22 Ocak 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

(27 KASIM 1907 / 8 OCAK 1967) Adaletsizliğe isyan eden, öfkeli ‘Yeşilkaya Savcısı’: İlhan Tarus! gösteren örnek modernleşme atılımı olduğunu yazdı. ÖNER YAĞCI ‘KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLÜSÜ 1: VAR OLMAK’ “Kurtuluş”u ve “Kuruluş”u anlattığı üçlemesinin ilk kitabı ocukluk yıllarını geçirdiği, savcı ve yargıç olarak görev yaptığı Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşadı- Var Olmak’ta (son basım h2o Kitap), Mütareke Dönemi’nde Ç Biga’da, Karabiga’da gelişen olayları romanlaştırdı. Bir ka- ğı olayları öyküleştirerek, romanlaştırarak edebiya- sabadan gözlemlerle savaşın ilk yıllarındaki çıkar ilişkilerinin tımıza zenginlik katmasına karşın “unutulan” yazarlarımız- yıkıcı etkilerini ve halkın çaresizliğini anlattı. dandır İlhan Tarus (27 Kasım 1907 / 8 Ocak 1967). Kurtuluş Savaşı’nın yeşerdiği yıllarda Edremit Kaymaka- Kendisini üçüncü kişi ağzından şöyle anlattı: mı Hamdi Bey ile ilçenin sözü geçen kişilerinden Hacı Rifat “Hukuk diplomasına dayanarak Batı, Doğu ve Orta Ana- kasabayı Milli Mücadele’ye kazandırmaya çalışırlar. dolu savcılıklarında, yargıçlıklarında doğru dürüst görev Kararsız, ne yapacağını bilmeyen insanları yerel çekişme- yapıp yoluna ilerleyeceği yerde dipten düzeltmelere, doğ- lerden, eski düşmanlıklardan sıyırıp birlikte mücadeleye yön- rultmalara halk ve hak uğrunda kalkışmış, birkaç yılda ken- lendirmek zorundadırlar çünkü sorun “var olmak” sorunudur. disini tüketip kadro dışına atılmıştır. Sonradan tekrar adalet Saltanata bağlı ilçe yöneticileriyle hilafet yanlıları ile yo- memurluklarında, bankalarda ötede beride 20 yıl kadar ça- baz din adamları Kuvayi İnzibatiye komutanı Anzavur Ah- lışmışsa da 1951 ortalarında insanların budalalıklarına ar- met Paşa’yla işbirliği yapmaktadırlar ve romanda bu iki ke- tık dayanamayacağını anlayıp sokağa fırlamıştır. O gün bu- simin mücadelesi çarpıcı bir biçimde aktarılır. gün, sözüm yabana, gazetecilik yapmaktadır.” Cumhuriyet’le ve dil devrimiyle gelişen edebiyatımızda ‘KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLÜSÜ 2: Sadri Ertem ve Sabahattin Ali’nin öncüsü olduğu toplumcu HÜKÜMET MEYDANI’ gerçekçi edebiyatın yükseldiği 1940’lı, 50’li yıllarda İlhan Tarus, Kurtuluş Savaşı sırasındaki iç ayaklanmala- dönemin önde gelen dergilerinin yazarı oldu. rı ele aldığı üçlemenin ikinci romanı Hükümet Meydanı (son Ahiler adlı bir inceleme kitabına da imza atan İlhan Ta- basım h2o Kitap) için şunları söyler: rus, adliyelerde yaşanan olaylarla ilgili Ceza Hâkimi, Bir “İnsan adlarından başka olup bitenlerin tek sözcüğü bi- Gemi gibi oyunlar yazdı ve Suavi Efendi’de Ali Suavi’nin le düşsel değildir. Hiçbir olay aslında olduğundan daha sert yaşamını oyunlaştırdı. ya da daha yumuşak tutulmadı. Hiçbir kişi yaşayıp yapan- dan öte kılığa sokulmadı. Hiçbir görüş, o karanlık günleri ANADOLU’NUN KASABALARI VE ANKARA’NIN bilerek yaşamışların kanısı dışına taşmadı. HER KESİMİNDEN KÜÇÜK İNSANLARINI YAZDI! Sanatın bağışlamaz, unutulmaz, yadsınmaz, savsaklanmaz Öykülerinde yaşadığı, tanık olduğu olayları, yakından ta- kuralları içinde katı gerçeklerin kadrosu verildi.” nıdığı insanları eleştirel bir gerçekçi bakışla anlattı. bir kasabayı anlattı. Hükümet Meydanı’nda, padişah, işgalci İngilizler ve bun- Tarus’un Hikâyeleri, Ateş ve İnsan, Apartman, Karınca Sokakları dar, meydanları çeşmeli, pusuların kurulduğu, her- larla işbirliği içindeki İslamcıların Kuvayı Milliye’ye, An- Yuvası, Ekin İti, Köle Hanı adlı kitaplarında yer alan birçok kesin birbirinin kuyusunu kazdığı bir kasabayı anlatırken bir kara’daki