halk terbiyesinde karikatür sana- ro, sinema kökenli pek çok yazar kalem oynatıyor öyküde. Nilüfer’in bütün öykülerinde dikkati çekiyor zaten. Nedir bu, tını eşsiz bir ustalıkla kullanan tek sanatçımız- Müzik, resim alanından katılanlar da az değil. üzerinde duralım iki satırla. dı. Halka durmadan sağduyunun gerçek yolu- Ama çeyrek yüzyılı aşkın süredir, bu alanda liyakatle bunca Nilüfer hemen bütün öykülerinde anlatıcı ya da anlatılan er- nu göstermeye çalıştı.” yoğun emek veren bir başkası var mı, doğrusu bilemiyorum. kek de olsa yalnızlaşmış / yalnızlaştırılmış kadınları getiriyor. Falih Rıfkı Atay, “Cemal Nadir kendi çeşi- Öykücülüğümüzde, kökten yazarlığa soyunanların bile nere- Bu, onlar aracılığıyla taşınan kadın sorunlarından çok ötede dinde tekti ve bütün tek olanlar gibi, ne kadar deyse ulaşamayacağı düzeyde bir başarı bu. daha geniş bir evreni imliyor. süreceği belli olmayan bir boşluk bırakmıştır” Öykülerindeki kadın varlık, kadın birey bağlamında yer alı- İlk kitabıyla yola çıkarken eklediği tümcesi, çakılıp kalmış- diye yazar. yor çünkü onun, entelektüel olmasa da varlığının bilincini taşı- tı geçmişte belleğime, kendisini anlatırken özgeçmişinde, Nadir Nadi’nin de “Sağlam karakterli bir yan kadınlar bunlar. Onun içindir ki öyküler, bu kadınlar aracı- “Harfleri tanıdıktan hemen sonra yazmaya âşık oldu” diyordu, Türk sanatkârı olarak fırçasının hürriyetini lığıyla aslında insanlığın yaşadığı trajik çağı yansıtıyor denebilir. gerçekten öyle de oldu. ölünceye kadar kıskanç bir aşkla korudu. Türk 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nüzü, Sevgililer Günü’nüzü bu gençliği onun bilhassa bu tarafını unutmama- ÖYKÜCÜLÜĞÜ... duygularla kutluyorum. lıdır” sözleriyle selamladığı Cemal Nadir’i say- Öykü-hikâye, bunların kapsanık dil-mantık temeli üzerinde gıyla anıyoruz. yükselen bir yazın sanatı olduğunu biliyoruz. www.sadikaslankara.com, her perşembe öykü-roman, Nitekim Nilüfer gereği yönünde yapıp çatmayla adım ata- tiyatro, belgesel alanlarında güncellenerek sürüyor. Zafer Temoçin ve Öner Yağcı’nın yazıları... İyi okumalar... lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir l Tasarım: Serhan Eren l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com.tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yay. ve Teknik Hiz. Tic. AŞ, Yenibosna Mah. 29 Ekim Cad. No: 11A/41 KITAP Bahçelievler - İSTANBUL. l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle