Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Aylar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Su, ne diyor bak!
Yakın uzak, tanıdık tanımadık… Gündelik yaşamın doğal ve sakin akışını kıymetli kılan aslında farkında olmak.
Herkesin becerisinin, gereksiniminin, sıkıntılarının... Sularca sakin akan hikâyesi, başarılı çevirisi, olağanüstü
resimleri ve özgün tasarımıyla Nehirle Konuşan Kız; bir arayış, gürültüden uzak içsel bir yolculuk sunuyor.
Yaşamın her geçen gün artan hızı lamalarının nasıl da uzağına savurdu bizi
Y. BEKİR YURDAKUL
dünyayı da küçülttü bizim için. Hız; yaşam! Hangisi olursa olsun mekânlarımızı
yanında yorucu, doğayla ilgisi olmayan tanımlarken doğal bir veri / işaret kullan-
avi Orman’dan Suzanne anlatıyor bütün
bambaşka bir gürültüyü de sorgusuz malarımızın nasıl da uzağındayız!
hikâyeyi. Nehir kıyısında, batı yakasının biraz
taşıdı yaşamımıza.
M ilerisinde yaşıyor. Evi, yaşlı bir kavak ağacının
BAMBAŞKA BİR ARAYIŞ BU!
Kendimizi bir anda değilse de her
gölgesinde, ayının evinden yüz adım ötede. Suzanne
Bir su taşıtıyla fiziksel bir yolculuktan
geçen gün artan büyük bir hızla doğanın
bir kuşluk vakti, yelkenlisine birkaç parça eşya
söz etse de yazar hikâyesinde,
uzağında bulduk.
yükleyip kıyıdan ayrıldı.
Suzanne’nin yolculuğu çok daha başka bir
Kendince akan, öyle hırslarla yüklü
Daha kitabın ilk tablosunda kapağa dönüyorum.
akış taşıyor:
bir hedeften uzak yol almanın huzuruyla
Kapatıyorum kitabı. Doğanın, suyun o kendine özgü,
Bungunluğundan, yapay gürültülerle
dolup taşan, önüne çıkan engellerle
köşeli katı sınırlardan uzak kendi özgün kurallarınca
dolu yorgun yaşamından uzaklaşma; ken-
yersiz, anlamsız kavgalardan uzak duran
akışına enfes bir gönderme hemen fark ediliyor.
dini, duygularını, kimliğini arama; yaşamı
suyla, ona vardığımızda, o dinginliği
Kapaktaki “çizgi roman” vurgusuna karşın hikâye,
ve kendini sahici, doğal bir gerçeklikle ye-
duyumsadığımızda, onu dinlediğimiz
bir çizgi romandan çok, olağanüstü tablolara incelikle
niden var etme yolculuğu ya da arayışı bu.
ve duyduğumuzda mutlu olmamıza
yerleştirilmiş diyaloglar ve anlatılarla özgün bir resimli
Veriliye, sunulmuş / layık görüldüğümüz
karşın bu uzaklaşmalarımıza ilişkin
kitap izlenimi veriyor.
yapaylığa gönüllü ya da farkında olmadan razı geldiği-
yapabildiğimiz de pek bir şey yok doğrusu.
mizde yitirdiklerimizi, suyun aklını, yalınlık ve sakinliğini
HIZIN GETİRDİĞİ YAPAY GÜRÜLTÜ Suzanne’nin peşine takıldığımızda; onun kendini
yeniden keşfetmek için ne güzel bir fırsat sunuyor bize
Kısa, özenli, tadında bir anlatım -ki bu noktada arama ve tanıma yolculuğuna katıldığımızda yaşama
Nehirle Konuşan Kız.
n
metni dilimize aktaran Gizem Olcay’ın hakkını teslim ilişkin ıskaladığımız, elimizden kayıp giden neler varsa
edelim-, aynı özeni taşıyan çizgi, desen, renk ve onların da kederle farkına varıyoruz.
Nehirle Konuşan Kız / Charlotte Bellière / Resimleyen:
lekelerden oluşan tablolar kendimizi daha Suzanne Anlatı boyunca şunu da düşünmeden edemediğimi Ian De Haes / Çeviren: Gizem Olcay / Timaş Çocuk /
kıyıdan ayrılırken hikâyenin içinde bulmamızı sağlıyor. bilmenizi isterim ki Suzanne’nin ayrıldığı evini tanım- 80 s. / 9+ / 2025.
Fark yaratmak zor değil!
Her yanlışında dalga geçilen bir grup öğrenci farklı, bambaşka bir kulüple bir dayanışma yolu ararlar. Ancak
okula Rüzgâr Öğretmen’in atanması, onun öğrenmeyi yaşamla ilişkilendiren yöntemi Yabancı Dil Öğrenmeyenler
Kulübü’nü başka bir çizgiye taşır. Öğrenmenin ne’liği üzerine neşeli bir yolculuk.
Zekâ oyunlarının değerli kurdukları kulüple dayatılan “öğrenme” süreçlerine
Y. BEKİR YURDAKUL
oyuncusu Nevzat Erkmen’e, büyük incelikli bir karşı çıkışı seslendirirlerken hepimizin
öğretmenlerimizden Fakir Baykurt’a, o dönemlerden unutmadığımız anlara uzanmamızı
özcüklerle oynamayı, çocuklarla
öğretim süreçlerini bütünüyle yaşamla da sağlıyorlar.
hayal kurmayı çok seven; çocuk
doğrudan ilişki sağlayan eğitim
Yabancı dil öğrenmeye, bütün koşullara karşın ilgi
S kitapları yazarı, profesör ve oyun
yaklaşımına çeviren Köy Enstitüleri duyan Maya, Eylül, Gülce ve Alaz’dan oluşan ekibin -ki
tutkunu… Cem Balçıkanlı kendisini
gerçeğine uzanan anlatısında Cem onlar da kendilerini MEGA olarak adlandırıyor- Rüzgâr
böyle tanımlıyor.
Hoca, bambaşka bir kulüple tanıştırarak
Öğretmen’in okula gelişiyle yakaladığı rüzgâr; sınavlar,
Çocuk kitapları yazarlığını hocalığının
ağırlıyor okurunu.
testler, sıkıcı dersler, zifiri karanlıkta okul yoluna
önüne yerleştirmesini, kitaba verdiği
düşmelerin ortaya çıkardığı bungunluğu da başka bir
adla yan yana düşününce çocuklarla,
İKİ MEGA, İKİ TUTUM…
okullarla, kitaplarla bir oyun içinde havaya çeviriyor.
Betül İlter’in başarılı tiplemeleriyle
buluşacağımı tahmin etmek hiç de Okulda etkili olan Dil Diyarı etkinliğinin ardından
sahneye çıkardığı ne ki aynı adı taşıyan
zor olmadı. toplanan Yabancı Dil Öğrenmeyenler Kulübü üyeleri
iki farklı dörtlünün (biri tutkuyu, öteki
kulübün adını değiştirmeye karar verirler.
uzak durmaları savunurken) ilişkilerini
NEVZAT ERKMEN’DEN FAKİR
Eğitimin bütünüyle öğretime dönüştüğü, onun da
taşıdığı farklı düzey; yabancı dil
BAYKURT’A…
etkisizleştiği bir dönemde Cem Hoca’nın anlatısıyla
öğretiminde bir an önce terk edilmesi
1990’lı yıllarda okullu çocuklarımız için
hepimizi davet ettiği okulda, kahramanlarıyla oyuna
gereken, yaşamın gerçekleriyle ilişkisiz yöntem,
yakıştırdığımız “test tost çocukları” yakıştırmasının
durduğumuzu, serin soluklar aldığımızı belirterek
bireysel süreçlerde bile fark yaratan tutumların
bile ötelerine savrulduğumuz günümüzde (yabancı dil)
koyalım noktayı.
n
ortaya çıkaracağı büyük heyecanı ustaca yerleştirdiği
öğrenmenin kural ezberlemenin çok ötesinde “iletişim
sağlamak, kendini ifade etmek, yaşamla bağ kurmak” anlatısını ilgiyle izlerken kendinizi bir anda Rüzgâr Yabancı Dil Öğrenmeyenler Kulübü / Cem
olduğunu anımsatmak, düşünmeye çağırmak çok Öğretmen’in sınıfında buluveriyorsunuz. Balçıkanlı / Resimleyen: Betül İlter / Elma Çocuk /
daha önemli bir yerde duruyor. Melis, Efe, Göktuğ, Aylin’in oluşturduğu ekip MEGA, 128 s. / 10+ / 2025.
8 Ocak 2026 15

