Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Aylar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
ELÇİN SEVGİ SUÇİN’DEN ‘PARALİZE ZAMAN DİYALOGLARI’
Kaotik çağımıza tanıklığın şiirleri!
Elçin Sevgi Suçin’in dördüncü şiir kitabı Paralize Zaman anlamına gelen “paralize” sözcüğü üzerinden yola çıkıyor kitap ve
Diyalogları, “Paralize Zaman Diyalogları”, “Külün Dediği”, kitapla aynı adı taşıyan “Paralize Zaman Diyalogları” şiiri; paralize
“Yalnızlığa İlahi”, “Kuş Yağmurları” ve “Eksik Şiirler” olmak üzere olmuş, dengesi bozulmuş bir zamana işaret ederek ve çağımızın
beş bölümden oluşuyor. kaotik zamanına tanıklık sunarak o zaman içerisinde varoluş
sancısı çeken bireyleri, toplumları, coğrafyaları taşıyor dizelere.
Bir kişinin veya herhangi bir uzvunun hareket edememesi
kadın cinayetlerinin artarak
GÜLTEKİN EMRE
devam ettiği bir dünyada
göç ve göçmenlik sorunu da
“En çok kendimle bakıştım/ en çok kendimi
bitmiyor elbette.
tanımadım/ camdan cama karanfilden bir ayrılık//
Ardından yollar, başka ül-
doğu ve batı iki gövdem benim/ dil aramızda eski
kelerin toprakları ve bir yal-
jurnalci/ hangi yana döşem diğerim karanlık”
nızlık başlıyor göçenin, göç-
(“Paralize Zaman Diyalogları”)
menin, sığınmacının dünya-
üncelin yüreklere işleyen acı olayları, bireyin
sında, dilinde, yüreğinde, ya-
çağımızın kaotik zamanına tanıklığı ve onca savaşlar,
şamında; ilahiye dönüşüyor
G haksızlıklar, zulümler karşısında verilen hiçbir
ağrısı, acısı, rüyalarının sesi.
tepkiye, protestoya ulusal ya da uluslararası düzeyde olumlu
DİLİN EN DUYARLI
bir yanıt alınamayışının çaresizliği karşısında duyulan derin
ÇİÇEĞİ ‘GÜL’
keder ve tanıklığın şiirleri Elçin Sevgi Suçin’in yeni kitabı
Yeni bir “gül” boy veriyor
Paralize Zaman Diyalogları*.
yüreklerinde, başka topraklarda,
Savaşların neden olduğu yıkımların, mülteciliğin, rastgele
başka dillerde. Yol göstericidir
çizilen haritaların üstüne konup duran gözyaşlarının, ayrılığın,
artık tomurcuklar, çünkü Gülten
ölümün, insanlığın değişmeyen trajedisinin ve anıların
Akın bu “güllere su” vermiştir.
yürekleri burkan sarsıntıları. Ve barışın bir türlü gelememesi...
Çünkü ağlanmıştır Cemal Süreya ile bu “gülün tam ortasında”.
İşte Ortadoğu örneği ortada.
Cemal Süreya, Edip Cansever, Gülten Akın ve Elçin Sevgi Su-
Her gün ölen ölene, öldürülen öldürülene, saldırıların ardı
çin “bir ölüyü beklemekle” geçirirler “bütün bir geceyi” elbette
arkası hiç kesilmiyor. Ama, ortada hiç görülmeyen “barış” da
“güllerden” konuşarak. Dilin en duyarlı çiçeği “gül” aşktır çünkü:
dillerden düşmüyor. Yeni silah satışları hız kesmeden sürüyor.
“hep çocuktur aşk/ öyle yazmışım bir şiirimde/ düştükçe
Acılara hiç acımak yok! Uyunmuyor “uyutmak için korkuyu”.
öpülsün ister dizleri/ kelimeleri böyle özenle seçerken
Sürgünler, göçler, hiç durulmayan bir dünya için kelimeleri
şimdi/ kendime bakıyorum/ sokak kedileri geliyor aklıma/
yüklenip yeni yolculuklara çıkıyor, yeni yollar arıyor şair,
yaşamak için korkunç dikkatleri// korkuyor muyum hem de
insanın duyulmayan çığlıklarını duyurmak için.
çok/ yerleşmek için taşınmaktan/ erimek için yağmaktan”
Büyük balık küçük balığı yutma derdinde hep olduğu gibi.
(“Yalnızlığa İlahi”).
Halkların, kimsesizlerin ölümü ise hesaba bile katılmıyor; varsın
ölen ölsün! Nasılsa savaşın ve sermayenin baronlarına bir şey
YAŞAMI, AŞKI, DİLİ DÖNÜŞTÜREN YANIYLA ŞİİR!
‘KÜL GAZELİ’
olmuyor: “savaşın üstünde oturup/ barışı konuşuyoruz/ ve provasını
“Kuş Yağmurları” ve “Eksik Şiirler” bölümleri kısa, özlü
Ya sonra… Sonrası insanlığın uzun yıkıcı tarihi üzerinden
yapıyoruz yabancı bir ölümün (“Barış için Bir Prova”)
ama o ölçüde de yoğun şiirlerden oluşuyor. Doğa, mevsimler,
bugüne aşk, kavga, direniş, kadın, kadınlık üzerinden hiç
duygulu anlar, anımsamalar, sabahın güne evrilmesi, ormanın
‘SAVAŞIN DİLİNİ’ REDDEDEN BİR ŞAİR!
kesintisiz süregelmekte olanın uzun gazeli. Yaşamın eski, yeni
verdiği gizem, gizlenen duygular, hüzünlerin sığınağı
Yaşamak için onca yolu kim yürüdü? Yol kimleri taşıdı
döngüsü: “gelmek/ gitmenin önsüzüdür” (“Önsöz”) çünkü.
yürekler... Ve sevgili öperse “şiir olur”un kurdurduğu düşler...
ötelere, başka dillere, başka haritalara? Korkunun, ölümün,
Şöyle diyor şair: “ey kalbim/ ona göre oku kitabını aşkın”
“bilmelisin ki efsunlu bir kapım yok/ mucizelerim de/
baskının, silahların susmayan sesinin zorunlu sonucu değil mi
Elbette bilmenin ve hatırlamanın bu kısa önsözü bir köz gibi
günler gülüşler ve güzel kelimeler/ başka hiç bir şey/
ötelere çekip gitmek?
avuçta tutularak yazılıyor onca şiir ve okunuyor yürekler yana yana.
unuttun mu şairim ben// olduğundan daha güzel/ anlatabilirim
Anıları, evleri, sevdiklerini, dostları kısacası bir yaşamı
“Kül Gazeli” geleneksel bir şiir formu üzerinden yazılan bu-
bir düşü/ çiçekler açtırabilir seni öpebilirim/ fakat hepsi bu//
soyunup başka bir yaşama doğma zorunluluğu değil mi:
güne ve bugünün dünyasına uzanan bir şiir.
şiirden çıkarsan gösteri biter/ herkes yalnız dalar geceye/
“evinden çıkarılanın önce adı değişir: mülteci/ sonra dili
Aşkı, toplumu, dönüşümü, evrensel düzeyde kadınların yaşa-
şansı olan çabuk uyur/ rüya dediğimiz şey başka bir şiir”
sonra toprağı ağacı kuşu kurdu uykusu/ nereye gitse kendi
dığı mücadele ve insanlığa kattıkları eşsiz kazanımları şiir kişi-
(“Yan Etkili Şiir”) dizeleriyle şiirin yaşamı, aşkı, dili
değildir artık/ nereye gitse öteki” (“Statü”, IV).
sinin üzerinden görünür kılıyor:
dönüştüren yanını şiirleştirir şair.
“savaşın dilini” reddeden bir şair Elçin Sevgi Suçin. O “ma-
“anadolu kızıyım ekşi nar köküyüm/ yaşamın ortasında
sumların nasıl katledildiğini” iyi biliyor. Sokaklarda ne çok “ce-
silah gibi dururum// afrikalıyım siyahiyim üzüm gibidir
‘EY ŞİİR, BEN’İ MÜMKÜN KIL’
set” olduğunu da bilmez değil. Kadınların, çocukların ne halde ol-
tenim/ nerede bir elma çalınca adım havva’dır benim//
İnsanın sıradan yaşamını nasıl sihirli bir alana taşıyabileceği-
duğunu da. Acısını dindirmek için tanıklıklarını çoğaltırken “ay- akıldan söz edince iskenderiye’de/ korkunun taşlarıyla linç
ni birkaç dakikalığına ve şiirin kendisi şiirin konusu olur.
nası kirli olanın/ yüzü ışımaz” diyerek zulme neden olanlara, zul- edildi bedenim/.../ şimdi söz de suskunluk da ayandır bana/
Kitabın son şiiri olan “Çağrı” ile de şiiri göreve çağırır şair:
medenlere kendilerini göstermeyi de ihmal etmiyor. yalanla kıvrılan dillere sağırdır kulaklarım// düşman hayatla
“ey şiir, ben’i mümkün kıl/ topraktan gül, üzümden şarap/
savaşırken ben ölümle savaştım/ sabrın çelik kılıcıyla ikisine de
benden ne olacaksa…” (“Çağrı”).
YÜZLEŞEMEYENLERİN DÜNYASI
boyun eğdirdim”
Suçin’in dördüncü şiir kitabı Paralize Zaman Diyalogları,
VE YENİ BİR DİL OYASI!
“Paralize Zaman Diyalogları”, “Külün Dediği”, “Yalnızlığa
“KADINLARIN GEYİKLER GİBİ AVLANDIĞI
Kendisiyle, toplumla, çağıyla, ülkesiyle, insanlıkla
İlahi”, “Kuş Yağmurları” ve “Eksik Şiirler” olmak üzere beş
BİR COĞRAFYADA, ‘ÇOK YAŞANMIŞ BİR
“yüzleşemeyenler”in dünyasında geziniyor nice kapalı
bölümden oluşuyor.
pencereleri, kapıları açarak. Yalanların, kandırmacaların, EV KADAR YORGUN’DUR KADINLAR”
Bir kişinin veya herhangi bir uzvunun hareket edememesi
kavgaların, dini söylemlerin ve sömürmelerin kol gezdiği her Anadolu’dan başlayarak, Havva’ya uzanıyor. Oradan
anlamına gelen “paralize” sözcüğü üzerinden yola çıkıyor
yerde “boşlukta hangi dil konuşulur” diye soruyor yanıtını Hypatia’ya selam veriyor. “Filozof, matematikçi, astronom
kitap ve kitapla aynı adı taşıyan “Paralize Zaman Diyalogları”
alamayacağını bile bile. olan ve yine erkeklerin ve dini taassubun öldürdüğü
şiiri; paralize olmuş, dengesi bozulmuş bir zamana işaret
Dizelerinde, imgelerinde hep “konuş, ey iç sıkıntım” diyerek Hypatia’ya” (“Sekizinci Askı: Kül Gazeli”).
ederek o zaman içerisinde varoluş sancısı çeken bireyleri,
yeni bir dilin oyasını gündeme getiriyor: “Adım sevgi soyadım kadın ülkem adalet/ özgürlük gemisinin
toplumları, coğrafyaları taşıyor dizelere.
“paralize zaman diyalogları/ anlaşılmak tamamen tesadüf// kaptan-ı deryasıyım” dizeleri ile kadının özgürlüğüne ve bu
İnsanlığa ayna tutmaya çalışıyor şiirsel anlamda. Ola ki
örneğin, şefkat steril bir şeydir batı’da/ öpmek, kodlanmış özgürlüğün, adaletin gerekliliğine dikkat çekerek şiir kişisinin
narsisizmden kurtulur da daha yaşanası daha insancıl daha
enfekte bir kelime/ doğu’dan havalanan her resim vurulsun// sesinden bütün kadınların direncini ve kararlığını vurguluyor.
dengeli zamanlara erişir insanlık:
kurdun karnından kötü kokular geliyor/ yara patlamış Çünkü “kadınların geyikler gibi avlandığı bir coğrafyada”,
“eğilmiş yüzüme bakıyorsun/ gördüğün sensin// ya fani,
dikişler de bir bir sınırlar gibi/ oturmuş organlarına bakıyor “çok yaşanmış bir ev kadar yorgun”dur kadınlar (“Geyikler
ekşittiğin yüz kime/ elinde tuttuğun taş avuçlarını kanatıyor/
batı// infodemil! Teoride yeni fiiliyatta eski/ tanrı bile ve Sanrılar”). Kadın ölümlerine, kadın cinayetlerine de etkili
söyle, taşladığın kim aynalarda” (“Kaçış”).
n
kelimeleri böyle kullanmadı dil silahtır/ insan insanı lir ile bir gönderme değil mi bu söylem?
değil sözün labirentlerinde// iki boğa varsa biri ölmeli” Savaşların bitmediği, zayıfın her çağda sömürüldüğü, * Paralize Zaman Diyalogları/ Elçin Sevgi Suçin/
(“Paralize Zaman Diyalogları”, VI). özgürlük talebinin tehdit, düşünmenin suç olarak algılandığı ve Everest Yayınları/ 142 s./ 2025.
6 8 Ocak 2026