Meclis hükümetine karşı çıkardığı Konya Bozkır öyküsünde, Anadolu’nun kasabaları ve Ankara’dan toplu- cinayet ekseninde kadınların var olma savaşımını da aktardı. ayaklanması anlatılır: “İstanbul’daki halifeye bağlı uçaklar- mun her kesiminin küçük insanları vardı. Elazığ’daki Hazar Gölü baraj projesini ve oradaki yolsuz- dan çeşitli bölgelere savrulup pır pır uçan fetvalar, ferman- İspanya iç savaşından Çin’e, İkinci Dünya Savaşı ön- lukları, Duru Göl (Dost, 1960) romanında işledi. lar, buyrultular; barut fıçıları üstüne düşmüş kıvılcımlar gi- cesinde yaşananları yazdığı öykülerin bir kısmı Doktor Altınova’nın sulanması için yapılacak barajla ilgili çalış- bi, Anadolu’yu birden yangına verdiler.” Monro’nun Mektubu (1938) adlı kitabında yer aldı. malarda yaşanan olayların, çalışanlarla köylülerin ilişkileri- Kendilerini hilafet ordusunun neferleri sayan isyancılar ‘SAMAN PAZARI’, ‘YEŞİLKAYA SAVCISI’ nin, işçilerle yöneticiler arasındaki çelişkilerin anlatıldığı ro- kasabayı ele geçirir. Hükümet Meydanı’na kurulan darağaç- Gerçekçi, belgesel kurgularla ve toplumcu bir anlayış- manda göl suyunun tarımda kullanmaya uygun olmadığının larındaki cansız bedenlere Ankara hükümetinin başkaldırıyı la yazdığı romanlarının ilki, 1950’li yılların Ankara’sındaki ortaya çıkmasıyla yaşanan düş kırıklığını anlattı. ezmekle görevlendirdiği Kaymakam Mümtaz Bey de eklenir. ahlaki çöküntüleri işlediği Saman Pazarı’dır (Varlık, 1954). 1980 Yılındayız’da Ankara’nın çeşitli kesimlerindeki ah- Birkaç Kuvayı Milliyecinin geceleri isyancıları tek tek pu- laki ve toplumsal çöküntüyü işledi. Yeşilkaya Savcısı’nda (Varlık, 1955), anılarından yola çı- suya düşürerek başlattığı direniş sonunda zafere ulaşınca Ke- karak bir Anadolu kasabasının egemen güçleri karşısında resteci Şahin çıkarıldığı mahkemede kendini şöyle savunur: 15 ŞEKER FABRİKASINI İKİ AY BOYUNCA beş altı ay tutunabilen aydın bir hukukçuyu anlattı. “Allah indinde de kul indinde de masum ve bigünahım. Si- TEK TEK GEZDİ, İNCELEDİ! Bu özyaşamöyküsel romanında, 21 yaşındaki deneyimsiz zin asker dediğiniz o güruh, halifemiz efendimiz hazretleri- Ülkenin dört bir yanında kurulan 15 şeker fabrikasını iki ay ama hakkı savunan savcının çıkar çevreleriyle giriştiği sa- nin ordusuna karşı durmuş, kurşun sıkmış kişilerdir. Hepsi- boyunca altı bin kilometre yol kat ederek tek tek gezdi, ince- vaşı, onun kadın ilişkileri öne sürülerek “yargıçlık onurunu nin katli vaciptir... Eğer birini vurmuşsam, şeriatın emrini ye- ledi. Her birinin kuruluşunu ve işleyişini anlattığı Uzun Atla- zedelediği” gerekçesiyle görevden alınmasını da aktardı. rine getirmiş sayılırım. Öldürürseniz, cennet-i aladır yerim.” ma: Bir Endüstrileşmenin Romanı’nda (h2o Kitap), günümüz- ‘KASABANIN RUHU’, ‘DURU GÖL’, de özelleştirilerek yok edilen şeker fabrikalarının aynı zaman- ‘KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLÜSÜ 3: VATAN TUTKUSU’ ‘1980 YILINDAYIZ’ da çağdaş bir “yaşama kültürü” örneği olduğunu sergiledi. Üçlemenin son kitabı Vatan Tutkusu’nda (son basım h2o İlk kez kitaplaşan Kasabanın Ruhu’nda (h2o Kitap), Cumhuriyetin şeker fabrikaları konusunda bir inceleme de Kitap), Yunan işgaline karşı bilinçlenen halkın Ege’deki di- “Erdemin çatıların altındaki küflü sandıklarda saklandığı, sayılabilecek romanında, bunların yalnızca ekonomik atılım renişi destanlaştırılır. Kurtuluşu İstanbul’da, padişahta, hali- ahlakın sessizliğe boğdurulduğu, hayal kırıklığına uğramış” ve getiri değil bir ulusun yaratma ve başarma kararlılığını fede görenler çoktur ama Ege’de Yunan işgali başlayınca >> 12 8 Ocak 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle